ve Kurd derelerinden cem‘ olur âb-ı hayâtdır, anı atlar ile geçüp cânib-i garba …
Andan nehr-i (---) ubûr edüp nehr-i Kerkük'e mahlût olur çay-ı azîmdir. Mandoval derelerinden ve Kurd derelerinden cem‘ olur âb-ı hayâtdır, anı atlar ile geçüp cânib-i garba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… r edüp nehr-i Kerkük'e mahlût olur çay-ı azîmdir. Mandoval derelerinden ve Kurd
derelerinden
cem‘ olur âb-ı hayâtdır, anı atlar ile geçüp cânib-i garba 6 sâ‘atde,
Andan nehr-i (---) ubûr edüp nehr-i Kerkük'e mahlût olur çay-ı azîmdir. Mandoval derelerinden ve Kurd derelerinden cem‘ olur âb-ı hayâtdır, anı atlar ile geçüp cânib-i garba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
su değirmânları çokdur, ammâ nehr-i Tuna üzre olan âsiyâb-ı dakîk bir diyârda y …
Bu şehr-i Silistre dağlarında ve derelerinde su değirmânları çokdur, ammâ nehr-i Tuna üzre olan âsiyâb-ı dakîk bir diyârda yokdur. İllâ yine Tuna nehri üzre olan şehirler önünde vardır. Ammâ bu Silistre önündeki değirmânlar kâr-ı acîb u garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… ağaççıklarda bir vişnesi ve çilek meyvesi olur kim ve mine'l-acâ’ibdir.Ve aşağı
derelerinde
kestâne ve ahlad ve güğüm ve muşmula ve üvezi olur kim, garâ’ibdir. Ve billûrda …
Ve bir gûne alçacık ağaççıklarda bir vişnesi ve çilek meyvesi olur kim ve mine'l-acâ’ibdir.Ve aşağı derelerinde kestâne ve ahlad ve güğüm ve muşmula ve üvezi olur kim, garâ’ibdir. Ve billûrdan nişân verir buz pârelerin vişne hoş-âbına koyup şeb [u] rûz ve şinâb halâl-i nâb nûş ederdik. Ahâlî-i vilâyet takrîri üzre bu kûh-ı bülende üç bin eğrek, ya‘nî saya ve ya‘nî koyun ağılı vardır, derler. Ve Sırf ve Bulgar ve Voynuk kefere ve fecere çobanları var kim her biri başdarda karavanasına benzer, dırâz kad çobanlarının kulübelerinde mahbûbe yayla güzeli Bulgar kızları var kim her biri birer pençe-i âfitâb-ı âlem-tâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a ·
metinde göster ·
… eri ve Rila yaylaları ve Destpot yaylaları ve Köstence dereleri ve Kız Derbendi
derelerinden
cereyân eden uyûn-ı câriyeler demir ma‘âdinlerine uğrayarak bu Saruhânbeğli alt …
Bu Saruhânbeğli dereleri ve Rila yaylaları ve Destpot yaylaları ve Köstence dereleri ve Kız Derbendi derelerinden cereyân eden uyûn-ı câriyeler demir ma‘âdinlerine uğrayarak bu Saruhânbeğli altına ve Tatarbâzârcığı sahrâsına, andan Filibe şehri içinden güzer edüp Edirne kurbunda Koca Mustafâ Paşa cisrinden geçüp Edirne şehri içinde Mihal cisri dırâzı altında nehr-i Tunca ve nehr-i Arda'ya mahlût olup üç nehr-i azîm bir olup kal‘a-i Enez altında deryâ-misâl bahr-i Rûm'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147a ·
metinde göster ·
… ğildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu ma‘lûmumuz olan
derelerin
yemîn ü yesârında bâğlı u bâğçeli kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir kim cümle kâr …
Der-fasl-ı cüsûr-ı âyende vü revendegân: Şehr-i Bitlîs içre cümle on yedi dereler üzre on bir aded kârgîr binâ cüsûr-ı ra‘nâlardır. Cümleden kal‘a dibinde Hâtûniyye cisridir kim altından ubûr eden nehr-i zülâleyn Ayn-ı İskender ve Ayn-ı Âvîh dereleridir. Ve Husul nehri cisri ve Aynu'l-berut cisri ve Hân bâğı cisri ve Miskinler kurbünde Arab köprüsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri ve Âvîh derede dahi cisirler var, ma‘lûmum değildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu ma‘lûmumuz olan derelerin yemîn ü yesârında bâğlı u bâğçeli kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir kim cümle kârgîr binâlardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs
derelerinde
senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu s …
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b–228a ·
metinde göster ·
… e süvâr olup hân ile at başı berâber alây-ı azîm ile Van'a revâne olarak Bitlîs
derelerinden
Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded haymeler kurulu …
Hulâsa-i kelâm şehr-i Bitlîs'de on gün on gice tekâ‘üd etdiğimizde ahâlî-i beled ile ol kadar hüsn-i ülfet olundu kim ta‘bîri mümkin değildir. Ve paşa ile hân birbirlerine ol kadar muhabbet edüp birbirlerine eyle ikrâm etdiler kim meğer bu ikrâmı Hâtem-i Tayy veyahûd Ca‘fer-i Bermekî etmemiş ola. Netîce-i merâm iki bin askerle paşanın tuğları Rahova nâm mahalle gitdikde ertesi gün paşa hân ile vedâ‘ mahallinde öpüşüp görüşüp paşa esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup hân ile at başı berâber alây-ı azîm ile Van'a revâne olarak Bitlîs derelerinden Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded haymeler kurulup hân hazretleri paşayı ol hayemâtlara indirüp bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu dahi ve mine'l-acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
… e ordu-yı İslâm'a mansûr [u] muzaffer dâhil olup andan yine yigirmi günde Kutur
derelerinden
ve Pinyaniş Ekrâdı içinden Van'a dâhil olup kal‘a-i Van'ı dahi imâr etdiler.
Ba‘dehû Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın kânı olan Kızılcayayla'yı nehb ü gâret etmeğe Ulama Paşa'yı on sekiz bin askere serdâr edüp gönderdi. Âhir Ulama Paşa Kızılca dağda bi-emrillah münhezim olup az asker ile Tebrîz altına serdâr-ı mûmâ-ileyhe gelüp dahi ziyâde asker koşulup Tebrîz kurbünde Ucân yaylası ve Hoy ve Merende ve Tesûy ve Salmas diyârların nehb ü gâret edüp dârların Kızılbaşların başına dar edüp cümle guzât-ı müslimîn Kızılcayayla'da münhezim olduklarının intikâmın alup bî-hisâb mâl ile zîr-i Tebrîz-i dilâvîzde ordu-yı İslâm'a mansûr [u] muzaffer dâhil olup andan yine yigirmi günde Kutur derelerinden ve Pinyaniş Ekrâdı içinden Van'a dâhil olup kal‘a-i Van'ı dahi imâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
girme sadedinde iken İbrâhîm Beğ anları çevirüp çoğunun atları kalup Bitlîs der …
Bu haber-i mûhiş paşaya gelince, "Bre bre" deyüp tarfetü'l-ayn içre bunlara karîb vardıkda cümle başları bırakdırup elimize teklîf-i mâlâ-yutak edüp Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ ileride bulunup hânlılar da Bitlîs derelerine girme sadedinde iken İbrâhîm Beğ anları çevirüp çoğunun atları kalup Bitlîs deresine cân atam derken anları da kayd ü bend edüp çıt-a-çıt tüfengleşerek paşa dahi yetişüp altı yüz hân askerinden ancak iki yüz ellisi piyâde sengistâna düşüp halâs oldular. Üç yüz ellisi hemân ol mahalde dendân-ı tîğdan geçüp cümle kelleleri paşa leşkeri yanında bırakdırup bizim şehîdlerin iki yüz aded kellelerin hemân ol mahalle bir dere içre bir bayır altında defn edüp ba‘de'l-asr ordu-yı İslâm'a girüp paşa eydür: "Bre bre şu nâmerd hân gerçi hânesinde mihmân olduğumuzda bize hokkabâz şekilli göründü ammâ müdebbir