… ildir. Ve bunun cirmi dâ’iren-mâdâr on iki mil ihâta eder. Etrâfından yedi aded
dereler
kendüye munsab olur.
Mukaddemâ cild-i evvelimizde İslâmbol'un mesîregâh evsâfında bu Çekmece evsâfı Tuna balıkları çıkdığı ile mufassal tahrîr olunmuşdur ammâ bu Çekmece ile Küçük Çekmece mâbeyni deryâdan on iki mildir. Ve bunun cirmi dâ’iren-mâdâr on iki mil ihâta eder. Etrâfından yedi aded dereler kendüye munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı cüsûr-ı âyende vü revendegân: Şehr-i Bitlîs içre cümle on yedi
dereler
üzre on bir aded kârgîr binâ cüsûr-ı ra‘nâlardır. Cümleden kal‘a dibinde Hâtûni …
Der-fasl-ı cüsûr-ı âyende vü revendegân: Şehr-i Bitlîs içre cümle on yedi dereler üzre on bir aded kârgîr binâ cüsûr-ı ra‘nâlardır. Cümleden kal‘a dibinde Hâtûniyye cisridir kim altından ubûr eden nehr-i zülâleyn Ayn-ı İskender ve Ayn-ı Âvîh dereleridir. Ve Husul nehri cisri ve Aynu'l-berut cisri ve Hân bâğı cisri ve Miskinler kurbünde Arab köprüsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri ve Âvîh derede dahi cisirler var, ma‘lûmum değildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu ma‘lûmumuz olan derelerin yemîn ü yesârında bâğlı u bâğçeli kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir kim cümle kârgîr binâlardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… kal‘ada ve aşağı varoş-ı kal‘ası içre on yedi mahalle ve tahrîr olunan on yedi
dereler
kenârında depeler üzre şehr-i Bitlîs'de cümle beş bin aded hâne-i zîbâlardır ve …
Der-fasl-ı aded-i imâret-i hânedân: Yukarı iç kal‘ada ve aşağı varoş-ı kal‘ası içre on yedi mahalle ve tahrîr olunan on yedi dereler kenârında depeler üzre şehr-i Bitlîs'de cümle beş bin aded hâne-i zîbâlardır ve cümle hâk-i anber-i pâk ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Ammâ niçesi birbirine havâle evlerdir. Zîrâ ekser mürtefi‘ hevâdâr zemîn-i âlîye vâki‘ olmuş hevâdâr sarây-ı ra‘nâlardır ammâ bu aşağı varoş hânelerini aşağı kal‘a ihâta etmemişdir. Aşağı kal‘ada ancak çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân ve niçe yüz hânedân vardır. Mâ‘adâ büyûtlar bâğ u bâğçesiyle cümle dere ve depeler üzre nümâyişli bir şehr-i ma‘mûrdur kim bu şehr-i Bitlîs Kürdistân diyârının âb-ı rûyı ve bâğ-ı İremidir ve aşağı kal‘a ol kadar metânet üzre mebnî değildir, Allahu a‘lem Âl-i Abbâsiyân binâsıdır kim der-i dîvârı yalın-katdır. Cânib-i cenûbu tarafı dîvârını nehr-i (---) döğer. Gûyâ ol dere kal‘aya handak olmuşdur. Cümle (---) aded kapusu var, biri şark cânibine nâzır biri garb tarafına mekşûfdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
ve uzlar içre cereyân eden yigirmi yedi aded uyûn-ı câriyelerdir. Bunlardan mâ‘ …
