… kup teper aşağı bir uçurumdan uçarak nüzûl edüp nehr-i Kerkük kenarında dere ve
depeler
aşarak 7 sâ‘at,
Bu kal‘anın şimâlî tarafına iki merhale yer Karadeniz sâhilinde Pençşenbe bâzârıdır. Piyâde âdem bir günde irer. Bir kerre Ahmed Hân asrında Özü Kazağı Karadeniz'den çıkup bu dağları aşup bu kal‘a taşrasın nehb ü gâret edüp yine firâr etmişdir. Ve bu kal‘a yayla yerde olmağıla âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi ve kayalarında kovan arısı olup misk [u] ânber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibeli balı olur kim Koylıhisâr balı meşhûrdur. Ammâ halkı bâğî ve dağî ve zağî âdemler ve gâyet gâzîlerdir. Bu kal‘adan kalkup teper aşağı bir uçurumdan uçarak nüzûl edüp nehr-i Kerkük kenarında dere ve depeler aşarak 7 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284a ·
metinde göster ·
… tdi, ammâ hûrde topları var. Sadâ-yı top-ı kûpden cânib-i erba‘asındaki dere ve
depeler
ra‘d-vâr gür gür gürleyüp velvele verdi. Kal‘anın zîrinde haymelerimizle meks e …
Menzil-i kal‘a-i Karış, ibtidâ-i vilâyet-i diyâr-ı Acem: Sene (---) târihinde Şâhrûh b. Timur Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı Uzun Hasan hükmüne girdi. Hâlâ Revân hâkinde Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve zağanos yuvası misâl kal‘a-i Azerbaycân-ı pür-cândır ve şekl-i murabba‘ sengîn bünyâd bir kal‘a-i Ferâh-âbâd-misâl kal‘a-i üstüvârdır. Cümle taş binâ bir metîn ve müstahkem binâ-yı ra‘nâ kal‘a-i zîbâdır. İçinde bin dizçöken tülüngi dizçökenleri vardır. Ser-neferleri bizimle olan elçilere hedâyâlar getirdikde bize rağmen kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atup şâdmânlar etdi, ammâ hûrde topları var. Sadâ-yı top-ı kûpden cânib-i erba‘asındaki dere ve depeler ra‘d-vâr gür gür gürleyüp velvele verdi. Kal‘anın zîrinde haymelerimizle meks edüp âheste reviş aşağı rıbâtı seyr [ü] temâşâ etdik, ammâ ol kadar ma’mûr değildir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm imiş. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘, Revân seferi üzre müteveccih oldukda Erzurûm, Ahıçka ve Kars ve Van kulları bir yire cem‘ olup bu Karış şehrin nehb [ü] gâret edüp karış karış edüp hânelerin harâb u yebâb ve halkın esîr [u] kebâb idelden berü ilâ yevminâ hâzâ aşağı şehri dahi ol kadar imâr değildir. Ancak yedi minâreli câmi‘leri ve üç hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Şehri nehr-i Karış kenarına vâki‘ olmuş, âb [u] hevâsı sehîl ve latîf, pirinç hâsıl olur mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu nehrin tulû‘ı kûh-ı Sükûn'dan sökün edüp nehr-i Araz'a munsab olur. Kal‘a ağası elçi ile hakîri ziyâfete da‘vet edüp atlarımızla güç ile kal‘aya nîm sâ‘atde urûc edüp aşağıda cümle zemîn nakş-ı bukalemûn-nümâyân idi. Hemân şâhın dizçöken ağası serinde zûrzuvileli tâcı üzre alaca serbend üzre gûnâ-gûn otâğalar zeyn edüp ve ablak çığçığa telleri başına bend kılup yanımıza geldikde temennâ edüp "Hey kurbân, tû hayr-mukdem, yüz basa, göz basa gelüp safâ geldiniz" deyü hâne-i cihân-nümâsına da‘vet edüp yahşi 293b mihmândârlık edüp meydân-ı muhabbete sofra yerine kalemkârî çit destehân