İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

depeleri*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
29
isabet
29 cümle/beyitte
10,7
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
7
farklı biçim
18 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi2911,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–29 / 29

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“depeleri*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 89a … 'dan tâ Medîne ve Mekke-i Mükerreme'ye varınca cemî‘i menâzillerde olan dere ve depeleri ve mahûf u muhâtara akabe menâzilleri eşkâl [u] hey’etleri ile bir üstâd-ı kâmi …
EÇS III 108a … hlût olur. Eyle bir nehr-i azîm değildir ammâ evvel bahârda dağların ve dere ve depelerin karları sökün eyledikde deryâ gibi cereyân edüp niçe bin dıraht-ı müntehâları b …
EÇS III 134b … r olunan tokuz aded yumru ve yamrı boz boz kayalı dere ve depeler mâbeyninde ve depelerin zirve-i a‘lâlarında kat-ender-kat birbiri üzre kârgîr binâlı, bâğlı ve bâğçeli …
EÇS III 136b … yağlı poğaça ve şa‘îr ve gayrı metâ‘ satarlar. Andan yine cânib-i garba dere ve depeleri güzer edüp,
EÇS III 146b–147a … kârları aba ve ihrâm-bâflık ederler. Ve niçesi âhengerlik ederler. Zîrâ dere ve depelerinde demir ma‘âdinleri samakovı, ya‘nî çarhları vardır. Çekiçlerin su çarhları urar. …
EÇS IV 213a … n olup her gice zirve-i amûdda âteş yakup gözcü olurdu. Anınçün gemilerin direk depelerinde maymuncuk ve şeytancık nâm kecceler vardır. Andan İblîs zemîne bu cebel-i Sincâ …
EÇS IV 213a … dü dağında ol kadar zehir-nâk yılan ve çıyan ve akrep halk etmişdir kim dere ve depelerinde ve dağ ve bâğlarında mâl-â-mâl akrep ve çıyandır, ammâ bi-emr-i Hudâ bu cebel-i …
EÇS IV 263b … dörd aded şâhî darbzenlere de âteşler olup Rahovası Bitlîs kayaları ve dere ve depeleri ra‘d-vâr gürleyüp sâ‘ikasından zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Bitlîs Hân bu sa …
EÇS IV 264a … kûhun mâbeyni bir gayyâ deresi gibi teng ü Kepân boğazdır. Bu Dehdîvânların tâ depelerinden aşağı dere içine varınca bir dağdan bir dağa yedişer kat sedd-i Nemrûdlar gibi …
EÇS IV 371b … Fîl üzre tayr-ı ebâbîl nâhunlarında olan taşları bırağup cemî‘i Ashâb-ı Fîl'in depelerinden ol taşlar delüp çeneleri altından çıkup cemî‘i Ashâb-ı Fîl mürd olup ba‘dehû Me …
EÇS IV 371b … üzre murg-ı ebâbîl cehennem hacerlerin tırnaklarından kavm-i fil üzre ilkâ edüp depelerinden urup cümle mürd oldular. "Hâlâ nehr-i Zarb-ı Kebîr sâhilinde dörder ve beşer vu …
EÇS V 56a … su girir. Ve her kulleleri ejder-i heft-ser-misâl metîn ve müstahkem kullelerin depeleri cümle tahta örtülü kubbelerdir. El-hâsıl "Kilidü'l-bahreyn" nâm denilse sezâ bi …
EÇS VI 39a–39b … sâ‘atde ubûr ederek niçe yüz aded demir ma‘denleri çıkar yerleri ve dereleri ve depeleri geçüp Rila yaylağı ve Samakov yaylağı kûh-ı bâlâların seyr [ü] temâşâ ederek 4 …
EÇS VII 53b … çâsâr azametiyle şöyle buyurdu lafzını işitmeyem, yohsa seni hançer kabzasıyla depelerim . Azamet bir Allâh'a mahsûsdur. Bizim Mekke ve Medîne pâdişâhı bile azametimle d …
EÇS VII 78b … ile (---) sâ‘at cânib-i garba yine çöl-i çölistân kızlıkda giderken niçe hunka depelerini geçerek,
EÇS VII 91a … ken yine nehr-i Şamos kenârında ma‘mûr köyler ve niçe sarplık dağlar ve dere ve depeleri ve belen yerleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
EÇS VII 157a–157b … urmağa geleceğin Arslan Beğ Noğayı ve cümle Kabarti askeri işidüp cümle dere ve depelerin 157b ve cümle kemîngâh yerlerin tüfeng-endâzlar ile mâlâ-mâl edüp on bin kada …
EÇS VIII 236b–237a … dahi kırmızı saya çukadan berata geyüp cevâhir ve incü püskülleri beratalarının depelerine zeyn edüp cümle Frengî atlâs ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî hil‘at-i fâhireler geyü …
EÇS VIII 237a … mmâ Frengin siyâh şapkadır, ammâ bu re‘âyânın beyâz keçeden şapka geyerler ammâ depeleri sehel sivridir. Bir mudhik çehre-i acîb lûlî mashara şapka ve inbisatlı keferel …
EÇS VIII 321a … i geçüp ve üç sâ‘atde sengistân ve sa‘b u çengelistân yerleri ve uçurum dere ve depeleri renc-i anâ çekerek ubûr edüp,
EÇS VIII 325b … bu cezîreyi servi ağacıyla müzeyyen etmişdir kim cemî‘i dağları ve dereleri ve depeleri servi râyihasıyla mu‘attardır. Cemî‘i dünyâda eyle servi dırahtlı bir diyâr yok …
EÇS VIII 356b Andan iki bin adım cânib-i garba sarp dereleri ve depeleri ve dere kenârların renc-i anâ çekerek gidüp.
EÇS VIII 356b … guzât-ı müslimîn dahi kal‘aya havâle tabyalar yapup kal‘a içindeki küffârların depelerin deldikleriyçün bu kal‘aya ba‘de'l-feth "Depedelen" deyü tesmiye etdiler. Hâlâ A …
EÇS IX Y20a–Y20b … r-i Gedüs bir sengistân dar boğaz içinde bir dere kenârında vâki‘ olmuş dere ve depeleri zeyn etmiş kat-ender-kat ma‘mûr hâne-i zîbâlardır. Bu cânib hânelerinin yüzleri …
EÇS IX Y49a … dir. Ve cümle kırk mihrâbdır. Lâkin her mahallesi birbirinden ba‘îd dağlarda ve depelerin topraklı yerlerinde vâki‘ olmuşdur.
EÇS IX Y128b … armaris iskelesine götürüp füruht ederler. Ve cümle Marmaris dağları ve dere ve depeleri cümle sığala ağacı ve tefne ağacı ve mersin ağacı ile müzeyyen olup âyende vü r …
EÇS IX Y266b … ccâcı bu Akabe'de nehb [ü] gâret etmişdir. Hemân paşa cümle bayrakların dere ve depelerin kemîngâhlarına koyup bilâ-havf cümle ricâlullâh ubûr etmeğe başladı. Bir ulu az …
EÇS IX Y324b Ve bu Mîne bâzârında tağı ve taşı ve dere ve depeleri beyâz koyun zeyn edüp kırkar ellişer muhallaka paraya kurbân verirler. Ol kadar …
EÇS IX Y379a–Y379b … f farz olaldan berü at ve katır ve deve ve hımâr sünükleri ol Akabe'nin dere ve depelerinde Y 379b mâl-â-mâl üstühânlar olmuşdur.