… tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim
dedesi
Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon' …
Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
Pâdişâh na‘ş-ı Cem'i Bursa'da Murâd-ı Sânî ki Ebü'l-feth'in pederi, Bâyezîd-i Velî'nin dedesidir, anda defn olunmağı emr edüp na‘ş-ı Cem'i Bursa'ya götürüp Murâd-ı Sânî cenbinde defn etmeğe mezâr kazarken kubbe-i pür-envâr içinden bir sâ‘ika ve bir kıyâmet kopdu kim cümle huddâmlar firâr edüp üç gün ol âsitâneye bir ferd-i âferîde girmek muhâl oldu. Âhirü'l-emr yine Murâd-ı Sânî türbesi kurbünde Sultân Şehinşâh türbesine na‘ş-ı Cem Şâh deyü defn edüp bu vakâyi‘âtı Âsitâne'ye arz etdiler. Târîh-i fevt-i Şehzâde Cem Şâh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… -meşreb bir halîm, selîm, pâdişâh-ı kerîm idi. Hikmet-i Hudâ pederi Süleymân ve
dedesi
Selîm ve kendi Selîm idi. Süleymân Hân bu iki Selîm mâbeyninde vâkı‘ olup {Süle …
Andan İslâmbol'a gelirken Edirne tahtına uğrayup anda bir câmi‘ binâsına mübâşeret edüp İslâmbol'da müstakil pâdişâh olup etrâf-ı memâlik-i mahrûsalara serdâr-ı mu‘azzamlar salup berren ve bahren cezîre-i Kıbrıs'ı kuşadup feth edüp ve niçe kılâ‘lar feth etdüği bâlâda cümle evsâfları ile mastûrdur. Ve müddet-i devletleri serî‘ü'z-zevâl olmağile cemî‘i vüzerâ ve vükelâ ve meşâyihân ve şâ‘irân cümle pederleri zamânında olanlardır, tekrâr tahrîre ihtiyâc yokdur. Ayş [u] nûşa mâ’il Cem-cenâb [u] Cem-meşreb bir halîm, selîm, pâdişâh-ı kerîm idi. Hikmet-i Hudâ pederi Süleymân ve dedesi Selîm ve kendi Selîm idi. Süleymân Hân bu iki Selîm mâbeyninde vâkı‘ olup {Süleymân-ı zamân olmuşdu}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
… e yedi mekteb-i sıbyânı ve bir hammâmı ve iki yüz dükkânı ve bir tekye-i Durmuş
Dedesi
var.
Ammâ taşra varoş şehri leb-i deryâda bir zıyk yerde daracık bâğsız ve bâğçesiz kayalar üzre kat-ender-kat bin altmış aded hâneleri ve teferrücgâh yalıları vardır. O câmi‘i ve on bir mesâcidi ve yedi mekteb-i sıbyânı ve bir hammâmı ve iki yüz dükkânı ve bir tekye-i Durmuş Dedesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… îfe oldu. Anın oğlu eş-Şeyh İbrâhîm vâkı‘asında kendüyi bir hımâr vat’ etdüğünü
dedesi
Şeyh Safî'ye ta‘bîr etdirüp Şeyh Safî "Yâ İbrâhîm! İrân-ı zemînde ulu pâdişâh o …
Şeyh Safî sâhib-i hurûc olup memâlik-i Acem'e kutbiyyet ile hükm-i hükûmet etdi. Andan oğlu Şeyh Haydar halîfe oldu. Anın oğlu eş-Şeyh İbrâhîm vâkı‘asında kendüyi bir hımâr vat’ etdüğünü dedesi Şeyh Safî'ye ta‘bîr etdirüp Şeyh Safî "Yâ İbrâhîm! İrân-ı zemînde ulu pâdişâh olursun" deyü ta‘bîr edüp ibtidâ Şeyh İbrâhîm sikke ve hutbe sâhibi olmuşdur. Ammâ ceddi Şeyh Safî ve babası Şeyh Haydar sikke ve hutbe sâhibi olmamışlar idi. Şeyh Safî'den Şâh Abbâs-ı Evvel'e gelince sikke sâhibi beş şâh idi ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi g …
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr fetret mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geldikde Murâd Ağa'dan bin kîse ve bu kadar şemmâme amber ve yetmiş tahta semmûr-ı bî-nûr kürk ve iki haseki câriye-i duhter-i pâkize-ahter taleb etdiler. Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp cümle sipâh Atmeydânı'na ve cümle yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup guluvv-ı âm ile Allah Allah diyerek cümle asâkir-i İslâm yek-dil [ü] yek-cihet olup Sultân İbrâhîm Hân-ı mazlûmu sırça sarâyda haps edüp yerine ciğer-kûşesi Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mehemmed Hân müstakil pâdişâh olup Mevlevî Koca Dervîş Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup Kara Murâd Paşa yeniçeri ağası olup Tezkireci Vezîria‘zam Ahmed Paşa ihtifâ etdi. Ertesi ale's-sabâh Ahmed Paşa'yı (---)(---) hânesinde muhtefî bulup Koca Vezîr, Şehzâdebaşı'ndaki hânesinde ma‘nûken katl edüp ale's-seher leşini at hamalları Atmeydânı'na bırağup ol guluvv-i âmda Mülakkab oğlan püzevengi İslâmbol mollasın Yeni Câmi‘de ulemâ mâbeynine komayup "Vurun mel‘ûnu" dediklerinde Yeni Câmi‘ nerdübanları üzre askerî tâ’ifesi kılıç üşürüp pâre pâre ederek leşini Ahmed Paşa na‘şesinin yanına bırakdıklarında cümle asker dahi Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp niçe bin pâre etdiklerinde "Hezârpâre Ahmed Paşa" derler. Cümle yağın dâ’-i devâdır deyü sızı içün semin ve semenin yağmâ edüp ân-ı sâ‘atde üstühânları kaldı. Ba‘dehû Cinci Hoca'yı katl edüp üç bin kîse mâlı kalup bu kadar mâl [u] emlâkin mîrîye zabt etdiler. Hattâ hakîre verdiği atı emîr-i ahûr tarafından su’âl etdiler. Hakîr aslâ vücûd vermeyüp ata binüp İslâmbol içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da İbrim'e nefy etdiler. Ve Melekî Bola'yı nefy edüp sâ’ir nisvânları ve sâhib-isyân-ı bed-hâhları Eski Sarây'a nefy edüp her bir hasekiyi birer vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâfa verdiler. Ertesi ale's-sabâh alay-ı azîm ile Sultân Mehemmed Hân'ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine götürüp anda kılıç kuşadup alay ile Mehemmed Hân'ı Edirnekapusu'ndan berü getürüp ecdâd-ı ızâmı Ebü'l-feth'i ve Sultân Bâyezîd-i Velî'yi, dedesi Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi gün İslâmbol içre bir azîm velvele kopup "Bre Sultân İbrâhîm ırça sarâydan boşanmış, Bostâncı Ocağına varup dahl düşmüş. Cümle sarây halkı pâdişâhımızın uğurunda kırılup yine İbrâhîm Hân'ı pâdişâh ederiz" deyüp cümle ibâdullah silâhlanup Atmeydânı'nda niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi şeyhülislâm idi, andan fetvâlar alup Koca Mevlevî Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya girince mazlûm İbrâhîm Hân "Cânım usta Alî, niye geldin" der. "Hünkârım! Cenâze namâzın kılmağa geldim" der. Hünkâr "Vallahi ben de kılarım. Yûsuf Paşa lalam Hanya'yı feth edüp geldikde sana öldürtdüm, namâzın kılmadım. İşte şimdi kılalım" dedikde hemân Cellâd Kara Alî, İbrâhîm Hân'a kelb-i akûr gibi sarılır. İbrâhîm Hân gürbüz tüvânâ er server-i hünerver olmağıla Kara Alî'yi alt edüp birbiriyle küşte-gîrlik ederken Kara Alî'nin bir şâkirdi mel‘ûn yetişüp İbrâhîm Hân'ın cân evine bir diz bendi urup İbrâhîm Hân cân havlinde iken Kara Alî kemend-bâzlığ [u] tîz-kârlık edüp yine şâkirdi hayâsına 371a sarılup ol ân sene 1058 târîhinin şehr-i Recebü'l-müreccebinin on tokuzuncu gün yevm-i ahadde mazlûm İbrâhîm Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Kara Alî hacca firâr edüp na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın techîz u tekfînin edüp ammîsi Sultân Mustafâ merhûmun türbe-i pür-envârında yan yana defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbî‘ Rûm'a müstakil pâdişâh-ı cem-cenâb olup cihân âsûde-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370b–371a ·