gelüp on bir gûne pilâvdan avşıla pilav, göğü pilav, muza‘fer pilâv, od pilâv, şille pilâv, hoş pilâv, çalav pilâv, mu‘ammer pilâv, sarmısak pilâv, köse pilâv, düvezde pilâv ve düvezde püryân ve sebzevât ve nemekdân ve mastaba çorbası ve latîf herîseleri tenâvül olunup cân sohbetleri etdik. Ba‘de'z-ziyâfe elçilere ve hakîre ve Alacaatlı Hasan Ağa'ya latîf vaşak postları hedâyâ verüp andan aşağı haymelerimize geldikde ardımız sıra elli koyun ve bin kadar beyâz ekmek ve yedi sekiz katır yükü meyve-i gûnâ-gûn ve avşıla şerbetleri kal‘a hâkimi sultândan gelüp ol gîce ıyd-ı ekber edüp iki gün meks edüp nehr-i Karış kenarında iki cânibde kasr-ı âlîleri temâşâ ederek hıyâbân [u] gülistân-ı İrem Kelenter bâğına varup anda dahi bir ziyâfet-i âli-i kal‘a-i sultânî edüp elçiye ve hakîre hedâyâ pârçeler verdi. Bâğdan gelirken Sultân Evhadullah Câmi‘in taşradan temâşâ etdik. Ammâ hakkâ kim bir minâre-i mevzûnlu câmi‘-i bî-bedeldir. Ve âna karîb Tâceddîn-i Münşî hammâmı ve yedi mihmân-sarâyı var. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin kudretden mükehhal karalı ve gazâlî gözleri var kim her biri uşşâka bir nigâh etdükde bin nikâh ihsân etmiş kadar câna safâ verir. Ertesi ale's-sabâh bu Karış şehrinden üç yüz baş kızılbaş-ı evbâş [u] kallâş-i Mâzenderânî esb-süvâr ile cânib-i şarka 12 sâ‘at kûh-ı bî-pâyânlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293a–293b ·
metinde göster ·
… azîzin merkad-i pür-envârı evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan yine şimâle dere ve
depeler
ubûr edüp (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Şeyh Umudum Sultân: Mukaddemâ Gürcîstân seyâhatinden geldiğimizde nehr-i [Furat'ın] Çay başı olduğu ve azîzin merkad-i pür-envârı evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan yine şimâle dere ve depeler ubûr edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326b ·
metinde göster ·
… iz'e munsab olur, nehr-i azîmdir. Anı ubûr edüp sekiz sâ‘atde dağlar ve dere ve
depeler
aşup,
Menzil-i karye-i Ya‘kûb Ağa: Müselmânı ve Ermenisi var ma‘mûr ze‘âmetdir. Andan yine garba nehr-i Kerkük kenarınca beş sâ‘at sarp dereli ve depeli yollar ile Koylıhisâr deresiyle Boğazkesen nâm muhavvif ve muhâtara[lı] yerde Amasiyye içinden cereyân eden (---) nehriyle nehr-i Kerkük bu mahalde birbirlerine mahlût olup iner. Kasaba-i Çârşenbe içre cereyân edüp iner (---) nâm mahalde Karadeniz'e munsab olur, nehr-i azîmdir. Anı ubûr edüp sekiz sâ‘atde dağlar ve dere ve depeler aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… met yokdur. Ancak Ebü'l-feth'in bir câmi‘i var. Bu mahalden kalkup yine dere ve
depeler
ve yedi kerre çayları yüz bir renc-i anâ ile güzer edüp cânib-i kıbleye 9 sâ‘at …
