… k ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve
derîce
ve dakîkasıyla vakit ta‘yîn eyleyüp bilâhire keşf-i râz eyleyüp hemân;
"Beğim sen elem çekme; bu kal‘anın fâtihi sen olasın deyü âlem-i şehzâdeliğinde sana tebşîr etmişdik, lâkin bi-emri Hudâ Cenâb-ı İzzet'in bu gazâda müstetir işleri vardır. Derûn-ı kal‘ada Şeyh Maksûd halîfelerinden Yâvedûd ismine mazhar 26a düşmüş mecâzibûndan bir cân vardır. Tâ ol merhûm olmayınca bu kal‘a feth olmak ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve derîce ve dakîkasıyla vakit ta‘yîn eyleyüp bilâhire keşf-i râz eyleyüp hemân;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b–26a ·
metinde göster ·
… -i itmâm: Alay-ı ordu-yı hümâyûn ibtidâsı tûl-ı nehârın on beş buçuk sâ‘at altı
derîce
ve üç dakîka olduğu mahalde vakt-i şâfi‘îde alayın ibtidâsı alay çavuşlarıyla a …
Ahvâl-i netîce-i itmâm: Alay-ı ordu-yı hümâyûn ibtidâsı tûl-ı nehârın on beş buçuk sâ‘at altı derîce ve üç dakîka olduğu mahalde vakt-i şâfi‘îde alayın ibtidâsı alay çavuşlarıyla alayköşkü dibinden yürümeğe başlayup cümle yekûn esnâfât bin yüz {adeddir} ve cümle (---){dükkan} ehl-i sanâyi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
, dakîka ile demiş idi. Ve ol gün bu Avganda deyri yıkılır derken hikmet-i Hudâ …
Ve bu şehirde bir deyr-i mu‘azzam var idi, gûyâ Ayasofya idi. Anda Andire Yoroz nâmında bıtrîk ü kıssîs papa ve ladika ve ruhbânlar var idi. Ol ser-çeşme-i palas pûşân-ı sâhib-i nâr-ı zünnâr Andire mel‘ûn ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibi olmağıla Hazret-i Resûl-i Hudâ, Muhammedü'l-Mustafâ'nın Mekke'de zuhûr edeceğin ve cemî‘i kamâme ve düyûr mutalsamâtların münhedim olacağın ta‘ayyün-i yevm, sâ‘at, derîce, dakîka ile demiş idi. Ve ol gün bu Avganda deyri yıkılır derken hikmet-i Hudâ Mekke'de Hazret-i Mustafâ vücûda geldikde Bağdâd'da tâk-i Kisrâ ve Irâk'da âteş-gede-i Nemrûd ve Ayasofya ve Kızılelma ve Kudüs'de kamâme ve Beytü'l-lahm ve Budin Kızılelmasında Makbûl İbrâhîm Paşa'nın câmi‘ etdiği deyr-i azîm ve Üstürgon deyri kubbesi ve Üstolni-Belgrad kubbesi ve Tarabefzûn'da ve Kostantiniyye'de Sarâyburnu'nda balık dalyanı tılsımâtları ve Mısır İskenderiyyesi'nde Âyine-i İskender ve Mısır'da Ehrâm dağları dibinde taşdan Ebü'l-hevl kellesi söylemez olup ve'l-hâsıl yedi bin aded tahrîr olunan kıbâb u âteş-gedeler cümle Hazret-i Risâlet rahm-i mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekede cümlesi kudûm-i Resûl edîm-i arza kadem basınca cümlesi münhedim olunca cemî‘i millet-i Mesîhiyye bildiler kim Muhammed-i Arabî rûy-ı arza kadem basdı. Hemân ol sâ‘at bu Zağra şehrindeki Avganda deyrinde olan mezkûr papas Andire Yoros "İşte bugün Muhammed dünyâya gelir" deyü müterakkib iken bir zelzele-i azîm zâhir olup deyr-i Avganda münhedim olup içinde Papa Andire mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
Memdûhâtından, beyâz ekmeği ve ayvası ve sarı balı ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve beğ emrûdu ve hüsn-i yûsuf emrûdu ve al engürü ve şırası ve elvân kirazı ve gûnâ-gûn meyvesi olur. Bu şehr-i Eski Zağra, iklîm-i hâmisin vasatında bulunmak ile tûl-ı nehârî (---) sâ‘at ü derîce vü (---) dakîkadır. Ve arz-ı beledî (---)(---) arzda olmağıla âb [u] hevâsı i‘tidâl üzredir.(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133a ·
metinde göster ·
… li aded uşak ile {kavak} gürleyüp yerden kalkup tâ öbür tarafda yere eğilüp bir
derîce
kadar fakîr kavak kâh sağa ve kâh sola yatup kalkup sallana sallana ber karâr o …
