… urmağa havf edüp alduğu mâlı ıkrâr edüp bir hâl ile sâhibine verir. Eğer mücrim
değil ise
cür’et edüp kapuya el urup halâs olur. Eğer mücrim ise halkdan hicâb etdiğinden …
Bu vilâyetlerde beğlerden gayri hâkim ve kadı ve papasları {ve kenîseleri} yokdur, zîrâ bunlar kitâbî değillerdir, ammâ bu Penç Hasan ziyâretine gâyet mu‘tekid olduklarından bu âsitâneyi kendülere hâkim ve kadı etmişlerdir. Kaçan bir kişinin mâlı uğurlansa hemân zann-ı gâlibleri olduğu kişiyi Penç Hasan ziyâretine götürüp kapusuna el urdururlar. Eğer ol âdem mücrim ise kapuya el urmağa havf edüp alduğu mâlı ıkrâr edüp bir hâl ile sâhibine verir. Eğer mücrim değil ise cür’et edüp kapuya el urup halâs olur. Eğer mücrim ise halkdan hicâb etdiğinden cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ kapkara yanup mürd olur. Niçe bin kefereler ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne kapusunun tahtası "Hazret-i Nûh'un gemisi tahtasıdır" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
… üntehâ-yı gûnâ-gûnlar dikmişdir kim bu dünyâda misilleri yok idi. Hâlâ ol kadar
değil ise
de az eksikdir. Hâlâ evvel zamân dırahtlarından dörd bin aded servi dırahtları …
El-hâsıl bu bâğı binâ eden Ikrît kralın oğlu Senmartin kral dörd bin aded dıraht-ı müntehâ-yı gûnâ-gûnlar dikmişdir kim bu dünyâda misilleri yok idi. Hâlâ ol kadar değil ise de az eksikdir. Hâlâ evvel zamân dırahtlarından dörd bin aded servi dırahtları bâkîdir. Cemî‘i sadranc nakşı tarh olunup sıra sıra çırpı ile hemvâr dikilmişlerdir. Ve bu bâğçe-i ibret-nümânın tûlu şimâlden cenûb cânibine kâmil on iki bin adımdır. Hemân bir küçük sahrâyı dutmuşdur. Ve arzı kâmil dörd bin aded germe hatvedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… edüp pây-i şerîfleri çukurundaki gülâb ile yüzün gasl ede ve eğer girmek mümkin
değil ise
bu kubbenin etrâfında şebekelerin bir cânibinde Ka‘be-i şerîfe yönelüp iki rek‘ …
Ziyâret-i makâm-ı İbrâhîm Halîlullâh: Bu makâma geldikde eğer mümkin ise içeri girüp sandûkayı bûs edüp pây-i şerîfleri çukurundaki gülâb ile yüzün gasl ede ve eğer girmek mümkin değil ise bu kubbenin etrâfında şebekelerin bir cânibinde Ka‘be-i şerîfe yönelüp iki rek‘at kazâ yâhûd nâfile namâz kılup bu du‘âyı tilâvet ede:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y316a ·
metinde göster ·
Bâlâda birkaç kerre bu kisve-i şerîfin evsâfı zikri sebkat etmişdir. Ammâ bu dahi bir hazîne-i sultânîdir, lâkin Âl-i Osmân hayrâtı değildir, Âl-i Ekrâddan yine selâtîne-i zamâne şecerüddür nâm bir hâtûnun evkâfıdır. Cemî‘i mülûka nasîb olmayup bu hâtûna nasîb olmuşdur. Hâlâ Mısır'a karîb on pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâları vardır, ol kurâlardan senevî yüz yetmiş kîse hâsıl olup kisve nâzırı yetmiş kantâr harîr ve üç kantâr sîm-i hâlis alup mâh-ı Mevlûd'da üstâdları şürû‘ edüp mâh-ı Receb'de kisve nâzırı nümûne içün birkaç vasle tamâm edüp paşa huzûruna getürüp a‘lâ nazîf ise nâzıra ve üstâdlara hil‘at ihsân olunur. Eğer musanna‘ değil ise ta‘zîr ü itâb [u] ikâb olunurlar. Andan mâh-ı şevvâl'in gurresinde kisve-i şerîfin itmâmı müjdesi paşaya vâsıl olup alay tenbîh olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197b ·
metinde göster ·
… u kadar mâl [u] metâ‘ ile filân kese varmış, derler. Y 244a Ve kız mütekellim
değil ise
yanından akrabâları telkîn ederler.
"Yok benim filân kes ile ya‘nî kocam ile da‘vâm vardır, beni öldürmek istermiş, beni babam ve anam ana bu kadar kîse cevâhir ve sîm ü zer âvânî metâ‘ ile verdi" deyü ol dahi cümle cihâzın huzzâr-ı meclise bir bir arz-ı kâlây eder. Andan bilirler kim filân bâkire bu kadar mâl [u] metâ‘ ile filân kese varmış, derler. Y 244a Ve kız mütekellim değil ise yanından akrabâları telkîn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b–Y244a ·
metinde göster ·