… ---) Selmân telâmîzlerindendir kim anın kemer-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---)
dedir
. Bu köfterciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet …
{Esnâf-ı bâdemli köfterciyân: Dükkân kırk, neferât 200, pîrleri (---) Selmân telâmîzlerindendir kim anın kemer-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---) dedir. Bu köfterciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp cevizi ve bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gibi lezîz köfter olup dükkânların tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn köfterler ile zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Ayntâb'ın ve Ma‘nisa'nın köfterlerinden Eğriboz ve İslâmbol köfteri gâyet terdir ve memdûh-ı cihândır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında kazan kazan ağda kaynadup müdevve …
Esnâf-ı ağdacıyân: Sâhib-i kârhâne yalnız yüz{dür}, neferât yedi yüz{dür}, bunların pîri Hazret-i (---), Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri (---) dedir. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında kazan kazan ağda kaynadup müdevver tahta kepçeler ile karışdırarak "inebü'd-dibs ciğer tâzeler, câna safâ verir ağdam nefâyisdir" deyü ubûr ederler. Ekseri Etrâk tâ’ifesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı değirmenciyân-ı üzüm: Kârhâne on beş, neferât üç yüz, kârhâneleri Yemiş İskelesi'nde Ahî Çelebi câmi‘i sokağındadır. Ammâ ankâ bâzergânlardır. İzmir'de ve Kuşadası'nda ve Nâzlı'da ve Karabâğlarda niçe yüz ortakları vardır. Cümle hoşâbcı ve pâlûdeci ve ağdacı ve helvâcılar bunlara muhtâc olduğıyçün bu âşcılar gürûhunda tahrîr olundu. Zîrâ bu zümre me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht edicilerdendir. Ammâ bu üzüm değirmencilerinin pîrleri Helvâî Ömer'dir, Enes ibn Mâlik tilmîzidir. Kabri (---)dedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
ve Alî {kemerin bağladı}. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların İslâmbol ta …
Esnâf-ı kâğızcıyân: Dükkân 200, neferât 205, pîrleri Hazret-i Abbâs amm-i Resûl'dür. Kabri Bakî‘'dedir ve Alî {kemerin bağladı}. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların İslâmbol tabağı ve Bosna ve Sebde ve Bundukânî kâğızlarıyla zeyn edüp cümlesi beyâz kâğızdan ferrâce ve muvahhidîler ve hırka ve azîm destâr ile ve yine kâğızdan gûnâ-gûn külâhlar ile kendülerin zeyn edüp dükkânlarında kâğızlar mühreleyüp cümlesi pür-silâh beyâz esbâblı asker olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199a ·
metinde göster ·
… rı ve elli aded neferâtları var, ammâ Orta Macar'a ve Erdel Macarlarına el-amân
dedirmişlerdir
.
Bu serhadlerde Façat kal‘ası ve bu Vilagoş kal‘ası yiğitleri nâm vermişlerdir. Ol asırda bin aded güzîde yiğitleri var imiş, ammâ şimdi el-hâletü hâzihi bir dizdârı ve elli aded neferâtları var, ammâ Orta Macar'a ve Erdel Macarlarına el-amân dedirmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… âdır gâzîler pür-silâh ve cürd atlı çıkup ol vilâyetlere ve Belgrad'a "El-amân"
dedirüp
Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye …
Ancak garb tarafında bir küçük varoşu var, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir hafr-i amîkdir. Gâzî Porça zamânında böyle küçük kal‘adan bin aded güzîde bahâdır gâzîler pür-silâh ve cürd atlı çıkup ol vilâyetlere ve Belgrad'a "El-amân" dedirüp Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye gelirlermiş ve hâlâ ol gâzîlerin odaları kal‘a içre kat-ender-kat küçük küçük daracık odacıklardır kim cümle mücerredler imiş, aslâ evliler değillermiş, ammâ cümlesi yetmiş tasdan geçmiş semm-i helâhiller imiş, lâkin hâlâ odaları günden güne vîrân olmadadır, zîrâ bu kal‘a şimdi iç elde olmak ile amâr etmeğe muhtâc değildir, ammâ yine dizdârı ve elli aded müsellah neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve birkaç şâhî topları ve bir câmi‘i ve zîbâ su sarnıçları ve beş aded hânesi var, havlısı gâyet daracıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu günden güne Budin vezîrleri ve Üstürgon beğleri kal‘a-i Üstürgon'u ol kadar ta‘mîr ü termîm edüp taşra varoşuyla bâğ-ı İrem-misâl bir şehr-i azîm olup hemân rûz-merre beşer altışar bin aded guzât-ı müslimîn tâ Beç'e ve Prag'a ve Dip Alaman'a seğirdüp mâl-ı ganâ’imler alup cümle küffâr-ı Alaman'a "El-amân, ey asâkir-i Âl-i Osmân" dedirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
… ne şâhîn yuvasına gelir gibi kal‘alarına gelüp girirler. Kerrât ile kâfire amân
dedirmişlerdir
.