Bu kal‘anın aşağı deresinde meks olunup sağ tarafımızda evc-i âsumâne beraber bir yalçın kaya üzre kal‘a-i bâlâdır. Sene (---) Mısır pâdişâhı Yûsuf Selâhaddîn'in havfinden Ramazânoğulları şekl-i müdevver ulbe ve külek gibi inşâ etdiğinden elsine-i nâsda kal‘a-i Külek ve Küvlek ve Gülek ve kal‘ası derler seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Sene 872 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Karamânoğlu'nun Varsak aşkiyâsı elinden feth edüp râh-ı huccâc emn [ü] emân oldu. Hâlâ Adana şehri eyâletinde Koson kazâsında ma‘mûr ve cebehâneli ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve kal‘a içre hâneleri vardır. Lâkin kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur ve halkı âsîlerdir. Her âdem kal‘aya çıkmağa cür’et edemez ve kal‘aya urûç etmesinde bir emr-i usîrdir. Çârsû-yı bâzârı ve hân ve hammâmdan bir alâmet yokdur. Ancak Ebü'l-feth'in bir câmi‘i var. Bu mahalden kalkup yine dere ve depeler ve yedi kerre çayları yüz bir renc-i anâ ile güzer edüp cânib-i kıbleye 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… ve Alalıdepesi. Bu zikr olunan tokuz aded yumru ve yamrı boz boz kayalı dere ve
depeler
mâbeyninde ve depelerin zirve-i a‘lâlarında kat-ender-kat birbiri üzre kârgîr b …
Filyoz sahrâsının tâ vasatında nehr-i azîm Meriç'in cânib-i cenûbu sâhilinde Çanlıtepe ve Boztepe ve Canbâzdepesi ve Sarâydepesi ve Nevbetdepesi ve Sâ‘atdepesi ve Bunarcudepesi ve Gürcîdepesi ve Alalıdepesi. Bu zikr olunan tokuz aded yumru ve yamrı boz boz kayalı dere ve depeler mâbeyninde ve depelerin zirve-i a‘lâlarında kat-ender-kat birbiri üzre kârgîr binâlı, bâğlı ve bâğçeli fevkânî ve tahtânî cümle-i cümele ahmer-gûn kiremit ile mestûrûn sarây-ı azîmler ve gayri büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
… hıklarına giydirüp esb-i sâfinâtına süvâr olup mehterhânesin döğerek ol dere ve
depeler
üzre "Azm-i şehr-i Bitlîs" deyü giderken hânın cümle musâhibleri bir âdemin baş …
Paşa dahi kendi kemerinden Sultân Murâd Hân hançerlerinden bir hançer-i {şerîfi} kendi eliyle hânın beline bend eyledi ve bir semmûr hâna ve üç kürk dahi evlâdlarına ve yüz yetmiş aded kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireleri hânın cümle tevâbi‘ u 221b levâhıklarına giydirüp esb-i sâfinâtına süvâr olup mehterhânesin döğerek ol dere ve depeler üzre "Azm-i şehr-i Bitlîs" deyü giderken hânın cümle musâhibleri bir âdemin başına üşüp gülüşerek şaka ve müsahhariyyât ederek gitmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a–221b ·
metinde göster ·
… varoş-ı kal‘ası içre on yedi mahalle ve tahrîr olunan on yedi dereler kenârında
depeler
üzre şehr-i Bitlîs'de cümle beş bin aded hâne-i zîbâlardır ve cümle hâk-i anber …
Der-fasl-ı aded-i imâret-i hânedân: Yukarı iç kal‘ada ve aşağı varoş-ı kal‘ası içre on yedi mahalle ve tahrîr olunan on yedi dereler kenârında depeler üzre şehr-i Bitlîs'de cümle beş bin aded hâne-i zîbâlardır ve cümle hâk-i anber-i pâk ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Ammâ niçesi birbirine havâle evlerdir. Zîrâ ekser mürtefi‘ hevâdâr zemîn-i âlîye vâki‘ olmuş hevâdâr sarây-ı ra‘nâlardır ammâ bu aşağı varoş hânelerini aşağı kal‘a ihâta etmemişdir. Aşağı kal‘ada ancak çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân ve niçe yüz hânedân vardır. Mâ‘adâ büyûtlar bâğ u bâğçesiyle cümle dere ve depeler üzre nümâyişli bir şehr-i ma‘mûrdur kim bu şehr-i Bitlîs Kürdistân diyârının âb-ı rûyı ve bâğ-ı İremidir ve aşağı kal‘a ol kadar metânet üzre mebnî değildir, Allahu a‘lem Âl-i Abbâsiyân binâsıdır kim der-i dîvârı yalın-katdır. Cânib-i cenûbu tarafı dîvârını nehr-i (---) döğer. Gûyâ ol dere kal‘aya handak olmuşdur. Cümle (---) aded kapusu var, biri şark cânibine nâzır biri garb tarafına mekşûfdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… stân ve niçe yüz hânedân vardır. Mâ‘adâ büyûtlar bâğ u bâğçesiyle cümle dere ve
