… er andan şükrân üzre olmayup mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler. Ol dahi bu
derde
vâlih [ü] hayrân kalup yetmiş sekiz gün ma‘zûl edüp zorbaların zûr-ı bâzûları i …
Yeniçeri ocağında Kara Mezâk re’yiyle mührü Dâvûd Paşa'ya verdiler. Yine andan mührü alup Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya verdiler. Cümle asker andan şükrân üzre olmayup mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler. Ol dahi bu derde vâlih [ü] hayrân kalup yetmiş sekiz gün ma‘zûl edüp zorbaların zûr-ı bâzûları ile mührü Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Ol dahi hazîne-i pâdişâhîyi bezl etmeğe başlayup tekrâr mührü Merre Hüseyin Paşa'ya verdiler. Ammâ Haccâc-ı zâlim olup dîvân-ı pâdişâhîde kadı‘askereyn huzûrlarında bir monlâyı alt edüp iki yüz asâ urdular. Cümle ulemâ ve sulehâ bu hâli istimâ‘ edüp Sultân Mehemmed câmi‘ine şeyhülislâm ile cem‘ olup mâbeynden müftî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a ·
metinde göster ·
mazmûnu üzre anda olan üstâd-ı kâmil ü amâmil-i hâzik fassâd-ı âmil hukemâlar ehl-i derde dâ’-i devâ edüp elbette ifâkat bulur bir âsitâne-i cân-bahşdır. El-hâsıl ibret-nümâ mûristân ve bîmâristândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
Rûz-merre merreteyn hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i
derde
bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve sü …
Rûz-merre merreteyn hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti bulunmaz ise bülbül ve serçe ve kebûter pişüp hastalara bezl oluna deyü evkâfnâmelerinde eyle tahrîr olunmuşdur. Ve hastalara ve dîvânelere def‘-i cünûn içün mutrıbân hânendegân ta‘yîn olunmuşdur. Ve avretler ve kefereler içün başka bir köşe tîmârhânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… r. Sehel mezmûmca bed-râyihalı kavimdir. Ammâ gâyet lâzımlı Serkiz ve Vartan ve
Derder
ve Asvadır ve Mohan isimli bokçulardır. Bunlardan sonra,
Bu tâ’ife İslâmbol'da ekseriyyâ Kayseriyye Ermenîleridir. Sehel mezmûmca bed-râyihalı kavimdir. Ammâ gâyet lâzımlı Serkiz ve Vartan ve Derder ve Asvadır ve Mohan isimli bokçulardır. Bunlardan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… da Cenâb-ı izzet ne kadar nebâtât halk etdi ise cümlesi lisânlarıyla "Ben falân
derde
devâyım" deyü Hazret-i Lokmân'a söylerler idi. Ba‘dehu Hazret asrında bu otcu a …
Esnâf-ı ispençerân ya‘nî devâ otcuyân: Dükkân 70, neferât 105, pîrleri Hazret-i Lokmân'dır kim rû-yı arzda Cenâb-ı izzet ne kadar nebâtât halk etdi ise cümlesi lisânlarıyla "Ben falân derde devâyım" deyü Hazret-i Lokmân'a söylerler idi. Ba‘dehu Hazret asrında bu otcu attârların pîri Hidâyetullâh ibn Zünnûn-ı Mısrî'dir. Fahr-i âlem'in izniyle kemerin babası Zünnûn bağlayup devâ otcularına pîr oldular. Kabri Hicâz dağlarındadır. Ahşâbât değşirirken yılan sokup şehre mu‘âleceye erince merhûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