Evvelâ cümle on yedi aded kayalı dereler ve uzlar içre cereyân eden yigirmi yedi aded uyûn-ı câriyelerdir. Bunlardan mâ‘adâ her derede üç yüz altmış aded kaynak-ı âb-ı hoş-nâb-ı berrâk add olunur. Ammâ her birinin tulû‘ [u] gurûbuyla beyân eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak kaynak ta‘bîr olunan uyûnlar cümle uyûn-ı sağîrelerdir. Lâkin,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a ·
metinde göster ·
… ının vefretinden ordu-yı İslâm'dan bir alây şikârcı âdemler dağ taş ve kemîngâh
dereler
ve râh bilmezler birer mağaracı kimesneler ale'l-ittifâk şehr-i Bitlîs'in etrâf …
Âhir "Himmetü'r-ricâl takli‘u'l-cibâl" deyüp yanında olan Ekrâd ümerâlarıyla ol kûh-ı bülendin zirvesinde meşveret edüp "İnşâallah hücûm günü sen şu mahalden ve sen şu dereden ve sen şu depeden ve sen şu püşteden atlı ve yayan yürüyüş edersüz." deyü on sekiz aded ümerâlara hücûm idecek yerlerin gösterüp "Şehr-i Bitlîs'in etrâfında sizler hâzır olup biz aşağı Rahova sahrâsında Van askeriyle ve Hakkarî askeriyle ve benim on iki bin askerimle büyük meterislere hücûm edüp "Allah Allah" deyüp balyemez toplara âteşler etdikde sizler dahi bu me’mûr etdiğim on sekiz yerden şehr-i Bitlîs'e hücûm edin, ammâ askerinize tenbîh ü te’kîd edin, evvel hân arısın söndürelim, sonra hânın balın yiyelim. Gayri re‘âyâ vü berâyâya ve ehl [ü] ıyâle vaz‘-ı yed edüp hâneleri nehb ü gâret etmesinler. Ancak hemân hânı ele getirsinler ve hânın bâğını kabz edüp kal‘ayı muhâsara etsinler" tenbîh etdikde cümle be-ser [ü] çeşm deyüp bu müşâvere-i hayr üzre yemîn billah ile Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup paşa ile ordu-yı İslâm cânibine giderken Rahova sahrâsının bir köşesinde bir çemenzâr yerde tahte'l-kahve tenâvül etmeğe nüzûl edüp cânib-i erba‘aya karavullar koduk. Hikmet-i Hudâ asker-i bî-pâyânın kesretinden ve yağmacı ve kavm-i talancının vefretinden ordu-yı İslâm'dan bir alây şikârcı âdemler dağ taş ve kemîngâh dereler ve râh bilmezler birer mağaracı kimesneler ale'l-ittifâk şehr-i Bitlîs'in etrâfın nehb ü gâret etmeğe giderken meğer hân tarafından kemîngâh içre altı yüz aded güzîde asker-i Rujikiyân var imiş. Bizim asker yağmacısı bu hân askeri üstüne uğrayup bir azîm ceng edüp biz paşa ile otururken bir tüfeng sadâsı istimâ‘ etdik, ammâ ne idüğü ma‘lûmumuz olmayup paşa-yı müdebbirden ol mahalle âdem varınca bizim yağmacılardan iki yüz âdemi hân askeri amân vermeyüp kılıçdan geçirüp cümlesi câm-ı şehâdeti nûş ve gam-ı dünyâyı ferâmûş edüp kellelerin hâna götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… n develeriyle taşırlar ammâ bu mahallin garbında karîb yerde ormanlar ve büklük
dereler
çemenzâr u hıyâbân yerleri vardır. Cümle Ekrâd-ı uryân ile memlûdur.
Menzil-i Acısu: Tikrit sancağı hâkinde Şatt'dan ba‘îd çölistân içre harâb u yebâb bir mahaldir kim Şakakî Kürdleri haymeleriyle kışlarlar. Varan kârbân halkı ve sâ’ir âyende vü revendegân hayme vü hargâhlarıyla meks ederler. Sâhibü'l-hayrâtlar niçe yerlere çâh-ı mâlar hafr etmişler ammâ bi-emri İlâh suları sehel nemekîn olduğundan acı sudurlar ammâ bir menzilde nehr-i Şatt karîbdir ammâ Şatt dolaşık cereyân etdiğinden bu mahalle çölden gelinir ve Toprakkal‘a'dan murâd edinen iki günlük Şatt suyun develeriyle taşırlar ammâ bu mahallin garbında karîb yerde ormanlar ve büklük dereler çemenzâr u hıyâbân yerleri vardır. Cümle Ekrâd-ı uryân ile memlûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı havâ-yı dil-sitân: Gerçi bu şehir yedi sekiz aded
dereler
mâbeynine vâki‘ olmuşdur, ammâ poyraz rûzgârı tarafı küşâde olmağile havâsı gây …
Der-beyân-ı havâ-yı dil-sitân: Gerçi bu şehir yedi sekiz aded dereler mâbeynine vâki‘ olmuşdur, ammâ poyraz rûzgârı tarafı küşâde olmağile havâsı gâyet latîfdir. Ve şitâsı i‘tidâl üzre olduğundan meyvesi firâvândır ve halkı gâyet ten-dürüstlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23b ·
metinde göster ·
… rından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm
dereler
içre gidüp,
Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası çep çevre birer top menzili ba‘îd havâleli dağlardır, ammâ Gırıblan dağı pek yakın havâledir kim Melek Ahmed Paşa'nın bir gulâmı bu kayadan derûn-ı hisârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe karîb bir ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu derelerin ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şekl-i müseddes bir şeddadî seng-i tırâş ahcârât-ı mücellâlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Gerçi havâleleri çokdur, ammâ aşağı kal‘a dibine varıldıkda kal‘anın zirve-i a‘lâsı semâda kalır. Bir vecih ile bu kal‘aya yürüyüş olmayup zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile yâhûd havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân ile vere edüp feth ola, ammâ bu kal‘a gûyâ bir kâse içindedir. Etrâfları kâse kenârları havâlesi yerleridir. Kal‘anın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu var. İçinde küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâfların guzât-ı müslimîn nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular, ammâ kal‘a döğülmedi ve bu Kilis'in cânib-i garbındaki dağ başlarından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm dereler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
… gibi cümle geçdiler. Biz dahi sol tarafda ve sağ tarafda serdârımızla bir sarp
dereler
içlerine pusuya girüp âmâde durduk.
"Bire meded, kâfir geliyor. Pusuya girin. Biz kaçamak verdik" deyüp yıldırım gibi cümle geçdiler. Biz dahi sol tarafda ve sağ tarafda serdârımızla bir sarp dereler içlerine pusuya girüp âmâde durduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… iderlerdi. Hemân beş on aded kâfirler kayalar üzre seğirdüp giderlerken bizleri
dereler
içinde kat-ender-kat görünce hemân anları kovan kâfirlere "Bire geri dönün" diy …
Hemân sâ‘at bir azîm küme atlı ve piyâde kâfirler geçdi. Anların akîbince bir küme yayan ve bir küme elli mikdârı atlı kefereler geçüp anlar dahi har har soluyup giderlerdi. Hemân beş on aded kâfirler kayalar üzre seğirdüp giderlerken bizleri dereler içinde kat-ender-kat görünce hemân anları kovan kâfirlere "Bire geri dönün" diyesiye kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
içre cereyân ederek Gâzî İsâ Beğ kemerleriyle cereyân ederek inüp şehr-i Üsküb' …
Ve bu Kaçanik'den akan nehr-i (---) bu dereler içre cereyân ederek Gâzî İsâ Beğ kemerleriyle cereyân ederek inüp şehr-i Üsküb'ün hân u câmi‘ u hammâm u medreselerine taksîm olur azîm hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169a ·
metinde göster ·
deyüp kasem billâh ile cümle ale'l-ittifâk bir yere cem‘ olup aşağı
dereler
ardından kâfirlerin olduğu bayırlara havâle dağlara çıkup cümle tüfenglere avuc …
deyüp kasem billâh ile cümle ale'l-ittifâk bir yere cem‘ olup aşağı dereler ardından kâfirlerin olduğu bayırlara havâle dağlara çıkup cümle tüfenglere avucumuzla saçma doldurup hemân bir uğurdan teper aşağı "Allâh" deyüp hücûm edince şikâr derdine düşmüş kâfire bir yaylım beş yüz tüfeng kurşumu girince niçe küffâr silâha el edüp ceng etmeğe âğâze etdi, ammâ gayri küffâr silâhlanınca be-emri Hudâ küffâr-ı bed-girdâr târumâr olunca biz dahi şîrînleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… â kenârındaki sarp taşlıklar içre üç bin kadar asâkir-i İslâmı ol kayalar ve ol
dereler
arasına pusuya koduk.
