"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem
değiliz
" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gül …
"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gülâbî Ağa sipâhın eteğin elinden komayınca sipâh Gülâbî Ağa'ya bir pergâr çevirüp bir kaç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
… le sipâhiyân gâzîler ile meterisde olan gâzîlerin kafâdârıyuz, gayrı işe me’mûr
değiliz
" dedikde, ne çâre ibtidâ yeniçeri ocağı taraf taraf "Ma‘kuldur" denilüp, ol meş …
"Biz Budin eyâletiyle ve cümle sipâhiyân gâzîler ile meterisde olan gâzîlerin kafâdârıyuz, gayrı işe me’mûr değiliz" dedikde, ne çâre ibtidâ yeniçeri ocağı taraf taraf "Ma‘kuldur" denilüp, ol meşveretde cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve gayrı iş erlerine tenbîh ü te’kîd olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
Bu Yakovalı a‘yânı, "Vallâhi Evliyâ Çelebi, biz Bosna aklâmına tâbi‘
değiliz
, ammâ yine serhaddümüze geldiniz sizi boş göndürmeziz". Hakîr pîr-i fânî İbrâhî …
Bu Yakovalı a‘yânı, "Vallâhi Evliyâ Çelebi, biz Bosna aklâmına tâbi‘ değiliz, ammâ yine serhaddümüze geldiniz sizi boş göndürmeziz". Hakîr pîr-i fânî İbrâhîm Paşa'[ya] eyitdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
"Her zamânı bir kıyâs etme. ‘Biz Bosna eyâletine me’mûr
değiliz
’ dedin idi. şimdi Kanija Vâlîsi Sührâb Mehemmed Paşa efendimiz Yakova'da İbrâhî …
"Her zamânı bir kıyâs etme. ‘Biz Bosna eyâletine me’mûr değiliz’ dedin idi. şimdi Kanija Vâlîsi Sührâb Mehemmed Paşa efendimiz Yakova'da İbrâhîm Paşa'ya ve Çernik kurbunda Rahoviçse sancağının her kal‘alarından âdemler geldiler ise şimdi gözünle durma çık" deyü ibrâm [u] ilhâh edince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… diği ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir
değiliz
" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği evlâ görüp karâr …
"Sultânım siz pâdişâh tarafından hatt-ı şerîf ile Sadrıa‘zama geldiniz. Sadrıa‘zam kanda idiği ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir değiliz" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği evlâ görüp karâr vermişken hikmet-i Hudâ ol ân nehr-i Raba kenârında kal‘a-i Vaşvar'dan Kanije gâzîleriyle dağdan dağa kâfir üslûbunda âdemler sadrıa‘zamın hatt-ı şerîflerin götürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… i zâtında biz dahi Tatar askerin ve deryâda Cezâyirli askerin zabt etmeğe kâdir
değiliz
. Tatar askerimiz şimden sonra Kızılelma'ya ve Ungurus diyârlarına bu sulhdan so …
"Hadd-i zâtında biz dahi Tatar askerin ve deryâda Cezâyirli askerin zabt etmeğe kâdir değiliz. Tatar askerimiz şimden sonra Kızılelma'ya ve Ungurus diyârlarına bu sulhdan sonra gelirlerse siz de Tatar askerin dutup gözlerin oyun", dedikde hemân çâsâr ve Zoza vezîr ve ve dahi Mantikukula vezîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… hınız Süleymân Opol Kostantin hasta olup ölmüş. Biz size bu kal‘ayı verenlerden
değiliz
" deyü kal‘adan bu gûne sözler söylerler imiş. Pertev Paşa-yı âkıl tefekkür edüp …
"Ey Türk askeri, Seğitvar kal‘ası altında sizin ığrando pâdişâhınız Süleymân Opol Kostantin hasta olup ölmüş. Biz size bu kal‘ayı verenlerden değiliz" deyü kal‘adan bu gûne sözler söylerler imiş. Pertev Paşa-yı âkıl tefekkür edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
" deyince anlar dahi me’yûs olup Lena belinden tîz aşağı enüp leb-i deryâ ile gâ …
"Yok siz bizi tâ Karagürgüz kal‘asına emniyyet üzre götürmeyince cümlemiz kırılırız. Size bir akçe verenlerden değiliz" deyince anlar dahi me’yûs olup Lena belinden tîz aşağı enüp leb-i deryâ ile gâh türâb gâh niçe kurâ ve harâb ve niçe şeddâdî vîrân binâlar ve niçe ebre ser çekmiş kehkeşân-âsâ tâklı su kemerleri seyr [ü] temâşâ ederek 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150b ·
metinde göster ·
. Ancak şerîf hazretlerinden istikâmet hidmeti isteriz. Eğer istikâmet ederler i …
"Biz bu metâ‘lara hayrân değiliz. Ancak şerîf hazretlerinden istikâmet hidmeti isteriz. Eğer istikâmet ederler ise, biz anlara kerem [ü] ihsânlar edelim. Eğer pâdişâhın doğrusu ise bu sâ‘at pâdişâhımızın vekîl-i mutlakıyım, bana Ka‘be-i şerîfin miftâhların göndersin. Yohsa P 151a bizim bu makûle hâr [u] hâşâke ihtiyâcımız yokdur" deyince şerîf kethudâsı tarfetü'l-ayn içre şerîf Berekât'a varup mâcerâ-yı serencâmı nakl edince şerîf hazretleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·