Geşt ü güzâr etdiğin yerde iki yerden gayret kuşağın kemerine bend edüp kendüni dâima muhâfazada ol. Su uyur hizmetkâr u ağyâr u ayyâr düşmanları uyumaz. Kibâr-ı evliyâullah ziyâretleriyle meşgûl olup cümle ziyâretgâhları ve her diyârın menâzillerinde olan deşt [u] hâmûn ve kûh-ı bülend, ahcâr [u] eşcârâtları ve büleydelerin evsâfıyla tahrîr edüp âb [u] hevâsı ve ibret-nümâ âsârları ve kal‘aların fâtihi ve bânîsi ve dâiren-mâdâr cirmiyle tahrîr edüp Seyâhatnâme nâmıyla bir tomar te’lîf eyle. Âhirin ve âkıbetin hayr olup düşman şerrinden emîn olup Hak celle ve alâ mu‘în [u] zahîrin olup dünyada emn ü emân, âhir nefesde îmân müyesser edüp alem-i Resûlullah dibinde haşr olayız. Bu pendlerimi gûşına menkûş eyle" deyüp enseme bir sille-i pehlivânî urup kulağım burup "yürü âkıbetin hayr ola, el-Fâtiha" dedi. Hakîr sille sadmesinden seme olup gözüm açdım. Hânemiz içi pür-nûr olmuş. Hemân pederimin yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı nefîs ihsân edüp iki yüz mümessek şerîfî altun harc-râh verüp "Yürü, ne cânibe gidersen sana destûrdur, ammâ diyâr-ı gurbetde sâhib-i tedârik olup merd ol ve ehl-i derde yâr ol" buyurup alnımdan bûs edüp Çihârşenbe Bâzârı'nda Abdülahad Efendi'ye götürüp anların hayr du‘âların aldık. Ve eş-Şeyh Mısrî Ömer Efendi'ye ve eş-Şeyh Gafûrî Efendi'ye ve eş-Şeyh Ehl-i Cennet Efendi'ye ve eş-Şeyh Bektâşî Hasan Efendi'ye ve'l-hâsıl on iki meşâyih-i ızâmın dest-i şerîflerin bûs edüp her biri "Yürü seyâhatin Hudâ mübârek ide" deyü himmet buyurdular. Bi-emri Hudâ hakîrin cân gözü açılup bu za‘îf kemtere bir gûne vecd hâsıl olup mesrûr 242a olurdum. Andan hâne-i bî-minnetimize gelüp ol hafta bin elli Rebî‘ulevvelinin gurresinde akrabâlarımızdan Kuloğlu Mehemmed Re’îs'in gemisiyle İzmid'e gitmeğe peder-i azîzin dest-i şerîfin bûs edüp Bismillah ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241b–242a ·
metinde göster ·
Ez în-cânib yine şehr-i Remle'de ziyâret-i Hazret-i Lokmân ibn (---) Vilâyet-i Sûdân'dan siyâh-çerde bir hakîm idi. Cenâb-ı Bârî kendüye ilm-i hikmet verüp cemî‘i kûhlarda olan haşâyiş makûlesi kendüye lisân-ı hâl ile tekellüm edüp "Yâ Lokmân! Ben fülân derde dâ‘-i devâyım" derler idi. Hattâ ecele dermân bulmağa çalışdı. Arz-ı Mukaddes'in nihâyetinde Adana şehri kurbunda şehr-i Misis cisrinden nehr-i Cihân üzre ubûr ederken Cibril-i Emîn elinden, kitâbın, kanadıyla nehr-i Seyhân'a atdı. Lokmân âhir âlem-i seyâhete düşüp arz-ı sa‘îd-i âlîde şehr-i Asvân'da Hazret-i İdris'in gârı içre niçe zemân sâkin olup hakîr ol gâra girmek müyesser olup bi-hakk-ı Hudâ hâlâ ol gâr-ı nazargâh içinde zencebîl ve darçın ve karanfil ve besebâse ve kebâbe ve kakule râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
… e ve ravza ve karadüzen ve ıklık çalup gezerler, ayıb değildir. Cümle a‘yânı bu
derde
mübtelâlardır.