Evvelâ Bism-i İlâh ile Bileyke nâhiyesinden tarfetü'l-ayn içre Sührâb Paşa'nın üç bin asker ve emr-i şerîf götürüp yeni yazdığımız üç bin piyâde pandur yiğitleriyle Pıraçalı Mustafâ Paşa ve Dobra-Venedik'den gelen elçinin üç yüz tüfeng-endâzı ve cümle Hersek sancağının erbâb-ı tîmârları ve erbâb-ı zu‘amâları el-hâsıl cümle tokuz bin güzîde salt ve sebükbâr piyâde ve atlı asker-i İslâm ile cânib-i şarka (---) sâ‘at seğirdüp kâfirin Kotur kal‘ası kurbunda deryâ kenârındaki sarp taşlıklar içre üç bin kadar asâkir-i İslâmı ol kayalar ve ol dereler arasına pusuya koduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156b ·
metinde göster ·
… [ü] etrâfında aslâ ve kat‘â handakı olmayup her cânibi gayyâ deresi gibi uçurum
dereler
olup bir tarafında havâlesi olmadığından bir yerden bu kal‘aya zafer mümkün değ …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Nehr-i Drin kenârında evc-i semâya ser çekmiş bir mermerli yalçın kızıl kanara kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî sedd-i İskender-misâl seng-i hârâdan mebnî bir kal‘a-i ser-bülenddir kim cemî‘i kemân-keşânlar bu kal‘a-i bâlânın zirve-i a‘lâsına şast ber-kabza ok yetişdirememişlerdir. Tâ bu mertebe âlî-kad bir tell-i refî‘ üzre kirman-ı cây-ı amândır. Ve cânib [ü] etrâfında aslâ ve kat‘â handakı olmayup her cânibi gayyâ deresi gibi uçurum dereler olup bir tarafında havâlesi olmadığından bir yerden bu kal‘aya zafer mümkün değildir. Kayalarında şâhin ve zağanos ve akbaba kuşları vatan edinmiş sarp kayalardır. Cânib-i garbîsi bir hayli mesâfe-i ba‘îde dağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… bîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve
dereler
ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâ …
Evvelâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi ve cânib-i cenûbîsi tarafları köy köy üzre ma‘mûr u âbâdân sahrâ-yı mahsûldârın cânib-i garbîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve dereler ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… ı derelerin geçüp 2 sâ‘at yine ol dere içre tâ kal‘a-i Sudağ'a varınca cümle bu
dereler
içre otuz bin bâğdır kim Kefe vâlîlerine öşr-i sultânî verirler. Ve cümle bu bâ …
Andan yine cânib-i kıbleye 2 sâ‘at gidüp Kurbağa kayasın ve Balık kayası derelerin geçüp 2 sâ‘at yine ol dere içre tâ kal‘a-i Sudağ'a varınca cümle bu dereler içre otuz bin bâğdır kim Kefe vâlîlerine öşr-i sultânî verirler. Ve cümle bu bâğlar Kefelilerindir kim altı ay kâmil yay günlerin Kefe kavmi bu bâğlarda ederler kim Kırım cezîresinde bu Sudak bâğları gibi bâğ-ı Merâm yokdur. Gerçi Menkûb kurbunda ve Kaçı derelerinde ve Balbek bâğları vardır, ammâ bu Sudak bâğlarına mu‘âdil olamaz. Andan bu bâğ-ı Merâmlar içre gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
vardır. Zamân-ı kadîmde anların kenârında olan imâretleri harâb-âbâd âsârların …
Ve bu şehr-i atîk içre iki yerde dereler vardır. Zamân-ı kadîmde anların kenârında olan imâretleri harâb-âbâd âsârların tahrîr etsek bir harâb-nâme olur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… arp dağlar içre 6 sâ‘at gidüp niçe âb-ı hayât sular içüp ve niçe ismi nâ-ma‘lûm
dereler
geçüp,
Andan Bolatkay oğulları Hân'a bin aded pür-silâh tüfeng-endâz imdâd verüp ve beğleri bile atlanup kıble cânibine sarp dağlar içre 6 sâ‘at gidüp niçe âb-ı hayât sular içüp ve niçe ismi nâ-ma‘lûm dereler geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… emân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı ve
dereler
ağızlarına meterislere girdiler.
