… den Türk mahbûbları olur. Mahbûbeleri memdûh değildir. Zîrâ çârsû-yı bâzârda ve
deri ve
dernekde ve cem‘iyyet-i sûrda görülmiş değillerdir. Gâyet afîfe ve mü’eddebe ni …
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve cümle üç bin altmış aded ikişer kat hâne-i zîbâlardır. Cümle dîvârları kerpiçdendir, amma sütûhları cümle tahta örtülüdür. Ve medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâsı vardır. Zîrâ tâlib-i ilm fuzalâ ve ulemâsı çokdur. Ammâ medreseleri sâ’ir diyârın medreseleri gibi kârgîr binâ dârü't-tedrîsleri yokdur. Ve yetmiş aded mekteb-i sıbyânı vardır. Gılmânları gâyet necîb ve reşîd olup yedi yüzden mütecâviz hâfız-ı Kur’ân ve huffâz-ı Kitâb-ı Muhammediyye vardır. Ve bir şeyhülislâmı var kim cemî‘î ulemâ anınla mübâhase-i ilmiyye etmede âcizlerdir. Ve nakîbü'l-eşrâfı fâzıl değildir ammâ gâyet mün‘im ü sâhib-kerem, ni‘met-i firâvân sâhibidir. Ekseriyyâ halkı ulemâdır. Sipâhî dahi çokdur. Cümle, elvân sûf ve muhayyer giyerler. Ammâ zenâneleri cümle muhayyer giyerler. Etrâk şehirlerinden olmağıla ekseriyyâ halkı Oğuz tâ’ifesidir. Ya‘nî Türk kavmi demenin hüsn-i ta‘bîridir. Ve cümle yedi aded hânı vardır. Hattâ çârsû içinde bir mükellef hânı ıhrâk-bi'n-nâr olmuşdur. Ve cümle (---) hammâmdır. Çârsû içinde (---) hammâmı gâyet 367b müferrahdır. Ve cümle altı yüz dükkândır. Her zî-kıymet mevcûddur. Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Çârsûda kassâblar içinde cereyân eden dere kenarında hafta bâzârı olur. Mezkûr dere cereyân ederek inüp şehrin aşağı cânibinde cereyân eden (---) nehrine mahlût olup andan nehr-i Sakarya'ya munsab olur. Bu şehr bir mürtefi‘ yerde olmağıla cümle şâhrâhları kumsalca kaldırımsızdır. Ve halkı gâyet garîbü'd-diyâra ri‘âyet edüp ehl-i kerem âdemlerdir. Âb [u] hevâsının letâfetinden Türk mahbûbları olur. Mahbûbeleri memdûh değildir. Zîrâ çârsû-yı bâzârda ve deri ve dernekde ve cem‘iyyet-i sûrda görülmiş değillerdir. Gâyet afîfe ve mü’eddebe nisvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a–367b ·
metinde göster ·
Paşa eyitdi: "Ya bu hayvân derilerin ve zî-rûh hayvânları mahpus edüp neyler." Hân eyitdi: "Belî sultânım, yahşı su‘âl buyurdunuz. Anın işlediği cemî‘i kâr-ı simyânın aslı yine Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle halk olan eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahalline göre ma‘rifet sarf eder. Meselâ vücûduna hokkasından bir yağ-ı ber-efsûn süründü, kendüyi zekersiz ve hayâsız gösterdi ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik ile halk üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp halk kendüyi gark-ı âb görüp uryân oldular. Ve bu yılanın birin harârdan çıkarup bir efsûn okuyup ejderhâ sûretinde görünüp sultânımın havfinden ejder ile firâr edüp işte harârı bunda kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi." deyü Monlâ Muhammed'i hüsn-i terbiyeler etdi. Paşa eyitdi: "Kaldırın şu sihirbâzın gararın. Ben şu perendebâz pehlivân-ı şâhbâzdan hazz etdim." dedikde yine meydân-ı muhabbete Pehlivân Zengüzer, ya‘nî avretden geçmiş mücerred pâk olmuş demekdir, mezkûr pehlivân def ü kudümün çalmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232b ·
metinde göster ·