Bir müfîd ü muhtasar câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve yedi aded mekteb-i sıbyânı ve yedi yerde sebîlhânesi ve kırk elli aded dükkân-ı kârhânesi vardır. Bunlardan mâ‘adâ imâristânı yokdur. Ammâ avret çengilerine ol diyârda gûyende derler, gâyet çokdur. Alâ mele’i'n-nâs hâne-be-hâne çöğür ve çeşde ve ravza ve karadüzen ve ıklık çalup gezerler, ayıb değildir. Cümle a‘yânı bu derde mübtelâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… fütûh eyledüğü diyârları ve büleyde [vü] kılâ‘ları bu şehre eyâlet kayd eyleyüp
derdest
ile tahrîr eyledi. Ba‘dehû Süleymân Hân dahi devlet-i Âl-i Osmân'ı tashîh edüp …
Ba‘de'l-feth bu şehr-i Sofya içün sâf-dil Hazret-i Gâzî Hudâvendigâr "İmâr ola" deyü du‘â-i hayr edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar edüp bizzât kendüleri üç sene bu şehirde sâkin olup Rûmeli diyârına pây-ı taht-ı vüzerâ olmağiçün feth-i fütûh eyledüğü diyârları ve büleyde [vü] kılâ‘ları bu şehre eyâlet kayd eyleyüp derdest ile tahrîr eyledi. Ba‘dehû Süleymân Hân dahi devlet-i Âl-i Osmân'ı tashîh edüp "Sofya sancağı paşa sancağıdır, tahtı şehr-i Sofya'dır kim cemî‘i Rûmeli'nin tâ ortasıdır. Ve serdâr-ı mu‘azzamlık ile defterhâne ve arz-ı telhîs sâhibi düstûr-ı mükerrem" deyü izin verüp üç tuğlu vezâret eyledi. Tâ şol mertebe müstakil vezîrlik etdi kim İslâmbol'un Yedikulle dizdârı fevt olsa Rûmeli'nin vezîri arzı gelmeyince Yedikulle dizdârlığı gayriye tevcîh olmazdı. Zîrâ ol asırda bu Sofya intihâ-yı serhad idi. Hâlâ Rûmeli paşasının taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bir kerre yüz bin akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… lu yedek at çekilirmiş. Yine Murâd Hân-ı Râbi'de Bayrâm Paşa Rûmeli vâlîsiyken "
derdes
" yoklaması olup cebelüleriyle bu tahrîr olunan mertebe cüyûş-ı muvahhidîn var i …
Bu mastûr olan on altı sancak cümle Rûmeli eyâleti vezîriyle sefer eşer, kânûn üzre cümle cebelüleriyle kırk bin asker olur ammâ üç bin asker dahi sekiz aded yürükân beğleri askeri olur. Bu hisâb üzre cümle elli iki bin asker olur. Ammâ Revân Seferi'ne Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpoladzâde Mustafâ Paşa elli üç bin asker ile gidüp Okmeydânı'nda hayme ü hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks edüp Beşiktaş'dan Üsküdar'a yetmiş pâre at gemisiyle kırk günde ubûr etdiği musarrahdır. Ol asırda eyâlet-i Rûmda yedi yüz kaplan postlu yedek at çekilirmiş. Yine Murâd Hân-ı Râbi'de Bayrâm Paşa Rûmeli vâlîsiyken "derdes" yoklaması olup cebelüleriyle bu tahrîr olunan mertebe cüyûş-ı muvahhidîn var idi. Zîrâ Süleymân Hân Engürüs seferlerine süvâr oldukda Anadolu'dan Rûm'a aslâ asker geçirmezmiş, illâ Mihaç gazâsında Seleşdi Kral cengine Anadolu ve Mar‘aş ve Karamân eyâletleri askeri geçmişdir. Sâ’ir gazâlarda hemân Rûm askeri Rûm'a, Anadolu askeri Ümm-i Tolı'ya me’mûrlar imiş. Tâ bu mertebe asâkir-i İslâm-ı Rûmeli deryâ-misâl imiş. Bosna ve Budin ve Eğre ve Tımışvâr eyâletleri ana kıyâs oluna, ammâ Rûmeli cümleye serdâr-ı mu‘azzamdır. Hâlâ ile'l-ân ve kânûn-ı Süleymân Hânî'de Mora ve Silistre ve Nigebolu ve Vidin ve Akkirmân ve Özi ve Bender sancakları dahi Rûmeli eyâleti idi. Ba‘dehû Karadeniz'de Kazak keferesi Ak olmak ile Silisre sancakları Rûm'dan ifrâz olup Özi eyaleti deyü başka vezâret oldu. Ve Mora sancağı dahi Freng-i bed-reng-i pür-ceng Akdeniz yalılarına istîlâ etmesin içün Mora sancağı dahi Rûm'dan ifrâz olup eyâlet oldu. Ammâ yine eyâlet-i Rûmeli, diyâr-ı Rûm'da hâlâ büyük eyâletdir kim beş ayda devr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138b ·