imiş. Kemîngâhlarda yiğit saklarmış. Tiz dellâllar nidâ eylesünler kim her kim çete ve yağma ve talana giderse katl ederim." deyü yemîn edüp münâdîler nidâ edüp ol gice cemî‘i ümerâlara fermânlar gidüp taraf taraf cânib-i erba‘ada ince karavullar ta‘yîn olunup "Herkes çadırlarında hâzır-bâş olsunlar ve çadırlarından bir hay huya çıkmasınlar ve ata binmesinler ve âteş yakmasınlar ve tüfeng atmasınlar." deyü gûnâ-gûn tenbîh ü te‘kîdler olunup ordunun cânib-i erba‘asına birer tüfeng menzili ba‘îd kat-ender-kat ince karavullar konulup herkes haymesinde hâzır-bâş dururlardı. Zîrâ imdâda gelmeyen Kürdistân beğlerinden havf olunurdu. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın umûr-dîde olduğundan ve müdebbir ü mubassır olup hıyel u şeytanatda yegâne-i asr u ferîdü'd-dehr olduğundan ve asker-i bî-pâyân olduğundan hân bir gice ale'l-gafle şîrînlenüp bir hîle ile şebhûn eder deyü paşa ve asker-i İslâm havf ederlerdi. Ammâ Allah âlim ü dânâdır, ol hân-ı âlîşân âlüfte vü âşüfte hân-ı mazlûm bir şeyden haberi yok iken bir alây gammâz-misâller hân-ı bî-günâhı paşaya gamz ide ide cümle müfsidîn ü hâsidînler hâh-nâ-hâh hân-ı bî-günâhı âk edüp cenge âheng etdirdiler. Âhir Hân dahi gayret-i hamiyyet-i Âl-i Abbâsiyân'ı vücûda getirüp otuz kırk bin asker başına cem‘ eyleyüp bu gûne harekâtlar eyleyüp Ahlat kal‘asından berü kâh bizim asker Hân tarafından ve kâh Hân askeri bizim tarafımızdan kelle ve dil alırlardı. Ammâ Paşa-yı müdebbire Pinyanişî beği tarafından bir dil gelüp meğer gâyet fasîh ü belîğ söz ebesi diller imiş, Paşa'ya eydür: "Sultânım, ol hân-ı bed-gümân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdî'den ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî ve Çelevî'den ve Tüvanî ve Mervânî 265a ve Beddî ve Nankî ve Küvarî ve Güvaşî ve Bezikî ve Mornî ve Kanahî'den ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) kavm-i Yezîdîlerden kâmil yigirmi bin tüfeng-endâz ve kırk bin cürd atlı hayyâl-i mümtâz cem‘ edüp vezîri Çâker Ağa ile bu Ekrâd a‘râb-ı hâne-harâblar Hâna imdâd etmeğiçün kûh-ı Dehdîvân'ın Cehennem deresinden bu gice sizi basacaklardır." deyü bu hânın asker-i bî-pâyânı evsâfın ve mehâbet-i dârât-ı azamet-i salâbeti tarafın ol kadar ta‘rîf u tavsîf etdi kim gûyâ Sâm [u] Nerîmân'ı ve Zâl [u] Güstehem'i meddâhlar medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b–265a ·
metinde göster ·
derbend-i çalındır etmişler ve her kat meterislere kat-ender-kat benî Âdem dold …
Hakkâ ki Bitlîs derelerin derbend-i çalındır etmişler ve her kat meterislere kat-ender-kat benî Âdem doldurmuşlar. Hakkâ mukaddemâ Tahte'l-Van altında giriftâr olan dillerin sözleri sahîh imiş ve bu gûne muhîl Ekrâd'[da]n mâ‘adâ Bitlîs'in dere ve depelerde ve cemî‘i ser-i püşte ve püştelerde der-beste olmuş dere ağızlarında niçe bin tüfeng-endâz âdemler birbirlerine tirkeşüp gûnâ-gûn külbe vü haymeler ile cümle dağlar zeyn olmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… bâğlı u bâğçeli derelerdir kim bir tarafından kal‘aya zafer mümkin değildir. Bu
derelerin
mâbeyninde vâki‘ olmuş seng-i hârâlar üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir kim her …