Evvelâ yedi elvân gendümü olur kim gûyâ gılâl-ı Havrân-ı Şâm'dır ve şa‘îri gûyâ Sivas arpasıdır ve baklası ikişer dirhem gelir, danedâr fûli olur kim bir diyârda olmaz. Sâ’ir hubûbâtları dahi ana göre kıyâs oluna. Ve Kelenter kavli üzre yigirmi bin bâğdır, dedi. Cümleden âbdâr engürü Şâm'ın zeynî üzümüne ve Bozcaada'nın misket üzümüne ve İslâmbol kurbünde Bâzârköy kumla üzümünden lezîz ü âbdâr ve hoş-hor üzümü olur. Hatta efvâh-ı nâsda ve gayrı büldânda bir mahbûb-ı zamânı bir nâ-sezâ merd ile görseler "Şeledirende içre Rûmiyye engürü gibi yancılmış cüvândır." derler. Hâlâ elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuş bir mümessek âbdâr u ter engürü olur. Ve sâ’ir envâ‘-ı müsmirrâtından memdûh olan fâkihesi yetmiş gûnedir. Ammâ nebî emrûdu ve meleçe emrûdunun aslâ nazîri yokdur. Eyle âbdâr emrûdlardır kim şırası şır şır akar ve âlusı ve âluvı ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları bâdem gibi lezîzdir. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ammâ ulemâsı meşhûr değildir. Lâkin sulehâsı gâyet çokdur. Hatta nihânîce cemâ‘atle namâz kılar Sünnîleri dahi çokdur. Cümle tarîk-ı Hâcegân fukarâlarıdır kim âsitâne-i Koçağa sultândır. İklîm-i (---) bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve dericedir. Ve tâli‘-i imâreti sünbülede vâki‘ olup beyt-i Utarid-i turâbîdir, dimişler. Anınçün cümle hubûbâtının sünbülesi "Miete habbe." olup ezheriyyâtı Utarid-i ıtriyyât gibi dimâğ-ı insânı mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
Arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at (---) ve
derice ve
(---) dakîkada bulunmuşdur. Ve şeb-i yeldâsı kezâlik eyledir. Ekseriyyâ halkı i …
Arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at (---) ve derice ve (---) dakîkada bulunmuşdur. Ve şeb-i yeldâsı kezâlik eyledir. Ekseriyyâ halkı ilm-i usturlâba ve ilm-i hisâba mukayyiddir, Aristo âdemleri vardır. Ammâ cümlesi Şî‘î mezheblerdir. Bu şehrin bâğ u bâğçelerinde üç gün ayş [u] nûş ve zevk u safâlar eyledik kim her demimiz dem-i İsî olup her meclisimiz Hüseyin-i Baykara meclisleri olup cân u cihân sohbetleri etmişiz, ammâ yârân-ı bâ-safâya hafî olmaya kim Kızılbaş-ı bed-ma‘âş diyârı olmağile ayş [u] ışret etdik dediğimizden bir nakş-ı gayr anlanmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
Kal‘a-i İmâdiyye içindeki âb-ı hayât kuyuları beyân eder: Cümle (---) aded âb-ı zülâlden nişân verir çâh-ı mâlardır. Evvelâ Hân Sarâyı içindeki kuyu seng-i hârâdan kesilmiş bir bi’r-i azîmdir. Vasfında lisân kâsırdır. Sâhibü'l-hayrât Sultân Hüseyin halîfe iken mâl-ı firâvân sarf edüp kazdırmışdır ve yetmiş arşın derindir ve âb-ı hayâtdır. Cümle atşân andan âb-ı bâridi nûş edüp sâhibü'l-hayra hayr du‘â ederler. Ve Kadı medresesi kurbünde dahi bir âb-ı nâblı kuyu vardır. Ol mahalle halkı andan nûş ederler. Ve mezâristân kurbünde mahkemeye karîb bir âb-ı rakîk bi’r-i mâ vardır. Ve Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim birbirlerinden lezîzdir. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lulub nâm bir kuyu vardır, âb-ı kevserden nişân verir. Ve Hammâm kuyusu sehel şorcadır. Ve Ulucâmi‘ kuyusu, mâh-ı Temmuz'da yah-pâre-misâl bir âb-ı tahûrdur. Bu bi’r-i azîm dahi vâcibü's-seyr bir çâh-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… e çakmak kayası kaya üzre binâ olunan üç kat dîvârın handakı elli arşın-ı Mekkî
derindir ve
elli arşın enli bir handak-ı azîmdir kim rub‘-ı meskûnda bu hakîr yedi bin altm …
Ve ilm-i hendese üzre bu kal‘a çâr-kûşe ve altı kat bölme hisâr-ı üstüvârdır ve iki tarafı nehr-i Turla'dır kim ol tarafı alçak yokuş aşağı vâki‘ olmuşdur. Ve iki tarafı yalçın kaya üzre âlî cidâr-ı hemvârdır. Ve iki tarafının yalçın kesme çakmak kayası kaya üzre binâ olunan üç kat dîvârın handakı elli arşın-ı Mekkî derindir ve elli arşın enli bir handak-ı azîmdir kim rub‘-ı meskûnda bu hakîr yedi bin altmış kal‘a seyr [ü] temâşâ etdim, böyle bir ibret-nümâ handak-ı amîk-i mehîb görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
Bir ebe "Dahi vardır" deyü ol dahi fercden elin sokup bir parça yaş
deri ve
ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup âhir Sultân vaz‘-ı hamlin dördünc …
Bir ebe "Dahi vardır" deyü ol dahi fercden elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup âhir Sultân vaz‘-ı hamlin dördüncü günü Kaya Sultân şehîde olduğu ân hemân âdemler yanımızda olan sarâylarda hâzır imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… -i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek telâtin
derisi ve
on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâl g …
Netîce-i kelâm alarkadan küffârlar bunları cümle kırup ol gün dağlar içre bir sayd [u] şikâr kebâbı faslı edüp belki bin araba şarâb nûş edüp mest evkâr evkâr yine alay ile Ligradçık kal‘asına gelüp ertesi gün hersekden me’zûn olduk. Ban ile vedâ‘a vardıkda Melek Paşa efendimize bir münakkaş camlı hinto ki altı aded atlarıyla ve içi mâl-â-mâl Firengî katîfe ve on çift altun kakma kuburlı çarklı tüfengler ve on pastav elvân saya ve prankona tuhaf çukalar ve elli çift bir gûne münakkaş Alaman kilimleri verdi kim gûnâ-gûn nakş-ı sihr-i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek telâtin derisi ve on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâl gûnâ-gûn güderiler verüp elime defter verdi ve on aded ümmet-i Muhammed esîrlerin birer at üzre pür-silâh edüp "Paşa'nın uğuruna âzâd etdim" deyü hakîre on aded âdemleri teslîm etdi. Ve hakîre bir kîse harc-ı râh on donluk çuka ve on çift münakkaş tüfengler ve beş top mu‘amberîn güderiler ve beş kilim [ve] on çift Alaman nafesi kürkler ve gulâmlarıma yigirmişer uskota guruş ve bizimle olan serhadlilere dahi bir kîse guruş, kapudanlarına bir çuka verüp paşaya nâmeler verüp bize beş yüz kadar atlı kâfirler refîk verüp ban ile vedâ[‘]laşup (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163a ·
metinde göster ·
… Şeddâdî seng binâ bir alçacık dîvârlı bir sûr-ı üstüvârdır, ammâ handakı gâyet
derindir. Ve
cümle iki aded kapusu var, biri şarka ve biri garba mekşûf ve meftûhdur. Derûn- …
Ammâ kal‘ası urd-i behişt-misâl bir sahrâ-yı ma‘mûre içre vâkı‘ olmuş. Cânib-i erba‘ası medd-i basara ve kuvvet-i nazara varınca yaylalardır ve yayla etekleri cümle kurâlarla müz[eyyen] olmuş bî-hisâb bâğ (bağ) u bâğçe ve müşebbek bostân ve ravza-i cinânlardır ve kal‘ası bend-i metîn bir Şeddâdî seng binâ bir alçacık dîvârlı bir sûr-ı üstüvârdır, ammâ handakı gâyet derindir. Ve cümle iki aded kapusu var, biri şarka ve biri garba mekşûf ve meftûhdur. Derûn-ı hisârda cümle iki bin la‘l-gûn kiremit ile mestûr bed-âyîn hâne-i ma‘mûrlardır. 17a Ve hân ve hammâmları ve yedi aded kenîse-i musanna‘ları ve çârsû-yı bâzârı gâyet pâk ve ma‘mûr u müzeyyendir. Ve bu kal‘a kapudanı ibtidâ krala gelüp on bin guruş mâl-ı pâdişâhî verüp beş bin guruş krala ve beş bin guruş serdâra verdi ve aslâ kurâları nehb ü gâret olunmadı. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b–17a ·
metinde göster ·
… ib-isyânları ordu-yı İslâm içinde ve Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârın hayme ve
derim ve
koşları içinde ol bânû-yı muğpîçe-i muğânlar ve ol nâzenîn ve bintân-ı nisvânla …
Ve bu nevâhîlerde nüfûs-ı insândan ve devâbbât hayvânından cümlesi dest-i asker-i İslâma girüp kimin giriftâr-i bend-i selâsil ve kimin sümûm-ı helâhil içirüp kiminin kellelerin galtân edüp memâlik-i mahrûseleri hâlî ve mu‘attal kalup cümle tâze cüvân ve nisvân-ı sâhib-isyânları ordu-yı İslâm içinde ve Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârın hayme ve derim ve koşları içinde ol bânû-yı muğpîçe-i muğânlar ve ol nâzenîn ve bintân-ı nisvânlar her guzâta hidmet-i ma‘kûl [u] nâ-ma‘kûl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
