… den Üsküdarlı Mehemmed Çelebi hatt-ı şerîf ile ser-çeşme-i pehlivânân idi. Anın
defteriyle
bu cezîre-i dünyâda geşt [ü] güzâr eden pehlivânlar cümle iki yüz neferdir, hud …
Cümleye ser-çeşme, sûr-ı hümâyûnda Atmeydânı'nda resenbâzlık eden Üsküdarlı Mehemmed Çelebi hatt-ı şerîf ile ser-çeşme-i pehlivânân idi. Anın defteriyle bu cezîre-i dünyâda geşt [ü] güzâr eden pehlivânlar cümle iki yüz neferdir, huddâmlarıyla iki bin âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
… eti etmişdi. Bunları cümle tahrîr ve hıfz edüp paşanın izniyle ve kassâm-ı şer‘
defteriyle
paşa hazînedârına teslîm etdim. Hemân ol gün paşa Gınâyî Efendi mâlından bir kî …
Muhallefâtın tahrîr etmeğe hakîri ta‘yîn edüp on iki bin Venedik altunu ve bin aded dökme iryal tamgasında onar dirhem altun ve tokuz kise ve yigirmi sipâh esâmesi ve elli aded kılıç ve gaddâre ve kırk aded raht ve yigirmi abd-i memlûk ve on iki zırh ve yigirmi kalkan ve yedi tüfenk ve kırk mızrak ve yedi semmûr kürk ve iki aded ardı önü nâmûsiyyeli çerge ve on aded muşammalı hayme-i cedîd ve dörd katar-ı üştür ve beş katar-ı ester, ana göre sâ’ir âvânî ve haliçe ve ihrâm-ı gül-gûn bî-hisâb idi. Ve yüz beş kıt‘a kitâb-ı nefîse kim her biri birer mülûk içün tahrîr olunup vüzerâ vü vükelâlar Gınâyî Efendi'ye hîbe edüp böyle kitâb-ı nefîse cem‘iyyeti etmişdi. Bunları cümle tahrîr ve hıfz edüp paşanın izniyle ve kassâm-ı şer‘ defteriyle paşa hazînedârına teslîm etdim. Hemân ol gün paşa Gınâyî Efendi mâlından bir kîse guruş çıkarup techîz ve tekfîni olup şehr-i Sofya içre Sofu Mehemmed Paşa câmi‘i mihrâbı önünde defn etdik. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145a ·
metinde göster ·
… er ile ta‘bîr olunmaz. Bu gûne arz-ı mehâret etdiler. Paşa efendimiz bu hakîrin
defteriyle
iki bin altmış altun ihsân eyledi. Ve sol tarafda koçu araba içre Kaya Sultân ü …
Andan kalkup yine cânib-i şarka (---) sâ‘atde giderken cümle a‘yân [u] eşrâf-ı İslâmbol ve Sadrıa‘zâm Bıyıklı Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa Kethüdâsı Alî Ağa ve niçe bin a‘yân paşaya istikbâle çıkup paşa dahi ol gün Bismillah ile taht-ı revândan nüzûl edüp çakal ata süvâr oldu. Ve cirid oynansın deyü fermân edüp Melekli ve sadrıa‘zamlı iki başdan cirid oynayup eyle silâhşorluk ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık etdiler kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu gûne arz-ı mehâret etdiler. Paşa efendimiz bu hakîrin defteriyle iki bin altmış altun ihsân eyledi. Ve sol tarafda koçu araba içre Kaya Sultân üç kise altun bezl [u] in‘âm eyledi. Bu uslûb ile ol gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172a ·
metinde göster ·
… a sahrâ-yı Van bâğ u bâğçe ve hıyâbân-ı gülistândır kim hâkim-i bâğavât-ı mîrâb
defteriyle
yigirmi altı bin bâğdır kim mîrâb su saldığıyçün öşür verirler. Bu bâğlar içre …
Der-vasf-ı aded-i bâğavât-ı İremezât: Kal‘a-i Van'ın kıblesi tarafında handak aşrı mezâristânı ubûr edince tûlen ve arzen tâ Erdemit kendine varınca sahrâ-yı Van bâğ u bâğçe ve hıyâbân-ı gülistândır kim hâkim-i bâğavât-ı mîrâb defteriyle yigirmi altı bin bâğdır kim mîrâb su saldığıyçün öşür verirler. Bu bâğlar içre âdem gâ’ib olur. Her bir bâğda bir uyûn-ı câriye ve havz u şadırvân pertâb etmededir ve her birinde birer kasr mukarrerdir. Cümleden Mallı Kaya Çelebi bâğı ve Şirek bâğı ve Süleymân Beğ bâğı ve Paşa bâğı ve niçe bini meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… ayak üzre ayak ile çakır nâb nûş etmiş avucunun ortası kınalı, başı belâlı, şâh
