aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbâ …
Bu Pirevadi şehrine karîb Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl etdim" deyü da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana girüp kazana ateş edüp papas herîse-misâl pişüp Saltık Bây taşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp kendileri bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylenüp muhabbet etdiklerinin aslı odur. Ba‘de's-seyâha yine bu Pirevadi mahallinde kazanda tabh olduğu mahalde merhûm olup kendilerin vasiyetiyle yedi tâbûta koyup yedi kral yedi tâbûtu alup bir cesed-i şerîfin Babadağı'na getirüp ter ü tâze defn ederler. Biri İdrone kral Edrine kurbunda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz kandili sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b–111a ·
metinde göster ·
… dişâhım, kavl-i hükemâ üzre yedi iklîm 35b dedikleri bu dünyâdır ve dörd köşe
dediklerinin
bir köşesi bu cezîre-i dünyâdır ve ‘bundan gayrı üç köşede dünyâlar dahi buluna …
"Belî pâdişâhım, kavl-i hükemâ üzre yedi iklîm 35b dedikleri bu dünyâdır ve dörd köşe dediklerinin bir köşesi bu cezîre-i dünyâdır ve ‘bundan gayrı üç köşede dünyâlar dahi buluna’ deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a–35b ·
metinde göster ·
mekânları nehr-i Tuna ile nehr-i Turla arasında şarkdan garba tûlu beş konakdır …
Bu Bucak Tatarı dediklerinin mekânları nehr-i Tuna ile nehr-i Turla arasında şarkdan garba tûlu beş konakdır. Tuna ile Turla'ya gelince iki germe konak yere Bucak derler, ammâ çok asker-i nâmdâr çıkar, lâkin cümlesi Özü vezîri emrine me’mûrdurlar, ammâ Tatar hânın yalı ağası zabt edüp ağaya da ve paşaya da gazâ mâlından öşr verirler. Gâyet mutî‘ gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37a ·
metinde göster ·
aslı hîn-i savaşda derûn-ı hisârda yigirmi bin güzîde Acem Mazenderânîsi gibi A …
Manzara-i eşkâl-i kal‘a-i Üsküb-i mahbûb: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘aya kal‘a-i Mazenderân-ı Rûm dediklerinin aslı hîn-i savaşda derûn-ı hisârda yigirmi bin güzîde Acem Mazenderânîsi gibi Arnavud tüfeng-endâzı olup Gâzî Evrenos Beğ ile pey-der-pey yedi ay savaş-ı perhâş edüp âhirü'l-emr seyf-i Muhammed urulup yürüyüş ile feth olduğundan cümle cevâmi‘lerinde hatîb minbere kılıç ile urûc edüp hutbeyi tilâvet eder. Hâlâ iki kat bir hisâr-ı üstüvâr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı kadîm ve sûr-ı azîm bir rabât-ı müzeyyen ve bir belde-i medyendir kim refî‘ü'l-beyân ve halkı cümle azîmü'ş-şândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b ·
metinde göster ·
… Hemân ol derileri birbirlerine yakın getirüp mezkûr kutu içre iri atlı karınca
dediklerinin
birini demir hokkaya ile kutudan alup herîfin kafâsı derisinin kesilen yerlerin …
Temâşâ-yı hikmet-i cerrâhân: Hemân herîfin mukaddemâ başının derisi iki kulaklarına varınca çizilmiş idi. Hemân ol derileri birbirlerine yakın getirüp mezkûr kutu içre iri atlı karınca dediklerinin birini demir hokkaya ile kutudan alup herîfin kafâsı derisinin kesilen yerlerine karıncanın başın koyunca hemân aç karınca iki deriyi bir yerden ısırınca cerrâh karıncanın belinden makâs ile kesüp karıncanın başı iki deri kenârların ısıra kaldı. Anın yanına bir karınca dahi eyle edüp hâsıl-ı kelâm bir kulakdan bir kulağa varınca seksen aded karıncaların başlarına mecrûh başın derilerini ısırdup merhemler sürüp sarup sarmalayup herîf-i mezbûru pupula döşek üzre bir bucağa dayayup iki yanlarına yasdıklar koyup herîfin kellesinde olan kurşum deliğine bir fetîle sokup üzerine anın dahi merhem sürüp sardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… arı dolup cümle balmûmu taşra çıkar. İşte "Eflak diyârında balmûmu yerde biter"
dediklerinin
aslı budur. Hakkâ ki gâyet mahsûllü nâhiyedir.