metinde göster ·
… âzî Hudâvendigâr bir müfîd ü ihtisâr kubbe-i üstüvâr inşâ etmişdir. Ammâ yetmiş
derde
devâ bir humma-i germâbdır kim cemî‘i dîvârlardan nikrîs zahmına ve gûnâ-gûn sı …
Evsâf-ı mesîregâh-ı germâb-ı ibret-nümâ Örencik: Bu dahi Rûm u Arab u Acem'de hâssa-i kesîreli bir ılıcadır ammâ binâ cihetinde ol kadar mükellef ve mükemmel değildir. Zamân-ı kadîmde selâtin-i Âl-i Osmân'dan Gâzî Hudâvendigâr bir müfîd ü ihtisâr kubbe-i üstüvâr inşâ etmişdir. Ammâ yetmiş derde devâ bir humma-i germâbdır kim cemî‘i dîvârlardan nikrîs zahmına ve gûnâ-gûn sızılara mübtelâ olan sâhib-i özr alîl kimesne gelüp ılıcasına girüp çamurundan veca‘ olan yerlere sürünüp bi-emri Hakîm [u] Kâdir ifâkat bulup tendürüst olur. Husûsen şehir a‘yânları mâh-ı Temmûz'da sürü sürü haymeleriyle gidüp bir hafta anda bana faslı edüp tâze cân bulurlar, meşhûr-ı âfâk bir germâb-ı Hâlık-ı Rezzâk'dır. Andan Sofya şehrinin cânib-i garbında nîm sâ‘at ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
… m yedinci günde "el-Amân, el-amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyü her biri birer
derde
mübtelâ olduklarından taşra çıkınca azamet-i Hudâ bu gârlar içre dahi âteş-i Ne …
Hulâsa-i kelâm yedinci günde "el-Amân, el-amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyü her biri birer derde mübtelâ olduklarından taşra çıkınca azamet-i Hudâ bu gârlar içre dahi âteş-i Nemrûd var iken cümle guzât-ı müslimîn gârlara girüp kimi şehîd olup kimi gâzî olup üç gün dahi kâh ceng ile ve kâh emân ile sene (---) mâh-ı (---) günü ol Kahkahâ-misâl Saçlı dağı içre Yezîdîleri saçlarından keşân ber-keşân sürüyüp taşra çıkarup saçlı kellelerin seyf-i mücezzem ile guzât-ı müslimîn Selmân-ı Pâk köçekleri gibi tıraş ederlerdi. Niçe Yezîdîler ehl [ü] ıyâllerinin esîr oldukların görüp kendü kendinin gözlerin çıkarırdı ve niçe Yezîdî kendüyi kayalardan aşağı atup pâre pâre olurdu ve niçe bini avretlerini ve kızları ve evlâdlarını katl ederdi ve niçe bini kendüyi hançer ile ururdu ve niçesi kılıç üzre düşüp mürd olurdu ve niçe bini dahi dalkılıç olup hasma karşu gelüp ya urup ya urulurdu ve niçesi evlâdlarıyla sarılup kayalardan aşağı atılup pâre pâre olurdu. Bu hâli asker-i İslâm görüp anlar dahi var makdûrların sarf edüp anlara bir tîğ urdular kim ol Yezîdîlerin kanı kayalardan revân olup inşâallah be-dest-i Melek Ahmed Paşa şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın hûnlarının intikâmı alınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a ·
metinde göster ·
… kıblesi hâricinde bir lezîz tuzu olur kim ekâlîm-i seb‘ada nazîri yokdur. Cümle
derde
devâdır. Ve bu şehirde olan üstâd-ı kâmil helvâcılar iki yüz elvân helvâ pişirm …
Der-vasf-ı et‘ıme-i nefîs-i hulviyyât: Evvelâ gıdâ-yı rûh olan ni‘metden memdûhu Basra'nın kıblesi hâricinde bir lezîz tuzu olur kim ekâlîm-i seb‘ada nazîri yokdur. Cümle derde devâdır. Ve bu şehirde olan üstâd-ı kâmil helvâcılar iki yüz elvân helvâ pişirmede meşhûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u
