… karınca bu kara mel‘ûndur, dediniz. {Sûre-i Feth'de} kâlallahu Ta‘âlâ Arapça
der. Bu
sultânımın rü’yâ-yı sâdıkasıdır. Vâkı‘anızda âzâd etdiğiniz hâlâ vâkı‘ada dahi …
"Amân sultânım vâkı‘anızda buyurdunuz ki ölü karıncalar içinde beni ısıran kara karıncayı çıkarup Yûsuf Kethudâ'ya verüp âzâd etdim, buyurdunuz idi. Yine şimdi buyurdunuz ki ol karınca bu kara mel‘ûndur, dediniz. {Sûre-i Feth'de} kâlallahu Ta‘âlâ Arapça der. Bu sultânımın rü’yâ-yı sâdıkasıdır. Vâkı‘anızda âzâd etdiğiniz hâlâ vâkı‘ada dahi beğ başıyçün ve azîz şerîf başıyçün ve merhûm u mağfûrun leh efendimiz Gâzî Murâd Hân rûhiyçün âzâd ediniz." deyü yer öpdüm."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
Melek'i Kızlar Ağası Büyük Mustafâ Ağa'ya, vâlidemizi pederimiz Serzergerân-ı D …
"Allâhu a‘lem şu oğlan melekdir" der. Bu Melek'i Kızlar Ağası Büyük Mustafâ Ağa'ya, vâlidemizi pederimiz Serzergerân-ı Dergâh-ı âlî Dervîş Mehemmed Zıllî Ağa'ya ihsân edüp, andan bu hakîr vücûda gelüp Melek ile karâbetimizin aslı odur ve "Melek" lakabı Ahmed Hân'ın nutk-ı dürer-bârlarıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… da Büzürg Seng nâm bir mesîregâh vardır, kavm-i Arnâbûd bu teferrücgâha Bozeşek
der, bu
mahalle karîb Arnavudların ceddi Cebel-i Elheme ol mesîregâh yerde yatır.
Ba‘dehu Cebel-i Elheme Beğ İslâm ile fevt olup Elbasan şehri kurbunda Büzürg Seng nâm bir mesîregâh vardır, kavm-i Arnâbûd bu teferrücgâha Bozeşek der, bu mahalle karîb Arnavudların ceddi Cebel-i Elheme ol mesîregâh yerde yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… dır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir guruşluk şey’e üç bölme
der bu
hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara bir baş iki baş derler …
Ve bu Çerkez'de dahi akçe pul yokdur. Cümle metâ‘ların değiş dokuş ile geçinirler. Ve bir gûne mâbeynlerinde bölme nâmıyla bir hisâb vardır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir guruşluk şey’e üç bölme der bu hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara bir baş iki baş derler, ammâ bir esîr oğlana ve kızlara yüz baş ve yüz iki yüz bölme hisâb edüp bey‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan bir aceb bâzâr ederler. Gâyet ucuz ve ganîmet yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… u nûş eden kul ta‘âm yemeğe döymeyüp kaçdığıyçün Tatar bu suya Kulkaş[k]an suyu
der. Bu
nehir Dağıstân pâdişâhı ülkesinden tulû‘ edüp şark tarafına iki konak cereyân e …
Nehr-i Kulkocan: Kavm-i Tatar buna Kulkaşkan suyu derler. Ya‘ni bu suyu nûş eden kul ta‘âm yemeğe döymeyüp kaçdığıyçün Tatar bu suya Kulkaş[k]an suyu der. Bu nehir Dağıstân pâdişâhı ülkesinden tulû‘ edüp şark tarafına iki konak cereyân edüp nehr-i Balk'a mahlût olur. Bu nehir kenârından kalkup 4 sâ‘at yine şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a ·
metinde göster ·
… hac dellâllar nidâ etdirüp üç gün Âdiliyye'de meks edüp levâzımâtların göreler,
der. Bu
tertîb üzre emîr-i hac alayı dahi tamâm oldu.
Anıniçün mahmel-i şerîf sabâhdan Kara Meydân'dan çıkup vakt-i asırda Bâb-ı Nâsır'a gelüp ba‘dehu Âdiliyye'ye varup bir tevhîd [ü] tezkîr ederler kim Mısır'ın enderûn [u] bîrûnu tevhîd nûruyla pür-nûr olup kable'l-gurûb cümle fukarâ ile mahmel-i şerîfi emîr-i hacca teslîm edüp cümle meşâyihân emîr-i hac ile vedâlaşup herkes vatanına avdet ederler. Emîr-i hac dellâllar nidâ etdirüp üç gün Âdiliyye'de meks edüp levâzımâtların göreler, der. Bu tertîb üzre emîr-i hac alayı dahi tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204a ·
metinde göster ·
… azîmi görse hakkâ ki Süleymân Nebî üstâd-ı kâmil olup mu‘cizesin ızhâr eylemiş,
der. Bu
hakîr edîm-i arzda kırk sekiz sene cihânbîn olup on yedi pâdişâhlık yerde ve ma …
Ve bu câmi‘ tûlen ve arzan kâmil beşer yüz germe adımdır. Bu hisâb üzre Mekke'nin Mîne bâzârında olan Câmi‘ü'l-hayf ve cebel-i Arafât'da olan câmi‘-i İbrâhîm ve Arafât ve Mîne bâzârı beynehümâsında cebel-i Ferah dibinde câmi‘-i Müzdelife ya‘nî Meş‘arü'l-harâm ve Mısır'da câmi‘-i Amr ibnü'l-Âs ve Şâm'da câmi‘-i Ümeyye ve Kostantıniyye'de Ayasofya bu zikr olunan cevâmi‘-i kebîrin cümlesinden bu Sûdân vilâyetinde olan câmi‘-i Hazret-i Süleymân büyükdür. Zîrâ kuvvet-i mu‘cize ile ve hizmet-i ins ve dîv ü perî ile binâ olunmuşdur. Ve ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan berhordâr olmuş âdem bu câmi‘-i azîmi görse hakkâ ki Süleymân Nebî üstâd-ı kâmil olup mu‘cizesin ızhâr eylemiş, der. Bu hakîr edîm-i arzda kırk sekiz sene cihânbîn olup on yedi pâdişâhlık yerde ve ma‘mûr u âbâdân olan memâlik-i mahrûselerde böyle bir câmi‘-i nebiyyullâh-ı kebîr görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y407a ·
metinde göster ·