metinde göster ·
… r: "Cânım Dede Efendi! Kurd oğlu kurd idim. Kişi aldığına göre satar ve baba ve
dedesinden
gördüğünü eder. El-hükmü lillah" dedi. Vezîria‘zam cerrâha su’âl etdi. Cerrâh d …
[1058] fehvâsınca cihân âsûde olmağiçün Sultân Mehemmed Hân'ın ibtida katl-i benî Âdem hakkına hatt-ı şerîfi Atmeydânı cengi ve sâniyen bu Kara Haydaroğlu hakkına sâdır olmuşdur. Bu hatt-ı şerîf sâbıkan Türkmân Ağası Hasan Ağa'ya vardıkda tekrâr ol dahi "Benem diğer nîst" diyen iki bin bahâdır yiğitler ile vilâyet vilâyet gezüp büleyde ve kılâ‘ ve şehr-i azîmlerde nâmdâr iş erleri ve nâmdâr pîrleri başına cem‘ edüp müşâvereler ile re’y [ü] tedbîrler ederek Kara Haydaroğlu nâm harâmiyi (---)(---) mahalde haber alup cümle ahâlî-i vilâyete haber edüp ve ârâm etmeyüp harâmîler üzre gitdi. Zîrâ Abaza tâ’ifesinden niçe şecî‘ ve bahâdır âdemler gördük ammâ Hasan Ağa gibi bir gayûr ve server-i, hünerver ve bâzû-yı devlete mağrûr bir er oğlu er görmemişdik. Cümle askerin çifte atlar ile hâzırlayup iki gün iki gicede ılgar edüp haber olduğu köye varup vakt-i seherde âlem ağyârdan bî-haber iken Kara Haydaroğlu'nun askeriyle sâkin olduğu karyeyi muhâsara edüp Hasan Ağa askeri cüst [ü] cûda iken Kara Haydaroğlu atına süvâr olup iki yüz mel‘ûn yiğitleriyle asker-i İslâm'ı yararak köyden taşra hâh-nâ-hâh meydân-ı savaşa çıkup Oynağanlıoğlu ile ikisi dilîrâne ve rüstemâne hamleler edüp Hasan Ağa üzre hücûmlar edüp üç sâ‘at cengde Hasan Ağa'dan kırk üç âdem şehîd olup anlardan yedi mel‘ûn hâk-ı mezellete düşüp tâ vakt-i asra varınca sâbit-kadem olup tarafeynden ceng-i azîmler olur. Âhir Kara Haydaroğlu'nun altındaki esb-i tâzîsi bî-tâb u bî-mecâl olup Kara Memi nâm şakîsi gayrı at yetişdirüp bir atdan bir ata süvâr olurken Hasan Ağa tarafından Kara Haydaroğlu'nun uyluğuna bir kurşum isâbet edüp böyle zahm-âlûd iken kudurmuş yılana dönüp tokuz yiğit dahi şehîd edüp âhir kendüyü zahm bî-mecâl edüp vakt-i gurûb olup âlem-i şeb-i zulmete varup çeşm-i pür-hûnlar nâ-bînâ olup ol mahalde Kara Haydaroğlu firâr edüp nâ-peydâ olur. Kara Hasan Ağa'nın askeri dahi bî-dermân olup Kara Haydaroğlun ele getiremeyüp hâ’ib ü hâsir bir köyde mihmân olup ertesi ale's-sabâh il'e vilâyete nefîr-i âm fermânlar edüp "Her kim Kara Haydaroğlu'ndan nâm [u] nişân getürürse beş at ve beş kîse veririm" deyü yemîn billahlar ve re‘âyâya gûnâ-gûn va‘deler edüp "Her kimde pinhân ise ol köyü cümle âdemleriyle ihrâk-bi'n-nâr ederim" deyü bu sıyt [u] sadâ velvele-ârâ olup üçünci günde bir Türk "Müjde Sultânım! Kara Haydaroğlu kurşum yarasından Birgü (---) köyde kalup cümle Katırcıoğlu ve Akyakalı ve Oynağanlıoğulları nâm haşerâtları kaçup kendüsü üç âdemiyle bir damda kapanup kalmış" deyince der-akab Hasan Ağa cümle askeriyle atlanup müjde eden herîfi bir ata bindirüp ol gün ol gice ılgarup mezkûr köyde Kara Haydaroğlu âteş başında otururken basup içeri girenlerden tabancalı tüfenkler ile yatduğu yerden yedi yiğit şehîd edüp âhir âlât-ı silâha iktidârı kalmayup cümle silâhların elinden alup bağlamadan zabt ederler. Zîrâ ol arbede mahallinde uyluğuna kurşum râst gelüp budunda kurşum kalır. Kurşumu çıkarmak içün bî-âkil mel‘ûn bir kamış içine barud koyup kurşum girdiği delikden kamışı sokup kamışa gerüden âteş edince kamış içre barud uyluğun pâre pâre edüp uyluğu tiftik tiftik olur. Ol ecilden bî-dermân kalup Hasan Ağa kendüye cerrâhlar ta‘yîn edüp Âsitâne-i sa‘âdete getirdiği gün hikmet-i Hudâ bu Murtazâ Paşa efendimizle Şâm'a gitmek içün Üsküdar sahrâsında Ağa Tekyesi çayırında hayme ve hargâhlarımızla meks etdiğimiz mahalde "Bre Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'nu kayd-bend ile getirirmiş" deyü İslâmbol ve Üsküdar'dan yüz bin asker Üsküdar bâğlarına Kara Haydaroğlu temâşâsına çıkup Hasan Ağa alay-ı azîm ile bin aded güzîde ve müsellah askeriyle Murtazâ Paşa ordusundan geçirüp bu hakirin haymesi mukâbelesinde Ağa Tekyesine Hasan Ağa inüp Kara Haydaroğlu 374a iki bârgîr üzre taht-ı revân salı üzre bindirüp başında sarı harîr hatm sarınup bir sırtında yeşil alaca kürk giyüp gâyet za‘îf ve nahîf olmuş iki cânibine selâm vererek anı dahi Ağa Tekyesi'nde bir hücreye indirüp hemân Türkmân Ağası Abaza Hasan Ağa-yı müdebbir, sadrıa‘zama âdem gönderüp "Kara Haydaroğlu hâ’ini devletinizde hâlâ der-i devlete kayd-bend ile getirdik. Ale's-sabah huzûr-ı devlete niçe getürelim ve ne gûne dîvân-ı pâdişâhîye varalım?" deyüp sadrıa‘zama danışmağa âdemler gönderüp kendüsü Murtazâ Paşa efendimize gelüp buluşdukda Murtazâ Paşa "Koca âdem! Gazân kutlu olsun. Kılıcın arşa asup yed-i tûlânını ayân eyledin. Hattâ pâdişâhım şimdi bana Şâm eyâletin ihsân etdükde 'Göreyim seni, bana Kara Haydaroğlu'nu yolun üzre ele getirüp huccâc-ı müslimînin yolun emn [u] emân idesin' deyü fermân etmiş idi. Hamd-i Hudâ ol vâcibînin giriftâr olması sana muvaffak imiş" dediklerinde Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'yla ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etdiklerin bir bir takrîr eyleyüp Haydaroğlu'nun ve Katırcıoğlu'nun ve Akyakalıoğlu'nun şecâ‘at ve mahâret [ve] salâbet ü fetâlıkların medh eyledi. Ba‘dehû hakîr Hasan Ağa'ya buluşup "Sultânım! Bizim Haydarzâde "Beğefendimizi hamd-i Huda ele getirmişsiz" dediğimde hamd edüp eydür "Eğer Evliyâ, Haydaroğlu'yla âşinâlığın var ise yürü gidelim. Kendüsine buluşup tesellî-i hâtır ver. Anı katl etdirtmeyüp Girid cezîresine Deli Hüseyin Paşa'ya göndertmeğe ta‘ahhüd edüp halâs olmasın kendüye bildir" deyü Hasan Ağa hakîre vâfir ta‘lîmler edüp Hasan Ağa ile Haydarzâde'ye buluşup hakîr "Esselâmü aleyküm beğim! Hoş geldin safâ geldin" dediğimde hemân Kara Haydaroğlu eyitdi: "Bre hây cân kurtaran Evliyâ Çelebim! Sen de hoş geldin ve safâ geldin. Ammâ ben nâ-hoş gelüp işte siyâset meydânına geldim" dedikde hakîr ve Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'nun yanına oturup niçe esnâ-yı kelâmlarda kendüye tesliyet-i hâtırlar verüp musâhabetler etdik. Kara Haydaroğlu eydür: "Evliyâm! Bilir misin Engürü vilâyeti yanında Balıkhisâr köyünde ol kış günü bizi basdığın zamân senden aceb cân kurtardık, aceb gâfil idik. Avretler gibi âteş başında otururduk. Ol zamân senden cân kurtardık ammâ şimdi bu Hasan Ağa devletinde cân kuşu uça gibi Evliyâ Efendi" dedi. Hasan Ağa eyitdi: "Ya beğim! Bizim Evliyâ Çelebi'yi bilir misin" dedikde Haydaroğlu eydür: "Engürü yanında bir gün on iki atlı ile bir köyde âteş başında otururduk. Bunlar elli atlı bizi basup Allah'a şükür bunlar el kaldırmadılar. Aklımız başımızdan gidüp bir gice bunlar ile cân sohbetleri edüp Evliyâ Çelebi'ye çakmaklı tüfenk ve üç yüz altun verüp ol gice safâlar etdik" deyü Haydaroğlu ağladı. "Ne ağlarsın beğim! Hemân pâdişâh huzûruna vardıkda 'pâdişâhım kuş cânıma kıyma. Beni Girid'e Deli Hüseyin Paşa'ya gönder. Dîn uğuruna anda kâfire kılıç urarak şehîd olayım' di" dedim. Kara Haydaroğlu eydür: "Behey Evliyâm! Ölüm ölüm oldukdan sonra hızlamak ne boyına borç ola. Ben bir cân içün minnet mi ederim" dedi. "Be, hele beğim! Girid fethinde bulunup anda bir sancak beği ol. Bir zaman anda dîn düşmanlarına kılıç çal. Benim işitdiğim budur. Eğer sen böyle dersen sa‘âdetlü pâdişâh hazz edüp seni Girid'e gönderirler" dediğimde Kara Haydaroğlu eydür: "Gel Evliyâm! Senin ağzın öpeyim. Sen iyi dersin ammâ Evliyâ Efendim, ben bana etdim, ben bana" deyüp uyluğunda kurşum yarasın açınca ânî gördüm, parmak kalınlığı kurdlar. Yara çürüyüp uyluğu pâre pâre olup râyihasından yanına âdem varamaz. "Evliyâm! Bana yine tesellî-i hâtır verdin. Allah senden râzî ola" deyüp Hemân koynundan bir altun mînâ zarflı sâ‘at çıkarup "Şu kendü bâğın koruğu halvasıdır. Yine sana nasîb oldu" deyü bir sâ‘at ihsân edince Hudâ âlimdir kim yigirmi bir yıl mukaddem bu hakîr Şâm'a giderken İshaklı nâm kasaba kurbunda Kara Haydar kendüsü bizi urup kırup hakîrin bu kadar mâlın alup yetmiş yedi gün kendüleriyle ma‘an dağlarda yatup kalktığımız zamân bu sâ‘at ol zamân bu Kara Haydar oğluna değmişdi. Kaya Sultân ihsânı bir musanna‘ sâ‘at idi. "Bre beğim! Bu sâ‘at zamân ile benim idi" dedim. Haydaroğlu eyitdi "Gerçekdir. Baba merhûm senin mâlından bana vermişdi. Yine sana nasîb 374b oldu. Ve 'İşte Hasan Ağa'ya sor, şimdi yollarda gelirken bu sâ‘at sebebiyle her bâr seni anup Melek Ahmed Paşalı Evliyâ Çelebi sâ‘atidir' deyü seninle dağlarda ve bellerde gezdiğimiz anardık" deyü tâ ahşama varınca niçe bin kelimâtlar edüp hemân kendüye netîce-i kelâmlarım cümle tesellî-i hâtır-gûne kelimâtlar idi. Ertesi gün ale's-sabâh Üsküdar'dan bir cerrâh-ı kâmil gelüp yarasın seksen yıllık şarâb-ı nâb ile yıkayup cümle çürük etlerin çıkarup meğer uyluğu kemiği de hûrd olmuş. Cerrâh "Bu iflâh olmaz" deyü yarasına merhemler sarup sarmalayup alay-ı azîm ile Üsküdar'dan İslâmbol'a Koca Vezîria‘zam'a götürdüklerinde hakîr yine seyr [u] temâşâ içün bile gidüp Sadrıa‘zamzâde Süleymân Beğ yanında idim. Koca Mevlevî Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa, huzûrunda Haydaroğlun söyledüp "Niçün bu kadar zamândan berü harâmîlik edüp ibâdullahı katl-i nefs ederdin" dedikde Haydaroğlu Vezîria‘zamı Mevlevî külâhıyla görünce eydür: "Cânım Dede Efendi! Kurd oğlu kurd idim. Kişi aldığına göre satar ve baba ve dedesinden gördüğünü eder. El-hükmü lillah" dedi. Vezîria‘zam cerrâha su’âl etdi. Cerrâh dahi "ılâc-pezîr değildir" dedikde Hasan Ağa eydür: "Girid'e gönderin sultânım" dedikde Vezîria‘zam "Nola şimdi gönderelim" deyüp Hasan Ağa'ya ve kırk nefer âdemlerine hil‘at-i fâhireler ihsân olunup kayd-ı hayât ile hizmeti mukâbelesinde Türkmân ağalığı ihsân olunup Vezîria‘zam eydür: "Bre Kara Haydaroğlu! Niçün Kütahiyye vezîri Küçük Çavuş Paşa gibi bir vezîri bozup katl etdiniz?" dedikde Haydaroğlu eydür: "Ceng hâlidir, eyle olur. Benim huzûruma kayd-bend ile getirdiklerinde alem-i Resûlullah'ı taşır bir Âl-i Osmân vezîrinin ırzları vardır, deyü niçe mâl [u] menâlin ve cümle mahbûb içgulâmların kendüye verüp âzâd etdim. Sonra Katırcıoğlu ardınca taşra yetişüp şehîd etmiş. Benim andan haberim yokdur" dedi. Paşa eyitdi: "Yâ şehîd etdiniz ise tûğ ve tabl [u] alemi ve mâl-ı hazâ’ini niçe oldu ve bu kadar sene baban harâmî idi. Anın tahsîl etdiği mâl ve senin bu kadar zamândan berü tahsîl etdüğün mâl [ü] menâl kangı dağlarda medfûndur ve kankı şehirlerdeki yataklarında mahfûzdur" dedikde Haydaroğlu eydür: "Yâ bunun sonu mahşer su’âline çıkdıya bir cânım içün bu kadar ibâdullahı ele verüp âteşe yakup anlarda olan, bellerde medfûn olan mâllarım bir bir diyemem. Hemân Koca Vezîr, gün ahşamlıdır, dün doğdum bugün ölürüm, hemân iş gör" dedikde Vezîria‘zam "N'ola baş üstüne" deyüp asesbaşıya buyurdu verüp "Parmakkapu'da salb edin" deyü fermân edüp Haydarzâde'yi bir hammâl bârgîri üzre tahmîl edüp alay-ı azîm ile bârgîr üzre iki yanına kağan arslan gibi ileri ileri nigerân ederek Parmakkapu'ya götürürken hakîr dahi atına süvâr olup alarkadan gidüp Parmakkapu dibine vardıkda boğazına ipi geçirüp habl-i metînin ucun kayd-bend edüp altından hammâl bârgîrlerin çeküp bâr-ı gîr-i bârgirân çekmeden halâs olup Haydaroğlu dahi rûh teslîm edüp beynehu beynallah gidüp niçe ihsân [u] in‘âmların görüp niçe zamân bir yerde ta‘âm yiyüp nân u nemek hakkı vardır. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 373b–374b ·
metinde göster ·
… a‘lâlarıdır. Ammâ bu Gazze'de medfûn Hazret-i Hâşim, Resûl-i Kibriyâ'nın ikinci
dedesidir