Bu gûne ta‘rîf u tavsîfden murâd oldur kim bu kal‘a-i İmâdiyye cemî‘i Kürdistân'ın ve Arab u Acem'in tâ ortasında vâki‘ olmuş kal‘adır kim cânib-i etrâfında olan seng-i hârâlarında niçe kerre yüz bin gûne murg-ı vahşî âşiyân dutmuş İmâdeddîn kal‘asıdır. Cânib-i (---) urûc olunur. Ancak bir yolu vardır ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden nişân verir mahsûldâr âb-ı revânlı bâğlı u bâğçeli derelerdir kim bir tarafından kal‘aya zafer mümkin değildir. Bu derelerin mâbeyninde vâki‘ olmuş seng-i hârâlar üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir kim her tarafından aşağı nazar edenin zehresi çâk olur. Gerçi böyle seng-i bâlâ üzre niçe sa‘b hisâr-ı metîneler var ammâ daracık kal‘a-i sağîrelerdir. Ammâ bu İmâdiyye şâhikası bir vâsi‘ sahrâlı ve çemenzâr yerli ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve servî dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı zemîndir kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) sâ‘atde devr eder. Niçe yeri 378a arz-ı hâlî olduğundan mâ‘adâ şehrin cümle mezâristânı kal‘a içindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b–378a ·
metinde göster ·
… rdan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu
derelerin
ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şek …
Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası çep çevre birer top menzili ba‘îd havâleli dağlardır, ammâ Gırıblan dağı pek yakın havâledir kim Melek Ahmed Paşa'nın bir gulâmı bu kayadan derûn-ı hisârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe karîb bir ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu derelerin ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şekl-i müseddes bir şeddadî seng-i tırâş ahcârât-ı mücellâlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Gerçi havâleleri çokdur, ammâ aşağı kal‘a dibine varıldıkda kal‘anın zirve-i a‘lâsı semâda kalır. Bir vecih ile bu kal‘aya yürüyüş olmayup zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile yâhûd havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân ile vere edüp feth ola, ammâ bu kal‘a gûyâ bir kâse içindedir. Etrâfları kâse kenârları havâlesi yerleridir. Kal‘anın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu var. İçinde küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâfların guzât-ı müslimîn nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular, ammâ kal‘a döğülmedi ve bu Kilis'in cânib-i garbındaki dağ başlarından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm dereler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
… kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne
derelerin
ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl o …
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b–3a ·
metinde göster ·
cereyân eden Şarâben tahûr misilli âb-ı nâblar cümle bu nehr-i Neretva'ya mahlû …
Bâ-husûs Yezero yaylasından ve İlok derelerinden cereyân eden Şarâben tahûr misilli âb-ı nâblar cümle bu nehr-i Neretva'ya mahlût olur. Bu Neretva'yı atlar ile geçüp 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… ‘dehu bu kulleden kalkup cânib-i kıbleye sarp cehennem dereleri ve taşlık sakar
derelerin
yüz bin meşakkat-i râh-ı su‘ûbet çekerek 4 sâ‘atde giderek,
Ba‘dehu bu kulleden kalkup cânib-i kıbleye sarp cehennem dereleri ve taşlık sakar derelerin yüz bin meşakkat-i râh-ı su‘ûbet çekerek 4 sâ‘atde giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… afâ Paşa'nın bir göz cisrini geçdik ve nehr-i Pragova cânib-i şarkda mezkûr Dol
