… İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd oldukları mekânlarda
defn eder
. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
"Cümle şühedâlarınızı âyîniniz üzre defn edün" deyü izin verüp Şeyh Maksûd maksûd [u] murâdına erüp derhâl kendünün üç yüz fukarâsı ve üç yüz Baba Ca‘fer Sultân tevâbi‘iyle kazma ve çapalar peydâ edüp İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd oldukları mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… d oldukları mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi
defn eder
.
"Cümle şühedâlarınızı âyîniniz üzre defn edün" deyü izin verüp Şeyh Maksûd maksûd [u] murâdına erüp derhâl kendünün üç yüz fukarâsı ve üç yüz Baba Ca‘fer Sultân tevâbi‘iyle kazma ve çapalar peydâ edüp İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd oldukları mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı
defn eder
. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
, sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir ve mahalle-i kadîmdir kim mezâristân içinde vâkı …
Esmâ-i mahallât-ı şehr-i azîm Kâsımpaşa: Evvelâ mahalle-i Türbedâr: Cemî‘i mevtâyı bunlar defn eder, sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir ve mahalle-i kadîmdir kim mezâristân içinde vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
… âyet nâfi‘ germ-âbdır. Nûş edenin hafakanın ve zahîr marazın ve yürek oynamasın
def‘ eder
. Ammâ bu ılıcaya girmenin ibtidâ hâssa-i şartın bilüp giren şifâ bulup, bilmeyü …
Ammâ Eski Kaplıca: Gâzî Hudâvendigâr'ın binâsıdır kim bir kubbe-i azîmin ortasında kavl-i İmâm-ı Züfer bir havz-ı kebîri var kim aşren fe-aşrendir. Cânib-i erba‘asında Hanefî kurnaları vardır ve iki aded halvetleri var. Âdem girdikde hayât-ı câvidân bulup vücûd-ı benî Âdem kulak şahmesi gibi yumuşak olup âdemin teninden dest-i insân sabunda kayar gibi kayar. Ammâ suyu gâyet suhûniyyet üzre halk olunmuşdur, lâkin mâ-i bârid halt ederler, gâyet nâfi‘ germ-âbdır. Nûş edenin hafakanın ve zahîr marazın ve yürek oynamasın def‘ eder. Ammâ bu ılıcaya girmenin ibtidâ hâssa-i şartın bilüp giren şifâ bulup, bilmeyüp girene zâtü'l-cenb marazına mübtelâ olup bir gün füc’eten Allah müsâfiri deyüp mûristâna ve vâdî-i hâmûşâna korlar. Şart-ı nâfi‘ oldur kim ibtidâ havz kenarına varup pâk âbdest alup ba‘de'l-vuzû‘ bir hayli başın ıssı suyla yıkayup ba‘dehû vücûduna döküp vücûdun haberdâr edüp andan ayakların havz içine sokup cümle vücûduyla havza girüp safâ ede, ammâ çok durmayup taşra câmekâne çıkup uryân durmaya. Zîrâ havzda eprimiş vücûd taşra sovukda emraz-ı muhtelifeler hâsıl eder. Hemân aceleyle örtünüp sehl-ârâm edüp nâfi‘ olan terler taşrada çıkup peştemâl ve havlı silecekleri arak-âlûd olup anları çıkara. Ba‘dehû esbâbın giyüp hayât-ı câvidân bulur. Böylece etmeyen cân cânından bîzâr olup halka dil-âzâr olur. Gâyet ihtırâz lâzımdır. Ne kadar nâfi‘ ise pes o kadar muzırdır. Ve Bursa kaplıcalarının nâfi‘i bu Hudâvendigâr ılıcasıdır. Ve taşra câmekânı tarz-ı kadîm olmağıla sovuk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… âdî külünkler ile bir kırat kopmayan zemîni hançer ile niçe kazup altun kemerin
defn eder
ve on aydan sonra varup nişân etdüğü âsumândaki buludu ber-karâr bulup bulut al …
