İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

def

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
146
isabet
136 cümle/beyitte
54,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
28 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi14659,6

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 146

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“def” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 10b Edemez def ‘ sakınmağla kazâyı kimse / Bin sakınsan yine ön son olacak olsa gerek.
EÇS I 23b … dan halîfesi olan Hacı Bektaş-ı Velî'yi üç yüz fukarâsıyla sâhib-i seccâde edüp def ü kudüm ve alem ü çırâğ verüp "Var Orhân Beğ ile Rûm fâtihi ol ya Bektaş" deyü …
EÇS I 26b … în Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharun mine'ş-şems deryâ üze …
EÇS I 37b … ar âdem, sen ma‘tûh olmuşsun, ben senin dediğin âdem değilim, var benden şerrin def ‘ eyle" deyüp bilâhire Gülâbî Ağa'ya bir kötek çeker kim fakîr ihtiyârı sâ’ir te …
EÇS I 84a "Harâc-güzârınız olayım bu Rakofçi'yi üzerimizden def ‘ eylen" deyü küçük elçi ile hedâyâları gelüp Tatar Hân Mehemmed Geray Hân'ı ve …
EÇS I 148b … et'i görememişdir. Andan mâ‘adâ pîrler sâhib-i seccâde ve tuğ ve tabl u alem ve def ü kudüm sâhibi oldular. Ve Hazret-i Risâlet'in ve çâr-yâr-ı güzînin dest-i şerî …
EÇS I 157a … ları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kendüleri zeyn edüp ellerinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyüp ellerin dak edere …
EÇS I 161b … pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû …
EÇS I 161b … âh olup sefere me’mûr cemî‘i vüzerâ ve a‘yânın meş‘alcileri cem‘ olup ellerinde def u kudüm [ve] makrafalara turralar urup ale'l-umûm "Allâh yansuru's-sultân" deyü …
EÇS I 171b … erler, zîrâ Eflâtûn rîha mübtelâ imiş. Bu hardal gâyet ta‘âmı hazm etdirüp rîhı def ‘ etmede mücerrebdir.
EÇS I 198a … kkânların gûnâ-gûn sünnet usturalarıyla zeyn edüp ba‘zı gulâmları dükkânlarında def u kudüm ile sünnet eder şeklinde ubûr ederler. (---) (---) (---) (---)
EÇS I 202b–203a … rî olsun. Sûrlarda ve hitânlarda ve zekât verecek mahallerde çala. Arabistân'da def ü kudüm çalınmak şer‘îdir. 203a
EÇS I 203a … da mahlûle iken Hazret'e mahabbet edüp Hazret'in menkûhası olup leyle-i zifâfda def ü kudüm ve rebâb ve nây sâzları çalındığı Siğer-i Cerîr'de mastûrdur. Anıniçün …
EÇS I 204a–204b … ahâretlerin icrâ ederek ubûr ederler kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bunlar dahi def ü kudüm ve bir hây-hû-yı şûm ile ubûr ederler kim İslâmbol içi velvelelerinden …
EÇS I 206b … amîrî ve Hazret'in hoşhânı Hamza bin Yetîm, Fâtımatü'z-Zehrâ sûrunda celâcilsiz def çalup pîr [ü] ihtiyâr oldu}. Cümle sâzendeler bu dâ’irezânlar olmasa rakkâsı bo …
EÇS I 215a … n, mudhikân, cüvân-mergân var ise bozacıbaşı ve hamr emîni akîblerince niçe bin def ü kudüm ve nefîr ve balaban ve tanbûrî ve santûrî ile ahşama karîb alayköşkü di …
EÇS II 220b–221a … ahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def ‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve …
EÇS II 221a … mlesiyle bir yire gelüp "Gelin sizinle bu girdâb-ı gamda teşvîş-i endîşe-i gamı def ‘ etmek içün bir segâh faslı eyleyelim" deyü hakîr muharrik olup segâh u mâye ve …
EÇS II 227a … âyet nâfi‘ germ-âbdır. Nûş edenin hafakanın ve zahîr marazın ve yürek oynamasın def ‘ eder. Ammâ bu ılıcaya girmenin ibtidâ hâssa-i şartın bilüp giren şifâ bulup, b …
EÇS II 230b … îdir ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Hulâsa-i kelâm, cemî‘î emrâz-ı muhtelifeyi def ‘ edüp ol âdem rahm-i mâderden müştak olmuş gibi olur, ammâ bu zülâl bulunmada k …
EÇS II 235a İdemez def ‘ sakınmakla kazâyı kimse / Bin sakınsan yine ön son olacak olsa gerek
EÇS II 265b İdemez def ‘ sakınmağla kazâyı kimse / Bin sakınsan yine ön son olacak olsa gerek