derelerinden
ve Ustolça dağlarından gelüp bu mahalde Hersek Kralı İskemlesi nâm bir kaya-i b …
Ba‘dehu bu köyden yine cânib-i cenûba 162a nehr-i Neretva kenârıyla giderken nehr-i Pragova üzre Üsküplü Koca Mustafâ Paşa'nın bir göz cisrini geçdik ve nehr-i Pragova cânib-i şarkda mezkûr Dol derelerinden ve Ustolça dağlarından gelüp bu mahalde Hersek Kralı İskemlesi nâm bir kaya-i benâm dibindeki boğazdan geçüp hemân ol mahalde nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b–162a ·
metinde göster ·
… Kara Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Kolojvar kal‘ası dağlarından ve Şiçevar kal‘ası
derelerinden
cereyân ederek gelüp bu Fekte Batur kal‘asına uğrayup andan mezkûr Göle kal‘ası …
Hâlâ Varat hâkinde nehr-i Kara Kiriş kenârında cânib-i erba‘ası ormanlık içinde şekl-i murabba‘ bir metîn ve rıhtım dolma dîvârlı dâ’iren-mâdâr beş yüz adım cirmli palanka-i müstahkemdir. İçinde dizdârı ve elli aded merdüm-hisârı ve cebehânesi ve şâhî şâhâne topları ve beş dükkâncığı ve bir mükellef hâncuğazı var. Ve mezkûr Fekte Batur manastırı hâlâ Hüseyin Paşa {Sultân Mehemmed} câmi‘i etdi. Ve kal‘a kapusu cânib-i garba mekşûf ağaç kapudur. Ve bir sık orman-ı mişeyistânlı zemîne vâki‘ olmağile gâyet mahûf u muhâtara yer olduğundan her bâr Macar katanası keferesi eksik değildir, zîrâ Yanova ile Varat arasında gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu kal‘a handakından akan nehr-i Kara Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Kolojvar kal‘ası dağlarından ve Şiçevar kal‘ası derelerinden cereyân ederek gelüp bu Fekte Batur kal‘asına uğrayup andan mezkûr Göle kal‘asını reyy edüp andan Eğre eyâletinde Sonlok kal‘ası mâbeyninde nehr-i Tise'ye mahlût olur. Ol kadar latîf su değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a ·
metinde göster ·
Karadeniz'i tâ Silivri kal‘ası dibinde Akdeniz'e karışdırup bu kazdığım on kona …
"Belî ben de Rac‘îm Kral'dan ve babası Süleymân Kral'dan eyle işitdim, ammâ ben de mukaddem târîh ile Karadeniz'i Terkoz kal‘ası yapacağım boğa[z]dan kesüp Azâdlı derelerinden Karadeniz'i tâ Silivri kal‘ası dibinde Akdeniz'e karışdırup bu kazdığım on konak ihâta eder kal‘a etsem gerek" dedikde Yanvan Kral eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… ...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı
derelerinde
bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp …
Ve cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Kırım vilâyeti feth olup yedi yıl bu kal‘a dest-i küffârda kalup Gedik Ahmed Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd olduğundan bu kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… hân ve hammâmları ve bâğ u bâğçeleri ve suları yokdur. Cümle suları aşağı Hacı
derelerinden
eşeklerle kal‘aya su taşırlar. Zamân-ı kadîmde ma‘mûr sarnıçları var imiş, hâlâ …
Hattâ bu kal‘ada aslâ çârsû-yı bâzâr dükkânları ve hân ve hammâmları ve bâğ u bâğçeleri ve suları yokdur. Cümle suları aşağı Hacı derelerinden eşeklerle kal‘aya su taşırlar. Zamân-ı kadîmde ma‘mûr sarnıçları var imiş, hâlâ mu‘attaldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
… içinde niçe âsiyâb-ı mâları deverân etdirüp andan aşağı Eski Bâğçesarây’ı şehri
derelerinden
cereyân ederken bu ayna Çürüksu derler, gâyet müsta‘mel sudur içilmez.
