… sile kayıkları bu nehr ile baş yukarı şark cânibine Mikril vilâyetlerine tuz ve
demir ve
âlât-ı silâh ve elvân lekfûrî (?) bezler götürüp Mikrilistân ve Gürcîstân'dan ç …
Bu kal‘a nehr-i Çoruğ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Nehr-i Çoruğ "cûy-ı rûh"dan galatdır. Cûy-ı rûh ya‘nî Rûh ırmağı demekle meşhûr bir âb-ı hayevândır. Erzurûm'un cânib-i garbîsinde Canha ve Koylıhisâr ve Şebin Karahisâr dağlarından cem‘ olup cereyân ederek Bayburd şehrinin içinden cereyân edüp iki tarafı ma‘mûr hânelerdir. Andan Bayburd kal‘ası kayaları altından ubûr edüp Lazgi vilâyeti hudûdu içre niçe kurâ ve kasabâtların mezâri‘ [u] besâtînlerin rey edüp bu Gönye kal‘asının cânib-i (---) kullesi dibinde Karadeniz'e mahlut olur. Geçid vermez ve kantara dutmaz deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim niçe bin Laz meneksile kayıkları bu nehr ile baş yukarı şark cânibine Mikril vilâyetlerine tuz ve demir ve âlât-ı silâh ve elvân lekfûrî (?) bezler götürüp Mikrilistân ve Gürcîstân'dan çimşir ve şem‘-i asel ve asel-i musaffa ve mümtâz ü müstesnâ, mahbûb u mahbûbe çâker ü bintânlar alup Tarabefzûn'a getirirler. Latîf ticâret yerleridir. Bu şehri dahi seyr [u] temâşâ edüp Gönye'den yine şimâl cânibine gidüp Kemerler nâm yerden gayrı cümle gemilerle nehr-i Çoruğ'a girüp bir gün şark cânibine gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden
demir ve
demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse …
Gerçi şiddet-i şitâdan bâğı ve bâğçesi yokdur, amma Paşa sarâyında gül bâğçesi ve Hacı Murâd bâğı gülistânı ve Kefeniğnesioğlu güllüğü ve Bedros bâğı güllüğü ve niçe gül bâğları dahi vardır. Ammâ bu zikr olunan bâğların mutabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i sernigûnları firâvândır. Gayrı eşcâr-ı müsmirrâtı olmaz. Kışı katı olduğundan iki ayda ekerler ve biçerler ve secc edüp döğerler ve ale'l-fevr der-anbar ederler. Bizim senemizde atlar mâh-ı temmûzda çayırda iken bir ra‘d u berk u dipi vü boran ve bârân yağup cümle atlar boşanup Erzurûm sahrâsında olan Umudum köyüne ve Kâne ve Gez köyüne varınca atlar serseri gezdiler. Böyle şitâsı şedid olur. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim bir dervişe "Kanden gelirsin?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "Ere zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Derviş eydür: "Vallahi on bir ay yigirmi tokuz gün sâkin oldum, cümle halkı yaz gelir derler, ammâ görmedim", der. Hatta bir kerre bir kedi bir damdan bir dama pertâb ederken mu‘allakda donup kalır. Sekiz aydan Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikde mezkûr kedinin donu çözülüp mırnav deyüp yere düşer. Meşhûr latîfe-i darb-ı meseldir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden demir ve demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse eli ayasının sehl derisi âhiyle âhende kalır. Bu şiddet-i şitâyı diyâr-ı Azak'da ve Deşt-i Kıpçak'da erba‘în ve zemherîr geçirdik, böyle keskin kış görmedik. Ammâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Yine böyle şitâ iken bâğ u bâğçesi olmayup cümle meyvesi iki konak yerden İspir ve Tortum ve Erzincan'dan gelir. Âlü'l-âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba kavunu ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeldir. Lâkin odunu yokdur, cümle dağlar uryândır, ammâ hikmet-i Hudâ odunı dahi ucuzdur. İki konak yerde (---) dağlarından gelüp gürân derler gemi direkleri olup kaddi kırk arşındır. Kırk akçeye verirler. Anı yakup def‘-i şitâ ederler ve develer ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir. Bir deve yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân develeri birer sefer odun götürürler, kanûndur. Başka odun ağası vardır, ammâ re‘âyâlarının koyunları ve sığırları çok olmağıla fukarâlar sığır tezeği yakarlar. Fukarâ re‘âyâlarının cümle ocakları evlerinin ortasındadır. Cânib-i erba‘alarında hayvanları durup hâneleri hammâm gibi olur. Tennûrlarında herîseleri ve ekmekleri pişmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi
demir ve
kimi hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlar …
Bu kapudan içeri cümle züvvâr dâhil olunca âdemin vücûdu lerzân olup âdeme dehşet hâsıl olur bir mehâbetli kabr-i tavîldir kim kaddi kâmil on adımdır. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûnâ-gûn zer-i hâlis-misâl çerâğdânlar ve buhûrdân ve gülâbdân ve şem‘dânlar ile kat-ender-kat müzeyyen olmuşdur. Dahi hârici etrâfında yetmiş aded hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi demir ve kimi hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlarından def ü kudûm ve nefîr ve tabl u zil [u] bemm ü teber ve pâleheng ve zerdeste ve sapan-ı dâverî-keşkül ve teber-i Müslimî ile ve gayri eşyâ-yı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen olmuş kubbedir ve cümle rûy-ı dîvârda her gelen âşıkânın birer gûne âsâr-ı hatları vardır. Hattâ bu hakîrin dahi küstâhâne "Şefâ‘at yâ Muhammed evliyâya" bir hatt-ı müstekreh-i hem-züvvârdır. Bu âsitâneyi Murtezâ Paşa ile ziyâret edüp azîzin rûh-ı pür-fütûhu içün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp azîzin rûh-ı şerîfine hîbe edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Paşa efendimiz cümle fukarâya yüz altun tasadduk edüp harem-i şerîfin ortasındaki şâdırvânda üç kurbân edüp andan kapu arasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b–8a ·
metinde göster ·
taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbar …
Ve bu meydân etrâfında olan demir ve taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâne meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallarında âmâde toplar var kim her biri ejder-i heft-ser-misâl 81b başların kaldırup dur[ur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a–81b ·
metinde göster ·
… a Paşa tabyasında nehr-i Tuna üzre ol kadar sekdirme toplar atdılar kim her bir
demir ve
taşdan top gülleleri nehr-i Tuna üzre gıjlayup kuş gibi sekerdi.
Altında cümle asâkir-i islâm meks-i hıyâm etdükde eğer kal‘a-i Peşte'den ve eğer kal‘a-i Gerz İlyâs'dan ve eğer kal‘a-i Sedd-i İslâm Budin'den ve eğer kal‘a-i Bârûdhâne'den Sadrıa‘zama "Safâ geldin" deyü ol kadar toplar atup şâdumânlar etdiler kim gûyâ zemîn ü âsumân dir dir ditredi. Ve ol gün Sadrıa‘zam Peşte kal‘asın seyr [ü] temâşâ edüp ta‘mîr ü termîme muhtâc olan yerleriyçün tenbîh ü te’kîdler edüp Budin defterdârının ziyâfetinden sonra serâperdesine gidüp ol gün yine cemî‘i vüzerâ ve mîr-i mîrân tuğları Budin cisrinden ubûr edüp Budin tarafındaki Kile sahrâsında meks-i hıyâm olundu. Ertesi Sadrıa‘zam alay-ı azîm ile Tuna üzre cisr-i kavîden ubûr ederken Budin'in Tuna kenârında Ali Paşa tabyasından ve Peşte'nin Ulama Paşa tabyasında nehr-i Tuna üzre ol kadar sekdirme toplar atdılar kim her bir demir ve taşdan top gülleleri nehr-i Tuna üzre gıjlayup kuş gibi sekerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
… ve çalaşdan külbe-i ahzânlar gibi sazdan dükkâncıklar vardır. Fukarâ kefereler
demir ve
kömür gibi hurdevât fürûht ederler.