… ri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava
derindir ve
şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları …
Bu kırk pâre gemiler üzre yine bir haşeb cisr-i kavîdir, ammâ Ösek cisri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava derindir ve şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin her gece pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha dak keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… n kalın ve enli Şeddâdî dîvârdır kim kaddi yigirmi zirâ‘dır, ammâ dâ’iren-mâdâr
derin ve
arîz handak-ı vâsi‘dir kim mi‘mâr arşınıyla kâmil seksen arşın enli handak-ı am …
Sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i zemîn-i Peçoy-ı dilcûy: Kûh-ı Firav nâm bir alçak bayırlı dağ eteğinde şekl-i murabba‘ Şeddâdî rıhtım-ı seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim esâsındaki taşların her biri fîl-i Mengerusî cüssesi kadar vardır ve eyle hemvâr seng-tırâş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim ta‘bîr ve tahrîr olunmaz, ammâ dîvârı bir katdır ve alçakdır, lâkin kalın ve enli Şeddâdî dîvârdır kim kaddi yigirmi zirâ‘dır, ammâ dâ’iren-mâdâr derin ve arîz handak-ı vâsi‘dir kim mi‘mâr arşınıyla kâmil seksen arşın enli handak-ı amîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66b ·
metinde göster ·
… alçın kayalar üz[re]dir, ammâ Beç kapusundan taşra kal‘anın kâmil bin adım yeri
derin ve
sarp ve arîz kesme kaya handakı var.
Ammâ bu kal‘anın mağrib cânibi uçurum bayırlı zemîn olmağile handakı yokdur ve olmak da mümkün değildir ve lâzım da değildir, zîrâ ol tarafı sâfî kesme yalçın kayalar üz[re]dir, ammâ Beç kapusundan taşra kal‘anın kâmil bin adım yeri derin ve sarp ve arîz kesme kaya handakı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… erleri var, gâyet ensiz kal‘acıkdır, zîrâ kıble tarafı nehr-i Drin'dir ve gâyet
derindir. Ve
garb tarafı iç kal‘a kayasıdır. Anıniçün bir ensiz dar kal‘adır.
Eşkâl-i Aşağı kal‘a: Nehr-i Drin kenârında olup beş aded metîn kulleleri ve kal‘a dîvârların cümle nehr-i Drin döğer. Ve bu kal‘a cenûbdan şimâle şekl-i tûlânî kâmil bir kapudan bir kapuya beş yüz adım tûlî bir kal‘adır kim yukaru kal‘a kayasının hemân cânib-i şarkîsi ve kıblesi tarafın ihâta etmişdir. Ensesi iç kal‘a kayalarıdır. Ve bu kal‘anın arzı yigirmi adım ve otuz ve kırk adım yerleri var, gâyet ensiz kal‘acıkdır, zîrâ kıble tarafı nehr-i Drin'dir ve gâyet derindir. Ve garb tarafı iç kal‘a kayasıdır. Anıniçün bir ensiz dar kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169a ·
metinde göster ·
… tîzâb ile giderüp cümle sinirleriyle bir dollâbda pinhân ederler. Ve niçelerin
derisini ve
sinirleri ve tamarlarını giderüp cümle vücûd-ı insânda ne kadar kemikleri var i …
Biri Yoranda manastırının ve varoşunun hâkimidir. Bu manastırın dahi rub‘-ı meskûnda misli yokdur. Bunda olan etıbbâ ve hukemâ ve cerrâhân-ı fassâdânı ve bunda olan teşrîhât bir kâfiristânın düyûrlarında yokdur. Teşrîhât oldur kim bir emrâz-ı muhtelifeden olan âdemlerin kral izniyle yâhûd mürd olan keferelerin vasiyyetiyle karnın yarup sebeb-i mevti olan marazlarına bakup ba‘zı vücûdu tuzlayup muğlablar ile kadîd edüp bir dollâbda hıfz edüp sebeb-i mevti olan marazın yazarlar ve niçesin derisiz cümle sinirleriyle teşrîh edüp saklarlar ve niçesinin sinirlerin tîzâb ile giderüp cümle sinirleriyle bir dollâbda pinhân ederler. Ve niçelerin derisini ve sinirleri ve tamarlarını giderüp cümle vücûd-ı insânda ne kadar kemikleri var ise demir teller ile birbirlerine bağlayup yine bir dollâbda hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… şesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar
derin ve
dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının f …
Ammâ kal‘ası nehr-i Pojon kenârında havâlesiz bir Şeddâdî tula binâ bir sûr-ı ra‘nâ kal‘a-i metîn-i bî-bedeldir, ammâ küçükdür. Ve şekl-i muhammes vâki‘ olup iki kapusunun biri cenûba ve biri şarka mekşûf olup beş köşesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evvelki tarzından ellişer adım her cânibinden kal‘a dîvârın enli ve bir kat handak dahi yapmağa mübâşeret etmişler. Ve varoşu etrâfların dahi beş Uyvar kal‘ası cirminden büyük ediyorlardı ve cümle re‘âyâ deryâ-misâl üşüntü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde esîr olan ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan kal‘aların kâfire dönen re‘âyâları ve Uyvar köyleri re‘âyâları ve niçe bin Tot vilâyeti re‘âyâları bu aşağı yeni Jebel varoşunda mütemekkin edüp bir kal‘ayı amâr etdiklerinden kal‘a-i Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
… esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at
derisi ve
at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] …
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı dutmuşdur, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı ta‘alluk edüp her ne cânibe teveccüh ederlerse her bâr mansûr u muzaffer gelüp cemî‘i kâfiristâna bî-rahmlikleri velvele salup kavm-i Tatar'ın havf [ü] haşyetlerinden cemî‘i kâfiristân kâfirlerinin amânları kesilüp bî-îmân kalmışlardır. Hamd-i Hudâ bu kavm-i Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı mücâhidânlar olup mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafa'nın du‘âsı berekâtıyla cezîre-i Kırım'da ve gayri bilâdlarda sâkin olup cânib-i erba‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârların karârgâhları olan memleketlerin alan u tâlân ve keferelerin esîr-i nâlân edüp sığâr [u] kibâr evlâd nisvân bintânlarını esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at derisi ve at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ bu kavm-i Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… i ve demircileri var. Beğlerinin ismi (---)(---)ndir. Hakîre elli çift zerdeva
derisi ve
elli çift yaban kedisi derisi verdi.
Bu kavmin sâ’ir Çerkezlere muğâyir mezhebleri olduğundan Çerkes kavmi bu Takaku aşîretine "Çufud kavmidir" derler. Anıniçün bunların mâllarına ve rızklarına bir kavm-i Çerkes yapışmazlar ve köylerin urup esîr etmezler. Ol kadar hayvânât ve evlâdları çokdur kim mâlları dağları ve taşları dutmuşdur. Hattâ dağlarının cenûb tarafı ardı cümle Abaza'nın Sadşe kavmi vilâyetidir. Ve bunlar cümle 154b ehl-i sanâyi‘ kavimlerdir. Derzileri nâzik sıkma sık nigendeli ve yakalı hil‘atler dikerler kim insânın vücûduna münâsib diker üstâd-ı kâmil derzileri ve demircileri var. Beğlerinin ismi (---)(---)ndir. Hakîre elli çift zerdeva derisi ve elli çift yaban kedisi derisi verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a–154b ·
metinde göster ·
bir semmûr paçası kürk ve beş aded cevherdâr balık dişleri ve her birimize bire …
Ba‘dehu kapudan hakîre elli dâne semmûr derisi ve bir semmûr paçası kürk ve beş aded cevherdâr balık dişleri ve her birimize birer çuka ve birer kumâş ve beş bin nukrad akçe ki Maskov diyârında râyic olan oldur, ammâ sırma gümüşündendir. Sikkesinin bir tarafında kral ismiyle cülûsu târîhi ve bir yanında gûyâ Hazret-i Hızır timsâli at üzre tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… ar Noğay tâ’ifesi re‘âyâları vardır. Bunların dahi yedikleri darı ve geydikleri
deri ve
evleri obadan az kendileri nâsâz bir alay kavm-i Noğay'dır. Ammâ bu kavm-i Noğa …
