… r. Cenâb-ı Hallâk-ı ezel ol mahalde bir zelzele-i azîm verüp mezkûr türâb kûh-ı
Demâvend-misâl
iken bir kerre gürleyüp Süleymâniyye minâresi kaddi yerden türâb uçup sahrâ-yı …
Hikmet-i Rabbü'l-izzet, kullarına sehel olsun içün ol gice ol matar-ı rahmeti evc-i semâdan sakka muşkundan boşanur gibi yağdırup mezkûr türâbı hamîr-i çamîr-i tîn-ı tahmîr eder. Cenâb-ı Hallâk-ı ezel ol mahalde bir zelzele-i azîm verüp mezkûr türâb kûh-ı Demâvend-misâl iken bir kerre gürleyüp Süleymâniyye minâresi kaddi yerden türâb uçup sahrâ-yı Van'a müstevlî olup hamd-i Hudâ bir âdeme ve bir devâbâta zarar isâbet etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262a ·
metinde göster ·
kal‘a kayası üzre olan miskî kartalların hisâbın Sannâ‘-ı Sâhib-kudret bilir. B …
Ammâ bu havzın üzerinde olan kûh-ı Demâvend-misâl kal‘a kayası üzre olan miskî kartalların hisâbın Sannâ‘-ı Sâhib-kudret bilir. Ba‘zı âdemler bu kartallar[a] kurbân nezr edüp bu havz kenârında kurbânı edüp taşra bırağup kartallara verirler, ammâ ba‘zı âdemin kurbânın yemezler, murâd [u] maksûdu hâsıl olmamasına delâlet eder. Ve ba‘zı âdemin kurbânın tarfetü'l-ayn içre süpürürler "Elbette ol âdemin hayr murâdâtları hâsıl olmasına işâretdir" deyü tecrübe etmişlerdir ve cemî‘i zamânda bu kartallar bu mahalde aslâ âdemden kaçmazlar ve havzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âdemin koyun ciğerin yerler ve niçesinin yemezler. Ve havz içre yüzen âdemlerden balıklar aslâ kaçmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… oşunun Beç tarafında olan taraflarında dîvârları yine dolma çim ve rıhtım kûh-ı
Demâvend-misâl
toprak yığılı dağlardır. Enderûn [u] bîrûnunda yine kırkar zirâ‘-ı melikî dırah …
Ve bu Topraklık varoşunun Beç tarafında olan taraflarında dîvârları yine dolma çim ve rıhtım kûh-ı Demâvend-misâl toprak yığılı dağlardır. Enderûn [u] bîrûnunda yine kırkar zirâ‘-ı melikî dıraht-ı müntehâlar ile mebnî palanka-i kavîdir kim dîvâr üzre fârisü'l-hayl olanlar cirid oynasalar mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… eşkerine çok râst gelir olduk. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı
Demâvend-misâl
metânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmı …
Evvel ve âhir Nemse kralının hükmünde sahrâsında bir hıyâbân ormanistân içre meks edüp ormandan taşra bir âdemimizi taşra çıkarmadık, zîrâ küffâr leşkerine çok râst gelir olduk. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı Demâvend-misâl metânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış dururdu. Hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr etdik. Bu kal‘adan bize yedi pâre top atıldı. Esîrlerden su’âl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… arın rahnedâr edüp zîr-i kal‘ada olan deryâ-misâl buhayrenin bir tarafına kûh-ı
Demâvend-misâl
toprak sürüp âhır-ı kâr kal‘anın toplar ile münhedim olan yerlerinden guzât-ı m …
Beri tarafda Gâzî Pertev Paşa Tımışvar vezîri Ahmed Paşa'yı talî‘a-i asker edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Göle'ye amân u zamân vermeyüp muhâsara edüp kırk gün kırk gece germâ-ger[m] ceng-âşûb ederek sademât-ı top-ı kûp ile kal‘a-i Göle'nin niçe varoşların rahnedâr edüp zîr-i kal‘ada olan deryâ-misâl buhayrenin bir tarafına kûh-ı Demâvend-misâl toprak sürüp âhır-ı kâr kal‘anın toplar ile münhedim olan yerlerinden guzât-ı müslimîn yürüyüş edüp küffârı kıra kıra taşradaki üç kat hisârları feth edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur, ammâ bakıyyetü's-seyf olan küffârlar iç kal‘aya kapanup derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden küt-a-küt cenge âheng edüp derûn-ı hisârdan küffâr derlermiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
Ammâ İbram kal‘ası bir kûh-ı Demâvend-misâl bir kûh-ı serbülendin dâmeninden ba‘îd Sedd-i İskender-vâr kal‘a-i calender imiş. Beş yüz pâre top şâdımânları edüp kal‘a kapudanı ve birovları ve nemeşleri ve irşekleri cümle kal‘a hâricinde serâperde-i serdâra gelüp hedâyâlarıyla ta‘âmların getirüp ziyâfet-i azîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89a ·
metinde göster ·
… gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı
Demâvend-misâl
toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı s …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı
Demâvend-misâl
niçe bin mağâralar vardır.
