… mahsûlât: Şiddet-i şitâsının vefretinden zer‘ hubûbâtı altmış günde hâsıl olup
der-anbar olur
. Bir kile tohmundan seksen kile verir. Bir kile darısı yüz kile verir. Yedi gûn …
Evsâf-ı memdûhât-ı mahsûlât: Şiddet-i şitâsının vefretinden zer‘ hubûbâtı altmış günde hâsıl olup der-anbar olur. Bir kile tohmundan seksen kile verir. Bir kile darısı yüz kile verir. Yedi gûne buğday olur. Kılçıksız buğdây deve dişi gibi bir ak gendim-i akdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287b ·
metinde göster ·
… azanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup
deryâ olur
. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem
deryâsı olur
. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh …
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zevk, muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâk keferesi hattıyla meskûk akçedir, ana penez derler. Tuna kenarındaki benderlerde ve şehirlerde râyicdir. Gayri şehirlerde geçmez bir gûne bakır akçedir. Ve on karpuz yine bir peneze ve bir vakıyye ekmek bir peneze ve bir vakıyye lahm bir peneze ve bir teneke bal dörd peneze ve bir vakıyye yağ on peneze. Her metâ‘ ana göre kıyâs oluna. Bir ganîmet şehirdir. Bu büleydenin garbîsi cânibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olan nehr-i Lum cânib-i cenûbda tâ Kızanlık dağlarında Tur ve Akutaran ve Kabirova dağların[dan] gelir âb-ı hayât sudur. Kırk elli gûne lezîz mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem semîn ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘yân [u] eşrâfından Çavuşzâde Çelebiler Paşanın hânesi sâhibi idi. Ve Serdâr Alî Beşe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… gedin kal‘asına uğrayup andan bu Titel kal‘ası dibinde Tuna'ya mahlût olup Tuna
deryâ-misâl olur
. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i Morava ve nehr-i …
Şehr-i azîm Tise: 116b Leh memleketiyle Erdel diyârının Seykel hudûdı kurbunda {cebel-i} Sahan Samur'un cânib-i şarkîsinden nehr-i Turla çıkup Akkirmân kal‘ası dibinde Karadeniz'e mahlût olur. Ve yine bu Sahan Samur yaylasının cânib-i garbîsinden nehr-i Tise hurûc edüp Erdel ile Macar diyârının ortasından geçüp kal‘a-i Hüsvar ve kal‘a-i Kaşa sahrâsından geçüp Egre eyâletinde Sonluk kal‘asına ve Segedin kal‘asına uğrayup andan bu Titel kal‘ası dibinde Tuna'ya mahlût olup Tuna deryâ-misâl olur. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i Morava ve nehr-i Moreş Tuna'ya mu‘âdil nehr-i azîmlerdir kim diyâr-ı Rûm'da Tuna'dan büyük deryâ-misâl nehr-i azîm yokdur. Ve amîkdir ve tavâhir-i kesîreye mebnî nehr-i kebîr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a–116b ·
metinde göster ·
… ir sayf [u] şitâda her hafta bâzâr-ı azîm olup niçe bin arabalar cem‘ olup âdem
deryâsı olur
.
Ve Koca Ken‘ân Paşa vâlî iken seksen yedi bin bal fıçısı çamur deryâ-yı Tuna'ya döküldüğü sicill-i şer‘de mastûr. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz mâlından yigirmi kise ifrâz eyleyüp tahrîr oluna[n] hânı ve sarrâchâne ve niçe dükkânları ve bir fevkânî mükellef kahvehâneyi binâ edüp Akkapu câmi‘i önünden tâ İslâmbol Kapusu'na varınca bir vâsi‘ tarîk-i âmmı ibtidâ zemîne balvan ve ıskara fırça kazıklar kakup mâh-ı temmuzda üzerine balık sırtı gibi iki araba yan yana ubûr eder. Horâsân ile taş kaldırım yapup mezkûr sarrâchâne ve kahvehâneleri bu kaldırımlara akârât edüp ilâ mâşâallah her sene 121b ol akârâtdan Silisre şehri içre kaldırımlar binâ olunmadadır kim aceb hayrât-ı azîmdir. Zîrâ bu şehir sayf [u] şitâda her hafta bâzâr-ı azîm olup niçe bin arabalar cem‘ olup âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a–121b ·
metinde göster ·
… elüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup
deryâ olur
. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i A …
Andan nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i cenûbîsinde (---)(---)(---)(---) dağlarından gelüp Mihal cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i garbîsinde dörd konak yerde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i erba‘asında olan yetmiş pâre cezîreler içindeki bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i müşebbek bostânları ve bizzât ravza-i cinân olan Hünkârbâğçesi'n nehr-i Tunca reyy edüp nahlistân-ı gülistânı şebboy, benefşe bostânı aynu'l-hayât-ı Tunca cümle eşcârât [u] müsmirrât tâze cân bulup gûyâ her bâğ-ı İrem'i Merâm-ı Konya olur. Tâ bu mertebe nehr-i Tunca âb-ı hayâtdır. Nehr-i Arda kezâlik arı bir âb-ı sâfîdir. Bu gülistân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim Mihal cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niçe yüz bâğ gaytanları seyl olup harâb eder. Bi-kavl-i mu‘allimîn-i selef eyle tahrîr ederler kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü kafesli kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… -i Şattu'l-Arab Diyârbekir'dekidir kim nehr-i Furât bu mâ-i Şat ile hayât bulup
deryâ olur
.