Ve bu kapulardan gayri yerden bu dere içre kuş uçmaz. Ve bu kayaların arasında âb-ı hayât Aşlama suyu cereyân eder. İbtidâ bu uyûn-ı câriyenin matla‘ı yine bu mahalde kayalardan hurûc edüp hânların Aşlama bâğ-ı İremi içinde niçe hav[z] u şâzrevânlardan geçüp bâğ-ı Merâmı saky edüp dahi aşağı Salâcık mahalleleri içinde niçe âsiyâb-ı mâları deverân etdirüp andan aşağı Eski Bâğçesarây’ı şehri derelerinden cereyân ederken bu ayna Çürüksu derler, gâyet müsta‘mel sudur içilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Andan yine cânib-i kıbleye 2 sâ‘at gidüp Kurbağa kayasın ve Balık kayası
derelerin
geçüp 2 sâ‘at yine ol dere içre tâ kal‘a-i Sudağ'a varınca cümle bu dereler içr …
Andan yine cânib-i kıbleye 2 sâ‘at gidüp Kurbağa kayasın ve Balık kayası derelerin geçüp 2 sâ‘at yine ol dere içre tâ kal‘a-i Sudağ'a varınca cümle bu dereler içre otuz bin bâğdır kim Kefe vâlîlerine öşr-i sultânî verirler. Ve cümle bu bâğlar Kefelilerindir kim altı ay kâmil yay günlerin Kefe kavmi bu bâğlarda ederler kim Kırım cezîresinde bu Sudak bâğları gibi bâğ-ı Merâm yokdur. Gerçi Menkûb kurbunda ve Kaçı derelerinde ve Balbek bâğları vardır, ammâ bu Sudak bâğlarına mu‘âdil olamaz. Andan bu bâğ-ı Merâmlar içre gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… resinde bu Sudak bâğları gibi bâğ-ı Merâm yokdur. Gerçi Menkûb kurbunda ve Kaçı
derelerinde
ve Balbek bâğları vardır, ammâ bu Sudak bâğlarına mu‘âdil olamaz. Andan bu bâğ- …
Andan yine cânib-i kıbleye 2 sâ‘at gidüp Kurbağa kayasın ve Balık kayası derelerin geçüp 2 sâ‘at yine ol dere içre tâ kal‘a-i Sudağ'a varınca cümle bu dereler içre otuz bin bâğdır kim Kefe vâlîlerine öşr-i sultânî verirler. Ve cümle bu bâğlar Kefelilerindir kim altı ay kâmil yay günlerin Kefe kavmi bu bâğlarda ederler kim Kırım cezîresinde bu Sudak bâğları gibi bâğ-ı Merâm yokdur. Gerçi Menkûb kurbunda ve Kaçı derelerinde ve Balbek bâğları vardır, ammâ bu Sudak bâğlarına mu‘âdil olamaz. Andan bu bâğ-ı Merâmlar içre gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
matar-ı rahmetden cem‘ olur bir gölcükdür kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir mîldir. B …
Der-sıfat-ı eşkâl-i taşra varoş: Bu Taman kal‘asının mağrib cânibi taşrasında bu kal‘a ile varoşun tâ ortasında bir tatlı buhayre var, ammâ müsta‘mel olmak ile içilmez. Bu gölün öte garbî tarafında bir alçak topraklı bayır üzre bu varoş-ı Taman vâki‘ olup cümle evler bu göl kenârında zeyn olmuş vâsi‘ tahtânî serâpâ hâk-i pâk örtülü evlerdir kim cümle bin aded hânedânlardır. Bu evlerin hüddâmları cümle hayvânâtların bu gölden saky edüp ba‘zı esvâbların yaykayup isti‘mâl etdiklerinden benî âdem içemez. Cânib-i etrâf derelerinin matar-ı rahmetden cem‘ olur bir gölcükdür kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir mîldir. Bu gölün ortasında sivri sivri kayalar vardır. Ve bu gölün batı tarafında bir beyâz minâreli Hacı Ferhâd câmi‘i var. Bu varoşun maşrık tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… ın almağa geldikde Noğay ve Kabarti atlarında dahi bir gayri san‘at ile Kabarti
derelerine