, kim Resûl'ün pederi Abdullah'dır, babası Abdülmuttalib'dir. Anın pederi bu Haş …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hâşim ibn Abdümenâf ibn Kusay ibn Kilâb ibn Mürre ibn Ka‘b ibn Lüvey ibn Gâlib ibn Fehr ibn Mâlik ibn en-Nezr'dir kim, bunlar bizzât Hazret-i Seyyidi'l-kevneyn'in cedd-i a‘lâlarıdır. Ammâ bu Gazze'de medfûn Hazret-i Hâşim, Resûl-i Kibriyâ'nın ikinci dedesidir, kim Resûl'ün pederi Abdullah'dır, babası Abdülmuttalib'dir. Anın pederi bu Haşim'dir. Gazze'ye zamân-ı cehâletde gelüp merhûm oldukda dahi şa‘şa‘a-i Muhammedî yok iken kıble Kuds-i Şerîf olmağıla kabri Kudüs'e yan yanı vâki‘ olmuşdur. Niçe tevârîhde bu Hâşim Gazze'de hâkim olduğundan bu şehre Gazzetü'l-Hâşim derler. Ba‘zılar cehâletine haml edüp ziyâret etmezler. Niçesi muhabbet-i Resûl-i Hudâ içün ziyâret ederler. Müfîd ü muhtasar âsitânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 49a ·
metinde göster ·
… ri taş hâlâ Sıp-nişân deyrinde mahfûzdur. 79a ve sıp-nişân Geyümers'in üçüncü
dedesidir
. Abdülvehhâb Gâzî ki Süheyb-i Rûmîdir ol Sıp-nişân neslinden olmağıla Süheyb-ni …
Ziyâretgâh u teferrücgâh-ı Mıgdisî: Ermenîleridir. Anların zu‘munca Keyümerz savma‘asında secde ederken dâ’imâ secdede birer sâ‘at-i nücûmî feza‘ u ceza‘ı Rabbü'l-izzet'e ererdi. Hasımları fürce bulup başına bir taş urup helâk etdikleri taş hâlâ Sıp-nişân deyrinde mahfûzdur. 79a ve sıp-nişân Geyümers'in üçüncü dedesidir. Abdülvehhâb Gâzî ki Süheyb-i Rûmîdir ol Sıp-nişân neslinden olmağıla Süheyb-nişân-ı Rûmî derlerdi. Silsilesi Geyümers'e andan Sıp-nişân'a müntehî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78b–79a ·
metinde göster ·
Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında idi. Anların izniyle bu Hâtem-i Tayy bu Arabk …
Evvelde bânîsi ma‘lûm değildir. Lakin Hazret-i Risâlet-penâh yedi sinne bâliğ iken Arab Hâtem-i Tayy Medâyin'de Enûşirvân derdinden Mekke'ye gelüp Hazret-i Resûl'e buluşup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında idi. Anların izniyle bu Hâtem-i Tayy bu Arabkîr'e gelüp mesken edinüp Enûşirvân tasaddurundan halâs olup bu Arabkîr'de asker sâhibi olup Enûşirvân üzre zafer bulup bu Arabkîr'i mâl-ı ganâ’im-i Enuşirvân ile imâr etdüğünden Arabkîr derler. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Âl-i Selçukiyân destine girüp andan sene 816 târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed destine girüp Süleymân Hân tahrîrî kânûnı üzre Sivas eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) akçedir. Timar (---) ve ze‘âmeti (---) ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle iki bin müsellah asker olur. Ber-vech-i adâlet paşasına on bin gurûş olur. Üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Senevî iki bin gurûş hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve kethüdâyeri ve yeniçeri-serdârı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve muhtesibi ve şehir subaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82a ·
metinde göster ·
Kaya Alp Bay ve anın karındaşı Bayındır Hân ve Ertuğrul babası 239a Süleymân …
Ba‘dehû günden güne harâb olmasına sebeb birbirlerinin hakların yumurta ile yediklerinden harâb olmuşdur. Ba‘dehû Âzerbaycân pâdişâhlarından Şâh Celâyir imâr etdikde Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmlarından Ertuğrul dedesi Kaya Alp Bay ve anın karındaşı Bayındır Hân ve Ertuğrul babası 239a Süleymân Bay kim Urfa kurbünde Ca‘ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olmuşdur. Bu mezkûrûn Âl-i Osmân ecdâdları Cengiz Tatarı derdinden diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlad'da Sultân Celâyir'e gelüp boybeği olup sâkin olurlar. Bunlar yine Tatar-ı Cengiz'in kardeş evlâdları idiler. Bir alây şecî‘ ü dilîr erler idi. Sultân Celâyir Akkoyunlu pâdişâhı olmağile bu tâ’ifeye Akçakoyunlu derler. Asılları Mâverâü'n-nehir'in mâverâsından diyâr-ı Mâhânîlerdir. Bu Ahlad'dan ne cânibe sefer etdilerse bi-emrillahi Ta‘âlâ mansûr [u] muzafer olup Sultân Celâyir bunlara şehr-i Ahlad'ı temlîkiyyet üzre ihsân eyleyüp yüz elli senede şehr-i Ahlad'ı imâr edüp sâkin oldular. Ve cümle akrabâ vü ta‘allukâtları bunların zevk u safâların ve her bâr mansûr [u] muzaffer olup gazâ mâlıyla muğtenim oldukların istimâ‘ edüp diyâr-ı Mâhân'dan Âl-i Dânişmendiyye ile hicret edüp bu şehr-i Ahlad'a gelüp ol kadar evlâd-ı evlâdları tenâsül bulup kayser-zemîn diyârlar feth ederek bây olup Rûm'a Arab u Acem'e velvele saldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b–239a ·
metinde göster ·
ve Ertuğrul pederi Süleymân Şâh'dır kim Konya'ya Sultân Alâeddîn'e giderken Ca' …
Ziyâret-i Kuba Alp Bay: Ertuğrul Bay'ın dedesidir ve Ertuğrul pederi Süleymân Şâh'dır kim Konya'ya Sultân Alâeddîn'e giderken Ca'ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olup andan medfûndur. Ba‘dehû Ertuğrul doğrulup Konya'da Sultân Alâeddîn'e varup boy beği olup mezkûr Ertuğrul İznik kurbünde Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm dedesi kim bu Ahlat'da medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu sultânın cenbinde Hasan Bayındır Hân {medfurdur}. Bunlar Kuba Alp Bay'ın birâderleridir kim Alp Bay'dan sonra Mâhân pâdişâhının izniyle şehr-i Ahlat'a hân olmuşdur. Şehr içre çok âsâr-ı binâları târîhleriyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… l İznik kurbünde Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm
dedesi
kim bu Ahlat'da medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu s …
Ziyâret-i Kuba Alp Bay: Ertuğrul Bay'ın dedesidir ve Ertuğrul pederi Süleymân Şâh'dır kim Konya'ya Sultân Alâeddîn'e giderken Ca'ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olup andan medfûndur. Ba‘dehû Ertuğrul doğrulup Konya'da Sultân Alâeddîn'e varup boy beği olup mezkûr Ertuğrul İznik kurbünde Söğüt şehrinde medfûndur. Ammâ bu Ertuğrul'un Kuba Alp Bay nâm dedesi kim bu Ahlat'da medfundur. Gâyet azîmü'ş-şân ve şecî‘ ve nâmdâr fetâyimiş. Bu sultânın cenbinde Hasan Bayındır Hân {medfurdur}. Bunlar Kuba Alp Bay'ın birâderleridir kim Alp Bay'dan sonra Mâhân pâdişâhının izniyle şehr-i Ahlat'a hân olmuşdur. Şehr içre çok âsâr-ı binâları târîhleriyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… ği Mehemmed Beğ diyârı gibi vilâyetimiz harâb u yebâb ve hânelerimiz türâb edüp
dedesi
Şeref Hân gibi diyâr-ı Acem'e firâr eder. Zîrâ kadîmen ocak dostumuzdur. Elbett …
