İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

dereden

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
17
isabet
17 cümle/beyitte
6,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
34 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi176,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–17 / 17

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“dereden” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS IV 264b … lendin zirvesinde meşveret edüp "İnşâallah hücûm günü sen şu mahalden ve sen şu dereden ve sen şu depeden ve sen şu püşteden atlı ve yayan yürüyüş edersüz." deyü on se …
EÇS V 27b … sultân ile paşa vedâ[‘]laşup sultân İslâmbol'a bizler Kovukdere nâm tenk ü tar dereden
EÇS VI 38b … ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da bu menzilde olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yiğit tüfeng-endâz refîkler verü …
EÇS VI 71b … p Budin tarafına giderken bir handak gibi dere içre cemî‘i Âl-i Osmân askeri ol dereden geçüp 4 sâ‘atde,
EÇS VI 97b … u kal‘ayı ihâta etmiş kara cânibidir kim bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca aşağı dereden âlî bir kat palanka dîvârlı dolma rıhtım kal‘a dîvârı var, ardı ve önü yoldur.
EÇS VI 97b … Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca kesmeğe mübâşeret etmiş, ammâ Matyaş Kral mürd …
EÇS VI 132b … bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes ke …
EÇS VII 25b … ağam, biz Yanık kal‘asından iki bin âdem bu mahalle gelüp iki gece idi yatup bu dereden gelen geçen Türk askeri üzre çıkalım, şikârlar alalım, Yanığ'a tafra ile varalı …
EÇS VII 122b Ve bu kapudan içeri üç yüz adım semt-i şimâle gidüp yine bir uçurum dereden bir uçuruma varınca aykırı bir kat kal‘a dîvârı dahi çekmiş. Bu dîvârda dahi üç …
EÇS VIII 275a … ânları var ammâ tabahânesi ve ipekçiler çârsûsu müzeyyendir. Ve kal‘a ardındaki dereden cereyân eden nehr-i (---) bu varoşun önünden cereyân edüp şehir hâricinde bir g …
EÇS VIII 380a Andan 2 sâ‘at şarka giderken çamur derdinden ulu yoldan sağ tarafa ol dereden düz yollara sapup nehr-i Meriç'i ubûr edüp cisr-i azîm ardımızda kalup bizler b …
EÇS IX Y10b … İremezât-misâl kat-ender-kat şâhnişînler ile ârâste olmuş hânelerdir. Ve mezkûr dereden her hâneye birer ark cârî olup bâğları ve besâtînlerin reyy eder.
EÇS IX Y198a … âhlarımızla mukayyed olarak hamd-i Hudâ bî-pâk [u] bî-pervâ selâmetle ubûr edüp dereden dar çıkup,
EÇS IX Y219b Ve bâlâda zikri sebkat eden sütûn Sırat Köprüsü taşı bu dereden evc-i âsumâna berâber kal‘a dîvârı üzre nümâyândır.
EÇS IX Y219b Bu dereden aşağı bin adım gidüp,
EÇS IX Y333b–Y334a … tullâhi'l-harem, Bekke nâm bir teng ü dar bir dere içine vâki‘ olup dâ’imâ yedi dereden cereyân eden bârân-ı rahmetin seylânı gark-ı harem edermiş. Selef mülûkleri bun …
EÇS X Y428b … îfi ve bir hımâr-ı nahîfi sokup der-ân cân verüp cânsız kaldılar. Anı ubûr edüp dereden taşra çıkınca tâze cân bulup ana karîb yine bir vâdî-i ferahşâd içre,