… yıklar ile İslâmbol'un şimâlî cânibinde 22b medfen-i kadîm olan Tershâne ardı
demek ile
ma‘rûf cebbâne-i kadîmde kehf-i azîmler ve tâk-ı kadîmler içre Ömer ibn Abdül‘a …
Ve niçe bin mevtâları kayıklar ile İslâmbol'un şimâlî cânibinde 22b medfen-i kadîm olan Tershâne ardı demek ile ma‘rûf cebbâne-i kadîmde kehf-i azîmler ve tâk-ı kadîmler içre Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri asrından berü niçe bin sahâbe-i kirâm İslâmbol ve Galata'dan cümle ol mezâristânda medfûnlar idi. Şeyh Maksûd dahi kayıklarla cümle şühedâyı bu garâfe-i kadîmde defn edüp Şeyh Maksûd cümle mevtâyı maksûdlarına vâsıl edüp Şeyh Maksûd bu mezâristânın içinde bir azîm seng-i hârâ üzre celî hat ile mübârek dest-i hatları olmak üzre râyegân u ayân bir manzûm hattır kim böyle tahrîr olunmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a–22b ·
metinde göster ·
… kûr kayaların altlarına azîm çam ve ardıç direkleri dayamış, anınçün Direklibel
demek ile
şöhret bulmuşdur. Hemân bu mahalde paşa efendimiz atından nüzûl edüp Bismillah …
Direklibel: Ne‘ûzü billah bir teng ü târ u sengsâr cân bâzârı yerdir kim bir âdem kayalar üzre çıkup taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Bir tüfenkli hod kuş uçurtmaz. Böyle bir mel‘ûn boğazdır kim Rûm u Arab u Acem'de Direklibel deyü meşhûr-ı âfâkdır. Direklibel demeğe bâ’is oldur kim ya‘nî kayaların altları kûh-ı bî-sütûn gibi boşdur. Münhedim olup tarîk-ı âmmı sedd etmesin deyü niçe sâhib-i hayrâtlar mezkûr kayaların altlarına azîm çam ve ardıç direkleri dayamış, anınçün Direklibel demek ile şöhret bulmuşdur. Hemân bu mahalde paşa efendimiz atından nüzûl edüp Bismillah ile bizzât kendüleri birkaç taşları râh-ı müslimînden alup aşağı dereye endaht edince azamet-i Hudâ dörd bin mikdârı pîr [u] civân atlarından nüzûl edüp ma‘ber-i nâs üzre olan taşları aşağı dereye atup bir tarafdan çeng[-]i harbîler çalınup Allah Allah ile bir sâ‘atde yolu eyle tathîr eylediler kim râh-ı tahterevân ve tarîk-ı kal‘a-i Revân ve Hemedân oldu. Anı dahi bu keyfiyetle geçüp Osmâncık'dan berü 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a ·
metinde göster ·
… ir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri
demek ile
ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… blesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü
demek ile
meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câr …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
… nâ-pâka bu kal‘ayı ihsân edüp ol veled-i pelîdin Rus lisânı üzre ismine Poyhad
demek ile
bu şehrin ismi ol asırda Poyhad idi.