Evvelâ ihvân-ı bâ-safâya hafî olmaya, bu abd-i pür-hatâ, ya‘nî Evliyâ-yı bî-riyâ, manzûru olduğu üzre ve cemî‘i nehirlerin menba‘ı ibtidâ cüz’îdir. İçe uyûn-ı sağîreler munsabb olarak deryâ olup ummân olur. Ammâ kankı nehir mesâfe-i ba‘îdeden gelirse ana mahlût olanlar tufeyl olup ba‘îdden gelen serçeşme olup cümlesi ba‘îdden gelen su ismiyle müsemmâ olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Şatt'ın başı dörd yerden tulû‘ edüp dördü de birbirlerine karîbdir. Eyâlet-i Diyârbekir'de cümle anlara Şat derler. Gerçi cemî‘i enhârlara şat tesmiye olunur ve cemî‘i nehr-i azîmler Akdeniz'e ve Karadeniz'e ve bahr-i Harez'e ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus'a ve bahr-i Muhît'e mahlût oldukları mahalle merace'l-bahreyn derler ve her nehr-i azîme şat derler ammâ bu nehr-i Şattu'l-Arab Diyârbekir'dekidir kim nehr-i Furât bu mâ-i Şat ile hayât bulup deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… d'ın önünde Şatt'ın ka‘rı yigirmi ve on beş ve on yedi zirâ‘dır ammâ aşağılarda
deryâ olur
.
İbret-nümâ-yı diğer-i musanna‘: Bu şehr-i Bağdâd'da gâyet şiddet-i hâr üzre olduğundan nehr-i Şattu'l-Arab hammâm 343b suyu gibi cereyân eder. Bağdâd'ın sâhib-i tab‘ olan kimesneleri bu kumkumanın ağzını berkidüp kapağına bir ip ve kumkumanın boğazına bir ip bâğlayup bir taş dahi bâğlayup kumkumayı Şatt'a atup ka‘rına inince mezkûr kumkumanın kapağına bâğlı ipi çeküp içine Şatt dibinden buz pâresi gibi âb-ı hayât su dolup taşra çekerler ve nûş ederler. Ammâ gûyâ buz pâresi komuşlardır. Hakkâ ki Şatt'ın dibi gâyet sovukdur. Ammâ bir kulaç kadar suyu germâ ve bî-sermâdır. Ve Bağdâd'ın önünde Şatt'ın ka‘rı yigirmi ve on beş ve on yedi zirâ‘dır ammâ aşağılarda deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a–343b ·
metinde göster ·
… eymân kullesin döğerek nehr-i azîm Tuna'ya karışup mecma‘ü'l-bahreyn olup ikisi
deryâ olur
. Ve nehr-i Tuna dahi kal‘a-i Belgrad'ın cânib-i garbından cereyân edüp ibtidâ t …
Eyle bir arz-ı âlîye vâki‘ olmuş kim nehr-i Tuna ile nehr-i Sava bir yere cem‘ olduğu mahalde bir kayalı burun ucunda vâki‘dir. Nehr-i Sava cânib-i cenûbunda tâ Bosna ve {Hırvadistân ve Islovin} serhadlerinde Kırka sancağı ve Bihke sancağı ve Korpa sancağı ve Kosdaniçse ve Odvina ve Lika ve Çerniçse kal‘aları ve kâfirin Galya ve Dodoşka dağlarından ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu kefereleri vilâyetlerinin dağlarından nehr-i Sava cem‘ olup kal‘a-i Raça önünde {nehr-i Drin'e karışır, ammâ nehr-i Drin} yine Bosna serhadlerinde {Hersek sancağı dağlarında Çemerne dağından ve Zagor'dan ve Oluk dağlarından cem‘ olup şehr-i Foça içinde