derdergân-ı
ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendil …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
devât ve kalem alınca melik eydür "Tiz habîse meliğin dahi çağırın. Şehîd olaca …
Sene 1032 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in henüz tahta cülûs etdiği sene Murâd Hân'dan ve müftî-i zamân Hüseyin Efendi'den ve Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Doğanî Efendi ve Kapânî Geysûdâr Mehemmed Efendi ve hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî'den me’zûn olup sıla-i rahm etmeğe Üsküdar'a geçüp taban kakup Bostâncıbaşı nâm cisre varup tecdîd-i vudû edüp vakt-i zuhur ezânın tilâvet edüp görse kim cisrin yemîn ü yesârında asker-i deryâ-misâl, asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Ammâ bir beğ ve paşa askerine ve benî Âdeme benzemez asker, Üsküdar tarafında beyâz çadırlı ve beyâz hil‘atli âdemler ammâ karşu tarafda siyâh haymeli ve siyâh çerde ve siyâh geysûlu ve eli hıştlı âdemlerdir. Bu Mehemmed Efendi {bunları görüp} "Sübhânallah ayâ bu ne asker ola." deyü ta‘accüb-künân olup vakt-i zuhuru edâ idem derken başına niçe âdem üşüp "Tiz bize imâmet eyle, bu kerre bu namâzı benî Âdem imâmetiyle kılmış olavuz." dediklerinde edâ-yı salâta mübâşeret mahallinde "Biz ehl-i seferiz, iki rek‘at kıl." derler. Mehemmed Efendi ben dahi ehl-i seferim deyü bunlar salât-ı zuhuru kılıverüp ba‘de's-salât ta‘âmları meydâna getirüp tenâvül mahallinde Armağanî görse kim aslâ bu dünyâ ta‘âmından değil, cümle hubûbât ve nebâtât kökleri. Mehemmed Efendi bi'z-zarûrî yerken görse kim lezzetde dahi dünyâ ta‘âmı lezzeti yok, ta‘accüb edüp ba‘de't-ta‘âm bunların serçeşmesi Melik Şiyam eydür: "Âdem sen eyi âdemsin, bizler tâ‘ûn askerinin ervâh-ı tayyibesiyiz. Bizim urduğumuz bi-emrillah halâs olur ammâ karşu kara çadırlılar ervâh-ı habîselerdir, anların urduğu şehîd olur." dedikde Mehemmed Efendi eydür: "Sultânım, şimdi İslâmbol'da uracak âdemler var mıdır?" dedikde, "Çok vardır, istersen uracağımız âdemleri defter eyle." dedikde Armağanî'nin cân başına sıçrayup derdest devât ve kalem alınca melik eydür "Tiz habîse meliğin dahi çağırın. Şehîd olacakları da yazasın." dedikde habîse meliği dahi gelüp kâmil ahşama dek tayyibe vü habîseden vurulacaklardan üç bin kırk yedi âdem tahrîr eder. Ol gice anda bunlar ile mihmân olup çîl aded âdem dahi tarafeynden yazup vakt-i sabâh olunca Armağanî bunlardan me’zûn olup defteriyle dosdoğru Murâd Hân'a gelüp "Beğim sana müjde olsun. İslâmbol içine yarın tâ‘ûn askeri girüp kıyâmet kopar ammâ senin hâsodanda Hazret-i Risâlet hırka-i şerîfi ve dendân-ı şerîfi vardır ve anda aslâ cimâ‘ olmadığından tâ‘ûn hâsodaya girmese gerek, ammâ yarınki gün bu şehr-i tayyıbeyene kıyâmet kopar!" deyü tâ‘ûn defterin Murâd Hân'ın eline verüp kaziyye-i sergüzeştin bir bir Murâd Hân'a nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
El-hâsıl yetmiş iki derde devâ bir âb-ı germâbdır. Hattâ Süleymân Hân kesret-i seferden nikrîz zahmetine mübtelâ olup Pılak Mustafâ Paşa kapudan paşa iken Süleymân Hân hekîm Kaysûnîzâde ile başdarda-i hümâyûna süvâr olup İslâmbol'dan bir gecede eyyâm-ı muvâfık ile bu ılıcaya gelüp serâperdesinde meks edüp bu hummâya yedi kerre girdikde bi-emrillâhi Te‘âlâ iki ayaklarındaki nikrîzi aşağı topuklarına enüp yığıldı, ammâ Süleymân Hân veca‘ından bî-tâb ü bî-mecâl kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… ile nazar eden zî-akıl ve zû-fünûn bu sarâyı gördükde engüşt ber-dehen ve nâhun