{Matlab-ı nâme-i hân kırâ’at olundukdan sonra "Mefhûmu ma‘lûm olunduğu yazıla"} deyü bu nâme-i nüvâzişi kal‘a-i Van'da hânın bir ağasıyla ve niçe a‘yân-ı Bitlîs ile gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ yayla koyunu hakkın hâna vermemek içün hân üzre gelüp ceng etdiği ve Mehemmed Beğ'in ibtidâ müttehem olup demi heder olduğu ve yeniçerilerin hân üzre gulüvv edüp haklarından geldiklerinin arz-ı mahzarları gelüp ve paşanın mektûbun götüren Cânpolat Ağası da mektûblarla gelüp dîvân-ı Van'da hânın nâmeleri kırâ’at olunup paşa bu iltiyâm-âmîz mektûbdan hazz edüp eydür: "Ammâ niçün kendüsü cem‘iyyet-i Van'a ve şer‘-i Resûl-i sultâna gelmedi." dedikde hânın ağası eydür: "Sultânım sehel şikeste-hâtırdır. Sultânımdan ricâsı oldur kim yeniçeriler ile mâbeynlerin sulh idesüz deyü bu hakîri {vekîl edüp} hâk-i pâye gönderdi." deyince hemân Van a‘yânları "Devletli vezîr sultânıma hâb-ı hargûş verüp hâlâ beş on bin asker yazmışdır. Göririz bir gün kim ale'l-gafle 262a ilimiz memleketimiz Malazgird Beği Mehemmed Beğ diyârı gibi vilâyetimiz harâb u yebâb ve hânelerimiz türâb edüp dedesi Şeref Hân gibi diyâr-ı Acem'e firâr eder. Zîrâ kadîmen ocak dostumuzdur. Elbette bu kadar asâkir-i İslâm Van derneğinde âmâdeler iken sefer edüp hakkından gelelim, deyü yetmiş bin hıyel ü şeytanat ile paşanın ırkına girüp hâh nâ-hâh hân üzre sefere gitmeğe karâr verilüp altı bin güzîde asker-i Mahmûdî ile Van altından paşanın tâk-ı nüh-tâkı Karaçay başında meks edüp paşa Van altında sefer tedâriklerine mukayyed olup şehir içre münâdîler nidâ edüp herkes âmâde olmağa başladı ve yetmiş aded kapucubaşılar eyâlet-i Van'da otuz sancak yerde olan beğlerine ve askerî tâ’ifelerine ve yetmiş aded kazâlara emr-i şerîfler ile ağalar gidüp yine iki kıt‘a emr-i şerîf üzre paşa tuğrâ-yı garrâ çeküp ağalarıyla Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa'ya gönderüp eyâlet-i Erzurûm'dan Hınıs beği ve Tekman beğin ve Kuzucân beğin ve Avnik beğin ve Pasin beğin ve hânın gâret etdiği Malazgird beğin emr-i pâdişâhî ile taleb edüp Erganeli Ahmed Ağa gitdi. Ve Diyârbekir Vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'ya kendüsü tuğrâ çeküp eyâlet-i Diyârbekir'de olan Mifârıkîn beğin ve Tercil beğin ve Kulp beğin ve Mihranî ve Pertek beğin ve Sağman beğlerin güzîde asker ile Diyârbekir tarafından hânın ardın alup gelmeleriyçün vâlî-i Diyârbekir'e bir ağa gönderdi. Ve'l-hâsıl günden güne Van kal‘ası altında hân üzre gitmeğe deryâ-misâl asker cem‘ olup hemân paşa-yı müdebbir kal‘a-i Van'dan elli pâre şâhî toplar ve altı pâre balyemez topları cümle mühimmâtlarıyla âmâde eyleyüp Van deryâsının yigirmi pâre gemilerine bu kadar topları ve bu kadar bî-hisâb cebehâneleri ve niçe bin kantar peksimat ve barûd-ı siyâhı ve cümle piyâde azebistân ve cebeciyânları ve topçuları cümle ma‘ûnetleriyle keştîlere koyup şâdımânlıklar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekerek Van deryâsıyla cânib-i garba mütevekkilen alallah deyüp kal‘a-i Âdilcevâz limanına gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261b–262a ·
metinde göster ·
… olan hasâre ve hâna olan elem-i kesâre ve askerine olan kırkın-ı kazâ-yı şerâre
dedesi
Ziyâeddîn ve Şeref Hân zamânında olmamışdır. Ve bu kadar rüsvâ-yı âmlık ve bu k …
Netîce-i kelâm 280a şehr-i Bitlîs'e olan hasâre ve hâna olan elem-i kesâre ve askerine olan kırkın-ı kazâ-yı şerâre dedesi Ziyâeddîn ve Şeref Hân zamânında olmamışdır. Ve bu kadar rüsvâ-yı âmlık ve bu kadar bed-kâmlık Selîm Hân-ı Evvel asrında Çıldır gazâsına sene 920 târîhinde Şâh İsmâ‘îl'e olmamışdır kim Taclı Hanım nâm menkûha dest-i Âl-i Osmân'a girmişdi. Ammâ bu Hân'ın musîbet-i âlâm-ı şedâ’idi İsmâ‘îl Şâh'dan eşedd olmuşdu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a–280a ·
metinde göster ·
… tafâ'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ İmâm Hasan'ın ve Hazret-i İmâm Hüseyin'in
dedesidir
. Ve Hazret-i Fâtıma'nın İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ciğer köşeleridir. Beyt:
Vâlidesi Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ binti Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ İmâm Hasan'ın ve Hazret-i İmâm Hüseyin'in dedesidir. Ve Hazret-i Fâtıma'nın İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ciğer köşeleridir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349b ·
metinde göster ·
Abdülmuttalib cânı gibi gözedüp anadan babadan yetîm kalup ismine Muhammed-i Ye …
Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cânı gibi gözedüp anadan babadan yetîm kalup ismine Muhammed-i Yetîm derlerdi. Hazret-i Resûl ile Hazret-i Hamza ve Ebû Seleme b. Abdullahi'l-Mahzûmî ve Abdullah b. Cahşi'l-Esedî ile Hazret-i Muhammed bunlar ile uhuvvet-i rıdâ‘a sû[re]t buldu. Ammâ rıdâ‘an hâherleri Selmâ nâm ferişte-sîmâ kız ile Hazret-i Resûl süd karındaşlar idi. Ve Hazret'in pederinden intikâl eden Birke nâm câriye Hazret'e huddâme idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
Ammâ Hazret'in vilâdetinden iki yıl dörd ay sonra Hazret-i Ebâbekir vücûda geldi ve Hazret-i Resûl yedi yaşına bâliğ iken Hazret-i Osmân ibn Affân Mekke'de vücûda geldi. Ve bu mahalde Mekke'de kaht u galâ olup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cümle Kureyş halkıyla Cebel-i Ebû Kubeys'e urûc edüp Abdülmuttalib Muhammed'in başın açup "Yâ Rabbî, bu ma‘sûm Muhammed hürmetine ve yüzü suyuna bize su ver, ganîmet olsun!" dedikde azametullah bir matar-ı rahmet nâzil oldu kim Mekke'yi sel aldı ve ol kadar nebâtât [u] giyâhât oldu kim cümle kabâ’il-i Kureyş Muhammed-i Yetîm'e muhabbet edüp başına yemîn edüp Muhammed-i Emîn demeğe başladılar. Ve bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında iken cümle kavm-i Kureyş huzûrunda Muhammed'i oğlu Ebî Tâlib'e Allah emâneti verüp Abdülmuttalib ve Enûşirvân ve Hâtem-i Tay merhûm oldular. Ba‘dehû Hazret'in ammîsi Ebû Tâlib Mekke'de kabâ’il-i Kureyş üzre ebü'l-kelâm olup Hazret-i Muhammed'i terbiye ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… Ebü'l-Müslim ile ceng-i perhâş edüp yedi gün savaş-ı azîm ederek âhir Mervân'ın
dedesi
Mu‘âviye Hazret-i Alî ile nehr-i Furât sâhilinde Ca‘ber kal‘ası altında Hazret- …