Çünki cümle dörd bin üç yüz piyâde(?) tüfeng-endâz hâzır-bâş olup seksen bin aded dahi Tatar atlısı hâzır olduğun Şîrîn beğleri işidüp cemî‘i zamânda Tatar hânlar beş yüz tüfengliye mâlik olmamışlardır diyü hândan küşümleyüp hânın seferine gelmeyüp Karasu şehri kurbunda Akkaya nâm sahrâda cümle Şîrînli kırk bin Tatar-ı sabâ-sür‘at ile cem‘iyyet-i kübrâ edüp Bâğçesarây'ı basup hânı ve kalgayı ve Vezîr İslâm Ağa'yı katl etmeğe ken[g]eş edüp ale's-sabâh Bâğçesarây'ı uracak olduklarının haberi hâna gelince hemân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı ve dereler ağızlarına meterislere girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… edüp ba‘dehu 3 sâ‘atde cânib-i garba baş aşağı enüp mahûf u muhâtara kayalar ve
dereler
ve depelerli yolları kar örtmüş yerleri yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp karye- …
Bu kurâlardan sonra yine baş yukaru gidüp Hızır-ilyâs gediği yolun aşup azîm derd-i ser çeküp hattâ Kızılyumurta günleri olup cemî‘i rûy-ı arz şiddet-i hâr üzre olmuşken bir azîm dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çeküp ellerimiz ve ayaklarımız donayazup seyishânemizin biri boranda gark olup gücile halâs edüp ba‘dehu 3 sâ‘atde cânib-i garba baş aşağı enüp mahûf u muhâtara kayalar ve dereler ve depelerli yolları kar örtmüş yerleri yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp karye-i inobası'nı geçüp cümle (---) sâ‘atde gidüp Eğribucak kazâsı içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 234a ·
metinde göster ·
… ürr-i beyz-âsâ kal‘a-i serâmeddir kim burc-ı bârû-yı üstüvârlarından âdem aşağı
dereler
ve kayalara bakmağa cür’et edemez. Ve bundan cümle zemîn nümâyân olduğundan mâ‘ …
Bu kal‘adan yukaru iç kal‘a bir küçük bölme hisârdır. İçinde aslâ bir hâne yokdur, ancak bir tophâne ve bir su sarnıcı ve birkaç şâhî topları var. Ve bu orta hisârdan yukaruda bir bölme hisâr dahi var, asıl iç kal‘a odur. Bunda kral sarâyından gayri eser-i binâdan bir âsâr yokdur. Cümle zemînin dizdâr bâğçe etmişdir, zîrâ evler olsa her bâr âdem çıkup enmeğe âciz-mânde olurlar. Ammâ hakkâ ki ayyûka kad keşân olmuş bir sahra-i âlî üzre bir dürr-i beyz-âsâ kal‘a-i serâmeddir kim burc-ı bârû-yı üstüvârlarından âdem aşağı dereler ve kayalara bakmağa cür’et edemez. Ve bundan cümle zemîn nümâyân olduğundan mâ‘adâ Bahr-i Ebyaz bir buhayrecik gibi görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246a ·
metinde göster ·
Mezbûr kal‘adan taşra yedi aded dağlar üzre ve yedi aded
dereler
ve depeler içre beyâz taşlık içinde mâl-â-mâl biri biri üzre kat-ender-kat bâğs …
Mezbûr kal‘adan taşra yedi aded dağlar üzre ve yedi aded dereler ve depeler içre beyâz taşlık içinde mâl-â-mâl biri biri üzre kat-ender-kat bâğsız ve bâğçesiz ve havlısız dıyk ve daracık eniş ve yokuşlu yerlerde cümle der-i dîvârları sâfî kârgîr binâ taşdır. Ve cümle kiremit ile mestûr gâyet ma‘mûr evlerdir kim birbirlerinin pençerelerine nâzırlardır. Ammâ Muslihiddîn mahallesi evleri cânib-i şarka nâzır ve aşağıca evlerdir. Ve Karşı mahalle hâneleri cümle taraf-ı garba nâzırlardır kim cümle 7 aded müselmân mahallesidir. Cümleden ma‘mûr Muslihiddîn mahallesi ve Karşı mahalle ve Aşağı mahalle ve Çârsû mahallesi ve Voyvada mahallesi ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246a ·