Hemân bir uğra ağaçdan aşağı on aded oğlan kendüyi atınca, hemân fakîr kavak, bâr-ı sakîlden halâs olup bir kerre kırk elli aded uşak ile {kavak} gürleyüp yerden kalkup tâ öbür tarafda yere eğilüp bir derîce kadar fakîr kavak kâh sağa ve kâh sola yatup kalkup sallana sallana ber karâr olur. Ammâ bu mahalde ağaç iki tarafa hırâmânî hırâmânî bu kadar gulâmlar üzerinde iken sallandıkça tıflân-ı ebcedhânların savt-ı hazînleri ile bu gûne hânendelikleri vardır. Güft-i sıbyân-ı hânendegân ağaç sağ tarafa salınırken cümle bir ağızdan "Halli sun, halli sun" deyü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre run, verre run" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
… kîm bu beldenin arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) olup (---)
derîce
(---) ve dakîkadır. Anıniçün kışı şedîd olur. Ve biz bu Beç'de iken atvel-i neh …
Ve bu Beç kal‘ası Alaman dağı eteğindedir. Kışı gâyet katı olup sâ’ir diyârlardan üç ay evvel kışı gelir. Bu kal‘ayı muhâsara eden bir yıl mukaddem Budin'de meştâ edüp hemân nevrûzdan mukaddem kar alaca olmağa başlayınca asker-i İslâm ile Beç altında kar üzre meks edüp sâ’ir tedârikler görülünce evvelbahârda gelüp deryâ-misâl Tatar askerin Âl-i Osmân ordusu etrâfında kondurup kâfiristânın her tarafların vurdurup Beç'e imdâda gelen leşker-i küffârı kırdırup kal‘ayı murâd üzre muhâsara etmek gerek, zîrâ bu kal‘a-i Beç iklîm-i sâdisde bulunup ilm-i usturlâb üzre be-kavl-i Batlîmûs-ı hakîm bu beldenin arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) olup (---) derîce (---) ve dakîkadır. Anıniçün kışı şedîd olur. Ve biz bu Beç'de iken atvel-i nehârı mahallî idi, on sekiz buçuk sâ‘at ve bir dakîka idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… r aceb irtibât buldurmuşlardır, ammâ Rûm'da bir âdemin iki sâ‘ati olsa biri bir
derîce
ve iki dakîkada ileri yâhûd geri kalup yürür, ammâ Beç sâ‘atleri cümle yek darb …
Hemân kim vakt-i zuhur oldukda ibtidâ bu İstifan kenîsesinin büyük sâ‘ati bir kerre urunca dahi âhengi tamâm olmadan Beç kal‘ası içre cemî‘i sâ‘at kullelerinde çanları darb-ı vâhidede çala düşer aceb irtibât buldurmuşlardır, ammâ Rûm'da bir âdemin iki sâ‘ati olsa biri bir derîce ve iki dakîkada ileri yâhûd geri kalup yürür, ammâ Beç sâ‘atleri cümle yek darbdan çalar musanna‘ sâ‘at kulleleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b ·
metinde göster ·
… din aslında zemîninde mürtakîdir, zîrâ arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---)
derîce
ve dakîkadır. (---)(---) Her cânibinde onar günlük yoldan nümâyândır. Ve bunda …
Ve vech-i arzda bundan âlî kûh-ı bâlâ görmedim, zîrâ ilm-i usturlâb hükmü üzre bu kûh-ı bülendin aslında zemîninde mürtakîdir, zîrâ arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) derîce ve dakîkadır. (---)(---) Her cânibinde onar günlük yoldan nümâyândır. Ve bunda olan ecnâs-ı mahlûkâtın hisâbın yine Perverdigâr-ı Hâlık-ı Bîçûn bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… küffâr tobrasında yılan bulmuş hekîme dönüp tâ vakt-i sabâha dak ân-ı vâhid ve
derîce
ve dakîka durmayup ale'l-ittisâl niçe kerre yüz bin tüfeng ve niçe bin top ve n …
