… bir sandûk Fağfûrî fincân bulunup ol dem Murâd Hân'ın gözlerinden çekîde çekîde
demler
cereyân edüp eşk-i hûnâbdan hazîne hüzünden pür olup derhâl hazîne içre iki rek …
Meğer bu hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî dahi hâzır olup ma‘an hazîne-i pâdişâhîye girüp hâr [ü] hâşâkdan ve tecemmülât [u] mühmelâtdan gayrı deyyâr bir dînâr mâl add olunur gümüş ve altun âvânından bir şey bulunmayup ancak altı kîse mâl ve bir garâr mercân ve bir sandûk Fağfûrî fincân bulunup ol dem Murâd Hân'ın gözlerinden çekîde çekîde demler cereyân edüp eşk-i hûnâbdan hazîne hüzünden pür olup derhâl hazîne içre iki rek‘at salât-ı hâcet kılup ba‘de'd-du‘â buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
… deyü serhad gâzîlerinin ihtiyârları bu cengi ve bu ganîmeti nakl edüp "Kanı ol
demler
" deyü bu demlerine dem-be-dem şükr ederler.
Bu feth-i nusret sene 1000 olup cümle küffâr taburu iğtinâm olup zeheb-i hâlis-misâl toplar ve cebehâne-i bî-nihâyeler ve bî-kıyâs emvâl-i kesîr ve hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn esîrler alınup "Hamd-i Hudâ cümle asâkir-i İslâma nasîb oldu" deyü serhad gâzîlerinin ihtiyârları bu cengi ve bu ganîmeti nakl edüp "Kanı ol demler" deyü bu demlerine dem-be-dem şükr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… ve def ve kudûm ve nefîr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere zemzeme ve
demler
urup dem-be-dem demler urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinden ırmayup …
Zirâ bu hakîr bu âsitâneye bin yetmiş bir şehr-i Ramazân'ının leyle-i Kadrinde bu âsitâne-i sa‘âdetde mihmân olup cümle cân [u] cânânlarla cân sohbetleri edüp summât-ı Muhammedî'den sonra gülbâng-ı Muhammedîler çekdik ve def ve kudûm ve nefîr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere zemzeme ve demler urup dem-be-dem demler urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinden ırmayup zevk-i derûnumuz ziyâd-ber-ziyâd ola. Dem-i Alî ve Sultân Hacı Bektaş Velî ve Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî himmetleri hâzır u nâzır ola. Kerem-i evliyâ hû diyelim hû ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… îr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere zemzeme ve demler urup dem-be-dem
demler
urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinden ırmayup zevk-i derûnumuz ziyâd- …
Zirâ bu hakîr bu âsitâneye bin yetmiş bir şehr-i Ramazân'ının leyle-i Kadrinde bu âsitâne-i sa‘âdetde mihmân olup cümle cân [u] cânânlarla cân sohbetleri edüp summât-ı Muhammedî'den sonra gülbâng-ı Muhammedîler çekdik ve def ve kudûm ve nefîr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere zemzeme ve demler urup dem-be-dem demler urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinden ırmayup zevk-i derûnumuz ziyâd-ber-ziyâd ola. Dem-i Alî ve Sultân Hacı Bektaş Velî ve Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî himmetleri hâzır u nâzır ola. Kerem-i evliyâ hû diyelim hû ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama …
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… âc ganî olup bâr-ı zevâyidlerin bu kal‘ada bırağup bir sâ‘atden sonra nefîrlere
demler
urulup yola revâne olundukda yine paşa tarafından alay çavuşları kol kol "hâzır …
Ve kal‘adan taşra yetmiş seksen mahâzinler ve bir kaç dükkânçeler vardır. Mâl-â-mâl zahâyir-i gûnâ-gûn ile memlûdur. Bunda dahi huccâc ganî olup bâr-ı zevâyidlerin bu kal‘ada bırağup bir sâ‘atden sonra nefîrlere demler urulup yola revâne olundukda yine paşa tarafından alay çavuşları kol kol "hâzırbâş Y 268a olun" deyü tenbîh edüp meymene ve meysere zü'l-cenâh-vâr asker-i İslâm huccâcı ortaya alup ol şeb-i zulmetde niçe kerre yüz bin meş‘al ve fânûs ve şem‘-i rîhler ile çerâğân olup leyle-i zulmetde âlem mehtâb olup zemîn münevver oldu. Ba‘dehu sabâh olup 8 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b–Y268a ·
metinde göster ·
… ‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına
demler
urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm …
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
Bu mahallerde dahi mevlûd-ı nebî tamâm olup giden gider, kalan cânlar
demler
eder. Yine fukarâlar tevhîd [ü] tezkîre başlarlar. Bu tevhîdden sonra âşıkân-ı …
Bu mahallerde dahi mevlûd-ı nebî tamâm olup giden gider, kalan cânlar demler eder. Yine fukarâlar tevhîd [ü] tezkîre başlarlar. Bu tevhîdden sonra âşıkân-ı aşırhân âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222a ·
metinde göster ·