defteriyle
kırk bin ma‘dûd tülüngi nöker dizçöken Kızılbaş Bağdâd'da kapanmışdı ve cümle-i …
Ve tüfeng-endâzı Mâzenderân'dan hemân şâh destinden ayak üzre ayak ile çakır nâb nûş etmiş avucunun ortası kınalı, başı belâlı, şâh defteriyle kırk bin ma‘dûd tülüngi nöker dizçöken Kızılbaş Bağdâd'da kapanmışdı ve cümle-i cümele hemân askerîden şâh çörekli yetmiş bir bin âdem olduğu muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
… âdem dahi tarafeynden yazup vakt-i sabâh olunca Armağanî bunlardan me’zûn olup
defteriyle
dosdoğru Murâd Hân'a gelüp "Beğim sana müjde olsun. İslâmbol içine yarın tâ‘ûn …
Sene 1032 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in henüz tahta cülûs etdiği sene Murâd Hân'dan ve müftî-i zamân Hüseyin Efendi'den ve Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Doğanî Efendi ve Kapânî Geysûdâr Mehemmed Efendi ve hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî'den me’zûn olup sıla-i rahm etmeğe Üsküdar'a geçüp taban kakup Bostâncıbaşı nâm cisre varup tecdîd-i vudû edüp vakt-i zuhur ezânın tilâvet edüp görse kim cisrin yemîn ü yesârında asker-i deryâ-misâl, asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Ammâ bir beğ ve paşa askerine ve benî Âdeme benzemez asker, Üsküdar tarafında beyâz çadırlı ve beyâz hil‘atli âdemler ammâ karşu tarafda siyâh haymeli ve siyâh çerde ve siyâh geysûlu ve eli hıştlı âdemlerdir. Bu Mehemmed Efendi {bunları görüp} "Sübhânallah ayâ bu ne asker ola." deyü ta‘accüb-künân olup vakt-i zuhuru edâ idem derken başına niçe âdem üşüp "Tiz bize imâmet eyle, bu kerre bu namâzı benî Âdem imâmetiyle kılmış olavuz." dediklerinde edâ-yı salâta mübâşeret mahallinde "Biz ehl-i seferiz, iki rek‘at kıl." derler. Mehemmed Efendi ben dahi ehl-i seferim deyü bunlar salât-ı zuhuru kılıverüp ba‘de's-salât ta‘âmları meydâna getirüp tenâvül mahallinde Armağanî görse kim aslâ bu dünyâ ta‘âmından değil, cümle hubûbât ve nebâtât kökleri. Mehemmed Efendi bi'z-zarûrî yerken görse kim lezzetde dahi dünyâ ta‘âmı lezzeti yok, ta‘accüb edüp ba‘de't-ta‘âm bunların serçeşmesi Melik Şiyam eydür: "Âdem sen eyi âdemsin, bizler tâ‘ûn askerinin ervâh-ı tayyibesiyiz. Bizim urduğumuz bi-emrillah halâs olur ammâ karşu kara çadırlılar ervâh-ı habîselerdir, anların urduğu şehîd olur." dedikde Mehemmed Efendi eydür: "Sultânım, şimdi İslâmbol'da uracak âdemler var mıdır?" dedikde, "Çok vardır, istersen uracağımız âdemleri defter eyle." dedikde Armağanî'nin cân başına sıçrayup derdest devât ve kalem alınca melik eydür "Tiz habîse meliğin dahi çağırın. Şehîd olacakları da yazasın." dedikde habîse meliği dahi gelüp kâmil ahşama dek tayyibe vü habîseden vurulacaklardan üç bin kırk yedi âdem tahrîr eder. Ol gice anda bunlar ile mihmân olup çîl aded âdem dahi tarafeynden yazup vakt-i sabâh olunca Armağanî bunlardan me’zûn olup defteriyle dosdoğru Murâd Hân'a gelüp "Beğim sana müjde olsun. İslâmbol içine yarın tâ‘ûn askeri girüp kıyâmet kopar ammâ senin hâsodanda Hazret-i Risâlet hırka-i şerîfi ve dendân-ı şerîfi vardır ve anda aslâ cimâ‘ olmadığından tâ‘ûn hâsodaya girmese gerek, ammâ yarınki gün bu şehr-i tayyıbeyene kıyâmet kopar!" deyü tâ‘ûn defterin Murâd Hân'ın eline verüp kaziyye-i sergüzeştin bir bir Murâd Hân'a nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