"Herkes bu gece meterislere girsinler" deyü fermân olunca el-azametullâh ol gece ol şeb-i târîk-i zulmetde âdem deryâsı Kandiye kal‘ası görünmeyen yerlerden ibtidâ bism-i İlâh ile meterise başlayup küffâr-ı hâkisâr derûn-ı kal‘adan İslâm leşkerinin kazmaları ve kürekleri sâ‘ikasın istimâ‘ edince allâhümme âfinâ mel‘ûn küffâr tobrasında yılan bulmuş hekîme dönüp tâ vakt-i sabâha dak ân-ı vâhid ve derîce ve dakîka durmayup ale'l-ittisâl niçe kerre yüz bin tüfeng ve niçe bin top ve niçe bin havân ve kazan kumbara ve niçe kerre yüz bin aded havân taşı evc-i semâdan bârân-ı la‘net gibi yağup bir ferd-i âferîde bir kırât bir meteris kazmağa kâdir olmayup cümle guzât târumâr-ı misâl-i mûr-ı mâr olup her biri bir kaya altında siperlenüp ordu-yı İslâmda niçe kerre yüz bin hayme vü hargâh bâr [u] büngâhdan bir sağ çetr-i mülemma‘ kalmayup niçe bin at ve katâr u mehâr dağlara firâr etdiklerinden mâ‘adâ niçe kerre yüz bin hımârlar kerrenây-ı Acem-vâr segâh makâmında âğâze ederek anlar dahi deşt-i Hâmûn kûhları penâh edinüp anırarak birer tarafa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288a ·
metinde göster ·
… râmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve dürüst sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve
derîce
fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân-ı Bilâlîleri ana nâzırlardır.
Ve bu kapu üzre üç aded çâr-kûşe beyâz mermer-i hâs üzre ok ve kurşum darbları urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende vü revendegânlar temâşâ ederler. Ve bu kapu üzre bir fevkânî Hunkâr câmi‘i var, kiremitli bir kâr-ı kadîm câmi‘-i kerîmdir. Bu câmi‘e karîb bir serâmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve dürüst sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve derîce fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân-ı Bilâlîleri ana nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
… n nısfında bulunup arz-ı beledi (---) dir. Ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve (---)
derîce
(---) ve dakîkadır. (---)(---)(---).
Der-hisâb-ı arz-ı beled-i iklîmât: Be-kavl-i Restâlîs hukemâ-yı kudemâ bu şehir dahi Kostantiniyye gibi iklîm-i râbi‘in nısfında bulunup arz-ı beledi (---) dir. Ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve (---) derîce (---) ve dakîkadır. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·
… âh evsâf-ı ziyâretgâh-ı peygamberân ve kâh kâh tilâvet-i Kur’ân ederek sâ‘at ve
derîce
ve dakîka ubûr etdiğimiz kılâ‘ları ve cibâlleri ilm-i hey’et üzre Papamonta ve …
Bu kelâm-ı sahîh üzre ba‘zı acîbe ve garîbeleri dahi iltizâm-ı mâlâ-yelzem edüp esb-i sabâ-sür‘at üzre süvâr olup ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr eflâki devr edüp bürûc-be-bürûc seyrân [u] devrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek kilk-i cevâhir-zebânım güftâra getirüp kâh evsâf-ı büldân ve kâh evsâf-ı ziyâretgâh-ı peygamberân ve kâh kâh tilâvet-i Kur’ân ederek sâ‘at ve derîce ve dakîka ubûr etdiğimiz kılâ‘ları ve cibâlleri ilm-i hey’et üzre Papamonta ve Coğraflar ve Minor ve Atlas kitâblarında tahrîr etdikleri üzre hakîr dahi eşkâl-i dünyâyı tahrîr etmeğe himmet-ınân-ı ihtiyârımla hâme-i zerfeşânım ele aldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3b ·
metinde göster ·
… feye şehîdlerin dahi getirüp durdular. Hamd-i Hudâ hacları tamâm oldu. Eğer bir
derîce
sonra gelseler hacları tamâm olmazdı. Yine cümle huccâc gırî vü feryâd ederek " …
Derhâl şerîf hazretleri tarafından asker seçilüp ceng mahalline vardıklarında meğer Basra huccâcı ile Tâ’if Urbânı ceng ederek bu mahalle gelirler. İmdâd vardıkda Arab firâr edüp vakt-i gurûbda Basra huccâcı dahi on iki şehîdleri ve kırk beş mecrûhları ve yigirmi altı kelleleri ile mîleyn-i Irâk içre bulunup vakfeye şehîdlerin dahi getirüp durdular. Hamd-i Hudâ hacları tamâm oldu. Eğer bir derîce sonra gelseler hacları tamâm olmazdı. Yine cümle huccâc gırî vü feryâd ederek "Allâhümme lebbeyk" diyerek vakt-i mekrûh olup infidâd mahalli olunca derhâl Şâm emîr-i haccı cümle tevâbi‘iyle Mısır'ın Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt eder. Mısır emîr-i haccı dahi Şâm-ı Şerîf Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322a ·