EÇS II 266a–267a … 'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nef …
EÇS II 266a–267a … la postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i M …
EÇS II 266a–267a … asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "E …
EÇS II 266a–267a … tık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından …
EÇS II 266a–267a … îmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultâ …
EÇS II 267a–267b … erler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâh …
EÇS II 267a–267b … ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hüc …
EÇS II 275a … İbrâhîm inşâallah Girid'i oğlum Mehemmed'le feth ederim dediğinden cümle gumûm def ‘ olup sürûr [u] şâdmâna vâsıl oldum" deyü cevâb eydürler. Rûh-ı Ahmed Hân şâd o …
EÇS II 284b … tecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semend …
EÇS II 294a … hne ve ser-bürehne ber-dağ-ı bî-bâğ abdâlânı vardır. Tabl döğerek alem kaldırup def u kudûmler çalarak sûr ve zil urarak hoş-âmede gelüp tekbîr getirdiler. Hakkâ k …
EÇS II 314b–315a … t etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def ‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘â …
EÇS II 350b … güzâr etdün. İnşâallah günden güne cemerâtlar da gelüp hevânın şiddet-i şitâsı def ‘ olup bu gûne hareket buyurun" deyüp bu re‘y [u] tedbîri vech-i ahsen görüp,
EÇS II 361b–362a … ı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def ‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu me …
EÇS II 365a İdemez def ‘ sakınmakla kazâyı kimse / Bin sakınsan yine ön son olacak olsa gerek
EÇS III 7b–8a … hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlarından def ü kudûm ve nefîr ve tabl u zil [u] bemm ü teber ve pâleheng ve zerdeste ve sapa …
EÇS III 27b … rse yılan ve akreb ve çıyan sokduğu cerâhat üzre ol hâki bağlasalar bi-emrillâh def ‘ olur.
EÇS III 27b–28a … e deydevî ve dehdehî ve cığcığa ve teber-i müslimîn ve nefîr-i Horasanî ve niçe def ve kudûmleri ile ve niçe bunun emsâli cihâz-ı fakr-ı fukarâlar ile bu âsitâne-i …
EÇS III 29b … rek. Hemân er olsun, baş yarsın, Pâdişâha mâl tahsîl eylesin. Hele şu gâilemizi def ‘ edelim" deyü hakîre bir hil‘at-i fâhire giydirüp "Kapu kethüdâsı! Evliyâ'yı bi …
EÇS III 31a … oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü taksîm ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
EÇS III 40b Zifâf giceleri def ve ravad ile çalınır ve makâm-ı revâhîde okunur bu gûne niçe eş‘âr-ı mahsûsalar …
EÇS III 101b–102a … isterler. Azîz başın içün bu fukarâ-yı sûka zulm-i Haccâc-ı Yûsuf'dur. Men‘ [u] def ‘ eyle" deyü ricâ eylediklerinde paşa eydür "Âdemler! Biz size Diyârbekir bezi v …
EÇS III 101b–102a … ârlar ve niçe yüz sâdât-ı kirâmdan kimesneler ileri gelüp "Etme vezîr! Bu zulmü def ‘ u ref‘ eyle!" dediklerinde hemân paşa tehevvüre gelüp çavuşbaşı elinden hezârâ …
EÇS III 101b–102a … şâhid olun, bre Yahûdî deyüp üzerimize gelüp asâ ile urup mecrûh edüp zulmümüzü def ‘ etmedi. Bunun vezâret [ü] hükûmeti câ’iz değildir. Emr şer‘-i Resûl-i mübînin! …
EÇS III 126a … işdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def ‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhin …
EÇS III 132a … ne imiş. Bektâş-ı Velî'nin cihâz-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i tevhîd-i sultânî ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’me …
EÇS III 141a … enbe mübtelâ olanlar girüp veca‘-ı sâdırı ve yerekânı ve hafakân-ı zâtü'l-cenbi def ‘ olur bir hâssası müşâhede olunmuş germâb-ı suhnâbdır.
EÇS III 150a … tâş-ı Velî Sultân "Hak mübârek eyleye!" deyü Sefer Şâh'a post u alem ve çerâğ u def [u] kudûm ü kalem ve nakkâre ü zil ve nefîr ü sadem ve seccâde ve hırka ve peşm …
EÇS III 150a … zûn olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şehr-i Edirne'ye alem kaldırup def ü kudûm ü tablın döğdürüp tevhid [ü] tezkîr-i erre ile nefîrlerin çalarak derûn …