… der iskeledir. Kıble cânibi bayırlı dağlar üstü sâfi bâğlardır kim muhtesib ağa
defteriyle
yigirmi yedi bin dölüm bâğ öşr-i sultânî verir. Anıniçün memdûhâtından turna ka …
Serdârı ve kethüdâyeri ve emîni ve muhtesibi vardır, ammâ müftî ve nakîbi yokdur. şehri leb-i deryâda bender iskeledir. Kıble cânibi bayırlı dağlar üstü sâfi bâğlardır kim muhtesib ağa defteriyle yigirmi yedi bin dölüm bâğ öşr-i sultânî verir. Anıniçün memdûhâtından turna kanına benzer ol kan olası şeytân ile Cemşîd te’lîfi şarâb-ı bî-hicâbı gâyet memdûhdur kim nûş edenler Saragoza şarâbı gibi humârı olmaz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
altışar kerre yüz bin ekmek yenir. Evlerde pişen nânpârelerin hisâbın Rezzâk-ı …
Ve beher yevm muhtesib ağa defteriyle altışar kerre yüz bin ekmek yenir. Evlerde pişen nânpârelerin hisâbın Rezzâk-ı âlem bilür. Tâ bu mertebe ni‘met tenâvül olur âdem deryâsı bir şehr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132a ·
metinde göster ·
"Belî, bu abd-i za‘îf Banaluka'dan bir günde Kıradişka'ya varup, andan nehr-i Sava'yı geçüp Çernik sancağı hâkine kadem basup, andan üç günde Zirinoğlu hudûdunda kırıntı nâm dağlar gibi ağaçlar kırıntısın geçüp bir günde Çakatorna nâm kal‘asında, kendü tahtı olan kal‘asıdır. Anda on iki Sirem arabası mâlı ve beş semmûr kürkleri kendü defteriyle teslîm edüp ol mahalde kapudanı zindândan çıkarup âzâd etdiler, ammâ efendim gâyet ma‘mûr u âbâdân vilâyetleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164a ·
metinde göster ·
… ı ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni
defteriyle
yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup sicill-i Ünsî …
Ve ol gün cümle asâkir-i İslâma on kerre yüz bin tobra tolusu toprakı handaka dökmeğe fermân olundu, ammâ erbâb-ı tîmâra ve erbâb-ı zu‘amâya bin akçe başına kanûn üzre iki tobra ve bölük 112a sipâhîsi başına birer tobra ve cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâların ve gayri asâkir-i sultânın hâsları ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup sicill-i Ünsî Efendi'de mastûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b–112a ·
metinde göster ·
kol kol ve bölük bölük âlât-ı silâh bezl etdiler ve cümle gâziyânlar merkezleri …
Ve yine ol gün asâkir-i İslâm'ın cebeci ve topçu ve yeniçeri gâzîlerinden terakkîler ile on bin aded güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen gâzîlerden ceng erleri ve benî Âdem server hünerverleri ve âdem ejderleri serdengeçdiler tahrîr olundular. Ve bunların cümlesine cebehâne-i pâdişâhîden murâd [u] merâmları üzre âlât-ı harb-i gûnâ-gûnları cebecibaşı defteriyle kol kol ve bölük bölük âlât-ı silâh bezl etdiler ve cümle gâziyânlar merkezlerinde âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… ükelâlara ve ağniyâ ve fukarâlar[a] helvâ-yı guzât bezl olundu ve beytü'l-mâlcı
defteriyle
cümle iki bin elli yiğit cemedânları teslîm olup cümle şühedâlar, Re’îsü'l-kütt …
Andan yine cümle guzât gâ’ib şühedâlar namâzı kılup ba‘dehu ol gün taraf-ı pâdişâhîden mümessek gâzîler helvâları tabh olup cümle vüzerâ ve vükelâlara ve ağniyâ ve fukarâlar[a] helvâ-yı guzât bezl olundu ve beytü'l-mâlcı defteriyle cümle iki bin elli yiğit cemedânları teslîm olup cümle şühedâlar, Re’îsü'l-küttâb defn olunduğu zemîn-i hâmûşânda defn olundu. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
