… âr kefereleri gâyet vâfirdir. Ve cümle altı aded mahalledir kim bir depeden bir
depeye
varınca cümle üç bin aded kırmızı kiremitli tahtânî ve fevkânî musanna‘ ve müna …
Kırkkilise sancağında yüz elli akçe pâyesiyle ednâ kazâdır ve mefrûzu'l-kadem ve maktû‘u'l-kalem Edirne dârü'l-hadîsinin evkâfıdır kim başka voyvadası hâkimdir. Müselmân ve Bulgar ve Urûm keferesi re‘âyâları gâyet çokdur. Fireng ve Ermeni ve Yahûdî yokdur ve ankâ tüccâr kefereleri gâyet vâfirdir. Ve cümle altı aded mahalledir kim bir depeden bir depeye varınca cümle üç bin aded kırmızı kiremitli tahtânî ve fevkânî musanna‘ ve münakkaş ve müzeyyen sarâylar ve kâ‘a-i zîbâlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
… ba Nakkâş: Çatalca kazâsı hükmünde Baba Nakkâş Sultân vakfıdır. Şehri bir bayır
depeye
vâkı‘ olmuş beş yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr hânedânları ve çiftlikleri var v …
Menzil-i kasaba-i Baba Nakkâş: Çatalca kazâsı hükmünde Baba Nakkâş Sultân vakfıdır. Şehri bir bayır depeye vâkı‘ olmuş beş yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr hânedânları ve çiftlikleri var ve bir kurşum örtülü selâtîn-misâl câmi‘i ve bir medrese ve bir hân ve bir hammâm ve elli mikdârı dükkânları var. Bu hayrâtlar cümle Sultân Bâyezîd Hân'ındır, zîrâ Baba Nakkâş Sultân, Sultân Bâyezîd-i Velî musâhibi Özbekiyyü'l-asl ilm-i nakşda gûyâ Mânî ve Bihzâd imiş. Hattâ Eskisarây kapusu üzre ol münakkaş sihr-âsâr saçağı ve Sarây-ı cedîdde dîvânhâne-i Bâyezîd Hân'ın kubâbların bunlar nakş-ı bûkalemûn edüp ilm-i halli diyâr-ı Rûm'da bunlar şâyi‘ eyledi ve bu kasabada türbe-i âlîsinde medfûndur. Hâlâ bu kasaba anların maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kalem vakfıdır. Hâlâ ziyâretgâh-ı Baba Nakkâş tekyegâh-ı erbâb-ı dilân-ı Hâcegândır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan 1 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51b ·
metinde göster ·
… er, ol kayanın havâlesin men‘ etmek içün üstâd mühendis-i bennâ-yı selef mezkûr
depeye
havâle olmak içün bu kal‘a dîvârının beş yüz adım dîvârını kal‘anın iç yüzüne k …
Hattâ bu kal‘a-i Üstürgon-ı ser-bülendin yukaru hisâr dîvârı üzre dâ’iren-mâdâr kâmil bin yüz elli aded hatvedir. Ve bu kal‘anın maşrık tarafında bir gayyâ deresi aşırı el kayası yetişir bir havâle kaya vardır, ana Depedelen derler, ol kayanın havâlesin men‘ etmek içün üstâd mühendis-i bennâ-yı selef mezkûr depeye havâle olmak içün bu kal‘a dîvârının beş yüz adım dîvârını kal‘anın iç yüzüne kaplıbağa arkası gibi eğri binâ etmiş kim ol havâleden sademât-ı top gülleleri rûy-ı dîvâra te’sîr etmeye. Ve bu taraf hâ’itleri cümle ellişer ayak enli Şeddâdî rıhtım kalın dîvârdır kim her taşı fîl-i Mengerusî kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… ok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve
depeye
uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh …
Andan bu konakda bu deryâ-misâl askere yol yok ve iz yok ve bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh-ı gedâ atlardan belki on bin at bu yolun çamur batağ [u] çatağı içre kaldı. Hattâ hakîrin dahi bir atı çamurda gark olup yüz bin renc [ü] anâ çekerek gücile çıkarup halâs etdik. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b ·
metinde göster ·