Bu kal‘a-i sene 121 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Mervân-ı Hımâr binâ etdiğiyçün kal‘a-i Hımmâr derler. Mervân-ı Hımâr bu hisâr-ı üstüvârı ol kadar imâr etdi kim yetmiş bin alaca atlı askeri ve iki kerre yüz bin gayrı nökeri atlanırdı. Ebü'l-Müslim-i Mervî Horasân'dan on iki bin leşker-i muvahhidîn ile hurûc edüp Mervân dahi üç kerre yüz bin cünûd-ı cünübiyle Ane ve Seleme sahrâlarında Ebü'l-Müslim ile ceng-i perhâş edüp yedi gün savaş-ı azîm ederek âhir Mervân'ın dedesi Mu‘âviye Hazret-i Alî ile nehr-i Furât sâhilinde Ca‘ber kal‘ası altında Hazret-i Alî ile Sıffîn cengi etdikleri yerde Mervân ve Ebü'l-Müslim ceng edüp bi-emri Hudâ sekizinci günde Mervân-ı Hımâr münhedim olup Şâm'a firâr etdikde iki kerre yüz bin asker-i Mervâniyân teber-i Ebü'l-Müselmân'dan geçüp Mervân'ın akîbince Ebü'l-Müslim askeri Mervân'ı kovarak Şâm'dan Gazze'ye, andan Arz-ı Hasan-ı Bilbeys'e andan Mısır'a varınca Mervân'ı kovup âhir Mervân Mısır'da dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Sudan'a firâr etmek içün şehr-i Mısır'dan nehr-i Nil'i ubûr edüp karşu Cîze şehri hâkinde Heremeyn ya‘nî Fir‘avn dağları kurbünde Busır nâm mahalle varup "Ebü'l-Müslim elinden halâs oldum." deyü mezkûr karyede hâb-âlûd olmuşken Ebü'l-Müslim tarafından kova gelen Âmir ibn Cürcânî ibn Abdullah-ı Mâznî Mervân-ı Hımâr'ı yorgun argın ve durgun eşek gibi yatır bulup hımâr-ı eşek gibi anırda anırda katl edüp başın Haleb'de Ebü'l-Müslim'e götürüp kavm-i Müslimî emîn oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 366a ·
metinde göster ·
… slâmbol'u 108b feth etdiği sene 857 hâlâ münhezim olan Fargaçi la‘înin üçüncü
dedesi
olan Holando nâm ban ve pelîd-i anîd ibtidâ kal‘ayı palankadan inşâ eder.
Lisân-ı Macar'da ismi Uğvar'dır, ya‘nî "Yeni kal‘a" demekdir. İbtidâ bânîsi sene 858 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî İslâmbol'u 108b feth etdiği sene 857 hâlâ münhezim olan Fargaçi la‘înin üçüncü dedesi olan Holando nâm ban ve pelîd-i anîd ibtidâ kal‘ayı palankadan inşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a–108b ·
metinde göster ·
… dişâh-ı cem-cenâb idi. Be-kavl-i müverrihîn bunlara Serhoş Sultân Selîm derler.
Dedesine
Yavuz Sultân Selîm derler kim fâtih-i Mısır'dır. Ammâ aceb vâkı‘ olmuşdur. Süle …
Bu Selîm Hân-ı Sânî bir uğuru açık pâdişâh-ı cem-cenâb idi. Be-kavl-i müverrihîn bunlara Serhoş Sultân Selîm derler. Dedesine Yavuz Sultân Selîm derler kim fâtih-i Mısır'dır. Ammâ aceb vâkı‘ olmuşdur. Süleymân Hân-ı mağfûrun babası Selîm ve oğlu Selîm, iki Selîm mâbeyninde bir Süleymân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b ·
metinde göster ·
… oşunda zevk u safâlar edüp şehri seyr-i temâşâ etdik. Beç kal‘ası içinde kralın
dedesi
İstifani Kral binâ etdiği manastırın vakfı bir şehr-i müzeyyendir. Gerçi kal‘as …
Andan iki buçuk yılda yine Beç kal‘ası berâberliğinde sahrâ-yı (---) konup Beç kal‘ası sağ tarafımızda on iki sâ‘at yerde kalup ol gün bu (---)(---) varoşunda zevk u safâlar edüp şehri seyr-i temâşâ etdik. Beç kal‘ası içinde kralın dedesi İstifani Kral binâ etdiği manastırın vakfı bir şehr-i müzeyyendir. Gerçi kal‘ası kal‘ası yokdur, ammâ gâyet latîf ve ma‘mûr şehirdir. Cümle üç bin aded kiremit örtülü bâğ ve bâğçeli ve yedi manastırlı ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
Süleymân Hân havfinden sene (---) târîhinde binâ etmişdir. Hâlâ Nemse çâsârı hü …
Uyvar sâhibi Fargaçi Kapudan'ının dedesi Süleymân Hân havfinden sene (---) târîhinde binâ etmişdir. Hâlâ Nemse çâsârı hükmündedir. Lâkin kal‘a-i Pojon hâkimi hâkinde Tuna nehri kenârında bir sivri topraklı bayır-ı âlî üzre çâr-kûşe Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâ ve iç kal‘ası şekl-i müdevver vâki‘ olup kıbleye nâzır birer kapusu var ve kal‘a içre kârgîr binâ bir manastırı ve aşağı varoşda iki bin kadar şindire örtülü hâneleri ve birkaç çan kulleli manastırları var, ammâ taşrada bâğı ile ve bâğçeleri bî-hisâbdır. Ve ekseriyyâ Beç kal‘ası a‘yânı ve Pojon kal‘ası a‘yânının bu vâdîlerde mahsûldâr bâğları var. Andan bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
binâ edüp ba‘dehu Nemse'nin çâsârı istîlâ edüp hâlâ kral inpirator tarafından P …
Zamân-ı kadîmde Uyvar hâkimi Fargaçi Kapudan'ın dedesi binâ edüp ba‘dehu Nemse'nin çâsârı istîlâ edüp hâlâ kral inpirator tarafından Pojon hâkimi kapudanı zabt eder. Nehr-i Vak kenârında bir küçücük kârgîr tula binâ bir kal‘a-i zîbâ idi. Uyvar'ı Fâzıl Ahmed Paşa döğerken Kıbleli Mustafa Paşa'yı Şâm eyâleti askeriyle ve Kardaş Kazak askeriyle bu kal‘ayı muhâsara etmeğe me’mûr olup yigirmi gün yigirmi gece bu kal‘ayı Kıbleli Mustafa Paşa döğüp fethi yakın olmuşken görün(?) üstünden Âl-i Osmân üzre Nemse çâsârı ve Z[ir]inoğlu leşkeri gelmesi istimâ‘ olunca bu kal‘a-i Galgofça'yı döğmeden ferâğat edüp ordu-yı İslâma gelesin deyü fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olunca hemân Kıbleli Paşa bu kal‘a altından topları çeküp Şâm askeri ve Kazak askeriyle Uyvar altına teveccüh etdikde hakîr ol mahalde Akyaylalar çetesinden üç bin askerle ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a-i Galgofça altına gelüp bir hoş seyr-i temâşâ edemeyüp fethi müyesser olmadan Kıbleli Paşa ile ordu-yı hümâyûna gelmişdik, ammâ şimdi bu sulh mâbeyninde bir hoş seyr-i temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu sene 986 târîhinde} yine Orta Macar hâkimi topal Palatinoş Kral
dedesi
istîlâ edüp dahi ziyâde amâr etmişken sene 1005 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı …
Ba‘dehu sene 986 târîhinde} yine Orta Macar hâkimi topal Palatinoş Kral dedesi istîlâ edüp dahi ziyâde amâr etmişken sene 1005 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis fethidir. Be-dest-i (---) Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77b ·
metinde göster ·
… ğası Tanbûrî Ramazân Ağa ve Kâtib Hasan Efendi ve Alî Hân ve Memiş Hân ve Çolak
Dedes
Ağa ve Corgunalı Mustafa Ağa ve Ebû Ahmed Ağazâde Çelebi ve niçe yüz yârânlar v …