fürûht sekiz günde seksen altı bin guruş mâl olup Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis C …
Ertesi gün cümle esîrleri ve mâl-ı ganâ’imleri bâzâr-ı Muhammedîye çıkarup yedi gün yedi gece cümle serhad gâzîleri esîrlerimizi duyup hamd-i Hudâ cümle metâ‘ımız kırât be-kırât girân-bahâya hakîrin defteriyle fürûht sekiz günde seksen altı bin guruş mâl olup Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde kırk sekiz bin aded refîklerimizin vekîllerine seksen altı bin guruşu 7a alâ mâ kasemallâh yine hakîr kısmet edüp âdem başına (---)(---) guruş hisse düşüp cümle guzât mesrûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6b–7a ·
metinde göster ·
… bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin
defteriyle
bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada …
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
ordu-yı İslâm içinde ve mîrî hâs furûnlar ile cümle yüz yetmiş aded furûnlarda …
Ve dahi orducu başı defteriyle ordu-yı İslâm içinde ve mîrî hâs furûnlar ile cümle yüz yetmiş aded furûnlarda ne kadar ekmek işlendiği ve ne kadar ekmek fürûht olunduğun beher yevm hisâb edüp askerî tâ’ifesinden mâ‘adâ cümle esnâfât haşerât lağımcıyân ve beldârân ve çerehorân ve gayri bakkâlât çakkâlât esnâfân-ı pây-zenân ecnâs-ı mahlûkât cümle elli dörd bin aded benî âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
küffârdan kalan cümle sağîr ü kebîr toplardan evvelâ bin yüz pâre münakkaş hurd …
Evvelâ topçubaşı defteriyle küffârdan kalan cümle sağîr ü kebîr toplardan evvelâ bin yüz pâre münakkaş hurde şâhî toplar ve küffârdan kalan kırık toplar cümle dörd yüz seksen aded meksûr toplar kalmış kim bizim balyemez toplarımız bu küffâr toplarının ağzın ve burnun ve bellerin ve kolları ve kuyrukların eyle kırmış kim aslâ bir topu sağ yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306a ·
metinde göster ·
… erre şehîd olan şühedâların esâmeleri ve câmedânları Beytü'l-mâlci Süleymân Ağa
defteriyle
Sadrıa‘zama arz olunduğu tahkîki üzre hakîr sûret-i defterden istihrâc edüp bu …
Yigirmi yedi yıldan berü bu Girid cezîresinde tokuz kerre yüz bin aded asâkir-i İslâm şehîd olduğu tevâtür üzre müsbetdir. Ammâ ancak sene 1077 Zilhiccesi'nin ikinci gün Kandiye altında meterise girilüp sene 1080 Cemâziye'l-evveli gurresi cum‘a gününe gelince bu otuz bir ayda olan ceng [ü] cidâl-i azîmde rûz merre şehîd olan şühedâların esâmeleri ve câmedânları Beytü'l-mâlci Süleymân Ağa defteriyle Sadrıa‘zama arz olunduğu tahkîki üzre hakîr sûret-i defterden istihrâc edüp bu mahalle tahrîre cür’et etmişim. Ve her kolda rûz merre olan vekâyı‘âtı mümkin olduğu mertebe tahrîr etmişim. Ve cemî‘i mesârıfât-ı Âl-i Osmân'ı firâden firâdâ dilli defterler ile ale't-tahkîk olmak üzre Vezîria‘zama verilen defterlerden nasb [ü] nakş edüp hakîr Evliyâ tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
cümle Kandiye içinde kırk bir aded mahallât ve papaslıkdır. Yigirmi mahallesi F …
Der-tahrîrât-ı aded-i mahallât: Kal‘a defterdârı milota nâm zımmî defteriyle cümle Kandiye içinde kırk bir aded mahallât ve papaslıkdır. Yigirmi mahallesi Freng'dir, yigirmi bir mahallesi Rûm kefereleri idi. Cümle kefereleri gemilere koyup ceneral-i la‘în Venedik'e götürdü, ammâ Freng mahallelerinin sarâyları ma‘mûr olup cümle dam u bâmları kireç ve horasânî olup bârân-ı rahmetden cereyân eden suları evler içindeki su sarnıçlarına cem‘ olup cümle deyrleri 316b damlarından akan matar-ı rahmetler kiremitlerinden nüzûl edüp sarnıçlara cem‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a–316b ·