depeler
üzre nümâyişli bir şehr-i ma‘mûrdur kim bu şehr-i Bitlîs Kürdistân diyârının âb …
Der-fasl-ı aded-i imâret-i hânedân: Yukarı iç kal‘ada ve aşağı varoş-ı kal‘ası içre on yedi mahalle ve tahrîr olunan on yedi dereler kenârında depeler üzre şehr-i Bitlîs'de cümle beş bin aded hâne-i zîbâlardır ve cümle hâk-i anber-i pâk ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Ammâ niçesi birbirine havâle evlerdir. Zîrâ ekser mürtefi‘ hevâdâr zemîn-i âlîye vâki‘ olmuş hevâdâr sarây-ı ra‘nâlardır ammâ bu aşağı varoş hânelerini aşağı kal‘a ihâta etmemişdir. Aşağı kal‘ada ancak çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân ve niçe yüz hânedân vardır. Mâ‘adâ büyûtlar bâğ u bâğçesiyle cümle dere ve depeler üzre nümâyişli bir şehr-i ma‘mûrdur kim bu şehr-i Bitlîs Kürdistân diyârının âb-ı rûyı ve bâğ-ı İremidir ve aşağı kal‘a ol kadar metânet üzre mebnî değildir, Allahu a‘lem Âl-i Abbâsiyân binâsıdır kim der-i dîvârı yalın-katdır. Cânib-i cenûbu tarafı dîvârını nehr-i (---) döğer. Gûyâ ol dere kal‘aya handak olmuşdur. Cümle (---) aded kapusu var, biri şark cânibine nâzır biri garb tarafına mekşûfdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… zerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve
depeler
ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr o …
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b–228a ·
metinde göster ·
… et u nusret verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar ve dere ve
depeler
ve niçe bin mülhid çukurları ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre niçe bin kemîngâhla …
Ol yürüyüşde bizim Muhammedî aşîretinden ancak bir at ve bir âdem şehîd olup kırk âdem dahi mecrûh olup niçesi atdan tekerlenüp mecrûh olduğudur. Ammâ ol gün Cenâb-ı Allah bizim askere ol kadar kuvvet ü kudret u nusret verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar ve dere ve depeler ve niçe bin mülhid çukurları ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre niçe bin kemîngâhlar ve kepânlar ve muhîl şeytanatlar var iken bi-emri Hudâ gûyâ asâkir-i İslâm'ın gözleri bu kadar akabe ve musîbetleri görmeyüp piyâdeler Amr-ı Ayyâr-vâr pertâb ederek ve atlılar bî-bâk u bî-pervâ at koparak kılıç urup kelle ve dil alırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… lup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde olan dağlar ve dere ve
depeler
giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher kim oldu, beyt:
Bu minvâl üzre vakt-i fecr olup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde olan dağlar ve dere ve depeler giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher kim oldu, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b–271a ·
metinde göster ·
vardır. Âhir-i kâr "Bu şehri kum gark eder" derler.