metinde göster ·
derdin çekerek anı dahi geçüp 4 sâ‘at dahi yıldız cânibine sahrâcıklar ve ma‘mû …
Anı geçüp ve Londar yaylağın taşlıklar ve dereler derdin çekerek anı dahi geçüp 4 sâ‘at dahi yıldız cânibine sahrâcıklar ve ma‘mûr Londar kazâsı kurâların ve çiftliklerin seyr [ü] temâşâ ederek cümle 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·
ve depe içre cümlesi yetmiş yedi bin aded müfîd [ü] muhtasar tahtânî ve câ-be-c …
Kal‘anın şimâli ve garbîsi tarafında dereler ve depe içre cümlesi yetmiş yedi bin aded müfîd [ü] muhtasar tahtânî ve câ-be-câ fevkânî evler ve bekârhâne odalardır. Ve cümle yedi aded câmi‘-i pür-müfîd ü sefîd hâk-i pâk ile mestûr minâresiz câmi‘-i ma‘mûrlar ve cümle kırk aded mesâcidler ve cümle üç aded medreselerdir. Ve cümle beş aded mekteblerdir. Ve cümle iki aded tekyelerdir. Ve cümle altı aded küçücük hammâmlardır. Ve cümle yedi aded hânlardır. Ve cümle iki bin aded dükkânlardır, ammâ bu binâların cümlesi ahşâbât-ı hâr-ı hâşâk ile amâr olmuş müfîd [ü] muhtasar kârhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
… uzât-ı müslimîn ve cemî‘i sıbyân ve re‘âyâ vü berâyâlar ol kadar top güllelerin
dereler
ve depeler ve dağlarda ve bâğlarda yakın [u] ırağlarda bulup gülleleri, güle gü …
Ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa-yı müdebbir dellâl nidâ edüp "Her kim gülle getirirse birer Mısır parası ihsân olunur" deyince azamet-i hudâ cemî‘i guzât-ı müslimîn ve cemî‘i sıbyân ve re‘âyâ vü berâyâlar ol kadar top güllelerin dereler ve depeler ve dağlarda ve bâğlarda yakın [u] ırağlarda bulup gülleleri, güle güle getirüp yigirmi yerde gülleler dağlar gibi yığılup bu dahi bir hazîne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
ve bayırlar üzre etrâf kasaba ve kurâlar ahâlîlerinin bâğları cümle bu Kayacık' …
Ve şehrin şimâl tarafında dereler ve bayırlar üzre etrâf kasaba ve kurâlar ahâlîlerinin bâğları cümle bu Kayacık'dadır, zîrâ ekin kânı değildir. Âb [u] hevâsı, bâğ u bâğçesi gâyet latîf olduğundan âbdâr ve dânedâr şîrîn Q 15bP 15b bey‘ [u] şirâsı olur. Ve bu bâğlarda hâsıl olan la‘lgûn kirazın her biri birer esedî riyâle berâber vezn etdik, ammâ niçe bin kirazdan intihâb edüp vezn etdik. Hattâ Anatolu'da kırmızıya müte‘allik bir şey medh olunsa "Kayacık sahtiyânı ve kirazı gibi kırmızıdır" derler. Ve dilberânların yanakları ve lebleri medh olunsa "Kayacık kirazı dudaklı bir serfirâz-ı cihân dilberdir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28b ·
metinde göster ·
… p andan yine yigirmi mîl Anatolu kenârına karîb Saplıca adaların ubûr edüp sarp
dereler
kenârınca giderek ve Sıra limanın ve dahi Nergis limanın ubûr etdiğimiz mahalle …
Bu iki cezîre mâbeyninden berk-i hatîf gibi ubûr edüp andan yine yigirmi mîl Anatolu kenârına karîb Saplıca adaların ubûr edüp sarp dereler kenârınca giderek ve Sıra limanın ve dahi Nergis limanın ubûr etdiğimiz mahallerde, Cezîre-i Susam nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62b ·
metinde göster ·
… im at ve katır ve piyâde âdem adım basacak yer bulamaz. Yetmiş seksen yerde dar