metinde göster ·
… ğası âsitânesi niçe yüz sarây-yı zîbâlar vardır. Netîce-i merâm şehir kethudâsı
defteriyle
cümle bin yüz elli aded sarây ve hânedânlar ve büyût-ı ra‘nâlar vardır. Mâ‘adâl …
Evvelâ a‘yân-ı kibâr-ı kübbârdan müte’addid sarây-ı azîmlerin biri Hısım Mehemmed Paşa vezîr sarâyı ve paşalara mahsûs sarây ve Mustafâ Ağa sarâyı ve Memi Ağa sarâyı ve Cemâlîzâde sarâyı ve Kara Osmân Ağa sarâyı ve Hısım Mehemmed Ağa sarâyı ve Hısım Hasan Ağa kâşânesi ve Bıçakçızâde hânedânı ve Paşozâde beyti ve Sipâh Ağası âsitânesi niçe yüz sarây-yı zîbâlar vardır. Netîce-i merâm şehir kethudâsı defteriyle cümle bin yüz elli aded sarây ve hânedânlar ve büyût-ı ra‘nâlar vardır. Mâ‘adâları yine bâğçeli vasatu'l-hâl kimesnelerin büyût-ı râhatlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
iki bin kırk beş dükkândır. Lâkin râhları dardır. Ekseriyyâ çârsûsu Haleb binâs …
Ve bu şehrin cümle sûk-ı sultânîsi muhtesib ağa defteriyle iki bin kırk beş dükkândır. Lâkin râhları dardır. Ekseriyyâ çârsûsu Haleb binâsı mîsal kârgîr kemer binâlardır. Hân-ı Sûk'un cânib-i erba‘ası sipâh bâzârıdır. Cümle zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ve Sûk-ı tavîl ve zergerler ve hallâclar ve gazzâzlar çârsûsı cümle kâ[r]gîr kemer toloz binâlardır. Aslâ çamur olmaz. Ve Sahra Y 221b kurbunda Bâb-ı (---) dâhilinde kavvâflar çârsûsu cümle kâ[r]gîr binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221a–Y221b ·
metinde göster ·
Ve bu şâm kal‘ası Y 247b ve taşra varoşda muhtesib ağa
defteriyle
cümle yetmiş esnâf altı bin üç yüz dükkândır. Eğer her esnâfı firâden firâden t …
Ve bu şâm kal‘ası Y 247b ve taşra varoşda muhtesib ağa defteriyle cümle yetmiş esnâf altı bin üç yüz dükkândır. Eğer her esnâfı firâden firâden tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olup seyâhatimize mâni‘ olur. Ammâ cümleden ma‘mûr [u] âbâdân Sinâniyye çârsûsu ki fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nındır. Bir şâhrâh üzre tarafeynde zülcenâh-vâr dekâkînlerin hapenkleri küşâde olup perr-i tâvûs-vâr nümâyândır. Ve cümle kârgîr dükkânçelerdir kim şâhrâhı üzre ahşâbât ile pûşîdedir. Câmi‘i ve hammâmı ve kahvesi bu esvâk içre vâki‘ bir ârâmgâh memerr-i nâs bî-gubâr pâk çârsûdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a–Y247b ·
metinde göster ·
şâm'ın cânib [ü] etrâfında yetmiş üç bin bâğ u bâğçe öşür verir derler. Ve mîrâ …
Ve muhtesib ağası ve mîrâb ağa defteriyle şâm'ın cânib [ü] etrâfında yetmiş üç bin bâğ u bâğçe öşür verir derler. Ve mîrâb ağa bu bâğlara nevbet ile su salar. Eğer hâkim tarafından su nâzırı olmasa bir katra âb içün hûn âb olur. Ve Allâhümme âfinâ, bir garîbü'd-diyâr âdem bu şâm bâğları içre girse selâmet bulmayup serserî geze geze gâyib olur. İhtimâldir katl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251a ·
metinde göster ·
Ve Amr ibnü'l-Âs Hazret-i Ömer'e müjdesiyle on bin sandûka altun ve niçe kerre yüz bin âlât-ı silâh defteriyle gönderüp Hazret-i Ömer'e vâsıl oldukda Hazret-i Ömer'den yarlığ-ı belîğler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15b ·
metinde göster ·
… geçilmez. Yine böyle iken Mısır'ın âdem deryâsına su kifâyet etmeyüp sakkâbaşı
defteriyle