Ve bu iki pâdişâhın elli bin kadar Noğay tâ’ifesi re‘âyâları vardır. Bunların dahi yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri obadan az kendileri nâsâz bir alay kavm-i Noğay'dır. Ammâ bu kavm-i Noğay'ı Kalmık on yılda bir kerre mâlını talava vurur, ya‘nî yağmâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… dîvâr-ı metîndir kim yigirmi ayak enli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç
derin ve
elli arşın enli bir ka‘r-ı hafr-i azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi …
Ve kal‘a-i Azak nehr-i Ten kenârında çâr-kûşe şekl-i murabba‘ yalın kat Şeddâdî seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim cirmi dâ’iren-mâdâr kâmil mi‘mâr arşını ile dörd bin arşındır. Kıble cânibi sehel havâleli topraklı bayır üzre yalın kat sa‘b dîvâr-ı metîndir kim yigirmi ayak enli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç derin ve elli arşın enli bir ka‘r-ı hafr-i azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi handak altları tâ ka‘r-ı zemînde suya enince dîvârları lağım üzre durur. Ve dîvârlarının esâsları tahte's-serâya varınca su üzre ıskara rıhtım üzre temelleri kâr-ı Freng-i pür-ceng binâsıdır. Ammâ bu kal‘anın maşrık ve mağrib tarafında handakı sarpdır, zîrâ bu kal‘anın ziyâde havfi bu taraflarından olmak [ile] dîvârları sâfî rıhtım Şeddâdî on beş kulaç âlî dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
… atarlar(ı) ekmeği az yerler. Ekmek yemezi çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri
deri ve
evleri saz ve kendileri nâsâz" deyü bu kelâmlar darb-ı mesel olmuşdur.
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları at ve deve ve sığırdır. Meşrûbâtları at ve deve südü kımız ve boza ve talkan ve baldır suyudur. Tatarlar(ı) ekmeği az yerler. Ekmek yemezi çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri saz ve kendileri nâsâz" deyü bu kelâmlar darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
seksen arşın enlidir. Lâkin bu Yüksek tabya ve Ak tabya handaklarının ennilikle …
Ammâ kal‘anın dâ’iren-mâdâr [handakı] seksen aded mi‘mâr arşını derin ve seksen arşın enlidir. Lâkin bu Yüksek tabya ve Ak tabya handaklarının ennilikleri kâmil birer tîrkeş oku menzili enli vâsi‘ handaklar olup kâmil seksener kulaç derin olup âdem aşağı bakmağa cür’et etmeyüp gözleri kararup kamaşup âdemin sevdâsı galebe eder, gâyet mahûf u muhâtara handak-ı amîkleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… , aslâ dîvârlı handak yokdur. Ba‘zı yeri yigirmi kulaç ve ba‘zı yeri otuz kulaç
derindir. Ve
bu handaklar içre hâlâ hâzır u âmâde binden mütecâviz lâğımât vardır.
Ve bu ana handakdan taşra enli ve ensiz ikişer kat ve üçer kat bölme bölme makâs handak dîvârları sokak sokak olmuşdur. Ve bu handaklar içre olan kalın dîvârlar üzre beden beden mazgal delikleri vardır. Ve cümle handakları kesme kayadır, aslâ dîvârlı handak yokdur. Ba‘zı yeri yigirmi kulaç ve ba‘zı yeri otuz kulaç derindir. Ve bu handaklar içre hâlâ hâzır u âmâde binden mütecâviz lâğımât vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114a ·
metinde göster ·
… ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuzu ve keler
derisi ve
zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Bu kavim Habeş ile Nîl-i mübârekin mâbeyni olan mâbeyne müstevlî olmuş kavm-i bî-pâyân-ı uryândır. Tâ bahr-i Muhît kenârında Portakal ile müşâ‘ yerleri vardır. Silâhları ceyrân boynuzundan hıştlardır kim âdeme nişter gibi güzer eder. Ekseriyyâ ihtilâtları Portakal ile olup bey‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuzu ve keler derisi ve zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
… ahallesindeki ve Ömer ibnü'l-Fârız hazretlerindeki bir sâkıyedir, ammâ cümleden
derindir ve
bu dahi mîrîdendir.