Der-esmâ-i şerefyâb-ı ihvân-ı yârân-ı zarîfân: Âlüfte âşüftegândan hüsn-i ülfet etdiğimiz ahbâb-ı dostânlarımızdan bürâder-i cân-berâberimiz Tat eli Ağası Tanbûrî Ramazân Ağa ve Kâtib Hasan Efendi ve Alî Hân ve Memiş Hân ve Çolak Dedes Ağa ve Corgunalı Mustafa Ağa ve Ebû Ahmed Ağazâde Çelebi ve niçe yüz yârânlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
Aka ve Sübhân Gâzî Ağa ve Olan Mehemmed Ağa ve Cân Mirza ve Cân Atay ve Eli Cân …
Der-dâstân-i esmâ-i merd-i meydân: Kavm-i Sarây'ın ekseriyyâ esmâları Aliş Aka ve Dedes Aka ve Sübhân Gâzî Ağa ve Olan Mehemmed Ağa ve Cân Mirza ve Cân Atay ve Eli Cân ve Çâker Aka ve Kaytas Aka ve Arbadan Aka ve Kutlu Bay ve Memay ve Hân kulu ve Kerem Bay ve Söyünç Bay ve Boğa Aliş, bunun gibi esmâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
… lerinden Demirci oğlu Kara Mustafâ Beğ fethidir kim hakîrin pederi pederi dedem
dedesinin
altıncı dedem dedesi Kara Ahmed Beğ'in karındaşıdır. Bu şehri ol Demirci Kara M …
Sene (---) târîhinde Cimcime krale karının karındaşı Fındıcak kral elinden Sarhanoğlu beğlerinden Demirci oğlu Kara Mustafâ Beğ fethidir kim hakîrin pederi pederi dedem dedesinin altıncı dedem dedesi Kara Ahmed Beğ'in karındaşıdır. Bu şehri ol Demirci Kara Mustafâ Beğ feth etmegile maktû‘u'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem ocaklığımız olmağile Demirci eli derler. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile devlet-i Sarhaniyye inkırâz bulup devlet-i Âl-i Osmân'da Bâyezîd-i Velî'ye intikâl etdükde fâtih Kara Mustafâ Beğ dahi merhûm olup hâlâ Demirci şehrinde medfûndur. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
… ra Mustafâ Beğ fethidir kim hakîrin pederi pederi dedem dedesinin altıncı dedem
dedesi
Kara Ahmed Beğ'in karındaşıdır. Bu şehri ol Demirci Kara Mustafâ Beğ feth etmeg …
Sene (---) târîhinde Cimcime krale karının karındaşı Fındıcak kral elinden Sarhanoğlu beğlerinden Demirci oğlu Kara Mustafâ Beğ fethidir kim hakîrin pederi pederi dedem dedesinin altıncı dedem dedesi Kara Ahmed Beğ'in karındaşıdır. Bu şehri ol Demirci Kara Mustafâ Beğ feth etmegile maktû‘u'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem ocaklığımız olmağile Demirci eli derler. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile devlet-i Sarhaniyye inkırâz bulup devlet-i Âl-i Osmân'da Bâyezîd-i Velî'ye intikâl etdükde fâtih Kara Mustafâ Beğ dahi merhûm olup hâlâ Demirci şehrinde medfûndur. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
… ra hilâfet oğlu Mu‘âviye'ye nakl etdi. Künyeti Ebû Leylâ idi. Bu dahi fevt olup
dedesi
Hazret-i Mu‘âviye cenbinde medfûndur. Ve Mervân bin Hakem halîfe iken merhûm ol …
Bu Yezîd-i bî-sa‘îdden sonra hilâfet oğlu Mu‘âviye'ye nakl etdi. Künyeti Ebû Leylâ idi. Bu dahi fevt olup dedesi Hazret-i Mu‘âviye cenbinde medfûndur. Ve Mervân bin Hakem halîfe iken merhûm olup bu mahalde âsûdedir. Ve kurbunda elli adım ba‘îd Emîrü'l-mü'minîn Abdülmelik bin Mervân sene 85 târîhinde fevt olup başka bir kubbe-i âlîde medfûndur. Azîmü'ş-şân pâdişâh-ı cihân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254a ·
metinde göster ·
Abdülmuttalib hayâtda idi. İsm-i şerîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzi …
Ba‘zı müverrihîn eyle yazmışlar kim Hazret-i Habîb-i Hudâ vücûda geldükde babası Abdullâh merhûm olmuşdu. Anıniçün efvâh-ı nâsda Muhammed-i Yetîm derlerdi. Ammâ dedesi Abdülmuttalib hayâtda idi. İsm-i şerîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzilü mine's-semâ"dır. Ve dedesi gâyet mahabbet edüp kundağıyla kucağına alup gezdirirken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b ·
metinde göster ·
Ba‘zı müverrihîn eyle yazmışlar kim Hazret-i Habîb-i Hudâ vücûda geldükde babası Abdullâh merhûm olmuşdu. Anıniçün efvâh-ı nâsda Muhammed-i Yetîm derlerdi. Ammâ dedesi Abdülmuttalib hayâtda idi. İsm-i şerîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzilü mine's-semâ"dır. Ve dedesi gâyet mahabbet edüp kundağıyla kucağına alup gezdirirken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında Hazret'in
dedesidir
. Hazret henüz kırka bâliğ olup nübüvvet geldüği mahal idi. Hazret binâ-yı Mekke …
Bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında Hazret'in dedesidir. Hazret henüz kırka bâliğ olup nübüvvet geldüği mahal idi. Hazret binâ-yı Mekke'ye mübâşir olup ceddi Kusay binâ etdüğünden müzeyyen binâ-yı azîm oldu. Ve bu mahalde Abdülmuttalib merhûm olup Mu‘allâ kurbunda defn etdiler. Sultân-ı Kureyş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
… vâlidesi Abdülmuttalib kızı idi ki Hazret-i Risâlet'in halasıdır. Ve Zübeyr'in
dedesi
Hazret-i Ebâ Bekir'dir. Netice Hazret-i Zübeyr'in vâlidesi dahi hayâtda idi. Zü …
Hattâ Zübeyr hazretlerinin vâlidesi Abdülmuttalib kızı idi ki Hazret-i Risâlet'in halasıdır. Ve Zübeyr'in dedesi Hazret-i Ebâ Bekir'dir. Netice Hazret-i Zübeyr'in vâlidesi dahi hayâtda idi. Zübeyr hazretlerin vâlidesi dahi ricâ etmeyüp Zübeyr bu kadar zamân maslûb durdu. Bir gün vâlidesi Zübeyr'in na‘şesi yanından geçerken oğluna bakup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y341b ·
metinde göster ·
… vâlidesi akrabâları Hazreti Mekke'ye mâlıyla götürüp Abdülmuttalib ki Hazret'in
dedesidir
, Hazreti ana teslîm ederler. Ba‘dehu kırk yaşında Hazret-i Risâlet'e nübüvvet g …
Ba‘dehu vâlidesi akrabâları Hazreti Mekke'ye mâlıyla götürüp Abdülmuttalib ki Hazret'in dedesidir, Hazreti ana teslîm ederler. Ba‘dehu kırk yaşında Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldikde vâlidesinden intikâl eden hâne ki Hazretin rahm-i mâderden müştakk olduğu bu mezkûr beyt-i şerîfin Ukayl bin Ebî Tâlib'e Q 144a hibe edüp kendileri Hadîce-i Kübrâ'nın hânesine nakl eder. Mürûr-ı eyyâm ile Ukayl hazretlerinin vârisleri bu beyt-i latîfi Haccâc Yûsuf Zâlime bey‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351b ·
metinde göster ·
Abdülmuttalib dahi bunda sâkinler imiş. Ammâ mesâcid-misâl mihrâbı yokdur. Ve b …
Beyt-i Abdi Menâf: Hazret-i Risâlet-penâh'ın cedd-i a‘lâlarıdır. Dedesi Abdülmuttalib dahi bunda sâkinler imiş. Ammâ mesâcid-misâl mihrâbı yokdur. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y353b ·
metinde göster ·
… de Hazret-i Abdullâh Zübeyr ibn Avâm ibn Huveylid ibn Abdül‘uzzâ ibn Kusay'dir.