Zamân-ı kadîmde Edirne sâhibi İdrivne Kral binâ edüp Rus-ı menhûs kızından hâsıl olan veled-i nâ-pâka bu kal‘ayı ihsân edüp ol veled-i pelîdin Rus lisânı üzre ismine Poyhad demek ile bu şehrin ismi ol asırda Poyhad idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100b ·
metinde göster ·
ma‘rûf bir temâşâgâh kayası var, cümle sahrâ andan nakş-ı bûkalemûn nümâyândır. …
Ve bu iç kal‘ada Seyrântaşı demek ile ma‘rûf bir temâşâgâh kayası var, cümle sahrâ andan nakş-ı bûkalemûn nümâyândır. Ve ol tarafı gâyet sedd-i metîn dolma rıhtım sa‘b ve kavî dîvâr-ı üstüvârdır. Ve bu sarâyın dam u bâmları ve maksûreleri cümle gûnâ-gûn kiremit örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… den ayn-ı imâret cereyân etdiği tarafda kal‘anın garb tarafı ardında Kal‘a Ardı
demek ile
ma‘rûf bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân-ı azîmler içre bir sebzezâr-ı ârâmgâh …
Der-mesîregâh-ı ehl-i merâm-ı erbâb-ı hâcât: Cümle (---) yerde teferrücgâh merâmgâh vardır, ammâ cümleden ayn-ı imâret cereyân etdiği tarafda kal‘anın garb tarafı ardında Kal‘a Ardı demek ile ma‘rûf bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân-ı azîmler içre bir sebzezâr-ı ârâmgâh u tarâvetgâh zemîn-i murgzâr yer var kim eflâke kad-keşân olmuş dıraht-ı sâyedârların zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş te’sîr etmez. Cemî‘i uşşâkân-ı yârân-ı sâdıkânlar anda ta‘tîl günleri ve rûz-ı ıydeynlerde ve Hızır-ilyâs ve rûz-ı nevrûzeynlerde cemî‘i ahbâb-ı sâdıkân birbirlerine müştâkânlar bu mesîregâh-ı çemenzârda cem‘ olup cân sohbetleri ederler kim mesîregâh-ı azîmdir. Meselâ Anatolu vilâyetinde Konya'nın Merâm'ı ve Malatiyye'nin Aspuzu'su ve İslâmbol'un Göksu'yu ve Kâğıdhâne'si ve Sarıyâr'da Selîm Hân mesîregâhları meşhûr-ı âfâk olduğu gibi bu Siroz şehrinin dahi Kal‘a Ardı'sı meşhûr-ı cihân merâmgâhdır. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220b ·
metinde göster ·
… rse bu cezîreden teveccüh eder. Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun
demek ile
ma‘rûf bir menzilgâh yelken yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat …
Cezîre-i Sazandır: Her sene cümle Venedik kâfiri donanması bu cezîrede kışlayup bağlanup ne cânibe isterse bu cezîreden teveccüh eder. Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun demek ile ma‘rûf bir menzilgâh yelken yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat Arnavudistânı cümle yüz pâre âsî kara başlı ve kara şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere desen âdemi katl ederler. Lâkin yine her bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. Bunlar gâyet şecî‘ bahâdır Arnavud âdemleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a–362b ·
metinde göster ·
Ve yine bu göl kenârında cânib-i garbîde Yenice Hisâr
demek ile
ma‘rûf bir vîrân kal‘adır. İçinde balık sayyâdları sâkin olurlar. Bu dahi göl i …
Ve yine bu göl kenârında cânib-i garbîde Yenice Hisâr demek ile ma‘rûf bir vîrân kal‘adır. İçinde balık sayyâdları sâkin olurlar. Bu dahi göl içinde ada-misâl bir mürtefi‘ püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Lâkin bu mezkûr kal‘aların dibindeki balık dalyanları ve sayyâdları Kütâhiyye müftîsinin meşrûtaları değildir. Bu Simav şehrinde Ulu câmi‘ ki fâtih-i bilâd Babık Beğ câmi‘idir, bu dalyanlar ol câmi‘in evkâfıdır kim cânib-i vakıfdan mütevellî zabt edüp üç yük akçe câmi‘ mürtezikalarına verir. Q 12bP 12b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22b ·