Ve cânib-i şarkîsinde ve kıblîsinde bâğ u bâğçeleri bî-hisâbdır, ammâ cânib-i garbîsinde kumdan yığın yığın depeler vardır. Âhir-i kâr "Bu şehri kum gark eder" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
Ve ol gün Haleb kefereleri ve Ya‘kûbîleri ve Yahûdîleri; celâlîleri, hınzîr
depeler
gibi depeleyüp emvâl [u] erzâkların nehb u gâret ederek bir sâ‘at-i nücûmîde ka …
Ve ol gün Haleb kefereleri ve Ya‘kûbîleri ve Yahûdîleri; celâlîleri, hınzîr depeler gibi depeleyüp emvâl [u] erzâkların nehb u gâret ederek bir sâ‘at-i nücûmîde kal‘a-i Haleb'in enderûn [u] bîrûnunda üç binden mütecâviz kelleler Haleb sarâyı meydânına galtân olup şehr-i Haleb lâşe-i murdârlarıyla telvîs olup bu hâl üzre cünd-i celâlîye bir tîğ-i âteş-tâb urulmuşdur kim vücûdları sahîfe-i rûzgârdan seyf-i müczem ile hak olup cümle Anadolu ve Karaman ve Mar‘ayş ve şâm ve Haleb ve Trablus ve Diyârbekir ve Erzurûm eyâletleri sekbân ve sarıca celâlîleri şerrinden emîn oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… u varoş-ı ma‘mûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve garbına ve cenûbuna kayalı dere ve
depeler
üzre cümle dokuz mahalle ve bin yüz aded cümle kârgîr binâ kal‘a-misâl tahtânî …
Sitâyiş-i varoş-ı kal‘a-i Hilevne: Bu varoş-ı ma‘mûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve garbına ve cenûbuna kayalı dere ve depeler üzre cümle dokuz mahalle ve bin yüz aded cümle kârgîr binâ kal‘a-misâl tahtânî ve fevkânî evlerdir, ammâ bir hânede bâğ u bâğçe-i İremler yokdur, zîrâ yalçın kayalı yerlerdir. Bu hânelerin nısfı cümle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâr götürmesin" deyü her evlerin üzerlerine azîm direkler komuşlar. Bu rûzgâr-ı akîm derdinden bu şehrin ekseriyyâ evleri kayagan taş örtülüdür. Bu şehirde esen rîh-i Sarsar meğer Âd kavmi üzre eser idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b ·
metinde göster ·
havâlesi var, sâfî bâğ u bakçelerdir. Ve kal‘anın beş aded yine tula rıhtım-ı h …
Bunun dahi maşrık tarafına bayırlar ve depeler havâlesi var, sâfî bâğ u bakçelerdir. Ve kal‘anın beş aded yine tula rıhtım-ı horasânî ile mebnî kârgîr binâ-yı metîn tabyaları var, lâkin kal‘ası küçükdür ve handakı alçakdır. Derûn-ı hisâra Seydîzâde Mehemmed Beğ efendimiz bir oda yeniçeriler ile nigehbân ta‘yîn olunup anın sebebiyle hisârı seyr [ü] temâşâ etdik. Ma‘mûr çanlı kenîse ve hânları ve şindire tahta örtülü evleri ve müzeyyen esvâk-ı keferesi var. Cümle dekâkînlerde zenâne-i muhasseneler bey‘ u şirâ-yı nihânî ederler, ammâ her metâ‘larıyla askeri ganîmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i varoş-ı İştib: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde iki dere
depeler
mâbeyninde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ve mâl-â-mâl kârgîr binâ tahtân …
Sitâyiş-i varoş-ı İştib: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde iki dere depeler mâbeyninde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ve mâl-â-mâl kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen cümle iki bin iki yüz kırk aded serâpâ kayağan taş örtülü hânedân-ı ra‘nâlardır. Ancak Ahmed Ağa sarâyı hâlâ yeni binâ olunmak ile kiremit örtmüş. Yohsa mâ‘adâ bay u gedâ büyûtları cümle kayağan ile mestûr büyût-ı ma‘mûrelerdir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… guzât-ı müslimînin cesed-i şerîflerin sekiz aded hunka, ya‘nî sekiz aded yumru
depeler
edüp cümle şühedâları defn ederler. Hâlâ sekiz yığın ziyâretgâhdır. Deli Gâzî H …
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimînin cesed-i şerîflerin sekiz aded hunka, ya‘nî sekiz aded yumru depeler edüp cümle şühedâları defn ederler. Hâlâ sekiz yığın ziyâretgâhdır. Deli Gâzî Hasan Paşa ve Dervîş Paşazâde merkadleri âşikârelerdir, ammâ mâ‘adâları hunka depelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
… sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murdârları Bağdala ovasında yedi yerde hunkalar, ya‘nî
depeler
yığılmışdır.
