… udur deyü türâbı avucuna koyup burnundan çeküp günde yüz dirhem türâbı içse çok
değildi
. Bir kaç kerre kerâmeti zâhir olmuşdur.
Ve Dîvâne Duhân-keş Dede: Mecâzibûndan bî-zebân sâhib-i kayalık bir dîvâne idi. Burun otunu içmeğe mübtelâ olup ba‘zı sıbyân burun otudur deyü türâbı avucuna koyup burnundan çeküp günde yüz dirhem türâbı içse çok değildi. Bir kaç kerre kerâmeti zâhir olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… ât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş
değildi
. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Ammâ Bâkî Paşa Husrevânî kûp-misâl sâhib-i şikem idi. Ammâ bu dahi silâhşör ve cündî idi. Lâkin kendüye değme bir at tahammül edemezdi. Ammâ yine çâpük süvâr, sebük-rûh 334b idi kim gûyâ rûh-ı Mesîh idi. Ve mudhıkâne şütür-kürbe-gûne evzâ‘ [u] etvârları hadden efzûn idi. Ammâ gâzî ve mücâhidû fî-sebîlillahdır. Hattâ kendüleri Kars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve dilinden zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz yiğit ile gâ’ib olup üç günden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u] bintânlar ile sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân-ı zamândır. Bu Bâkî Paşa'nın Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü berâyâya adl [u] insâfı adl-i Ömer-misâl idi. Ve ilm u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi Hâtem-i Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kulle aybin" mazmûnunca cümle evzâ‘ u etvâr-ı ahlâk-ı zemîmesin ilm ü sehâ setr eder. Husûsan şecâ‘ati ile cihân-ârâ bir er [ü] server idi. Ammâ bu gûne şütür-kürbe şakaları tenhâsında sikadan olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş değildi. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a–334b ·
metinde göster ·
… ende-i kebûterî atdı kim ber-hevâ dörd kerre devr edüp vücûdunda bir uzvu zâhir
değildi
. Hemân bir top-ı müdevver gibi dönüp yine zemîne kadem basınca tarfetü'l-ayn iç …
deyüp bir dahi zemîn bûs edüp bu meydân-ı ma‘rekede eyle püşt-i pâ urup deverân u seyerân etdi kim hussân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlar kendüye iremezler. Ta bu mertebe cüst [ü] çâpük vezinde, Amru Ayyârlık var özünde ve Ebü'l-me‘âlî kelâmı var sözünde, bu deverândan sonra seğirderek paşa huzûruna gelüp "Yâ Allah" deyüp bir perende-i tâvûsî atdı kim ber-hevâ üç kerre dönüp yine zemîne ber {karâr} etdikde ol ân "Yâ Hay!" deyüp bir perende-i kebûterî atdı kim ber-hevâ dörd kerre devr edüp vücûdunda bir uzvu zâhir değildi. Hemân bir top-ı müdevver gibi dönüp yine zemîne kadem basınca tarfetü'l-ayn içre ardına bir gûne takla atup ber-hevâ üç kerre 231a eyle dönmüşdür kim makdûr-ı beşer değildir. Andan çarh-ı felek-vâr ol meydânda baş ve el ve ayak ile araba tekerleği gibi deverân etdikde dest [ü] başından aslâ bir uzvu görünmeyüp fırlak gibi dönerdi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230b–231a ·
metinde göster ·
… ki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl
değildi
ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî- …
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz bin renc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüst su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüslerini buz pâreleri pâre pâre edüp ikinci sâ‘atde bu gölden karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve iki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
Ol asırda Üsküdar'a varınca küffâr baş göstermeğe kâdir değildi. Zîrâ Sultân Alâ’eddîn'in cemî‘i zîr-i hükmünde yetmiş tabl [u] alem sâhibi mîrlivâsı askeri var idi. Evvelâ Mar‘âş'da âl-i Zülkadriyye ve Adana'da âl-i Ramazâniyye ve Sivas'da âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî ve Kastamoniyye'de âl-i (---) ve Amasiyye'de âl-i Ferhâd ve Kütâhiyye'de âl-i Germiyân ve Engürü'de âl-i Sübhân ve Sarhan vilâyetinde âl-i Sarhan Bay ve İmâd elinde âl-i İmâd Bay ve Sunkur elinde âl-i Sunkur Bay ve Keskin elinde âl-i Keskin Bay ve Teke elinde âl-i Teke Bay ve Hamîd vilâyetinde Hem-it Bay ve Menteşe elinde Menteşe Bay ve Aydın elinde âl-i Aydın Bay ve Lârende'de âl-i Karaman Bay ve Yalakâbâd'da Ertuğrul Bay.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39a ·
metinde göster ·
Ol mahalde Isfahân'a vardık ki nısf-ı cihân nâmıyla bir şehir bünyâd olunurdu. Ispahân'da bir kalenderhânede meks edüp her birimiz birer köşede cilvelenerek zevk [u] sâfâ edüp şehir seyr [ü] temâşâ ederdik. Selîm Dede kahvehânelerde sadrancbâzlık ile eyle iştihâr verdi kim bir üstâd-ı kâmil anın mukâbelesinde bir pâydâk kaldırmağa kâdir değildi. Şehr-i Ispahân halkı Selîm Dede'den âcizmânde kalup cümle Acem fâl edüp dediler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42b ·
metinde göster ·