İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

demekle

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
28
isabet
27 cümle/beyitte
10,4
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
29 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi2811,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–28 / 28

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“demekle” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 26b Hatablı Sultân Aksarây'da Oduncuzâde demekle ma‘rûf u {müte‘ârif} mecâzibûn şekilli bir mürşid-i kâmil kimesne idi. İki bin …
EÇS I 48b Mevlânâ Şeyh Mehemmed Efendi: Çivizâde demekle meşhûrdur.
EÇS I 101a Mehemmed Paşa: Hocazâde demekle şöhret bulmuşdu.
EÇS I 112a–112b … n Şeyh Mehemmed bin İlyâs eş-şehîr Alî Çelebizâde'dir: Avâm-ı nâsda Bitlicezâde demekle meşhûrdur. Târîh-i vilâdeti, Fazl-ı İlâh'dır, sene (---). Dâhil-i kal‘ada Şerîf …
EÇS I 112b … de temekkün ve mahv-âsâr ta‘ayyün kılup mânend-i encüm Geysûdâr Mehemmed Efendi demekle şöhret-şi‘âr olmuşdu. Kırk sene semtimizde sâkin olup hattâ bu fakîr tevellüd e …
EÇS I 121b eş-Şeyh âlimü'l-celîl Alî Beğ ibn Husrev: İznik'de Fâzıl Alî Beğ demekle şöhret bulmuşdur. Osmâncık asrında Adabalı nâm azîzin neslindendir. Sultân Ahme …
EÇS I 209b … bâzlığa bir gayrı âb [ü] tâb verüp cemî‘i bisâtların mücevher edüp Cevâhir kolu demekle şân u şöhret bulmuşlardır. Her taklîdlerinde âdem gülmeden ensi ender. Ve mümtâ …
EÇS II 232b–233a Ve el-Mevlâ Alâeddîn: Esved Hoca demekle ma‘rûfdur. İlm-i usûlde 233a Muğni'l-Lebîb (?) nâm kitâbı te’lîf [ü] şerh etm …
EÇS II 246a … onu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûm …
EÇS II 248b … bunda bir limân-ı azîm vardır. Bahr-i siyâh mellahları mâbeyninde Polata limanı demekle meşhûr-ı âfak liman-ı ma‘mûredir. Ve sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yata …
EÇS II 250a … ânî sûr-ı metîn ve müstahkemdir. İbtidâ bu kal‘anın şark tarafı dîvârında Kulle demekle ma‘rûf kal‘anın Orta Hisâr'a meftûh olan kapusu kurbunda Yeni Cum‘a Kapusu derl …
EÇS II 254b … âkı‘ olmuşdur. Nehr-i Çoruğ "cûy-ı rûh"dan galatdır. Cûy-ı rûh ya‘nî Rûh ırmağı demekle meşhûr bir âb-ı hayevândır. Erzurûm'un cânib-i garbîsinde Canha ve Koylıhisâr v …
EÇS II 266a–267a … n bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın …
EÇS II 327b–328a … yât nehr-i zülâldir kim nehr-i Çoruğ,, cûy-ı rûh'dan galatdır. Ya‘nî rûh ırmağı demekle meşhûr bir berrâk u sâf ve billûr-misâl bir nehr-i zülâldir.
EÇS III 20b … ı hoş binâ-yı rûşenâsı var ammâ bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Ve Mercân Ağa kuyusu demekle ma‘rûf âb-ı hayâtdan nişân verir bir bî’r-i zemzem câh-ı mâsı var kim mâh-ı tem …
EÇS III 132a … ne Zağra Yenicesi'nden bir sâ‘at ba‘îd cânib-i kıbleye Filibe râhı üzre Adadepe demekle meşhûr cânib-i erba‘a il-vilâyetden nümâyân yalınız bir tümsek depe-i âlîdir. A …
EÇS III 132b Ve cümle on yedi aded mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde büyük câmi‘-i Hamza Beğ demekle ma‘rûf bir câmi‘-i mevzûnlu câmi‘dir kim şeb [ü] rûz cemâ‘at-i kesîreden bir ân …
EÇS IV 206b … ları dahi deverân edüp cânib-i cenûba gidüp Basra kurbünde şehr-i Mînâ-yı harâb demekle ma‘rûf mevzi‘de nehr-i Übülle ile bir olup bunlara nehr-i Safrâydenk derler. Ha …
EÇS V 27b … Kurşumlu (---) câmi‘i. Bir minâreli cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim Eski câmi‘ demekle ma‘rûfdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (- …
EÇS VIII 205b … scid-i şerîfdir. Ve Kurd Beğ mescidi ve Bâzârlı Beğ mescidi, ya‘nî Alaca mescid demekle ma‘rûfdur. Ve Ankâ’ü'l-vâsi‘ mescidi ve Oruç Paşa mescidi ve Kapucu mescidi ve …
EÇS IX Y137b Karye-i Yonmataş, demekle ma‘rûf bir yalçın kaya dibinde yetmiş seksen evli bir Etrâk-i bî-idrâk köyünde …
EÇS IX Y139b–Y140a Ve bu aşağı kal‘anın leb-i Y 140a deryâda limana nâzır Kızkullesi demekle meşhûr sekiz köşe ve sekiz kat vâcibü's-seyrdir kim im‘an-ı nazar ile nazar olu …
EÇS IX Y174b Haleb'de el-Mevlâ Mehemmed Kara Gülmez Efendi demekle meşhûr ve Hâcegîzâde demekle mezkûrdur. Şeyh Bekrîler civârında medfûndur.
EÇS IX Y174b Haleb'de el-Mevlâ Mehemmed Kara Gülmez Efendi demekle meşhûr ve Hâcegîzâde demekle mezkûrdur. Şeyh Bekrîler civârında medfûndur.
EÇS IX Y364b … en sene 945 merhûm olup Mu‘allâ'da şerîf Sa‘d civârında medfûndur. Kabr-i Vâsi‘ demekle şöhret bulmuşdur.Ve,
EÇS X Y274b … rahmetullâhi aleyh: şehr-i cennet-üslûp olan diyâr-ı Üsküp'dendir. Çıkrıkçızâde demekle ma‘rûf kimesnedir. Hattâ bu hakîr Melek Ahmed Paşa ile Bosna'dan gelirken Üsküb …
EÇS X Y320a … ] temâşâ ederek yine inbât rûzgârı cânibine bin beş yüz adım gidüp Burc-ı Kebîr demekle ma‘rûf bir sedd-i Kahkahâ-misâl bir sedd-i İskender kulle-i bî-hemtâdır. Bir kö …
EÇS X Y327b–Y328a … ş-Şeyh Cemâleddîn Ebû Ömer bin Osmân bin Ömer bin Ebû Bekir bin Yûnus ibn Hâcib demekle ma‘rûfdur. Sene 646 târîhinde Yûsuf Salâhaddîn, Necmeddîn Eyyûb zamânında İsken …