Ve Kara meydânında paşa delileri konağı ardındaki ve İmrahor mahallesindeki ve Ömer ibnü'l-Fârız hazretlerindeki bir sâkıyedir, ammâ cümleden derindir ve bu dahi mîrîdendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·
bağırsakları ve yumurtaları dağlar gibi yığılup kassâblar cem‘ olup bu yılan mu …
Bu katl olunan yılanların derilerin ve bağırsakları ve yumurtaları dağlar gibi yığılup kassâblar cem‘ olup bu yılan muzahrafâtlarına mezkûr (...) elenmiş ince tuzu saçup mülemma‘ ederken kassâbın biri elin çeküp bir âh-ı serd çekdi ve vâveledâ deyü feryâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp …
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
Ve bu Fûncistân pâdişâhı Mâlikî-mezheb pâdişâh olmağile Mısır'da Şeyh Bekrî'nin mu‘tekididir, anlara dâ’imâ âdemleri gidüp gelmededirler. Ol takrîb ile Mısır paşasına dahi elçileri ile fîl derisinden kalkanlar ve fîl dişi ve gergerdân boynuzu ve keler derisi ve âbinûş ağacı ve zebâd misilli hedâyâlar getirirler. Nîl kenârında sâkin kavimlerdir, ammâ bu vilâyetlerde Nîl'in sâhili ol kadar amâr değildir, zîrâ bir alay oğuz akvâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b ·
metinde göster ·
… 'nin çârsû-yı bâzârında ve mahzenlerinde fîl dişi ve gergerdân boynuzu ve keler
derisi ve
âbnûs ağacı dağlar gibi bâzâr yerinde pâymâl-i rimâl olup bî-kıymet yatır.
Nîl'in şarkında şekl-i müseddes binâ-yı kadîmdir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm imiş. Kal‘ada yedi yüz kamışlı hâne ve yedi câmi‘ var, gayrılar harâbdır. Cümle halkı Şâfi‘iyyü'l-mezheb sâlih ü musallî kimesnelerdir. Bunda Hüseyin Beğ hudûdu tamâm olup bundan ileri Fûncistân meliki dâbiri ya‘nî defterdârı hükmündedir. Bu Sindî'nin çârsû-yı bâzârında ve mahzenlerinde fîl dişi ve gergerdân boynuzu ve keler derisi ve âbnûs ağacı dağlar gibi bâzâr yerinde pâymâl-i rimâl olup bî-kıymet yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y397b ·
metinde göster ·
… ‘ı deve ve koyun ve sığır ve câmûs ve dendân-ı fîl ve şâha-i gergerdân ve keler
derisi ve
fîl kalkanları ve zebât ve kakule-i kebîr ve sâdec-i Fûncî ve sakankûr-ı berrî …
Ve altun guruş yokdur, ve muhtâc değillerdir. Âbâ ve ecdâdlarından böyle görmüşlerdir. Tüccârların getirdikleri metâ‘ı deve ve koyun ve sığır ve câmûs ve dendân-ı fîl ve şâha-i gergerdân ve keler derisi ve fîl kalkanları ve zebât ve kakule-i kebîr ve sâdec-i Fûncî ve sakankûr-ı berrî ve tûtî ve âbinûş ve palasanta ve sac ağacları makûlesi tahrîr olunan mâl [ü] menâl ile tüccârların metâ‘ın değiş dokuş ederler, aslâ bey‘ [ü] şirâlarında altun ve guruş yokdur. Ve tibrleri gâyet çokdur, ammâ kal edüp altun sikkeli etmeğe bilmediklerinden sikkeleri yokdur. Y 414b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414a–Y414b ·
metinde göster ·
… i hüsnde pür-kemâldirler. En ağniyâsının belinde Q 325bP 322b birer ceyrân
derisi ve
koyun sahtiyânı bağlar. Kenârların da gûnâ-gûn boncuklar ile zeyn ederler. Bonc …
Ammâ esvâb [u] eskâllerinde hafîfü'l-hâl kemâl-i hüsnde pür-kemâldirler. En ağniyâsının belinde Q 325bP 322b birer ceyrân derisi ve koyun sahtiyânı bağlar. Kenârların da gûnâ-gûn boncuklar ile zeyn ederler. Boncuk dahi bunda gâyet makbûldür. Ve eğinlerinde birer Mısır peştemâli ve birer İskenderiyye ihrâmı vardır; ol dahi şiddet-i şitâ mahallindedir, gayrı zamân uryân u giryândır. Ve zenâneleri Sa‘îd-i âlî ihrâmları ve münakkaş kutnî çârşaflar bürünüp ayaklarına ve kollarına yigirmişer ve otuzar sırçadan Halîlü'r-rahmân halhâlları geçirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·
… kalkanı ve yigirmi çift fîl dişi ve on çift gergerdân şâhası ve bir izâr keler
derisi ve