metinde göster ·
… m. Hâşâ ki anlar benî âdem ola. Gerçi hakîr bir ibret-nümâ şey gördüm, ammâ her
derîce
ve dakîkada aklım başımda değil idi, seyrine vardığıma nâdim oldum. Ve hekîmbaş …
Hâsıl-ı kelâm bu sayyâdlar ve kassâblar gibi cân-pûlâd ve seng-dil âdemler görmedim. Hâşâ ki anlar benî âdem ola. Gerçi hakîr bir ibret-nümâ şey gördüm, ammâ her derîce ve dakîkada aklım başımda değil idi, seyrine vardığıma nâdim oldum. Ve hekîmbaşıdan yine su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
ve 41 dakîka olan yerlere gitdiğimiz inşâallâh Fûncistân seyâhatinde mufassal t …
Ve bâlâda tahrîr olunan Nîl'in menba‘ında olan buhayreden Nîl-i mübârek tokuz[a] münşa‘ib olup memâlik-i Sûdân'a ve Fes ü Merânkeş cânibleri ki cânib-i garbdır, kol kol ol taraflara cereyân edermiş. Ammâ hakîr ol taraflara varmadım, ammâ hatt-ı istivâdan içeri Nîl kenârınca cânib-i cenûba arzı 12 (---) derîce ve 41 dakîka olan yerlere gitdiğimiz inşâallâh Fûncistân seyâhatinde mufassal tahrîr olunur ve mine'l-acâyibdir kim kendi seyâhat [u] sergüzeşt [ü] serencâmımızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157a ·
metinde göster ·
… ivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki
derîce
ve kırk dakîka.
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
… cezîreler nümâyândır. Ammâ bi-kavli Batlîmûs hatt-ı istivânın verâsında on altı
derîce
ve 25 dakîkaya varınca vilâyet-i İmrân ve etrâf-ı vilâyet-i Zenc ve ekâlîm-i Ha …
Ve hatt-ı istivâdan cenûb tarafında arz-ı dünyâ bir burun kalup ol burun şiddet-i hârdan âbâdân olmamak ile iklîm tarh olunmamışdır. Zîrâ ol taraflar Bahr-i Ummân ve Bahr-i Okyûnûs'dur ve ba‘zı cezîreler nümâyândır. Ammâ bi-kavli Batlîmûs hatt-ı istivânın verâsında on altı derîce ve 25 dakîkaya varınca vilâyet-i İmrân ve etrâf-ı vilâyet-i Zenc ve ekâlîm-i Habeş'e karîb ba‘zı büldânlar vardır. Ammâ şiddet-i harâretden benî âdem tâkat getiremedüğinden maymun ve pîl ve sâ’ir mahlûkât memlû‘dur. Dahi verâsı Bahr-i Ummân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a ·
metinde göster ·
… ederek rub‘ dâyire ile irtifâ‘ alup hisâb-ı tûl-i nehârı (---) sâ‘at ve on altı
derîce
ve yigirmi bir dakîka buldum.
Hattâ hakîr seksen üç târîhinde mâh-ı Temmûz'un ol şiddet-i hârında Fûncistân memleketin seyâhat ederken hatt-ı istivâdan cenûb cânibine yigirmi yedi gün kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek rub‘ dâyire ile irtifâ‘ alup hisâb-ı tûl-i nehârı (---) sâ‘at ve on altı derîce ve yigirmi bir dakîka buldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a ·
metinde göster ·
İklîm-i sânînin mebde’i eyle bulunmuşdur kim arzı 20
derîce
ve 27 dakîka ve atvel-i nehârı 13 sâ‘at ve on beş dakîka ola, ve bu iklîm-i sân …
İklîm-i sânînin mebde’i eyle bulunmuşdur kim arzı 20 derîce ve 27 dakîka ve atvel-i nehârı 13 sâ‘at ve on beş dakîka ola, ve bu iklîm-i sânînin vasatı ol makâmdır kim arzı 24 derece ve 40 dakîka ve tûl-i nehârı 13 sâ‘at ola. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a ·
metinde göster ·
… l Edil nehri ile nehr-i Cayık mâ-beyninde geşt [ü] güzâr ederken arzı altmış üç
derîce
ve tûl-i nehârı yigirmi bir buçuk sâ‘at buldum.