metinde göster ·
ma‘rûf bir cebel-i müntehânın dâmeninde şekl-i müdevver bir Şeddâdî kârgîr binâ …
Ve kal‘ası Bozdağ'a muttasıl Bâğçederesi demek ile ma‘rûf bir cebel-i müntehânın dâmeninde şekl-i müdevver bir Şeddâdî kârgîr binâ bir kal‘a-i azîmdir. Dâ’iren mâdâr cirmi sekiz bin sekiz yüz seksen adımdır. Lâkin iç el olmak ile kal‘aya muhtâc olmayup vîrâna yüz dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26a ·
metinde göster ·
… ât Y 31a[u] meşrûbât sanâyi‘âtının memdûhu: Evvelâ hâs ve beyâz mekik ekmeği
demek ile
ma‘rûf mekik-misâl bir söbü ekmekdir. Misli meğer Şâm'da ola. Ve zerdâlûsü ve s …
Ve bu şehrin me’kûlât Y 31a[u] meşrûbât sanâyi‘âtının memdûhu: Evvelâ hâs ve beyâz mekik ekmeği demek ile ma‘rûf mekik-misâl bir söbü ekmekdir. Misli meğer Şâm'da ola. Ve zerdâlûsü ve serv dırahtı ve zeytûnu ve incîri ve engûrü ve limon ve turuncu şehri tezyîn etmiş bâğ-ı İrem-misâl bir sevâhil şehirdir. Bunda iki gün tekâ‘üd edüp Şevkî Çelebi ve Mahmûd Ağa ve Mırz Ağa ile vedâlaşup kıble cânibine düz sahrâlar içre niçe amâristân kurâlar ubûr ederek dördüncü sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y30b–Y31a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı germâb-ı şehr-i Marmara: Bir kayalı dağ eteğinde Çatal ılıca
demek ile
ma‘rûf bânîleri nâ-ma‘lûm binâ-yı kadîmlerdir. Üzerlerinde kubbeleri ve müte‘ad …
Evsâf-ı germâb-ı şehr-i Marmara: Bir kayalı dağ eteğinde Çatal ılıca demek ile ma‘rûf bânîleri nâ-ma‘lûm binâ-yı kadîmlerdir. Üzerlerinde kubbeleri ve müte‘addid havuzları vardır. Bir latîf Y 31b suyu vardır. Mâh-ı Temmûz'da niçe bin âdem gelüp gasl edüp ifâkat bulurlar. Suyu vücûd-ı insânda yağ gibi cilâ verir. Cüzâm marazına mübtelâ olan kırk gün âbından nûş etse bi-emrillâh ifâkat bulur. Hattâ bir küçük havuzu bir kubbeli halvet Q 17aP 17a içinde mu‘attal imiş. Huddâmlarıma etek dermiyân etdirüp havuzun içinde hâr u hâşâki ve müzahrafâtları ve su yolların tathîr edüp ve câ-be-câ soffaları termîm edüp bir latîf havuz olup âb-ı sühûn ile leb-ber-leb olup hakîr dahi girüp râhat-ı cân buldum. Hamd-i Hudâ bu kadarca savâb bize müyesser oldu. Ve bir mermer sütûn üzre tathîr etdiğimizin târîhin tahrîr edüp târîh koduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a–Y31b ·
metinde göster ·
… rlar imiş. Müverrihân-ı Rûm mâbeyninde bu yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası"
demek ile
ma‘rûf yayladır.
Andan yine garba yokuş yukaru Şehzâde yaylasın aşup anda çadırımız bir âb-ı hayât kenârında kurup meks edüp yayla çobanlarından bir semiz kuzu alup bî-pâk [ü] bî-pervâ kebâb edüp zevk [u] safâ etdik. Ammâ garîb ü acîb yayladır. Hâlâ selâtîn-i seleflerin sarâyları ve kasr-ı âlîleri esâsları zâhirdir. Zîrâ mülûk-ı selef şehzâdeleri Ma‘nisa'da hâkimü'l-vakt iken bu yaylayı teferrücgâh edinüp beş altı ay sâkin olurlar imiş. Müverrihân-ı Rûm mâbeyninde bu yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası" demek ile ma‘rûf yayladır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33a ·
metinde göster ·
… nısfı gazzâzlar bezzâzistânıdır. Şâhrâhında ibrîşim taft ederler. Eski bezâstân
demek ile
ma‘rûfdur. Atîk kâr-ı kadîm olmağile bânîsi kimesnenin malûmu değildir.