Ve bu mezkûr de[re]lerin içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu derelerin iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn ve sunkur ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı Demâvend-misâl niçe bin mağâralar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… sâde kalın kal‘a dîvârlarıdır. Ammâ kara taraflarıı dîvârının iç yüzleri kûh-ı
Demâvend-misâl
yüz altmışar adım enli dağlar gibi toprak yığılıdır kim kal‘a dîvârlarından ona …
Ve bu limanın maşrıkı tarafında cümle yigirmi aded tershâne gözleri var. On altısı kârgîr ve toloz kemer binâlardır. Dördü hîn-i muhâsarada sehelce vîrânca olup limana nâzır sarâylar var kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde lisân âcizdir. Ammâ bu liman tarafı dîvârlarının iç yüzleri toprak yığılı değildir, hemân sâde kalın kal‘a dîvârlarıdır. Ammâ kara taraflarıı dîvârının iç yüzleri kûh-ı Demâvend-misâl yüz altmışar adım enli dağlar gibi toprak yığılıdır kim kal‘a dîvârlarından onar arşın topraklar yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
Kandiye kal‘asın künc-i nihândan seyr [ü] temâşâ etdi. Meğer bizim bir azîm lağ …
Ertesi gün Musâhib-i Şehriyârî Yûsuf Ağa'yı Vezîria‘zamın sedd-i İskender-vâr tabyasına kal‘a temâşâsına çıkarup kûh-ı Demâvend-misâl Kandiye kal‘asın künc-i nihândan seyr [ü] temâşâ etdi. Meğer bizim bir azîm lağımımız Kızıl tabya altında üç kollu ve üç hazîneli âmâde imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294b ·
metinde göster ·
… ûdlara ser-çekmiş [[(---) (---) (---)]] dağlar vardır kim evce urûc etmiş kûh-ı
Demâvend-misâl
bir kal‘a-i yed-i kudretdir. Hattâ [[(---) (---) (---)]] sa‘y etdükde aşağı şeh …
Ve bu kal‘a-i balâ Karahisâr sahrâsının cenûbunda kûh-ı bâlâlara yakın sengistân ve dağıstânlı bir dere ağzında yüzün sahrâya vermiş evc-i âsumâna ser çekmiş Kahkahâ-vâr bir hısn-ı hasîn-i üstüvâr şâhin ve zağanoz [[(---) (---) (---)]] âşiyanlı sarı ve kızıl yalçın kaya üzre kehkeşân-âsâ semâya ebr-i kebûdlara ser-çekmiş [[(---) (---) (---)]] dağlar vardır kim evce urûc etmiş kûh-ı Demâvend-misâl bir kal‘a-i yed-i kudretdir. Hattâ [[(---) (---) (---)]] sa‘y etdükde aşağı şehirde Ulu câmi‘ Q 8bP 8b önündeki aşağı kal‘a kapusundan girüp bu kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında Hünkâr câmi‘ine varınca kâmil iki sâ‘atde çıkdım, ammâ bî-tâb ü bî-mecâl kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15a ·
metinde göster ·
kayalardır. Ve üç kat kal‘adır. Ammâ taşra kal‘ası hîn-i muhâsarada münhedim ol …
Gayri cânibleri şâhin yuvalı kûh-ı Demâvend-misâl kayalardır. Ve üç kat kal‘adır. Ammâ taşra kal‘ası hîn-i muhâsarada münhedim olup hâlâ bâğ u bâğçedir. Ammâ dîvârların bâğ sâhibleri alâ-kadri'l-imkân metânet üzre ta‘mîr etmişlerdir. Ancak şarka nâzır bir kapusu vardır, yine bir yerden zafer bulup çıkmak mümkün değildir. Ve Rodos fethinden sonra bu kal‘anın şark tarafı köşesindeki kaya üzre bir iç kal‘a binâ etmişler, hâlâ Kahkahâ-vâr bir kal‘a-i âlîdir. İçinde hâlâ dizdârı ve kırk neferâtı ve yigirmi hânesi ve bir mescid binâ olunup ihyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122a ·
metinde göster ·