Yine paşa nüdemâlarından niçe kimesneler eydür: "Yavaşça Mehemmed Ağa'yı biz biliriz. Bir Oğuz ve sâhib-i sülûk âdem idi. Ol altun anın helâl mâlı olmağıla buldu" dediler. Hemân paşa dahi bu altun kıssasına "şâhidim" deyü nâfile şehâdet edüp Yahyâ Efendi-yi kezzâbı tasdîke çıkardı. Hâlâ ki Murtezâ Paşa ol asırda Revân seferine giderken ol sefer-i berzahda dünyâ ve âhireti bilmez bir karakaşlı sekiz yaşında sarıkçı şâkirdi idi. Sefere gitmeğe iktidârı olmayup anlar Haleb'de kalmışlar idi. Yahyâ-yı Kizbî Efendi'nin bu Revân hikâyeti sahîh olduğuna hakîr dahi vâkıf-ı esrârım. Ammâ Yavaşça Mehemmed Ağa ol zemistânda karı eşüp yine altun defn edüp âsumândaki ebr-i kebûdu nişân etdüğü kelâm-ı dürûğu istimâ‘ edince hakîr güftâra gelüp eyitdim: "Bre cânım, o seferde niçe bin tüvânâ yiğitler hayme vü hargâhların ve bâr-ı bengâhların bozup ester-i üştürlerine tahmîl edüp niçe bin âdemler bellerinde tîrkeş ve kılıçların ve altun ve guruş kemerlerin bellerinden çıkarmadan selâmete çıkdılar. Ya Yavaşça Mehemmed Ağa ol seferde iki katar, katır ile vara gele 52b belindeki kemerinden âciz oldu ise hüddâmlarının heybesine ve katarları üstüne kodu yâhûd bir tevâbi‘ine verdi, selâmete çıkarup geldi. İş temâm oldu, bitdi. Altun dedikleri mâl cândandır, cânın âdem katarı üzre kosa ne olur. Beyâbânda kar içine niçe akıl ile {altununu} gömer dedim. Ya ol zemistânda el dutmaz ayak dutmaz, zemîn polâd-ı Nahşivânî gibi olmuş. Hançer ile değil ferhâdî külünkler ile bir kırat kopmayan zemîni hançer ile niçe kazup altun kemerin defn eder ve on aydan sonra varup nişân etdüğü âsumândaki buludu ber-karâr bulup bulut altındaki zemînden altunu çıkara. Bu ne kizbdir kim ilâ mâşâallah cemî‘i ebr-i kebûdlar vech-i âsumânda deverân ve seyerân etmek üzre halk olunmuşdur. Niçe ber-karâr bulut ola" dedim. Hemân nedîmin birisi "Ol sene eyle şiddet-i şitâ oldu kim bir kaç ay âfitâb-ı âlemtâbın ziyâsı müncemid olup rûy-ı zemîne pertev vermez olup ol şitâda bulutlar dahi ber-hevâ donup ber-karâr kaldığından Yavaşça Mehemmed Ağa nişân koduğu buludu bulup nişânıyla zemînde altunu bulmasının sebebi oldur" deyü bu gûne hüsn-i teveccüh etdiklerinde hemân Murtezâ Paşa-yı sâde-dil "Belî ol sene eyle kış olup gökde bulutlar birkaç ay yürümeyüp yerinde kaldı" deyü Molla Yahyâ Efendi'nin kelâm-ı dürûğun tasdîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52a–52b ·
metinde göster ·
… düye ve halka kifâf içün Van deryâsının mâhîleriyçün bir tılsım edüp bu mahalde
defn eder
. Anınçün yılda bir kerre ol mutalsamın te’sîri ile cümle balıklar yılda bir ker …
Ammâ bi-kavli müverrih Şeref Hân ol Bend-i Mâhî Sultân hazretleri İskender-i Kübrâ'nın hâkimi imiş. Bârgîrî nâm mahallin âb u hevâsından hazz edüp anda sâkin olur. Kendüye ve halka kifâf içün Van deryâsının mâhîleriyçün bir tılsım edüp bu mahalde defn eder. Anınçün yılda bir kerre ol mutalsamın te’sîri ile cümle balıklar yılda bir kerre ol tılsıma varup ve Bend-i Mâhî Sultân'ı ziyâret edüp avdetde sayd olunurlar, aceb hikmetdir. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
… i İmâm Hüseyin'i alup Mısır-ı cedîdin ta vasatında Kasr-ı Müsâfirîn nâm mahalde
defn eder
.