nehr-i Tihotine ile bir olup andan kasaba-i Ustikolona'ya ve Bosna Vişegrad'ı ve kasaba-i Sirebreniçse ve kasaba-i Valiva'ya ve niçe kurâ vü kasabâtlara uğrayup andan} kal‘a-i İzvornik önünden ve şehr-i Beline önünden cereyân eden nehr-i Drin bu nehr-i Sava'ya mahlût olup deryâ olarak kal‘a-i Böğürdelen'den ubûr edüp Belgrad'ın aşağı kal‘ası burnunda Sultân Süleymân kullesin döğerek nehr-i azîm Tuna'ya karışup mecma‘ü'l-bahreyn olup ikisi deryâ olur. Ve nehr-i Tuna dahi kal‘a-i Belgrad'ın cânib-i garbından cereyân edüp ibtidâ tulû‘ı Alman diyârında Alman dağlarından çıkup niçe kılâ‘lardan sonra pây-ı taht Ungurus-ı menhûs olan kal‘a-i Peç'e andan kal‘a-i Pojon ve Yanık ve Komran ve bizim Üstürgon Vişegrad ve Vaç ve Peşte ve Budin ve Ösek ve Varadin ve Islankamin ve Zümon nâmân kal‘aları önünden güzer edüp nehr-i Tuna mezkûr Belgrad dibinde nehr-i Sava'ya mahlût olur. şehr-i Belgrad'ın kal‘ası ve varoşu bu nehreyn-i azîmeynin burnunda bir püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112a ·
metinde göster ·
… al‘a-i Belgrad kullesi dibinde nehr-i Sava dahi nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup
deryâ olur
. Andan mezkûr karye-i Dıragoda'dan voda Drin'i gemiyle geçüp,
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Drin: Bu mahalde Sirem sancağı toprağı tamâm olup karşu tarafı Bosna eyâletidir. Bu mahalle nehr-i Drin tâ Hersek sancağında Çemerne ve İlok ve Zagor dağlarından cem‘ olup şehr-i Foça'ya, andan kasaba-i Ustikolona'ya, andan Vişegrad'a, andan bu mahalden aşağı kal‘a-i Raça önünde nehr-i Sava'ya mahlût olup, andan Böğürdelen kal‘asın geçüp, andan kal‘a-i Belgrad kullesi dibinde nehr-i Sava dahi nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup deryâ olur. Andan mezkûr karye-i Dıragoda'dan voda Drin'i gemiyle geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
… ttâ cemî‘i zokakları tahta balvan döşelidir. Şehirden taşrası kış köyleri çamur
deryâsı olur
, zîrâ zemîni alçakdır.
Der-nişâne-i şehr-i Raça: Mezkûr çemenzâr burunda nehr-i Sava ve Drin nehri birbirlerine mahlût olduğu mahalde cümle yedi aded müselmân mahallesi ve dörd mahalle kefere-i Bulgar ve Sırf mahallâtlarıdır. Ve cümle beş yüz elli aded tahtânî ve fevkânî ikişer kat cümle tahta binâlı hadîka-i rıdvânlı ma‘mûr evlerdir, ammâ kârgîri nâdirdir. Ve cümle havlıları serâpâ tahtadan amâr olmuşdur. Hattâ cemî‘i zokakları tahta balvan döşelidir. Şehirden taşrası kış köyleri çamur deryâsı olur, zîrâ zemîni alçakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… m kırk gün kırk gece bey‘ [u] şirâ ve bâzârlık olur kim bu dırahtın sâyesi âdem
deryâsı olur
.