dereler
ve mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem taş ile bin âdemi geçirtmemeğ …
Bu Alman boğazı değildir, Alaman-ı bî-amân boğazıdır ve eyle taşlıkdır kim at ve katır ve piyâde âdem adım basacak yer bulamaz. Yetmiş seksen yerde dar dereler ve mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem taş ile bin âdemi geçirtmemeğe kâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a ·
metinde göster ·
… ahalden Marmaris kal‘ası ve körfezi nümâyândır. Anı yokuş aşağı ubûr edüp vasi‘
dereler
içre Süleymân Hân yolu ile yine cenûba bir sâ‘at gidüp,
Marmaris beli: Ol mahalden Marmaris kal‘ası ve körfezi nümâyândır. Anı yokuş aşağı ubûr edüp vasi‘ dereler içre Süleymân Hân yolu ile yine cenûba bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110b ·
metinde göster ·
… havf etmen" deyü 4 sâ‘at semâya ser çekmiş dağlar ve derk-i esfele enmiş gayyâ
dereler
ve mahûf u muhâtara kısık kayalı Y 150b boğazlar ve sa‘b ve uçurum yollar ile …
"Bundan böyle gayri havf etmen" deyü 4 sâ‘at semâya ser çekmiş dağlar ve derk-i esfele enmiş gayyâ dereler ve mahûf u muhâtara kısık kayalı Y 150b boğazlar ve sa‘b ve uçurum yollar ile ve gâh leb-i deryâ sengistânı ile yüz bin renc [ü] anâ çekerek ve Hudâ âlimdir, atlar ayak basacak yer keff-i mîzân kadar toprak bulmayup düşe kalka piyâde ve bî-dermân cânımızdan ol şiddet-i harâretde bî-zâr olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150a–Y150b ·
metinde göster ·
… hâli görüp kâr [u] kisblerinden ferâğat edüp develeri ile ordu hâricinde ba‘zı
dereler
daldasında pinhân oldular. Ba‘zıları gayret edüp kaldılar.
Netîce-i kelâm ol gün ol gece eyle matar nâzil oldu kim bir âdem bir âdeme varmak mümkin olmayup cümle çadırlar deryâ-yı seyle müstağrak oldular. Cümle Urbân bu hâli görüp kâr [u] kisblerinden ferâğat edüp develeri ile ordu hâricinde ba‘zı dereler daldasında pinhân oldular. Ba‘zıları gayret edüp kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… mâret yokdur. Ancak nebâtât [u] giyâhâtlı ve muğaylân ve ılgın ağaçlı bir vâsi‘
dereler
ve büklerli yerlerdir. Y 275a Ba‘zı dereler içre âb-ı rahmetden cem‘ olmuş su …
Bu mahalde imâret yokdur. Ancak nebâtât [u] giyâhâtlı ve muğaylân ve ılgın ağaçlı bir vâsi‘ dereler ve büklerli yerlerdir. Y 275a Ba‘zı dereler içre âb-ı rahmetden cem‘ olmuş sular bulunup def‘-i atşân etdiler. Ammâ zemîni arz-ı şûre olmağın suya te’sîr edüp sular dahi şûrca olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274b–Y275a ·
metinde göster ·
… uğaylân ve ılgın ağaçlı bir vâsi‘ dereler ve büklerli yerlerdir. Y 275a Ba‘zı
dereler
içre âb-ı rahmetden cem‘ olmuş sular bulunup def‘-i atşân etdiler. Ammâ zemîni …
Bu mahalde imâret yokdur. Ancak nebâtât [u] giyâhâtlı ve muğaylân ve ılgın ağaçlı bir vâsi‘ dereler ve büklerli yerlerdir. Y 275a Ba‘zı dereler içre âb-ı rahmetden cem‘ olmuş sular bulunup def‘-i atşân etdiler. Ammâ zemîni arz-ı şûre olmağın suya te’sîr edüp sular dahi şûrca olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274b–Y275a ·
metinde göster ·
Ve bu Hayberistân önünden cümle asâkir-i İslâm âmâde ubûr ederek vâsi‘
dereler