Ve bu iki kat dîvâr mâbeyni hayli enli vâsi‘ meydânlı yoldur. Yaprakdan ve çalı ve çırpı ve çalaşdan külbe-i ahzânlar gibi sazdan dükkâncıklar vardır. Fukarâ kefereler demir ve kömür gibi hurdevât fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
altun ve tuz ve güherçile (---)(---) ma‘denleri vardır, ammâ Okna nâm tuz ma‘d …
Ve cümle üç yerde bakır ve gümüş ve demir ve altun ve tuz ve güherçile (---)(---) ma‘denleri vardır, ammâ Okna nâm tuz ma‘denleri ibret-nümâdır kim beher sene birer Mısır hazînesi hâsıl olur. Ve dahi zift ü neft ü katrân ve balmûmu yerde biter ma‘denlerinden mâ‘adâ yetmiş altı gûne ma‘âdin mahsûlâtları dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… vlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve kalay ve kurşum ve
demir ve
polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfîdâc ve şâb-ı Süleym …
"Ammâ bir kerre ka‘bemizin güneş çıkduğu tarafındaki dağlar cümle yalap yalap eder cıldırak tavlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve kalay ve kurşum ve demir ve polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfîdâc ve şâb-ı Süleymân ve semm-i fâr ve hacer-i semm-i helâhil ve hacer-i semm-i kâtı‘ ve hacer-i zücâc ve zîbakdan, ya‘nî civadan donmuş ale't-tertîb dizilmiş dağlardır kim cümle yalap yalap etdiklerinden 178b biz bu dağlara cıldırak tav deriz. Bir kerre Özdemiroğlu çağında bu tavların ardındaki kavimden bir sadâ geldikde ka‘bede olan dedelerimizin atlarının ve kendilerinin ol sadâ-yı mühlikden başları çatlayup atlarının ve kendilerinin beynileri cümle kulaklarından akup ol yıldırak tav dibinde dedelerimiz cümle kırılup seksen bin âdemden kırk âdem ve beş kerre yüz bin atlardan beş yüz at halâs olup vilâyetimiz olan Çîn'e ve Hıtâ ve Hoten'e selâmet gelirler. Meğer ol dedelerimiz yıldırak dağ ardına varup anda olan nice kavimdir, görmek içün ol altun ve gümüş dağlarına çıkmışlar. Cümlesi ol sadâdan helâk olmuşlar. Ol zamândan berü yetmiş yıl olmuşdu. Ka‘bemize gitmeğe havf ederdik, ammâ şimdi bu yıl inşâallâh elli bin âdem olsak, elli bin dahi olsun ka‘bemize gideriz" deyü nakiller edüp âh-ı derûn çekerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a–178b ·
metinde göster ·
… ât ve mühimmât levâzımâtları ale't-ta‘cîl kadırgalara tahmîl edüp ol gece salpa
demir ve
fora tente edüp "Tevekkülen alallâh" deyü orsa flandıra sancağ u bayraklar dikü …
Üç günde cemî‘i asâkir-i İslâm ve niçe kerre yüz bin gırâr zahâ’irât ve mühimmât levâzımâtları ale't-ta‘cîl kadırgalara tahmîl edüp ol gece salpa demir ve fora tente edüp "Tevekkülen alallâh" deyü orsa flandıra sancağ u bayraklar diküp Anabolı limanınd[an] bism-i İlâh ile çıkup cenûb tarafına otuz mîl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
Evvelâ üç yerde bakır ve bir yerde altun ve iki yerde gümüş ve kurşum ve
demir ve
yedi yerde tuz ve kırk yerde güherçile ve üç yerde şeb ma‘denleri ve yedi yerde …
Evvelâ üç yerde bakır ve bir yerde altun ve iki yerde gümüş ve kurşum ve demir ve yedi yerde tuz ve kırk yerde güherçile ve üç yerde şeb ma‘denleri ve yedi yerde alçı taşı ma‘denleri cümle taşları kireç ma‘denleridir. Ve zernîh ma‘deni ve katrân ve zift ve kara neft ve kükürd ve kitre ve iricna ve şâb ve gil ve kilarmeni ve lâden ve balmûmu ve niçe bunun emsâli emsâli gûnâ-gûn ma‘âdinlerden cümle yüz yetmiş gûne ma‘denleri hâsıl olup cümle mîrî kayd olunup her biri hâlâ iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
… ir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar
demir ve
na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
… atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri
demir ve
tuc kafeslerdir.