Sene 1002 mâh-ı Muharreminde fâtih-i Yemen Sinan Paşa fethidir. Kulu azdır, ammâ kerrât ile bunun gâzîleri kâfirin Tata ve Papa ve Senmartin ve Yanık altlarına varup şikâr alup yine şâhîn yuvasına gelir gibi kal‘alarına gelüp girirler. Kerrât ile kâfire amân dedirmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b ·
metinde göster ·
… erüye dönmek ve yağmur ve bataklık çekmek olur mu ve kâfire ‘Türk gerüye döndü’
dedirmek
olur mu, nâmûs-ı Muhammedî değil mi?" dediler. Bizim asker eydir:
"Gerüye dönmek ve yağmur ve bataklık çekmek olur mu ve kâfire ‘Türk gerüye döndü’ dedirmek olur mu, nâmûs-ı Muhammedî değil mi?" dediler. Bizim asker eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·
… en mâllarıma karşılık Allâhu Te‘âlâ yigirmi kat ihsânlar edüp ve bir gün âh vâh
dedirmeyüp
cümle hüddâmlarımla ve niçe atlarımla gûnâ-gûn ihsânlar edüp Ustolni-Belgrad'da …
Hamd [ü] senâ ol Allâh'a kim Yenikal‘a'dan berü ve nehr-i Raba seferinden berü bu kadar berzah u âlâm-ı şedâ’idler çekmişken kerîm Allâh kerem edüp niçe yere giden mâllarıma karşılık âye[t], sûre-i (---)Arapça aşru emsâlihâ nass-ı şerîfi üzre giden mâllarıma karşılık Allâhu Te‘âlâ yigirmi kat ihsânlar edüp ve bir gün âh vâh dedirmeyüp cümle hüddâmlarımla ve niçe atlarımla gûnâ-gûn ihsânlar edüp Ustolni-Belgrad'da yüzümüz güldürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi ve dörd kitâba inandım,
dedirmeği
ferâmûş edüp gazabından atlarına süvâr olup kat‘-ı menâzil ederek Medîne-i Müne …
"Biz ümmî âdemiz, henüz dîn-i İslâm ile müşerref olup Allâh bir peygamber hak bilirim. Öbür dediğin sünnetleri de Buhârâ'dan bir fakîh getirüp öğrenirim" dedikde Mu‘âz ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i tevhîdi ve îmân du‘âsın okudup bâtıl dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi ve dörd kitâba inandım, dedirmeği ferâmûş edüp gazabından atlarına süvâr olup kat‘-ı menâzil ederek Medîne-i Münevvere'ye geldikde {hikmet-i Hudâ} Hazret-i Risâlet-penâh altmış üç yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye intikâl etmiş olup Hazret-i Resûl'ün vasıyyeti üzre na‘ş-ı şerîf-i Resûl-i Kibriyâ'yı Hazret-i Alî tenhâ yerde Hazret'i gasl edüp Hazret-i Abbâs'ın iki aded oğlu Fazl ve Kusem Hazret üzr[e] su 132a döküp Hazret-i Alî Hazret’in vücûd-ı şerîflerine el değirmeden mübârek kamîsleri üzr[e] gasl edüp kamîs-i şerîfleri üzre iki kat kefenler sarup hâlâ Medîne-i Münevvere'de Ravza-i Mutahhara içre defn etdiler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b–132a ·
metinde göster ·
… g ederlerdi. Ve Tumanbay içün Hayre Beğ Arablara İllâ yansuru's-sultân Tumanbay
dedirdüp
Selîm Hân'a işitdirüp,
Çünki Sultân Selîm Tumanbay'ı salb edüp defn etdi, ammâ Mısır'ın içi dahi âsûde-hâl olmayup şehir içinde küt-â-küt ceng-i azîmler olmada. Zîrâ Tumanbay ve Gavrî'nin devleti büyük devlet idi. Ve Hayre Beğ Gavrî'ye dilgîr olup âl-i Osmân'a rehber olarak Mısır'a götürüp yine Mısır'a hâkim olduğundan cümle Çerâkes-i nâkes hazz etmeyüp şehir içinde kapanup ceng ederlerdi. Ve Tumanbay içün Hayre Beğ Arablara İllâ yansuru's-sultân Tumanbay dedirdüp Selîm Hân'a işitdirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b ·
metinde göster ·