Başka boyarlıkdır kim Eflak vilâyetinin gâyet âbâdân yerleridir. Hattâ balmûmu yerde biter. Meselâ şiddet-i hârdan yerler çatlayup bal arılarının azgınları ol yerin çatlaklarında bal yeyüp kalır. Şitâ eyyâmlarında yağmurlar kesret ü vefret üzre yağdığından yerler şişüp yer yarıkları dolup cümle balmûmu taşra çıkar. İşte "Eflak diyârında balmûmu yerde biter" dediklerinin aslı budur. Hakkâ ki gâyet mahsûllü nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
dörd aded pencerelerden dörd nev‘ eşkâl-i garîbeleri temâşâ edüp giderlermiş. E …
Bu ka‘be dediklerinin dörd aded pencerelerden dörd nev‘ eşkâl-i garîbeleri temâşâ edüp giderlermiş. Ertesi ale's-sabâh yine bir sadâ istimâ‘ edüp "Bana gelin" deyü sadâ gelince yine cemî‘i Kalmık kalkup ibtidâ mağrib tarafındaki demir pencereden içerde olan pençe-i âfitâb oğlan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… lup Y 159b zor-bâzû ile tağallüben hâkim olur. Ve hâk-i Mısır'da altun biter,
dediklerinin
aslı bir kîle hubûb zer‘ ederler, yigirmi kîle mâl biter, fürûht edüp altun ede …
Hakkâ ki Mısır'a kim gâlib olursa ol hâkim olurdu. Hazret-i Yûsuf'dan berü tegallüben zabt ederler selâtînleri hasîb ü nesîb değillerdir, halkı ehl-i meskenet değildir, cümle askerî tâ’ifesi isyân [u] tuğyân üzre olup Y 159b zor-bâzû ile tağallüben hâkim olur. Ve hâk-i Mısır'da altun biter, dediklerinin aslı bir kîle hubûb zer‘ ederler, yigirmi kîle mâl biter, fürûht edüp altun eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159a–Y159b ·
metinde göster ·
aslı budur ki cemî‘i dünyâda olan ecnâs-ı mahlûkât ve yetmiş iki millet ve yüz …
Ve Mısır'a Ümmü Dünyâ dediklerinin aslı budur ki cemî‘i dünyâda olan ecnâs-ı mahlûkât ve yetmiş iki millet ve yüz kırk lisân kelimât eden halk ve mezâhib-i erba‘a kavmi bu Mısır'da mevcûd olup Mısır sebebiyle bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı Cenâb-ı Rab besler. Anıniçün Ümmü Dünyâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·
Cezîre-i Mısır içinde bir pâdişâhlık yerdir. Beyne'l-Urbân dehlîz-i Habeş
dediklerinin
aslı ya‘nî Küçük Habeş sultânı tahtı demekdir. Tâ bu tahrîr olunan mertebe memâ …
Cezîre-i Mısır içinde bir pâdişâhlık yerdir. Beyne'l-Urbân dehlîz-i Habeş dediklerinin aslı ya‘nî Küçük Habeş sultânı tahtı demekdir. Tâ bu tahrîr olunan mertebe memâlik-i bî-pâyân garb tarafı çölistân berr ü beyâbân yerlere mâlikdir. Benî Seyf'den berü tahrîr etdiğimiz kazâlardan mâ‘adâ inşâallâhu ta‘âlâ seyâhat etdikce mahallerindeki kazâları dahi tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374b ·
metinde göster ·