Câmi‘-i Cavliyye: Allâhü a‘lem Mısır pâdişâhlarından Yûsuf Salâhaddîn binâsıdır. Kaçan Hazret-i Halil câmi‘inde cemâ‘at-i kesîre oldukda bu câmi‘de Y 231a edâ-yı salât ederler. Gerçi mâbeyninde yol vardır, ammâ yine pâk harem yoludur, anda dahi namâz kılınır. Ve bu câmi‘in cemâ‘ati câmi‘-i Halîl cemâ‘atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri demir ve tuc kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b–Y231a ·
metinde göster ·
tuç ve rusâs ile mülemma‘ sandûka içine koyup ibtidâ Medîne-i münevvereye kal‘a …
Bunlar altı neferdir. İbtidâları Hazret-i Nûreddîn-i şehîd'dir kim küffâr Hazret-i Resûl-i kibriyâ aleyhi efdalü's-salavâti kabrinden çıkarırken Nûreddîn-i şehîd şâm pâdişâhı idi. Hazret vâkı‘asına girüp "Yetiş yâ Nûreddîn" deyüp kabr-i Resûlullâh'a yetişüp küffârları katl edüp ravza-i Resûl'ü dâ’iren-mâdâr demir ve tuç ve rusâs ile mülemma‘ sandûka içine koyup ibtidâ Medîne-i münevvereye kal‘a inşâ eden bu Nûreddîn-i şehîd ibn Aksunkur el-Bersakî'dir. şâm [ve] Irâk ve Âzerbaycân ve Basra ve Lahsa ve Sis ve Tarsûs ve Adana'ya mâlik oldular. Ammâ bu âl-i Atabeğiyân altı fırka oldular. Her tabakası altışar neferdir. İbtidâ bir sınıfı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y20a ·
metinde göster ·
… da münderic niçe Mısır hazînesi mâl-ı hazâyin değer bakır ve kurşum ve kalay ve
demir ve
mismâr ve top ve gülle ve gayrı âlât-ı keştîler ile leb-ber-lebdir.
Tershâne-i Sultânî andadır. Cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı gibi bedensiz bir dîvârlardır. Dâyiren-mâdâr iki bin adımdır. İçi niçe kerre yüz bin Q 208b kereste ile mâl-â-mâldir. Zîrâ Yemen mühimmâtı içün Rûm'dan gelmiş mâl-ı pâdişâhîdir. Süveys kapudanı hükmünde emîni ve kırk nefer küttâbları ve nâzırı ve havâleler ve anbârcısı ve dîdebânları ve bevvâbları vardır. Tûlânî vâki‘ olmuş üstü mekşûf bir binâ-yı azîmdir. Derûnu bî-had ü bî-kıyâs gûnâ-gûn âlât [u] mühimmât-ı ibret-nümûn ile memlûdur. Ve mahâzinler var kim anda münderic niçe Mısır hazînesi mâl-ı hazâyin değer bakır ve kurşum ve kalay ve demir ve mismâr ve top ve gülle ve gayrı âlât-ı keştîler ile leb-ber-lebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·
… binâ olmamışdır. Kal‘asının yetmiş kapusu var idi. Y 282b Ve cümle binâların
demir ve
bakır ve rusâs ile bünyâd etmişdi. Bu Delûke nâm avret pâdişâhından yigirmi sen …
Andan be-asr-ı Delûke binti Zîbâke Mısır'a melike iken Menûf'u ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etmişdi kim henüz cihânda eyle bir binâ olmamışdır. Kal‘asının yetmiş kapusu var idi. Y 282b Ve cümle binâların demir ve bakır ve rusâs ile bünyâd etmişdi. Bu Delûke nâm avret pâdişâhından yigirmi sene sonra Fir‘avn tulû‘ edüp Menûf'u taht edinüp zîb ü zîver ile ârâste bir şehr-i müzeyyen etdi kim cemî‘i dam u bâmları sîm-i hâlis ile mestûr idi ve cemî‘i câmları necef ü billûr u moran idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282a–Y282b ·
metinde göster ·
kurşum ve neft ü katrân ve gubâr-ı câm billûr ve alçı taşı ve sürh ve kilermeni …