yigirmi altı bin Nasrânî ve gayrı sakkâlar vardır. Ve cümle hânedân sâhiblerini …
Ve Mısır içinde bu dörd bin sebîlden gayrı niçe kerre yüz bin Y 128a hımâr ve at ve deve ile Nîl'den su taşıyup şâhrâhlarda zahrek, cenbek, hüşşek diyerek su götürürler kim bu sakkâların izdihâmından Mısır sokakları içre geçilmez. Yine böyle iken Mısır'ın âdem deryâsına su kifâyet etmeyüp sakkâbaşı defteriyle yigirmi altı bin Nasrânî ve gayrı sakkâlar vardır. Ve cümle hânedân sâhiblerinin birer at ve deve sakkâsı mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b–Y128a ·
metinde göster ·
Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır mütevellîsi iken koyun emîninin
defteriyle
beş kerre yüz bin koyun ve sığır ve câmûs ve deve kurbân olduğu makyûd u murakk …
Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır mütevellîsi iken koyun emîninin defteriyle beş kerre yüz bin koyun ve sığır ve câmûs ve deve kurbân olduğu makyûd u murakkamdır. Tâ bu mertebe âdem deryâsı şehr-i mu‘azzamdır ve böyle bir ıyd-ı adhâdır, sürûr [u] şâdumânı Ramazân ıydından ziyâde olur kim dillerle ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184a ·
metinde göster ·
üç kerre yüz bin âdem vardır. Hamd-ı Hudâ bu kadar ecnâs-ı mahlûkât olup bâbull …
Ve bu şehirde şeyhü'l-beled defteriyle üç kerre yüz bin âdem vardır. Hamd-ı Hudâ bu kadar ecnâs-ı mahlûkât olup bâbullûk nâmında fâhişehâne bi'l-ittifâk yokdur. Gâyet ehl-i ırz vilâyetdir. Bu şehrin dahi nisvân-ı sâhib-isyânları çârsû-yı bâzâra çıkmak ayıbdır, gece fânûslarla gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
bu şehr içre yüz kırk altı bin âdem vardır, derler. Hakkâ ki her kûçe ve puça v …
Hâlâ şeyhü'l-beled defteriyle bu şehr içre yüz kırk altı bin âdem vardır, derler. Hakkâ ki her kûçe ve puça ve esvâkları omuz omuzu sökmez benî âdemdir. Ve zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr [u] âbâdân kal‘a ve şehir imiş. Cenûb tarafında kal‘a âsârları ve sarây-ı âlî ve kâr-ı kadîm esâsları zâhirdir. Âl-i Osmân'dan mukaddem Circe hâkimleri bu şehirde vezâret ile hükûmet edüp bu şehirde sâkin imiş. Ol asırda bu şehir yigirmi yedi bin hâne ve on dörd hammâm imiş. Birkaç mu‘attal hammâmların ve cevâmi‘ ve zevâvîlerin hakîr görmüşüm. Ol imâret-i âbâdânı bilir yüz kırk altı yaşında zinde civân-misâl cünbüş ü hareket eder şeyh şücâ‘uddîn gördüm deyü nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368b ·
metinde göster ·
… en üzre elli siyâh memlûk ve ellisi siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü
defteriyle
fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve …
Ertesi gün paşanın hedâyâları geldi. Yüz tâvûsî hecîn-i müzeyyen üzre elli siyâh memlûk ve ellisi siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü defteriyle fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr postu ve bir yük keler derisi ve beş yük misk kedisi postu ve on yük âbnûs ve on yük sindiyân ağacı ve iki yük tibr ve bir denk zebât ve bir denk zımrân ve bir kutu misk ve altmış aded şemâme anber ve bir kutu hannebân —bir gûne siyâh nebâtâtdır, âdemin demâğın râyihası mu‘attar eder; ve bir kutu-yı kebîr karçıdan— bu dahi bir ot köküdür, râyihası benefşeden mü’essirdir; ve bir kutu sakankûr-ı berrî ve bir kutu dühn-i seğsebân ve bir hokka dühn-i kibrît ve altı kutu-yı kebîr kakule-i sagîr verüp bu cümle makbûzumuz olup nâmeler içinde tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·