içre yine on iki katâr huccâc gürûh gürûh çekilerek muğaylânlar içre gâh kumsal …
Ve bu Hayberistân önünden cümle asâkir-i İslâm âmâde ubûr ederek vâsi‘ dereler içre yine on iki katâr huccâc gürûh gürûh çekilerek muğaylânlar içre gâh kumsal ve gâh hurde seng-i çıkal üzre güzer ederek şiddet-i hârdan ve hâbsızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı Hakda kurbân edüp fukarâya bezl olunup ve elli piyâde âdem bî-tâb ü bî-mecâl kalup Hüseyin Paşa hazretleri kendü develerine bindirüp 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
… Ve buna karîb şeyhü'l-harem birkesi ve sebîli var, anı ubûr edüp bir azîm sa‘b
dereler
içre gâh şarka ve gâh garba eğri büğrü seng-i hârâlı dere ve depeli yerler ile …
Birke-i Hazret-i ibn Mes‘ûd: Bir mu‘azzam birkedir, ammâ suyu yokdur. Ve buna karîb şeyhü'l-harem birkesi ve sebîli var, anı ubûr edüp bir azîm sa‘b dereler içre gâh şarka ve gâh garba eğri büğrü seng-i hârâlı dere ve depeli yerler ile ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a ·
metinde göster ·
… leri vardır. Bu cibâlleri hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr [ü] temâşâ edüp yine ol
dereler
içre,
Cebel-i Arec derler bir cebeldir. Ol kadar âlî değildir. Hazret-i Risâlet'in Bedr-i Huneyn gazâsından ganîmet olan koyun ve keçileri bundaki gârlar içre yatup otlarlardı. Ol ganemler zürriyetinden beyâz örgüçlü koyunları ve münakkaş keçileri vardır. Bu cibâlleri hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr [ü] temâşâ edüp yine ol dereler içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y306a ·
metinde göster ·
… şeli değildir, serâpâ hurda kara taş dökülüdür. Kaldırım döşeli değildir, hemân
dereler
içre çakıl taşı nice pâymâl ise Harem-i kebîr içi eyle dökülmüşdür. Âdem üstüne …
Ve bu tuç direkler ile Ka‘be-i şerîf Q 141b mâbeyninden gayri büyük Harem-i şerîfde mermer-i hâm döşeli değildir, serâpâ hurda kara taş dökülüdür. Kaldırım döşeli değildir, hemân dereler içre çakıl taşı nice pâymâl ise Harem-i kebîr içi eyle dökülmüşdür. Âdem üstüne huzûr ile basamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a ·
metinde göster ·
… erler. Bu menzilden gayri Mısır'a garb cânibine doğru gidilir. Muğaylânlı vâsi‘
dereler
içre ba‘zı kumsal yollar ile 14 sâ‘atde,
Menzil-i Sakîfe: Suyu yokdur. Ancak Rıdvân Paşa bir kaya dibinde bir bürke inşâ eylemiş. Sâkıyeleri var, suyu bürkeye leb-ber-leb edüp hayvânâtlar içerler. Bu menzilden gayri Mısır'a garb cânibine doğru gidilir. Muğaylânlı vâsi‘ dereler içre ba‘zı kumsal yollar ile 14 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369a ·
metinde göster ·
… de yine cânib-i garba tağlı ve taşlı ve muğaylân ve zıbrulu(?) ve misvâk ağaçlı
dereler
içre 9 sâ‘at gidüp,
Hakîre bu bâğlarda vâfir meyveler verüp acele ile yola revâne olup anı gördük, huccâc kal‘a-i Nahil'den kalkup nîm râhda nısfü'l-leyl mâhtâbda râst gelüp mülâkât olduk. Ve sabâha karîb rada edüp ihvân-ı bâ-safâlara safâ nazar Tûr meyveleri bezl edüp cümle ahibbâ pesend etdiler. Vakt-i şâfi‘îde yine cânib-i garba tağlı ve taşlı ve muğaylân ve zıbrulu(?) ve misvâk ağaçlı dereler içre 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·