Ve gümüş ma‘deni ve bakır ve demir ve kurşum ve neft ü katrân ve gubâr-ı câm billûr ve alçı taşı ve sürh ve kilermeninin nazîfi ve kükürdün dâne dâne latîfi bir diyârda yokdur. Bunun emsâli niçe ma‘âdinler ve mutalsamâtlı defâyin künûzlar vardır kim cümle râyegândır. Ammâ bir alay oğuz ve uğursuz tâ’ife içinde olmak ile istihrâcına kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin ma‘âdinlerinin hisâbın yine Hallâk-ı âlem bilür. Evvelâ âşikâre olan ma‘âdinlerinden kırmızı şeb ve kırmızı türâb kilermeni ve zâc ve zırnîh ve cibs taşı ya‘nî alçı ve seng-i ferah ve seng-i yerekân ve seng-i balgamî ve seng-i belât — bir yumşak taşdır, destere ile tâze iken tahta tahta biçüp evlere ve hammâmlara döşerler, kesb-i havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve kibrît ve neft ü katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi mukayyed değillerdir, zîrâ gayrı âsân mahsûlâtları çokdur. Lâkin demir ve bakır ma‘denleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·
… şehri binâ etmişlerdir. Her taşları Q 346aP 340a var kim fîl cüssesi kadar
demir ve
rusâs kinedli taşlardır. Hâlâ münhedim etdiklerinde iki taş mâ(?) kırk elli vuk …
Ve hâlâ Behnîsâ kal‘ası şehrinin cânib-i garbında cebbâne tarafında kal‘anın temelleri ve burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Ba‘de'l-feth Amr ibnü'l-Âs küffâr tama‘ edüp yine istîlâ etmesinler içün nefîr-i âm ile kal‘ayı münhedim edüp Hazret-i Ömer'e arz etmişdir. Mürûr-ı eyyâm ile bu şehir ma‘mûr (---)(---)[u] âbâdân ederken ahâlî-i vilâyet münhedim olan kal‘anın ahcârâtlarından bu şehri binâ etmişlerdir. Her taşları Q 346aP 340a var kim fîl cüssesi kadar demir ve rusâs kinedli taşlardır. Hâlâ münhedim etdiklerinde iki taş mâ(?) kırk elli vukiyye demir ve kurşum çıkar. Ve bu kal‘a-i harâbın cirmi kâmil altı sâ‘at devr eder binâ-yı azîm imiş. Ve hâlâ cemî‘i şühedâlarımız bu kal‘anın garb tarafında Yedi Kızlar ziyâretine varınca kubbe kubbeye çatılmış medfûnlardır. Ve başları ucunda isim resimleri ve sinn-i sâlleri ile mastûr olanların merkadlerin tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… s kinedli taşlardır. Hâlâ münhedim etdiklerinde iki taş mâ(?) kırk elli vukiyye
demir ve
kurşum çıkar. Ve bu kal‘a-i harâbın cirmi kâmil altı sâ‘at devr eder binâ-yı az …
Ve hâlâ Behnîsâ kal‘ası şehrinin cânib-i garbında cebbâne tarafında kal‘anın temelleri ve burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Ba‘de'l-feth Amr ibnü'l-Âs küffâr tama‘ edüp yine istîlâ etmesinler içün nefîr-i âm ile kal‘ayı münhedim edüp Hazret-i Ömer'e arz etmişdir. Mürûr-ı eyyâm ile bu şehir ma‘mûr (---)(---)[u] âbâdân ederken ahâlî-i vilâyet münhedim olan kal‘anın ahcârâtlarından bu şehri binâ etmişlerdir. Her taşları Q 346aP 340a var kim fîl cüssesi kadar demir ve rusâs kinedli taşlardır. Hâlâ münhedim etdiklerinde iki taş mâ(?) kırk elli vukiyye demir ve kurşum çıkar. Ve bu kal‘a-i harâbın cirmi kâmil altı sâ‘at devr eder binâ-yı azîm imiş. Ve hâlâ cemî‘i şühedâlarımız bu kal‘anın garb tarafında Yedi Kızlar ziyâretine varınca kubbe kubbeye çatılmış medfûnlardır. Ve başları ucunda isim resimleri ve sinn-i sâlleri ile mastûr olanların merkadlerin tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·