Bu gazâ-yı meserretde kırk yedi bin küffâr kırıldı ki sicilde mastûrdur. Ve hâlâ Polata Varoşu ve Beşli Varoşu ve Uzun Varoş'un kapularının yemîn ü yesârında çam direklerine servî gibi dizilmiş küffâr kelleleri gûyâ nakıl-ı sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murdârları Bağdala ovasında yedi yerde hunkalar, ya‘nî depeler yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… rup bu Patka gölü kenârından kalkup 12 sâ‘atde cânib-i şimâle dağlar ve dere ve
depeler
ve ormanlar ve susuz yerleri geçerken kırk elli kadar âdem ol şiddet-i hârda su …
Ya‘nî lisân-ı Latince Ördek gölü demek olur bir küçük âb-ı hayât göldür, ammâ hakkâ ki ördeği gâyet çokdur. Ve cemî‘i asâkir-i bî-pâyân bu göl etrâfında meks edüp zevk u safâ etdiler. Bu buhayre kenârında dururken hemân Üstürgon tarafından kırk elli pâre balyemez topların atılduğu istimâ‘ olunup derhâl Sadrıa‘zam nefîr-i rıhletler çaldırup bu Patka gölü kenârından kalkup 12 sâ‘atde cânib-i şimâle dağlar ve dere ve depeler ve ormanlar ve susuz yerleri geçerken kırk elli kadar âdem ol şiddet-i hârda susuz helâk olup der[d-i] belâ çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a olduğu yere Timur Leng adası derler. Bu cezîre içre beş dâne yığın
depeler
olmak ile Beşdepe adası dahi derler. Bu cezîreye Timur Leng Hân beş kerre Mâver …
Ve bu kal‘a olduğu yere Timur Leng adası derler. Bu cezîre içre beş dâne yığın depeler olmak ile Beşdepe adası dahi derler. Bu cezîreye Timur Leng Hân beş kerre Mâverâü'n-nehir'den gelüp alâmet olmak içün her gelişinde birer depe yığup beş depe olmuşdur. Anıniçün Beşdepe adası dahi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186b ·
metinde göster ·
… i muhkemdir. Andan cânib-i şimâle yokuş yukaru kal‘a dîvârı taşrasından dere ve
depeler
aşup kâhîce garb tarafına dahi gidüp Gâzîler kullesine dek yalın kat dîvâr-ı me …
Andan Yenikapu ki Mevlevîhâne kapusudur kim kâmil dörd yüz adım olup taraf-ı garba meftûh derveze-i muhkemdir. Andan cânib-i şimâle yokuş yukaru kal‘a dîvârı taşrasından dere ve depeler aşup kâhîce garb tarafına dahi gidüp Gâzîler kullesine dek yalın kat dîvâr-ı metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
Mezbûr kal‘adan taşra yedi aded dağlar üzre ve yedi aded dereler ve
depeler
içre beyâz taşlık içinde mâl-â-mâl biri biri üzre kat-ender-kat bâğsız ve bâğçe …