der-dehen
edüp mebhût [u] mütehayyir kalır. Ve bu sarây kurbunda asâkir-i İslâm on gün me …
El-hâsıl böyle bir sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ bir vilâyetde yokdur. Meğer yine bu sarây-ı Erdel ola, zîrâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden zî-akıl ve zû-fünûn bu sarâyı gördükde engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen edüp mebhût [u] mütehayyir kalır. Ve bu sarây kurbunda asâkir-i İslâm on gün meks edüp Çatalbaş Paşa eyâlet-i Karaman ile Siriçse kal‘asına elli bin guruş mîrî mâl tahsîline gitdi. Andan şimâl cânibine 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
… iken kimi esîr-i bend-i zincîr ve niçe bini tu‘me-i şemşîr ve niçe bini firâr-ı
der-deyr(
?) edem der iken anlar dahi dendân-ı tîğdan sîr olup evlâd [u] iyâllerinden muğâ …
"Türk Seykel taburun alamaz" mülâhazasıyla cemî‘i küffâr evli evlerinde ayş [ü] işretde iken kimi esîr-i bend-i zincîr ve niçe bini tu‘me-i şemşîr ve niçe bini firâr-ı der-deyr(?) edem der iken anlar dahi dendân-ı tîğdan sîr olup evlâd [u] iyâllerinden muğân cüvânân bintân [u] nisvânları İslâm ile şeref-yâb olup bu sahrâ-yı behişt-âbâd içinde olan kurâların cümle alan u tâlân ve keferelerin esîr [u] nâlân edüp ıhrâk bi'n-nâr olup eyle berbâd oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b ·
metinde göster ·
Der-defter-i aded-i esmâ-i mahallât-ı büldân: Cümlesi yigirmi dörd mahalledir. Dördü kefere ve bir cemâ‘ati Yahûdî, mâ‘adâ mahallât-ı müslimdir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Çârsû mahallesi ve Tabahâne mahallesi ve Ortacâmi‘ mahallesi ve Şeyh mahallesi ve Na‘lbend mahallesi ve Yukaru mahalleler {meşhûrdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57b ·
metinde göster ·
esmâ-i aded-i mahallât-ı müselmân: Cümlesi on yedi aded mahalledir. Bir mahalle …
Der-defter-i esmâ-i aded-i mahallât-ı müselmân: Cümlesi on yedi aded mahalledir. Bir mahalle-i keferesi Budin kapusundan taşrad[ır], mâ‘adâ şehir içredir, ammâ Macar ve Bulgar ve Sırf ve Urûm ve Ermeni ve Fireng yokdur, ammâ Yahûdî vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66b ·
metinde göster ·
… ler ve işitmemişlerdi. Cemî‘isi âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen ve nâhun
der-dehen
etdiler, ammâ niçesinin atları topların sâ‘ikalarından kuyrukların hotas-vâr ed …
Ammâ henüz imdâda gelmiş Tatar ve Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Macar kâfirleri böyle hengâme-i velvele ve gulgule-i Âl-i Osmân'ı görmemişler ve işitmemişlerdi. Cemî‘isi âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen etdiler, ammâ niçesinin atları topların sâ‘ikalarından kuyrukların hotas-vâr edüp sahrâlara gitdiler, ammâ yine sâhibleri akîblerine düşüp dutdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
… ttâ ba‘zı hücrelerde kehhâllerin bisâtları ve gayri edviyeleri ve niçe bin gûne
derde
devâ içün ma‘âcin makûleleri ve müshilât ve sümûmât makûlesi bile mevcûddur.