dıkup anlar da bir tüfeng-i Kabartayî ururlar kim Moyinçak Şâh ancak iki bin Ka …
Ba‘dehu bu mezellet-i inhizâm-ı musîbeti mürd olan Taysı Şâh'ın oğlu Moyinçak Şâh işidüp ol dahi başına iki kerre yüz bin leşker cem‘ edüp babası kanın almağa geldikde Noğay ve Kabarti atlarında dahi bir gayri san‘at ile Kabarti derelerine dıkup anlar da bir tüfeng-i Kabartayî ururlar kim Moyinçak Şâh ancak iki bin Kalmık ile cân halâs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157b ·
metinde göster ·
içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu der …
Ve bu mezkûr de[re]lerin içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu derelerin iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn ve sunkur ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı Demâvend-misâl niçe bin mağâralar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… vâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu
derelerin
iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalard …
Ve bu mezkûr de[re]lerin içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu derelerin iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn ve sunkur ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı Demâvend-misâl niçe bin mağâralar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Hazret-i Yahyâ'ya mukaddemâ îmân getiren Buhtunnasır Hazret-i Yahyâ'yı Yahûdîler şehîd etdiğin istimâ‘ edüp Kürdistân'dan beş kerre yüz bin Rûm tâ’ifesiyle hurûc edüp hûn-ı Yahyâ Nebî intikâmın almak içün Kürdistân'dan Haleb ve Şâm ve Kudüs'e gelince niçe kerre yüz bin Yahûdîleri dendân-ı tîğ-ı Ekrâd-ı Sübhân'dan geçirüp her diyârda hûn-ı Yahûd seyl-i Ceyhûn ve Seyhûn-vâr cereyân ederdi. Ve şehr-i azîm Sıfet'e gelüp bir günde yüz yetmiş bin Yahûdîleri evlâd [u] ıyâlleriyle katl-i âm edüp hâlâ Sıfet şehri derelerinin niçe yerlerinde hûn-ı Yahûd cereyân etdiği kayalar nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223a ·
metinde göster ·
… ı geçüp 6 sâ‘atde dahi sarp taşlı yolları geçüp (---) dağın aşup muhâtara gayyâ
derelerin
ve harâmî pusu yerlerin geçüp,
Karye-i (---) : Rûm köyüdür. Anı geçüp 6 sâ‘atde dahi sarp taşlı yolları geçüp (---) dağın aşup muhâtara gayyâ derelerin ve harâmî pusu yerlerin geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
… karîbdir. Ve Göllük cânibinde (---)(---) nâm deresi cereyân eder. Bu iki aded
derelerin
mâbeyninde bir kayalı ve topraklı burunda leb-i deryâ-yı Sefîd'in şimâle nâzır …
Ve (---)(---) nâm deresine karîbdir. Ve Göllük cânibinde (---)(---) nâm deresi cereyân eder. Bu iki aded derelerin mâbeyninde bir kayalı ve topraklı burunda leb-i deryâ-yı Sefîd'in şimâle nâzır tarafında şekl-i müsellesdir, ammâ on iki aded tabyasıyla on iki köşe görünür, ammâ aslı üç köşedir. Bir köşesi şark tarafına nâzır Su kullesidir. Ve bir köşesi garb tarafına Kızıl tabyadır. Ve bir tarafı köşesi cenûba nâzır yüksek tabya görünüp ammâ üçüncü köşesi Göllük burnu tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… esfel idi. Âhır-ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem
derelerinden
bir hafr-i azîm idi.