Ba‘dehû bir hâtûn-ı mu‘tekıde evlâdının başın bir hâl ile kesüp İmâm Hüseyin'in başı yerine koyup İmâm'ın başın hânesinde müşk [ü] amber-i hâm ile perverde edüp hıfz eder. Bir rivâyetde mezkûr hâtûn bir melike-i mün‘ime imiş. Yezîdîlere yetmiş bin altun verüp yine Şâm'da Yezîd'in izniyle ser-i sa‘âdet-i İmâm Hüseyin'i alup Mısır-ı cedîdin ta vasatında Kasr-ı Müsâfirîn nâm mahalde defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… ammâ vücûd-ı benî Âdem'de bir illet komaz. Hattâ niçe yıllık behak marazın dahi
def‘ eder
.
Bir ayn dahi var. Andan nûş edenin hâli kabz üzre olur. Bir kaynak dahi var. Bir âdem anı vücûdunda olan temregeye ve dâ’ü's-sa‘lebe ve gûnâ-gûn cereblere hattâ Fireng zahmetine mübtelâ olanlar vücûduna sürseler, gerçi yakar, ammâ vücûd-ı benî Âdem'de bir illet komaz. Hattâ niçe yıllık behak marazın dahi def‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… l‘aya pek dokunur, ammâ hikmet-i Hudâ bu taşlar sehel talattum-ı deryâyı men‘ u
def‘ eder
.
Evsâf-ı liman-ı cây-ı amân: Bir liman-ı kebîrdir, ammâ lodos rûzgârı pek dokunup demir kuvvetiyle yatılır yâhûd karşu tarafda Rosa limanına gidilir, ammâ sâ’ir yedi aded rûzgâr-ı zor-kârdan a‘lâ lenger-endâz olacak cây-ı menâs-ı keştîbânlardır, ammâ kal‘a önünde liman içre Abaza Paşa kullesine mukâbil deryâ içre hammâm kubbesi kadar kara taşlar vardır. Niçe kerre kâfir gemileri bu taşlara urup helâk olmuşdur. Hattâ temevvüc-i lodos kal‘aya pek dokunur, ammâ hikmet-i Hudâ bu taşlar sehel talattum-ı deryâyı men‘ u def‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
… â Ağa'yı ve niçe ağaları ve niçe yüz iş erlerin kırup Sinân Paşa şehîdliği içre
defn eder
. Hâlâ niçesinin seng-i mezârlarında esmâları tahrîr olunmuşdur. Ve cemî‘i üsârâ …
İbtidâ Sinan Paşa bu kal‘ayı feth ederken cümle şühedâları varoş taşrasında defn etmiş. Ba‘dehu küffâr üç seneden yine bu kal‘aya zafer buldukda Mahmûd Paşa'yı ve Yeniçeri Ağası Yahyâ Ağa'yı ve niçe ağaları ve niçe yüz iş erlerin kırup Sinân Paşa şehîdliği içre defn eder. Hâlâ niçesinin seng-i mezârlarında esmâları tahrîr olunmuşdur. Ve cemî‘i üsârâlarımızı hâlâ bunda defn ederler, etrâfları handak kesilmiş mezâristândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
… âniyye şerbetidir. Ve darı bozası beyâz ilik gibi olup andan nûş eden susuzluğu
def‘ eder
. Gûyâ Mısır'ın pirinç subya bozasıdır.