Ve bu dıraht-ı azîmin zıllında sâhibü'l-hayrâtlar niçe bin gûne soffalar ve kâ‘alar ve çemenzâr nişîmenler ve maksûreler ve matbahlar ve uyûn-ı câriyeler kenârlarında gûnâ-gûn soffalar ve savma‘alar etmişler kim vâcibü's-seyrdir, zîrâ her sene mâh-ı Temmûz'da kiraz mevsimi mahallinde bu dıraht-ı bâlânın altında beş altı kerre yüz bin benî âdemin milel-i gûnâ-gûn elsine-i muhtelifelerinden âdemler cem‘ olup bu Âdemî Çerkesi kabîlesi ile germâ-germ kırk gün kırk gece bey‘ [u] şirâ ve bâzârlık olur kim bu dırahtın sâyesi âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân ve Terek …
Nehr-i Zeluk: Bu dahi kûh-ı Elburz'un kıble cânibinden çıkup bu Kabarti ülkesi içinden ubûr edüp Büyük Kümü ve Küçük Kümü ve nehr-i Zeluk bu üç nehir şimâl tarafına üç konak gidüp vilâyet-i Bebirdikaç kurbundan geçüp Maskov'un Ejderhân kal‘asıyla Terek kal‘ası mâbeyninde bahr-i azîm Harez'e varmadan iki sâ‘at beri bir sahrâda gâ’ib olur sulardır. Ve bu Kabarti vilâyetine gelince tâ Karadeniz sâhilinde Şağake vilâyetinden bu Kabarti'ye kâmil kırk konak hep baş yukaru şark cânibine giderken cümle suları atlayup geçersin. Cümlesi nehr-i Kuban'a karışup nehr-i Kuban deryâ olur, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân ve Terek kal‘asına varınca cânib-i şimâle cümle sular baş aşağı gidüp cümle sular kûh-ı Elburz'dan gelüp şimâle cereyân ederek kimi Maskov'un Terek kal‘asında ve kimi yakın ve ırağında bahr-i Harez'e mahlût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
… ı azîm olup cem‘iyyet-i kübrâ olur kim bir cânib tâ mezâristâna varup benî âdem
deryâsı olur
.
Der-aded-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle dörd yüz aded dekâkîn-i ma‘mûrelerdir kim cemî‘i ehl-i hıref mevcûddur. Gerçi kârgîr binâlı bedesteni yokdur ammâ cemî‘i ekâlîm-i seb‘a diyârlarının zî-kıymet metâ‘ları bî-kıymet ve bî-minnet bulunur. Hattâ haftada bir kerre cemî‘i ahâlî-i kurâlardan niçe bin âdemler bu şehrin kıble cânibinde olan sahrânın dıraht-ı müntehâları sâyesinde herkes oturup metâ‘ların meydân-ı mahabbete koyup bâzâr-ı azîm olup cem‘iyyet-i kübrâ olur kim bir cânib tâ mezâristâna varup benî âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
… ve çeribaşıları ve yüzbaşıları ile cümle on üç bin sekiz yüz pür-silâh asker-i
deryâ-misâl olur
. Ve üç bin asker dahi paşa askeri ve yaya beğleri ve müsellem ze‘âmet sâhibleri …
Ve bu eyâletde cümle erbâb-ı zü‘amâ 294 neferdir. Ve kılıç tîmâr 4589 neferdir. Ve bu tâ’ifeler kânûn üzre cebelileri ile hîn-i ma‘rekede, alaybeğleri ve çeribaşıları ve yüzbaşıları ile cümle on üç bin sekiz yüz pür-silâh asker-i deryâ-misâl olur. Ve üç bin asker dahi paşa askeri ve yaya beğleri ve müsellem ze‘âmet sâhiblerinin askerleri ile bunlar dahi cümle yigirmi bin bahâdır ve dilâver ve müsellah asker olur. Cümle eyâleti askeriyle eli berâtlı kırk bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y9a ·
metinde göster ·
… ükkânlı karyeden bozma kasaba-i ma‘mûrdur. Ve bunda dahi hafta bâzârı olup âdem
deryâsı olur
. Ve zeyl-i şehirde dırahtıstân sâyesinde herkes kâlây-ı vâlâ-yı metâ‘ın bâzâr-ı …