Mezbûr kal‘adan taşra yedi aded dağlar üzre ve yedi aded dereler ve depeler içre beyâz taşlık içinde mâl-â-mâl biri biri üzre kat-ender-kat bâğsız ve bâğçesiz ve havlısız dıyk ve daracık eniş ve yokuşlu yerlerde cümle der-i dîvârları sâfî kârgîr binâ taşdır. Ve cümle kiremit ile mestûr gâyet ma‘mûr evlerdir kim birbirlerinin pençerelerine nâzırlardır. Ammâ Muslihiddîn mahallesi evleri cânib-i şarka nâzır ve aşağıca evlerdir. Ve Karşı mahalle hâneleri cümle taraf-ı garba nâzırlardır kim cümle 7 aded müselmân mahallesidir. Cümleden ma‘mûr Muslihiddîn mahallesi ve Karşı mahalle ve Aşağı mahalle ve Çârsû mahallesi ve Voyvada mahallesi ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246a ·
metinde göster ·
… imîn ve cemî‘i sıbyân ve re‘âyâ vü berâyâlar ol kadar top güllelerin dereler ve
depeler
ve dağlarda ve bâğlarda yakın [u] ırağlarda bulup gülleleri, güle güle getirüp …
Ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa-yı müdebbir dellâl nidâ edüp "Her kim gülle getirirse birer Mısır parası ihsân olunur" deyince azamet-i hudâ cemî‘i guzât-ı müslimîn ve cemî‘i sıbyân ve re‘âyâ vü berâyâlar ol kadar top güllelerin dereler ve depeler ve dağlarda ve bâğlarda yakın [u] ırağlarda bulup gülleleri, güle güle getirüp yigirmi yerde gülleler dağlar gibi yığılup bu dahi bir hazîne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
Büyük varoş-ı atîk: Kal‘anın cânib-i erba‘asında sekiz aded dere ve depeler üzre mâl-â-mâl kat-ender-kat fevkânî kârgîr binâlı cümle kayağan taş örtülü bâğlı ve bâğçeli ve her hânedânda kulleli büyût-ı ma‘mûr [u] müzeyyendir kim bu hânedânların cümle havlılarının dîvârları bir gûne beyâz seng-i hârâ taşlardan mebnîdir kim gûyâ cemî‘i taşları Engürü kerpici gibi bir kâlıbdan üstâd-ı Ferhâd kesüp dîvâr-ı hemvâr etmişler, ammâ cümle bay u gedânın dîvârları böyledir. Bir diyâr[d]a böyle çâr-kûşe kesilmiş taşlar yokdur. İllâ Anadolu'da Tire ve Mağnisa şehirlerinde bu kıt‘ada dîvâr taşları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cümle imâretleri şehr-i Gedüs gibi dere ve
depeler
üzre vâki‘dir. Ammâ cümle evleri bâğlı ve bâğçeli vâsi‘dir. Ve havlıları ve âb- …
Ve bu şehrin cümle imâretleri şehr-i Gedüs gibi dere ve depeler üzre vâki‘dir. Ammâ cümle evleri bâğlı ve bâğçeli vâsi‘dir. Ve havlıları ve âb-ı revân uyûnları cârîdir kim her evde birer nehir mukarrerdir. Ve her hânelerin dörd dıvârları serâpâ kerpiçdendir. Taş binâ gâyet nâdir vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22a ·
metinde göster ·
… uş iki kat şekl-i müsellesdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı bin adımdır. Ve dere ve
depeler
üzre vâki‘ olmuş bir kal‘a-i metîn imiş.