Hattâ bir gün bir gece bu Santoron cezîresinde eyle toplar atıldı kim Leh vilâyetinde bir şehir yere geçdi ve Maskov diyârında Heyhât sahrâsının bir mahalli yere geçmiş. Bu abd-i hakîr Dağıstân pâdişâhı Sultân Mahmûd Hân-ı Şemhâl'den izin alup Maskov vilâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i Hudâ eyle bir hafr-i azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i esfel idi. Âhır-ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem derelerinden bir hafr-i azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… : Azîm sudur. Tâ şimâl tarafında Hamîd vilâyetinde Eğirdir dağlarından ve Hamîd
derelerinden
cem‘ olup bu Kondi sahrâsı içinden ubûr edüp yine bu mahalle karîb Akdeniz'e ma …
Nehr-i Aksu: Azîm sudur. Tâ şimâl tarafında Hamîd vilâyetinde Eğirdir dağlarından ve Hamîd derelerinden cem‘ olup bu Kondi sahrâsı içinden ubûr edüp yine bu mahalle karîb Akdeniz'e mahlût olur, ammâ kanlı ve hayırsız sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
… . Ve nehr-i Firişke Karaman câniblerinden Firişke yaylalarından gelüp ve Başköy
derelerinden
cem‘ olup yine Silifke sancağında Kıbrıs iskelesi olan Köserelik nâm liman kurb …
İki yüz evli ve toprak örtülü müselmân köyüdür. Vilâyet-i Silifke ile Karaman mâbeyninde bu Firişke hudûddur. Nısfı Silifke paşasının hâssı voyadalığıdır. Nısf re‘âyâsı Karaman paşasının hükmünde güherçile re‘âyâsıdır. Ve nehr-i Firişke Karaman câniblerinden Firişke yaylalarından gelüp ve Başköy derelerinden cem‘ olup yine Silifke sancağında Kıbrıs iskelesi olan Köserelik nâm liman kurbunda Akdeniz'e deryâ-misâl mahlût olur, azîm âb-ı hayât nehir olur. Mezkûr Firişke karyesinin bâğçeleri içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141b ·
metinde göster ·
… im zehremiz çâk olup Allâh Allâh sadâsından ve tüfeng ve balta ra‘d-vârından ol
derelerin
içi sıyt ü sadâdan doldu. Bu hakîr mebhût oldu.
Ba‘de't-ta‘âm bir boğça don ve gömlek ve bir keçe seccâde ve iki ağır Türkmân kilimleri hedâyâ getirüp anda mihmân olup zevk u safâ etdik, der iken hikmet-i Hudâ ol gece bu hâne sâhibimizin iki ihtiyâr karındaşları var imiş. Anların evleri tarafında bir fezâ‘ ve bir çezâ‘ vâveylâ ve vâveledâ kopdu kim zehremiz çâk olup Allâh Allâh sadâsından ve tüfeng ve balta ra‘d-vârından ol derelerin içi sıyt ü sadâdan doldu. Bu hakîr mebhût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149b ·
metinde göster ·
… nzârda binâ-yı azîmler içre Takyanus'un mezârı zamân-ı kadîmde bu dere içi İrem
derelerinden
imiş. (---)(---) oğlu gûyâ ki (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Bu şehirden şarka 4 sâ‘at (---)(---) dere gidüp bir (---)(---)(---)(---) dere çemenzârda binâ-yı azîmler içre Takyanus'un mezârı zamân-ı kadîmde bu dere içi İrem derelerinden imiş. (---)(---) oğlu gûyâ ki (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Cümle kırk evdir. Göçer evli Türkmânlardır. Bahârda göçüp evleri bırağırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151b ·
metinde göster ·
… bir kerre û‘ deyüp kalan devenin binde biri halâs olup Akabe'yi aşmaz. Bu Akabe
derelerinde
Ka‘be-i şerîf farz olaldan berü at ve katır ve deve ve hımâr sünükleri ol Akabe …
"Bire, benim devem sağdır, bu dağı aşar" deyü feryâd ederken gerüden "Bire yolu kapama" deyü feryâd edüp fakîr deve çıkmak ümîdinde iken anı dahi boğazlarlar, dahi cânı çıkmadan aşağı atarlar, kuş gibi uçarak fakîr deve pâre pâre olarak derk-i esfele ener. Ba‘zısı yüküyle izdihâmdan aşağı uçup sâhibi âlem-i hayretde kalır. Ba‘zı deve halâs olurken yükün yıkup anı dahi yâ boğazlarlar yâhûd dip diri aşağı atarlar. Ammâ bu yokuşda bir kerre û‘ deyüp kalan devenin binde biri halâs olup Akabe'yi aşmaz. Bu Akabe derelerinde Ka‘be-i şerîf farz olaldan berü at ve katır ve deve ve hımâr sünükleri ol Akabe'nin dere ve depelerinde Y 379b mâl-â-mâl üstühânlar olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a–Y379b ·
metinde göster ·