Bu dahi Aydın hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyeleri on yedi pâre kurâdır. Ve hâkimi hâs voyvadasıdır. Kethudâyeri yokdur, ammâ mahsûs serdâr vardır. Ve kasabası bâğ u bâğçeli bir cebel dâmeninde üç yüz hâneli ve bir minâreli câmi‘li ve bir hân u hammâmlı ve bir kaç dükkânlı karyeden bozma kasaba-i ma‘mûrdur. Ve bunda dahi hafta bâzârı olup âdem deryâsı olur. Ve zeyl-i şehirde dırahtıstân sâyesinde herkes kâlây-ı vâlâ-yı metâ‘ın bâzâr-ı mahabbete çıkarup bey‘ u şirâ olunur. Balyambolu bâzârı meşhûrdur. Pembe ipliği ve pembe bezi ve dimisi meşhûrdur kim cemî‘i diyârlara bundan müstevlî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y89a ·
metinde göster ·
… ] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem
deryâsı olur
. Evvelâ,
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir ucundan bir ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otundan mâ‘adâ bu bâzârda dîbâ ve şîb ü zerbâf atlas ve kâmhâ ve dârâyî ve hârâ ve gûnâ-gûn kalâ-yı vâlây dârâyî füruht olunur. Zîrâ kırk elli bin şâm huccâcının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli bin deve içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı olur. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a ·
metinde göster ·
… urya ve ıstakoz ve midye ve istiridye kabukları vardır. Bu ecnâs-ı mahlûkât ise
deryâda olur
. Bundan anlanan oldur kim zamân-ı kadîmde bu mahaller deryâ imiş. Hattâ hakîr b …
Ve bu harâbe şehirlerin sahrâsı etrâfında sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ kayalar var kim misli ne Kürdistân'da ne Hakkâri ve Nahcivân'da ve ne Manya ve Alman'da böyle bir sun‘-ı aceb ibret-nümâ-yı garîb dağlar görmedim. (---)(---)(---) "Sübhâne'l-Hallâk" deyü engüşt ber-dehen eder. Zîrâ bu dağların kimisi servi gibi serâmed kimi evc-i semâya ser çekmiş ve kimi surâhî kabak-misâl ve kimi burc [u] bârûlu kal‘a-misâl ba‘zısı aşağı sernigûndur, âdem bakmağa havf eder kim (---)(---) görenler yanından acele ile güzer ederler. Ve ba‘zıları ejderhâ-misâl ve kimi esed-misâl ve kimi keştî ve niçesi kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş asker geçer ammâ âdemin aklı gider. Gûyâ bir mu‘allak sahra-i mu‘allâkdır. Ve kimi hücre hücre ve kimi göz göz Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Ve ba‘zısı fîl hortumu gibi birbirlerine uzanmış ammâ mâbeynlerinde bir vâsi‘ fezâ var, altından ubûr eder. Hâsıl-ı kelâm bu kûh-ı ibret- Y 271b nümûnlara im‘ân-ı nazarile nazar eylesen Hallâk-ı (...) âlî âlem ne idüğin fehm ederdin. Ve bu cibâllerin zemîni sâfî sâ‘at kumudur Q 113a ve gâyet rakîkdir. Hikmet-i Hudâ bu rimâl içre deryâya müta‘allık olan hayvânâtlardan balık kemikleri ve yengeç ve kerevit ve pağurya ve ıstakoz ve midye ve istiridye kabukları vardır. Bu ecnâs-ı mahlûkât ise deryâda olur. Bundan anlanan oldur kim zamân-ı kadîmde bu mahaller deryâ imiş. Hattâ hakîr bir tevârîh-i Yûnâniyân'da gördüm İskender-i Zülkarneyn Sebte boğazın açmazdan evvel bu şâm ve Mekke ve Medîne çölleri cümle deryâ imiş. İskender Sebte boğazın kat‘ edicek Bahr-i Rûm Bahr-i Muhît'e akup bu mahaller çölistân olmuşdur. Ve akla mülâyimdir kim bu kayalara temevvüc-i deryâ ura ura hâk-i amber-fâmı gidüp yalçın kayalar kalduğu deryâ tellatumu alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
. Andan taşup bürkenin cânib-i garbîsindeki besâtînlere müstevlî olup rey eder.