Ve bu kal‘a zamân-ı kadîmde iç kal‘a imiş, ammâ aşağı kal‘a hâlâ vîrân olmağa yüz dutmuş iki kat şekl-i müsellesdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı bin adımdır. Ve dere ve depeler üzre vâki‘ olmuş bir kal‘a-i metîn imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın zeylinde kıble tarafında varoş-ı bâğ-ı İremi ve dere ve
depeler
üzre cümle sekiz yüz kâ[r]gîr binâ evlerdir. Ve cemî‘isi toprak ve kireç örtülü …
Ve bu kal‘anın zeylinde kıble tarafında varoş-ı bâğ-ı İremi ve dere ve depeler üzre cümle sekiz yüz kâ[r]gîr binâ evlerdir. Ve cemî‘isi toprak ve kireç örtülü kâr-ı kadîm evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y142b ·
metinde göster ·
Karye-i Kudurdu: Bir bayır başında yüz evli bir köydür. Anı ubûr edüp dere ve
depeler
Y 148a ve yalçın kayalı ve şâhin zağanos yuvalı kûh-ı Demâvendleri ve niçe bi …
Karye-i Kudurdu: Bir bayır başında yüz evli bir köydür. Anı ubûr edüp dere ve depeler Y 148a ve yalçın kayalı ve şâhin zağanos yuvalı kûh-ı Demâvendleri ve niçe bin sun‘-ı Hudâ'ları seyr [ü] temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y147b–Y148a ·
metinde göster ·
Ve şehr-i Mar‘aş cümle kırk iki mahalledir. Ve cümle dere ve
depeler
üzre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sovuk mâ-i zülâlli dîvânhâne-i âlîli sarây- …
Ve şehr-i Mar‘aş cümle kırk iki mahalledir. Ve cümle dere ve depeler üzre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sovuk mâ-i zülâlli dîvânhâne-i âlîli sarây-ı âlîli on bir bin hânedir. Ve cümle toprak ve kireç örtülü ve kâ[r]gîr dîvârlı ve câ-be-câ kerpiç dîvârlı evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160a ·
metinde göster ·
… m yetmiş bin Yahûdî mevcûd bir şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ kat-ender-kat dere ve
depeler
üzre hâneleri ma‘mûrdur. Ammâ içinde benî âdemden bir ferd-i âferîde yokdur. Cü …
Cümle yedi mahalle Yahûdî tokuz bin harâcdır. Mâ-tekaddem yetmiş bin Yahûdî mevcûd bir şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ kat-ender-kat dere ve depeler üzre hâneleri ma‘mûrdur. Ammâ içinde benî âdemden bir ferd-i âferîde yokdur. Cümlesi şehr-i Selânik'e göçmüşler. Mâ-tekaddem bu şehirde üç bin Sıfet keçesi işlenir kârhâne var imiş. Hâlâ kırk kârhâne kalmışdır. Sıfet keçesi rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y199b ·
metinde göster ·
… e 1058 târîhinde Murtazâ Paşa ile ubûr olunmuşdu. Yine andan güzer edüp dere ve
depeler
ve dağ ve bayırlar ve çıplak dağlar aşup,
Leymûn deresi nâmıyla meşhûr bir ayn-ı zülâldir. Cebel-i Anter'den gelüp bu mahalde buhayre-i Minye'ye mahlût olur. Bu mahalden sene 1058 târîhinde Murtazâ Paşa ile ubûr olunmuşdu. Yine andan güzer edüp dere ve depeler ve dağ ve bayırlar ve çıplak dağlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
… durup lerin derüp(?) vakt-i seherde nefîrler çalınup andan yine cenûba dere ve
depeler
ve evc-i Q 126a semâya ser çekmiş kayalı dağlar içre merhûm Alî Beğ'in tathîr …
Hamd-i Hudâ gece (---)(---)(---) durup lerin derüp(?) vakt-i seherde nefîrler çalınup andan yine cenûba dere ve depeler ve evc-i Q 126a semâya ser çekmiş kayalı dağlar içre merhûm Alî Beğ'in tathîr etdüği muğaylânlı yollar ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a ·
metinde göster ·
… im bunlarda dahi aslâ merhamet ü şefkat yokdur, amân vermeyüp fellâhı topuz ile
depeler
, halâs oldu ise fellâh yine topuzu eline alup öpüp başına koyup cündîye verir.
Bu tafsîlden merâm [u] maksûd oldur kim eyâlet-i Menûf'un bu makûle mel‘ûn cebbâr hûnhâr ve hûnrîz kavmi vardır. Gerçi böyle Fir‘avnî kavmi vardır, ammâ Cenâb-ı Bârî "Her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avn'a bir Mûsâ verir" dedikleri üzre bu cebbârîn kavme fâ‘il-i muhtâr Allâh Mısır'ın bir alay Türkçe bilmez kırmızı şalvârlı kulların bu zâlimler üzre dâ’im musallat etmişdir kim bunlarda dahi aslâ merhamet ü şefkat yokdur, amân vermeyüp fellâhı topuz ile depeler, halâs oldu ise fellâh yine topuzu eline alup öpüp başına koyup cündîye verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283b ·
metinde göster ·