Ve bu şehirde ve Karaköy'de cümle üç bin üç yüz altmış dükkândır. Ve kârgîr binâ-yı kavî kubâblı bezzâzistânı vardır. Birinin nısfını câmi‘ etmişler, Bezâsten câmi‘i derler. Ve nısfı gazzâzlar bezzâzistânıdır. Şâhrâhında ibrîşim taft ederler. Eski bezâstân demek ile ma‘rûfdur. Atîk kâr-ı kadîm olmağile bânîsi kimesnenin malûmu değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37b ·
metinde göster ·
… olup kışlak tahtı idi. Ve yaylağı hâlâ bu Birgi şehrinin şimâli fevkınde Bozdağ
demek ile
ma‘rûf u meşhûr [u] mevsûf kûh-ı bâlâdır kim bu şehr-i azîm anın kıblesi dâmeni …
Bir ikiden galat Birki derler. Cemşîd neslinden Sireye nâm bir melikenin binâsı olup kışlak tahtı idi. Ve yaylağı hâlâ bu Birgi şehrinin şimâli fevkınde Bozdağ demek ile ma‘rûf u meşhûr [u] mevsûf kûh-ı bâlâdır kim bu şehr-i azîm anın kıblesi dâmeninde bir dere ve depeli yere vâki‘ olmuş bir şehr-i Birgi'dir, İki değildir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Aydın Bay oğullarından Mehemmed Şâh nâm emîrin fethidir kim ümerâ-yı Selçukıyândır. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Orhân Gâzî destine girmişdir, be-dest-i Y 86a Gâzî Timurtaş Paşa ve İshâk Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85b–Y86a ·
metinde göster ·
Ancak başı ve ayağı ucunda hece taşları alâmeti vardır. Sâ’ir ibâdullâh-ı ünâs gibi fakîrâne medfûndur. Ve bu şehirde beyne'l-ulemâ "Mehemmed Çelebi" demek ile ma‘rûfdur. Hattâ hakîr ziyâretine müteveccih olduğumuzda "Birgili Mehemmed Efendi mezârı?" deyü su‘âl etdim, aslâ bilmediler. Anlar "Mehemmed Çelebi mi dersiz?" deyü vesîle verüp merkad-i pür-envârın gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b ·
metinde göster ·
… i ve bir câmi‘li ve hammâm esvâksız bir belde-i müslimîndir. Serdârı Şişli Hacı
demek ile
ma‘rûf bir ehl-i vukûf sâhib-i kelâm ve makbûl-i hâs [u] âm kimesnedir kim hâs …
Kazâ-i Vakf-ı karye-i Kızılca Börklü: Yüz elli akçe kazâdır. Aydın sancağı hükmündedir ammâ Menteşe hâkinde vâki‘ olmuşdur. Ve yüz elli türâb örtülü bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ve hammâm esvâksız bir belde-i müslimîndir. Serdârı Şişli Hacı demek ile ma‘rûf bir ehl-i vukûf sâhib-i kelâm ve makbûl-i hâs [u] âm kimesnedir kim hâs [u] âmma sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. Andan garb tarafına 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96b ·
metinde göster ·
Ve bu sultânın merkad-i şerîfi önünde bir âsitâne-i Halvetî vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz hücreler ve bu âsitâne hareminde bir çâh-ı mâ vardır kim gûyâ âb-ı zülâldir. Cümle şehir halkı ana muhtâcdır. Gâyet lezîz ve sovukdur. Ve bu âsitânede bir bâğçe vardır kim gûyâ bâğ-ı İremdir. Cemî‘i seyyâh-ı âlemin ve nedim-i âdemin ârâmgâhıdır. Bâğ-ı Hüsâmcân demek ile şöhret bulmuşdur. Altmış gûne üzümü ve kırk elvân meyvesi sicillâtda mastûrdur. El-hâsıl nazargâh-ı kibâr-ı evliyâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100a ·