bir izâr alaca misk kedisi derisi. Ve on kız ve on gulâm-ı Habeşî, ellerinde bi …
Ertesi gün râh hedâyâları yürüdü. Evvelâ yigirmi deve yükü arpa ve darı ile mülemma‘ baksumât misilli yenice pişmiş ekmek ve elli sindiyân Zengî mızrak ve yigirmi fîl kalkanı ve yigirmi çift fîl dişi ve on çift gergerdân şâhası ve bir izâr keler derisi ve bir izâr alaca misk kedisi derisi. Ve on kız ve on gulâm-ı Habeşî, ellerinde birer kutu ile geldiler, her kutuda amber ü misk ve seylân u akîk ve zeberced ve kallemisk ve pânzehir ve aynü's-semek makûlesi taşlar ile mâl-â-mâl. Ve bir tâvûsî nâka getirdiler kim gûyâ bir hûrî idi, lahm [u] şahmı yerinde gûyâ Burâk-ı Refref idi. Ve taht-ı hükûmetinde olan kılâ‘ hâkimlerine rüsûmlar verdi. Bu kadar ihsânları alup kabûl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418a ·
metinde göster ·
… on çift gergerdân şâhası ve bir izâr keler derisi ve bir izâr alaca misk kedisi
derisi. Ve
on kız ve on gulâm-ı Habeşî, ellerinde birer kutu ile geldiler, her kutuda ambe …
Ertesi gün râh hedâyâları yürüdü. Evvelâ yigirmi deve yükü arpa ve darı ile mülemma‘ baksumât misilli yenice pişmiş ekmek ve elli sindiyân Zengî mızrak ve yigirmi fîl kalkanı ve yigirmi çift fîl dişi ve on çift gergerdân şâhası ve bir izâr keler derisi ve bir izâr alaca misk kedisi derisi. Ve on kız ve on gulâm-ı Habeşî, ellerinde birer kutu ile geldiler, her kutuda amber ü misk ve seylân u akîk ve zeberced ve kallemisk ve pânzehir ve aynü's-semek makûlesi taşlar ile mâl-â-mâl. Ve bir tâvûsî nâka getirdiler kim gûyâ bir hûrî idi, lahm [u] şahmı yerinde gûyâ Burâk-ı Refref idi. Ve taht-ı hükûmetinde olan kılâ‘ hâkimlerine rüsûmlar verdi. Bu kadar ihsânları alup kabûl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418a ·
metinde göster ·
… bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr postu ve bir yük keler
derisi ve
beş yük misk kedisi postu ve on yük âbnûs ve on yük sindiyân ağacı ve iki yük t …
Ertesi gün paşanın hedâyâları geldi. Yüz tâvûsî hecîn-i müzeyyen üzre elli siyâh memlûk ve ellisi siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü defteriyle fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr postu ve bir yük keler derisi ve beş yük misk kedisi postu ve on yük âbnûs ve on yük sindiyân ağacı ve iki yük tibr ve bir denk zebât ve bir denk zımrân ve bir kutu misk ve altmış aded şemâme anber ve bir kutu hannebân —bir gûne siyâh nebâtâtdır, âdemin demâğın râyihası mu‘attar eder; ve bir kutu-yı kebîr karçıdan— bu dahi bir ot köküdür, râyihası benefşeden mü’essirdir; ve bir kutu sakankûr-ı berrî ve bir kutu dühn-i seğsebân ve bir hokka dühn-i kibrît ve altı kutu-yı kebîr kakule-i sagîr verüp bu cümle makbûzumuz olup nâmeler içinde tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·
… duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân boynuzları ve zebât kedisi ve keler
derisi ve
âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i k …
Elçi kâmil cenûb cânibine bizim geldiğimiz yollar ile bir ayda varırlar, hedâyâları sultâna teslîm edüp elçilere ve Bânyân'lara i‘zâz u ikrâm edüp ol dahi paşaya kırk elli Habeşî nevreste gulâmlar ve kırk elli Habeşe mahbûbe-i cihâne duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân boynuzları ve zebât kedisi ve keler derisi ve âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i kebîr ve amber-i hâm anîr [abîr?] ve pânzehr-i sagîr ve kalkan-ı fîl ve kırbac-ı pîl, el-hâsıl bu makûle hedâyâlar ile paşaya ve nısfı kadar hedâyâ ile gelen elçi ağaya verüp paşaya gönderir. Andan sonra vilâyetinde ne kadar bâzergân var ise cümlesin metâ‘ları ile paşaya gönderüp paşa dahi gümrüğün alup Habeş diyârı ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·