Ve meşrûbâtından üzüm şîresinin bir gûne kaynamış la‘l-gûn şîresi olur ana (ana) reyhâniyye derler. Bir kâse andan nûş eden sarhoş ve sermest olup kâmil bir hafta demâğından reyhân ve amber râyihası zâ’il olmaz. El-hâsıl bu şehre mahsûs reyhâniyye şerbetidir. Ve darı bozası beyâz ilik gibi olup andan nûş eden susuzluğu def‘ eder. Gûyâ Mısır'ın pirinç subya bozasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… âyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü
def‘ eder
. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… 'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin
def‘ eder
. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr ed …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… 'l-kıyâs havuzu altına ol mermerden timsâh sûretine bir vakf-ı a‘zam konup anda
defn eder
. Hâlâ ol zamândan berü timsâh bu Ümmü'l-kıyâs'dan Y 163a aşağı geçse hemân ar …
Ba‘dehu şeyh Batrinî hazretleri mermerden bir timsâl-i timsâh etdirüp Ümmü'l-kıyâs havuzu altına ol mermerden timsâh sûretine bir vakf-ı a‘zam konup anda defn eder. Hâlâ ol zamândan berü timsâh bu Ümmü'l-kıyâs'dan Y 163a aşağı geçse hemân arkası altına gelüp kenâra çıkınca depelerler. Anıniçün Mısır'dan aşağı aslâ timsâh yokdur, ve's-selâm.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b–Y163a ·
metinde göster ·
… ahi nûr olup bir keyfiyyet ve germiyyetcik verüp vücûda takviyet verüp harâreti
def‘ eder
.
Esnâf-ı subyacı: Dükkân kırk, nefer yetmiş. Subya ta‘bîr etdikleri Dimyât ve Fereskûr ve Menzile pirincinden beyâz süd gibi boza yapup içine darçın ve karanfîl ve cevz-i bevvâ koyup ve şeker ile dahi nûr olup bir keyfiyyet ve germiyyetcik verüp vücûda takviyet verüp harâreti def‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167a ·
metinde göster ·
… etmek gerek. Hattâ dem-i fâsidi vücûdda olan ahlâtı ve ra‘şe ve beras ve cüzâmı
def‘ eder
. Mezkûr ayn sene-i âtiyeye varınca bayağı turna gözü âb-ı latîf cereyân eder. V …
Ve bu su mevlûdun üç gününde cüllâb-misâl su cereyân eder. Ve lezzeti Hudâ hakkıyçün gûyâ âb-ı Zemzem'dir. Ve tabî‘atı sehel müshildir. Yetmiş yedi emrâz-ı muhtelifeye dâ‘-i devâdır. Bu âbdan bir kerre nûş eden sene-i âtiyeye varınca aslâ ve kat‘â bir marîze mübtelâ olmayup Hakîm-i Lem-yezel'den gayrı hâkim [ü] hükemâya muhtâc olmaz. Ammâ i‘tikâd-ı tâm ile nûş etmek gerek. Hattâ dem-i fâsidi vücûdda olan ahlâtı ve ra‘şe ve beras ve cüzâmı def‘ eder. Mezkûr ayn sene-i âtiyeye varınca bayağı turna gözü âb-ı latîf cereyân eder. Ve yine mâh-ı Temmûz'da kırk gün kırk gece kan akar. Yevm-i mevlûdda kan dinüp mücellâ cüllâb-misâl cereyân eder. Bi-emrillâh ilâ mâşaallâh âdetullâh bunun üzerine cârîdir. Ve bu mevlûd-ı şerîfde bu ayn içün ol kadar yüz kerre yüz bin cerre ve bardak ve mecur ve çanak bey‘ olunur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve yine ol gün ol kadar mecur Cîze yoğurdu ve kaymağı fürûht olunur kim cemî‘i züvvârın derûn [u] bîrûnu beyâz yoğurd olur. Ve Heremeyn dağları bu cânibde olmağile beş on yârân bir yere cem‘ olup kimi piyâde ve kimi har-süvâr olup Fir‘avn dağların temâşâya giderler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271b ·
metinde göster ·
. Ba‘dehu üzerine bir kubbe ederler, hâlâ kubbe-i Nâkatullâh deyü ziyâret-i ünâs …
Azîz hazretleri deveyi kendü mübârek elleri ile emânetullâhdır, deyü gasl edüp defn eder. Ba‘dehu üzerine bir kubbe ederler, hâlâ kubbe-i Nâkatullâh deyü ziyâret-i ünâsdır. Niçe kerre müşâhede olunmuşdur kim bu nâka kabri içinden deve gürüldüsü istimâ‘ olunur, deyü şehâdet etdiler. Ve ol sene Hazret-i İbn Zeyn dahi rûh-ı şerîfin Hakk'a teslîm edüp Hazret-i Risâlet'in livâsı tahtında haşr olmağa azîmet etdi, kuddise sırruhu'l-azîz. Bu menâkıb karîbü'l-ahddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·