… uhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve
davul
çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâli …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… e ba‘de'l-ışâ bevvâblar tabl çalup kapuların sedd ederler. Ve ba‘de'l-fecr yine
davul
çalup herkesi âgâh edüp bâbları küşâde ederler. (---)(---)(---)(---)(---) ( …
Cümle (---) aded bekâr odalarıdır kim bunlarda cemî‘i memâlik-i mahrûselerden gelmiş tüccâr ü züvvâr ve esnâf-ı sanâyi‘ ve ehl-i hıref-i garîb ve gurebâlar birbirlerine mütekeffil olup bu odalarda mü’eddebâne sâkin olurlar. Başka bevvâbları vardır ve ba‘de'l-ışâ bevvâblar tabl çalup kapuların sedd ederler. Ve ba‘de'l-fecr yine davul çalup herkesi âgâh edüp bâbları küşâde ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b ·
metinde göster ·
… ‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb bevvâb ve pâsbânları kapusunda
davul
çalup kapuyu sedd edüp açarlar ve bu kapu üzre târîhi:
Der-vasf-ı mihmân-sarây-ı kârbân: Altı aded kân-ı âyende vü revendegândır. Cümle[den] Büyük Çârsû içinde Sokollu şehîd Mehemmed Paşa kârbânsarâyı yüz altmış aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ develikli ve ahurlu ve haremli kal‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb bevvâb ve pâsbânları kapusunda davul çalup kapuyu sedd edüp açarlar ve bu kapu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
… lerine kondurup sıyladılar, ya‘nî Tatarca i‘zâz u ikrâm etdiler. Hemân cümlemiz
davul
ve bayraklar ve kelleler ile Selvi kadısı mahkemesine varup ahvâl [ü] serencâmı …
Üç yüz hâneli ve bir câmi‘li müselmân köyüdür. Cümle halkı bize karşu çıkup davulları ve haçlı bayrakları görüp bize "Gazânız kutlu olsun" deyüp cümlemiz hânelerine kondurup sıyladılar, ya‘nî Tatarca i‘zâz u ikrâm etdiler. Hemân cümlemiz davul ve bayraklar ve kelleler ile Selvi kadısı mahkemesine varup ahvâl [ü] serencâmımız bir bir nakl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… Gürcîli ve kavm-i Görceli sekbânları firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp cümle
davul
ve zurna ve sancağ u bayrağı bırağup Uyvar'a doğru firâr etdiler.
Ve bu mahalde hemân Gürcî Mehemmed Paşa kethudâsı üzre küffâr bir kerre at bırağup bir yaylım top u tüfeng-i pür-reng atup hücûm edince cümle Gürcîli ve kavm-i Görceli sekbânları firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp cümle davul ve zurna ve sancağ u bayrağı bırağup Uyvar'a doğru firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… muş kim gûyâ zî-rûhdur. Ve bu sûretlerin iki yanında âdem elleri ve ayakları ve
davul
ve boru ve gûnâ-gûn cebehâne tasvîrlerin taşdan oyup hâlâ kapu üzre durur gâyet …
Bu kal‘anın batı tarafına ancak bir kapusu vardır, ammâ üç kat kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve kapu üzre taşdan üstâd-ı mermer-bür sığır başları oymuş kim gûyâ zî-rûhdur. Ve bu sûretlerin iki yanında âdem elleri ve ayakları ve davul ve boru ve gûnâ-gûn cebehâne tasvîrlerin taşdan oyup hâlâ kapu üzre durur gâyet musanna‘ sûretlerdir. Ve bu kapunun iç yüzünde sol cânibinde bir kulle üzre sâ‘at kullesi var, çanının sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… rı vardır. Ammâ meyhâneleri gâyet çokdur kim cümle kal‘a levendâtları şeb u rûz
davul
ve zurna ile meyhânelerde ayş u işretler edüp bir sâz [u] söz ve hây hûy hengâm …
Bu varoş hemân bir ince dil gibi bir kumsal yerde iki yüz elli adım tavîl bir burunda vâki‘ olmuş varoşdur kim cümle dörd aded çeşmeleri ve yedi aded kenîsecikleri ve yedi aded Rûm portoyorozları ya‘nî şehir kethudâları vardır. Ammâ meyhâneleri gâyet çokdur kim cümle kal‘a levendâtları şeb u rûz davul ve zurna ile meyhânelerde ayş u işretler edüp bir sâz [u] söz ve hây hûy hengâmedir kim gûyâ Cezâyir vilâyetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer
davul
geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza …
Cümle şehir halkı evlerinde cemî‘i hevâyicleri ve bisât evânîleri ile bırağup hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde ancak on aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza edüp gezerler. Bir ân durmağa kâdir değillerdir. Ve davul berekâtiyle sivrisinekden halâs olurlar, zîrâ sivrisinek sazlıkda hâsıl olmağile neyzen-misâl sâzendedir. Her âdeme nîzesin darb etmeğe geldikde neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe davul çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
Cümle şehir halkı evlerinde cemî‘i hevâyicleri ve bisât evânîleri ile bırağup hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde ancak on aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza edüp gezerler. Bir ân durmağa kâdir değillerdir. Ve davul berekâtiyle sivrisinekden halâs olurlar, zîrâ sivrisinek sazlıkda hâsıl olmağile neyzen-misâl sâzendedir. Her âdeme nîzesin darb etmeğe geldikde neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe davul çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… e neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe
davul
çalarlar.
Cümle şehir halkı evlerinde cemî‘i hevâyicleri ve bisât evânîleri ile bırağup hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde ancak on aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza edüp gezerler. Bir ân durmağa kâdir değillerdir. Ve davul berekâtiyle sivrisinekden halâs olurlar, zîrâ sivrisinek sazlıkda hâsıl olmağile neyzen-misâl sâzendedir. Her âdeme nîzesin darb etmeğe geldikde neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe davul çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… isk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve
davul
ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Ve bahs-ı ilim etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât derisin dibâğat edüp kürk etmek ve gavvâslık etdirüp deryâdan incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
… yapıcı ve kuyumcu haddecisi ve ok temrencisi ve mehterhâne borucusu ve zurna ve
davul
P 222a ve ney ve miskâl ve nakâe yapıcı dükkânları yokdur, ammâ acâyib kâşif …
Ve yüksükcü ve iğne yapıcı ve kuyumcu haddecisi ve ok temrencisi ve mehterhâne borucusu ve zurna ve davul P 222a ve ney ve miskâl ve nakâe yapıcı dükkânları yokdur, ammâ acâyib kâşif kösleri yaparlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a ·
metinde göster ·