Bu kal‘anın cânib-i garbında bir bürke-i azîm vardır kim içinde kadırga gezse yerim dar demez, eyle bir vâsi‘ bürkedir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Hac yolunda böyle bir bürke-i azîm yokdur. Güzelce Bürke ismiyle müsemmâ buhayre-misâl bir bürkedir. Sâ’ir bürkeler gibi suyu dollâblar ile yâhûd bârân-ı rahmet ile değildir. Kal‘a cânibinde hurmâlık içinden berü Ayn-ı Zerka gelüp bürke kenârındaki mescidin dîvârı dibinden bürke-i azîme dâhil olup deryâ olur. Andan taşup bürkenin cânib-i garbîsindeki besâtînlere müstevlî olup rey eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308b ·
metinde göster ·
… r hammâm-ı muhtasarı vardır. Ve kırk kahvehânesi vardır. Huccâc mevsiminde âdem
deryâsı olur
. Ve bu mevsimde dahi cümle şürefâ ehl [ü] iyâlleri ile gelüp a‘yân-ı huccâca ıy …
Ve bir hammâm-ı muhtasarı vardır. Ve kırk kahvehânesi vardır. Huccâc mevsiminde âdem deryâsı olur. Ve bu mevsimde dahi cümle şürefâ ehl [ü] iyâlleri ile gelüp a‘yân-ı huccâca ıyd-ı adhânın üç gününde ziyâfet-i azîmler edüp hüsn-i ülfet edüp huccâc dahi anlara ikrâm ederler. Ammâ huccâcdan sonra her hânda birer ikişer bâğbân ve gayri fukarâ-yı Urbân sâkin olurlar. Ve ba‘zı P 135b zamân bir kaç şürefâ bir yere gelüp at ve heccânlarına süvâr olup bu Mîne'de zevk ü safâ edüp yine Mekke'ye revâne olurlar. Hâsıl-ı kelâm bu Mînâ ehl-i Mekke'nin yaylağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… on iki ayn-ı azîmler bir buhayre-i kebîreye munsab olurlar kim gûyâ ol buhayre
deryâ olur
.
Ammâ nehr-i Nîl-i mübârek bi-takdîri Hak celle ve alâ ve tebâreke ber-kavl-i sahîh Batlîmûs Hakîm tahrîr etdüği üzre nehr-i Nîl'in mebde’i Mısır'ın cânib-i cenûbîsinde yedi aylık yolda Cebelü'l-Kamer'den çıkar. Ve menba‘ı on iki ayn-ı azîmdir. Ve hatt-ı istivâdan cenûba half bu on iki ayn-ı azîmler bir buhayre-i kebîreye munsab olurlar kim gûyâ ol buhayre deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156b ·
metinde göster ·
ammâ gayrı zamânda Bağdâd'a karîb Diyâle nehri kadardır. Ammâ nehr-i Edil ebedü …
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim bu hakîr-i pür-taksîr seyyâh-ı âlem Evliyâ fakîr kırk bir sene seyâhatde ayne'l-yakîn gördüğüm nehr-i azîmlerde evvelâ cümleden büyük nehr-i Edil, ba‘dehu nehr-i Cayık, andan nehr-i Tuna, andan nehr-i şattü'l-arab, andan Mısır diyârında nehr-i Nîl-i mübârek mâh-ı Temmûz'da deryâ olur ammâ gayrı zamânda Bağdâd'a karîb Diyâle nehri kadardır. Ammâ nehr-i Edil ebedü'd-dehr kırk, elli, altmış, yetmiş mîl cereyân eder yerleri vardır. Bu Edil'den mâ‘adâ nehir bunun yanında tur‘a gibi cereyân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255a ·
metinde göster ·
… evlûd-ı Bedevî olan sahrâyı gark edüp cemî‘i hâr [u] hâşâki götürüp ol fezâ bir
deryâ olur
. Gûyâ ki bu arsagâha bir âdem ayak basmamışdır. Bu dahi bir ibret-nümâdır.
Ba‘dehu cümle âsitâne meşâyihleri ve fukarâları ve câmi‘ huddâmları ve türbedârân âsitâneyi mâ-i gülâb ile gasl edüp harem-i şerîfin cümle taşların dahi pâk edüp ibrîşim hâlîçelerle döşeyüp âsûde-hâl olurlar. Ertesi gün Menûf hâkinde Karneyn halîci nâm bir tur‘anın makta‘ın ehl-i beledler açup azametullâh Nîl-i mübârek deryâ gibi temevvüc ederek gelüp bu mevlûd-ı Bedevî olan sahrâyı gark edüp cemî‘i hâr [u] hâşâki götürüp ol fezâ bir deryâ olur. Gûyâ ki bu arsagâha bir âdem ayak basmamışdır. Bu dahi bir ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295a ·
metinde göster ·
… hi çokdur. Ve ankâ bâzergânlardır. Bu şehr içre salı gün hafta bâzârı olup âdem
deryâsı olur
.
Bu şehr içre yigirmi bin âdem sâkindir, derler. Âb [u] havâsı letâfetinden hüsn-i cemâl ve nerm [ü] râmü'l-i‘tidâl mahbûb u mahbûbeleri câ-be-câ vardır. Ve askerîden mâ‘adâsı Hazarî kabîlesi dahi çokdur. Ve ankâ bâzergânlardır. Bu şehr içre salı gün hafta bâzârı olup âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y362a ·
metinde göster ·