metinde göster ·
… aldırımı üzre ubûr edüp ve dörd yerden taş binâ cisirleri güzer edüp Müşklü bel
demek ile
ma‘rûf bir çamlı beldir ve cümle kûh-ı bâlâsı gûnâ-gûn dırahtların râyiha-i tay …
Ve bu limanda bir küçük hândan gayri bir şey yokdur. Cümle âyende vü revendeler dıraht-ı müntehâlar sayesinde meks ederler. Q 55bP 55b Hakîr dahi bu iskelede bir gece mihmân olup küffârdan Y 110b halâs olduğumuza bin bin hamd ü senâlar edüp ve atları firkateden çıkarup süvâr olup refîklerimiz ile Marmaris'e revâne olduğumuz yol üzre Süleymân Hân "Sakar beli" deyü nefes etdüği yolu solumuza alup Süleymân Hân'ın taş döşeme kaldırımı üzre ubûr edüp ve dörd yerden taş binâ cisirleri güzer edüp Müşklü bel demek ile ma‘rûf bir çamlı beldir ve cümle kûh-ı bâlâsı gûnâ-gûn dırahtların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a–Y110b ·
metinde göster ·
… zûrât gönderirler. Ve Marmaris'den şimâle bir kurşum menzili ba‘îd Pilâv depesi
demek ile
meşhûr bir sivri depe vardır, anda,
Ve hâlâ ol sığ yerde kibâr-ı evliyâullâhdan Gözcü Baba medfûndur. Cümle keştîbânlar ana mu‘tekiddirler, her bâr nüzûrât gönderirler. Ve Marmaris'den şimâle bir kurşum menzili ba‘îd Pilâv depesi demek ile meşhûr bir sivri depe vardır, anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
ma‘rûf bir küçük depe-misâl yığındır. Berrde ve bahirde Cenâb-ı Bârî ne kadar g …
Elbis Çakılı demek ile ma‘rûf bir küçük depe-misâl yığındır. Berrde ve bahirde Cenâb-ı Bârî ne kadar gûnâ-gûn hurde ve mücellâ taş halk etdi ise anda mevcûddur. Bu diyâr kavminin zu‘mu oldur ki bu elvân hurde taşları şeytânlar yığmış olalar. Ve hakîkatü'l-hâl bu yığılan taşlar kâr-ı insâna müşâbeheti yokdur. Bu mahalden bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
meşhûr imiş. Mekke mollâsı iken merhûm olup Ebî Tâlib civârında medfûndur. Bir …
El-Mevlâ şemseddîn Ahmedü'l-Hüseynî: Bağdâdîzâde demek ile meşhûr imiş. Mekke mollâsı iken merhûm olup Ebî Tâlib civârında medfûndur. Bir soffa-i âlî üzre muhteşemâne merkadi vardır.Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y363b ·
metinde göster ·
… bir hıyâbân-ı koyah içinde bâğ-ı İrem-misâl bir mesîregâh yerde Kasr-ı Bü'l-ayn
demek ile
müsemmâ bir teferrücgâh yerdir. Niçe mülûk-i selâtîn-i selefin nazargâhıdır. Am …
Şehr-i Mısır'ın garb cânibinde sâhil-i Nîl-i seylde bir hıyâbân-ı koyah içinde bâğ-ı İrem-misâl bir mesîregâh yerde Kasr-ı Bü'l-ayn demek ile müsemmâ bir teferrücgâh yerdir. Niçe mülûk-i selâtîn-i selefin nazargâhıdır. Ammâ ibtidâ bânîsi Sultân Melikü't-Tâhir'dir. Ve her sâhib-i hayrât birer âsâr ilhâk etmek ile kat-ender-kat kâ‘a ve soffa ve kâhlar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevân [ve] şâhnişînler inşâ etmişlerdir kim cemî‘i a‘yân-ı Mısır gelüp ol hücrelerde ayş [u] işret ederler. Ammâ bu bâğ-ı İrem'in tâ ortasında evce ser çekmiş bir beyâz kirec ile mestûr bir kubbe-i azîm âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Derûn-ı kubbe bin âdem alur bir meydân-ı azîmdir, serâpâ beyâz mermer ile döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112b ·