Ve iklîm-i sâbi‘ ekseriyyâ Maskov memleketidir. Fağfûr ve Bulgar ve Leh ve Daniska ve Kırakov ve Çeh ve İsfeç diyârları cümle iklîm-i sâbi‘dir. Ammâ bu Maskov diyârında şiddet-i şitâdan imâret ve süknâdan âsâr-ı binâlar kalîldir. Ekseriyyâ Heyhât sahrâlarıdır. Ve çok amâr yerlerin Kalmah Tatarı harâb etmişdir. Hakîr ol Edil nehri ile nehr-i Cayık mâ-beyninde geşt [ü] güzâr ederken arzı altmış üç derîce ve tûl-i nehârı yigirmi bir buçuk sâ‘at buldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253b ·
metinde göster ·
… min vasatındadır. Arz-ı beledi 27 ve 30 dakîka ve atvel-i nehârı 14 sâ‘at ve 13
derîce
ve 45 dakîka olur. Ve tûlu ND/54 NH/55. Sevâhil ve hâr vilâyetdir. Ve tâli‘-i n …
Dârü'l-mülk-i Mısır üçüncü iklîmin vasatındadır. Arz-ı beledi 27 ve 30 dakîka ve atvel-i nehârı 14 sâ‘at ve 13 derîce ve 45 dakîka olur. Ve tûlu ND/54 NH/55. Sevâhil ve hâr vilâyetdir. Ve tâli‘-i nücûmîsi kevâkib-i Merîh sâ‘atinde binâ olunduğuyçün içinde dâ’imâ fitne vü fesâd ve ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eksik değildir. Ammâ tâli‘i gâyet kuvvetdedir kim dâ’imâ ganîmet üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256a ·
metinde göster ·
… ma‘lûmumuz olmuşdur. Cümleden biri Kamaniçse kal‘ası fethin vakt [ü] sâ‘ati ve
derîce
ve dakîkasiyle elli sekiz gün mukaddem rüyâ tarîkıyla tebşîr eyledi. Mecâzibûnd …
Ve mutarraş çâr-darb eş-şeyh Muhammed-i Menfalûtî: Bir yağ-u-balî mudhik ve âlüfte ve âşüfte ayyâr-ı tarrâr görünür, ammâ hâfız-ı Kelâmullâh ve niçe kerre keşf [ü] kerâmetleri ma‘lûmumuz olmuşdur. Cümleden biri Kamaniçse kal‘ası fethin vakt [ü] sâ‘ati ve derîce ve dakîkasiyle elli sekiz gün mukaddem rüyâ tarîkıyla tebşîr eyledi. Mecâzibûndan bir budalâ tekellüfden berî mutarraş bir cândır. Bu cândân me’zûn olup bu şehirden üçüncü gün hareket edüp cenûb tarafına altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368a ·
metinde göster ·
ve kırk dakîka bulup ana iklîm-i evvel dediler. Bir derîce ve dakîka noksân değ …
Bu iklîm üzre şarkdan garba gidüp arzın on iki derîce ve kırk dakîka bulup ana iklîm-i evvel dediler. Bir derîce ve dakîka noksân değildir. İmdi bu dahi Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i ezelîsi ile lafz-ı kün ile böyle halk olup hukemâ vâkıf-ı esrâr olup iklîm-i evvel ve sânî ve sâlis ve râbi‘ ve hâmis ve sâdis ve iklîm-i sâbi‘ dediler. Anın Y 417b verâsın şiddet-i şitâdan süknâ olmaduğı ecilden iklîm-i âhar tahrîr etmeyüp iklîm-i sâbi‘de kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417a–Y417b ·
metinde göster ·
… a gidüp arzın on iki derîce ve kırk dakîka bulup ana iklîm-i evvel dediler. Bir
derîce
ve dakîka noksân değildir. İmdi bu dahi Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i ezelîsi ile l …
Bu iklîm üzre şarkdan garba gidüp arzın on iki derîce ve kırk dakîka bulup ana iklîm-i evvel dediler. Bir derîce ve dakîka noksân değildir. İmdi bu dahi Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i ezelîsi ile lafz-ı kün ile böyle halk olup hukemâ vâkıf-ı esrâr olup iklîm-i evvel ve sânî ve sâlis ve râbi‘ ve hâmis ve sâdis ve iklîm-i sâbi‘ dediler. Anın Y 417b verâsın şiddet-i şitâdan süknâ olmaduğı ecilden iklîm-i âhar tahrîr etmeyüp iklîm-i sâbi‘de kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417a–Y417b ·
metinde göster ·