Ve bunda fevkânî ve tahtânî cümle otuz aded odalardır. Her birinin içinde birer gûne eşyâlar ile mâl-â-mâldır. Ve hîn- mahalde bulunsun içün enderûn-i hânelerde her ne var ise kapular üzre cümle eşyâların esmâları tahrîr olunmuşdur. Hattâ ba‘zı hücrelerde kehhâllerin bisâtları ve gayri edviyeleri ve niçe bin gûne derde devâ içün ma‘âcin makûleleri ve müshilât ve sümûmât makûlesi bile mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
esmâ-i aded-i mahallât: Cümlesi (---) aded mahallelerdir. Üç mahallesi re‘âyâ-y …
Der-defter-i esmâ-i aded-i mahallât: Cümlesi (---) aded mahallelerdir. Üç mahallesi re‘âyâ-yı harâc-güzâr Nasârâ mahallesidir. Bir mahalle dahi Yahûdî mahallesidir, ammâ Ermeni ve Fireng ve Macar ve Urûm kefereleri yokdur. Ekseriyyâ Latin ve Sırf ve Bulgar kefereleridir, ammâ mahalle-i müslimînin esmâları budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
hisâb-ı sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümle bâğsız ve bâğçeli yedi yüz aded kârgîr bin …
Der-defter-i hisâb-ı sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümle bâğsız ve bâğçeli yedi yüz aded kârgîr binâ tahta ve kiremit ve kayağan örtülü hâne-i zîbâlardır, ammâ cümleden Paşa sarâyı başka bir mahallede sarây-ı azîmdir kim şehrin cânib-i şarkîsine vâkı‘ olup nehr-i Berezniçse kenârındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144a ·
metinde göster ·
… ‘âcinhânesinde hekîmbaşı oturup yevmiyye birer kantâr sükkerî ma‘âcinleri ehl-i
derde
ve fukarâlara bezl ederler. Niçe yüz bin hokka ve kavanos ma‘âcin ve me’kûlât [ …
Ve her tîmârhânenin ma‘âcinhânesinde hekîmbaşı oturup yevmiyye birer kantâr sükkerî ma‘âcinleri ehl-i derde ve fukarâlara bezl ederler. Niçe yüz bin hokka ve kavanos ma‘âcin ve me’kûlât [ü] meşrûbâtı hulviyyâtları vardır. Ve her tîmârhânede müte‘addid yazlı ve kışlı hücrelerinde gûnâ-gûn havz u şâzrevânları var. Kış odalarında hammâm gibi sobalar yaz odalarında şâzrevânları olup pençereleri bâğçelere nâzır olup her hastanın tabî‘atine göre sâzendeler gelüp gûnâ-gûn sâz çalup fasl ederler, ammâ aceb hikmet-i Hudâ'dır kim bu Alman diyârında Rûm'da ve Arabistân'daki gibi çok mecnûn yokdur. Lâkin meshûr kefereler bu tîmârhânelerde çokdur. Anlara dâ-i devâ eder dahi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… al‘a kapularının miftâhların kapukulu yeniçeri ağasına teslîm eder. Cümle-cümle
der-defterde
mevcûd u murakkam üç bin aded kal‘a kuludur kim Budin ve Eğri ve Kanije kal‘ala …
Kal‘a dizdârı her gece kal‘a kapularının miftâhların kapukulu yeniçeri ağasına teslîm eder. Cümle-cümle der-defterde mevcûd u murakkam üç bin aded kal‘a kuludur kim Budin ve Eğri ve Kanije kal‘alarında böyle güzîde asker yokdur. Bu hisâb üzre cümle-cümle hîn-i uruşda mahsûr olma mahallinde yigirmi bin seksen aded asâkir-i pür-silâh mevcûddur. Yigirmi bin asker dahi hîn-i muhâsarada taşra Varat eyâleti kal‘alarından imdâd gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85b ·
metinde göster ·
Der-defter-i esmâ-i aded-i mahallât-i büldân: Cümle (---) aded mahallâtlardır. Evvelâ Hân mahallesi ve Sefer Gâzî mahallesi ve Kuba mahallesi ve İslâm Ağa’nın mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûr mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126b ·
metinde göster ·
âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehre cereyân eden nehir üzre yüzden mütecâviz su d …