metinde göster ·
… git yokdur. Merhûm Circeli Alî Beğ'in hayrât [u] hasenâtıdır. Alî Beğ mastabası
demek ile
ma‘rûfdur.} Ve hayvânât saky edecek sâkıye havuzları vardır, cümle hayvânât and …
Ve Mel‘abe meydânında câmi‘-misâl bir zâviye-i kebîr vardır. Minâresi yokdur, ammâ gâyet ma‘mûr zâviyedir. Mihrâbı önünde bir azîm bürkesi var, dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. {şehir içinde böyle mezgit yokdur. Merhûm Circeli Alî Beğ'in hayrât [u] hasenâtıdır. Alî Beğ mastabası demek ile ma‘rûfdur.} Ve hayvânât saky edecek sâkıye havuzları vardır, cümle hayvânât andan nûş ederler. Ve cümle ehl-i züvvâr ol bürkeden nûş edüp tecdîd-i vuzû‘ ederler. Hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y287b ·
metinde göster ·
Ve bu varoşda yıldız cânibine müteveccih olsan sağ tarafındaki limana Galyon limanı derler. Cemî‘i şayka ve karamürsel ve galyon ve pink ve şitiye ve potac ve burtun ve cerim bunda lenger bırağır. Bu limanın ağzı yıldız ve poyraz limanına açıkdır. Ve liman ağzının iki cânibinde azîm vezni üzre metîn kal‘alar vardır. Kal‘adan kal‘aya bu liman kâmil on bin adımdır. Ve bu liman bin pâre gemi alur liman-ı kebîrdir. Ağzı poyraza açık olmak ile gâyet fırtınası olur, cümle gemiler dörder beşer demir kuvveti ile yatırlar. Ammâ şaykalar büyük kal‘a altında mahfûz yatırlar, fırtına te’sîr etmez. Ve gayrı yerleri Y 325a a‘lâ demir dutar taşlı gemi yatağı limandır, kumsal değildir. Ve bu limana girirken ve çıkarken limanın sol cânibinde büyük kal‘a dibinde Maymûncuk kayası demek ile ma‘rûf deryâya berâber bir alçak kayadır. İşpanya elçisi âl-i Emeviyyûna gelüp İslâma gelmek bahânesi ile bu kaya üzre olan mutalsam âyine-i İskender olan ma[r]kab menâr-ı İskender olan kayadır kim ol zamândan berü harâb olup niçe bin pâre keştîler bu kayaya urup helâk olur. İmdi mellâh-ı deryâ olan bu İskenderiyye'nin Kalyon limanına girüp çıkarken kal‘adan alarka girüp çıkmak gerekdir kim Maymûncuk kayası rahnesinden halâs ola, gayrı ilâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y324b–Y325a ·
metinde göster ·
ma‘rûf niçe bin Sahâbe-i kirâm ecel-i müsemmâları ile merhûm olup bunda medfûnl …
Ve bir vâsi‘ sahrâda Makteletü'l-azîm demek ile ma‘rûf niçe bin Sahâbe-i kirâm ecel-i müsemmâları ile merhûm olup bunda medfûnlardır kim başka karâfedir. Bu mahalde du‘â müstecâbdır kim Karâfe-i nûr dahi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·