Dedesi
Hazret-i Ebâ Bekir'e müntehîdir kim vâlidesi Abdülmuttalib kızıdır ki Hazret-i …
Ve bu kubbenin kıblesi cânibinde bir küçük kubbede Hazret-i Abdullâh Zübeyr ibn Avâm ibn Huveylid ibn Abdül‘uzzâ ibn Kusay'dir. Dedesi Hazret-i Ebâ Bekir'e müntehîdir kim vâlidesi Abdülmuttalib kızıdır ki Hazret-i Risâlet'in halasıdır. Hazretin yakın akrabâlarındandır. Mevlûd-ı Nebî'nin yigirmi dördüncü senesinde Zübeyr ibn Avâm ve Talha bin Abdullâh bir günde vücûda gelüp Zübeyr Hazret ile Yemen'e ticârete gitdiler. Hazret'e nübüvvet geldikde ibtidâ Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk sâniyen Zübeyr hazretleri îmân ile müşerref oldular. Ve "Ehl-i Cennetdir" deyüp Hazret tebşîr edüp Aşere-i Mübeşşere'den oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y362b ·
metinde göster ·
… arak hayli aşîret sâhibi olup ba‘zı binâlar ihdâs eylemeğe başladı. Ve her sene
dedesi
Âdem Safî'yi şâm'da ve Havrân ve Busrâ'da ziyâret edüp hayır du‘âsın alup Âdem …
Bu Nakrâveş'den ismi Mısrâyim olan yetmiş nefer ta‘allukâtıyla Kâbil zulmünden vâlid [ü] vâlidelerini karındaşı Tecbârîr ile terk-i diyâr edüp rûy-i arzda kendülere münâsib bir vatan bulmağiçün kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek âhir Mısır hâkinde cebel-i Küdemâs'a gelüp âb [u] havâsın ve dıraht-ı müntehâsın beğenüp anda ikâmet etmeğe mübâşeret edüp vatan tutdular. Zîrâ dedeleri Hazret-i Âdem Mısır'da çok durup bir eser-i binâdan bir şey etmedi. Ol asırda çalaş ve külbe içinde sâkin olurlardı. Ammâ mezkûr Nakrâveş'den Mısrâyim hâk-i Mısır'da tenâsül bularak hayli aşîret sâhibi olup ba‘zı binâlar ihdâs eylemeğe başladı. Ve her sene dedesi Âdem Safî'yi şâm'da ve Havrân ve Busrâ'da ziyâret edüp hayır du‘âsın alup Âdem Safî bu Nakrâveş'e Melik Mısrâyim deyü ad kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5a ·
metinde göster ·
yurdu olan Mısır'ı terk edüp şehr-i Kûfe'de Hazret-i Nûh yanına varup îmânile m …
Mezkûr Nakrâveş-i Mısrâyim'in evlâdlarından Kalîmûn nâmında bir kehene var idi. Ulûm-ı şettâya mâlik idi, hattâ ilim kuvvetiyle Tûfân-ı Nûh ile gazâb-ı Hudâ olacağın bilüp Tûfân'dan evvel dedesi yurdu olan Mısır'ı terk edüp şehr-i Kûfe'de Hazret-i Nûh yanına varup îmânile müşerref olup cümle iyâliyle Irâk vilâyetinde sâkin oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Kalîmûn kâhin ve dâmâdı Bayzar ile Hazret-i Nûh'dan me’zûn olup
dedesi
Mısrâyim'in binâ etdüği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana gitmeğe azîmet etdil …
Ba‘dehu Kalîmûn kâhin ve dâmâdı Bayzar ile Hazret-i Nûh'dan me’zûn olup dedesi Mısrâyim'in binâ etdüği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana gitmeğe azîmet etdiler. Kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek gark-ı âbdan halâs olmuş nâ-peydâ râhlar ile tecessüs-i tarîk ederek direkden direğe uğrayup Mısır kurbunda Arîş nâm mahalle gelüp anda nüzûl edüp oturdular. Lisân-ı İbrî'de Arîş oturacak yere derler. P 160b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·
olan Kalîmûn kâhin bu Mısrâyim'e çok ulûm-ı acîbeler ta‘lîm eyleyüp ferîdü'd-de …
Otuz evlâdından bu âkil ve âlim âmil olup anadan dedesi olan Kalîmûn kâhin bu Mısrâyim'e çok ulûm-ı acîbeler ta‘lîm eyleyüp ferîdü'd-dehr bir fetâ-yı tüvânâ oldu. Ve cemî‘i künûzları Kalîmûn bu Mısrâyim'e göstermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6b ·
metinde göster ·
… l ağaça tapup ibâdet etmeğe başlayup şecer-perestlik ibtidâ bu Kıbtîm'den kalup
dedesi
Nûh Nebî dînin terk etdi.
Babası Mısrâyim binâ etdüği şehr-i Dersân'da doğduğu ağaç dibinde ibâdet etdüğin bu Kıbtî melik âlem-i sabâvetinde görmüş idi. Babası ol ağaca tapar zannedüp kendü halîfe oldukta ol ağaça tapup ibâdet etmeğe başlayup şecer-perestlik ibtidâ bu Kıbtîm'den kalup dedesi Nûh Nebî dînin terk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a ·
metinde göster ·
… an evveldir derler. Zîrâ ekseriyyâ âsâr-ı binâları Hasaylîm ve babası Elûhîm ve
dedesi
Aryâk binâları vardır, İbrî hattı ile kayalar mastûrdur. Ba‘dehu Âd amâr etmiş. …
Ve Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm bu Hasaylîm asrında gelüp Tûfân'da bu Hasaylîm Nûh Nebî ile gemide bile idi. Sekiz yüz sene mu‘ammer oldu. Anıniçün müverrihler bu İsvân içün Tûfân'dan evveldir derler. Zîrâ ekseriyyâ âsâr-ı binâları Hasaylîm ve babası Elûhîm ve dedesi Aryâk binâları vardır, İbrî hattı ile kayalar mastûrdur. Ba‘dehu Âd amâr etmiş. Tûfân'dan sonra Ebrehe harâb etmiş bir diyâr-ı yebâbdır. Bi-kavli Tevârîh-i Hıtat ve Muhammed ibn İshâk, rahmetullâh, ve Tevârîh-i Şehâbî'de dahi mufassaldır. Ammâ hakîr ayne'l-yakîn târîhleri ile tahrîr ederim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385b ·
metinde göster ·