Der-defter-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehre cereyân eden nehir üzre yüzden mütecâviz su değirmenlerindan cereyân edüp şehir içre fırka fırka âb-ı hayâtlar cereyân edüp bâğ-ı hadîkaları rey eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
esmâ-i aded-i mahalle-i mü’minân: Hamusu enderûn [u] bîrûn-ı Kefe'de bu resm üz …
Der-defter-i esmâ-i aded-i mahalle-i mü’minân: Hamusu enderûn [u] bîrûn-ı Kefe'de bu resm üzre seksen aded mahalle-i müslimdir, ammâ Ermenî ve Rûm ve Yahûdî ve Çingane alacıklı ve obalı evleriyle cümle yüz yigirmi cemâ‘at mahalle add olunmuşdur, ammâ Topraklık nâm varoş kurbunda çok mahalle Tatar obalıları fukarâlardır. Lâkin derûn-i şehirde cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü sarây-ı azîmler ve hânedân-ı kadîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
giriftâr olduk kim ta‘bîri mümkin değil. Meğer Çerkes mel‘ûnları sekiz günden b …
Ne buz dutmuş ve ne gemiler var. Bir aceb derde giriftâr olduk kim ta‘bîri mümkin değil. Meğer Çerkes mel‘ûnları sekiz günden berü bizi besleyüp zahâ’ir vermeden âcizler olup "Kuban dondu" deyüp yalan haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre …
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender-kat kârgîr binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
Bu şehir hâlâ tahrîr-i der-dest-i Sultân Süleymân Hân fermânı üzre Rûmeli eyâletinde Dırama Tırhala sancağı hâkinde maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem vâlide sultân hâssıdır kim (---) yük akçe iltizâmdır kim hâkimi üç yüz elli iki asker ile bu şehri zabt u rabt eder. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 234b ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl cemî‘i hukemâ bu Atina şehrinin âb [u] hevâsını beğenüp cây-ı vatan edinüp ale'l-ittifâk bu şehir hukemâsı ecele dermân bulmağa çalışup mümkin olup ecele dermân bulamayup niçe kerre yüz bin derde dermânı kemâl mertebe riyâzât [u] perhîz ile vücûdlarına şifâ bulup üçer dörder yüz yıl mu‘ammer oldular. Ammâ Bokrât hakîm ecele dermân değil derdine dermân bulamayup ishâlden merhûm olunca hemân Eflâtûn-ı ilâhî terk-i dünyâ edüp ve hukemâ mezhebinden çıkup Hazr[et-i](---)(---) dînin kabûl edüp seyâhat ederek Budin serhadlerinde Peçoy-ı Sirem-mânend-i bâğ-ı İrem şehrine gelüp anda kırk sene kâmil ikâmet edüp âhır-ı kâr be-kavl-i şi‘r-i muhammes:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251a ·
metinde göster ·
… i niçe kerre yüz bin gûne bunun emsâli edviye-i dârû-yı a‘zam hâsıl olup cemî‘i
derde
dâ-i devâlar bulunur.
Ve bu cebel-i âlîde olan hubûbât u nebât[ât] ve edviye-i hezârgûn bir yaylada yokdur. Hattâ yebrûhu's-sanem ve râvend-i rûmî ve dürüğ otu ve labada ve ışkın ve reybâs dahi niçe kerre yüz bin gûne bunun emsâli edviye-i dârû-yı a‘zam hâsıl olup cemî‘i derde dâ-i devâlar bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
cevâmi‘hâ-yı selâtîn-i Âl-i Osmân ve gayri kibâr-ı a‘yân: Güzîdesi altı aded câ …
Der-defter-i cevâmi‘hâ-yı selâtîn-i Âl-i Osmân ve gayri kibâr-ı a‘yân: Güzîdesi altı aded câmi‘dir. Evvelâ Yukaru hisârda İbrâhîm Hân câmi‘i, andan Tekye kapusunun iç yüzünde Vâlide Sultân câmi‘i, andan çârsû içinde Deli Hüseyin Paşa câmi‘i, andan Ankebût Ahmed Paşa câmi‘i, andan Tekye kapusu önünde mezâristân içinde Velî Paşa câmi‘i. Bunlar cemâ‘at-i kesîreye mâlik kiliselerden ma‘bedgâh-ı müslim olmuş ibâdetgâh-ı kadîmelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b ·
metinde göster ·