… eler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır,
derler. Hakkâ
ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
… gürü, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kerâmetidir ve âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür,
derler. Hakkâ
ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engü …
Keyfiyyet-i mevvâc-ı sûf: Bir kazgan-ı kebîri germâ-germ âteş üzre koyup kazgan içine murâd edindikleri elvân boyalar içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşdirüp kazganın ağzın kapayup etrâfın hamîrle sıvayup germâ-germ âteş edüp bi-emrillah ol kazgan içre buların te’sîri buhârı sûflara urup sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizlerdir. Bu sûf dahi Engürü'ye mahsûsdur. Edîm-i arzda bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Frenk veled-i zinâları bu Engüri keçilerinden Frengistân'a götürüp hayâl iplik eğirüp sûf dokumak murâd edindiler. Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler oldu ve dokudukları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh rukla şâlı dokurlar. Ahâlî-i Engürü, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kerâmetidir ve âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür, derler. Hakkâ ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engürü kerpiçi dahi meşhûrdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
… ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı derler. Amma lisân-ı Etrâk'da Beğbâzarı
derler. Hakkâ
ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet b …
Ahvâl-i pür-me’âl-i Bebekbâzârı: İbtidâ bânisi ma‘lûmum değildir. Lâkin ibtidâ fâtihi Kütâhiyye pâdişâhlarından Germiyânoğlu Ya‘kûb Şâh'ın vezîri Dinar Hezâr feth etmeğile Germiyân Hezârı derler. Ammâ şehrinin ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı derler. Amma lisân-ı Etrâk'da Beğbâzarı derler. Hakkâ ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet bulunur. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği bey‘ ve şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr-ı azîmde her hafta etrâf kurâlardan on bin âdem cem‘ olur. Hâlâ bu şehr Anadolu eyâleti hâkinde Engürü sancağı hudûdunda Âsitâne-i sa‘âdetde her kim şeyhülislâm ise anların hâssıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunup müftî tarafından subaşısı hâkimdir ve yüz elli akçe ile sadaka olunur kazâdır. Senevî kadısına yedi kîse hâsıl olur şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded kurâları vardır. Ve damga emîni ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Zirâ kal‘ası bir kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî ilhaf taş dîvârlı bir ince kal‘a olmak ile ma‘mûr olmayup neferâtı yokdur. Kal‘a kayası bir dere içine vâkı‘ olmuş kal‘anın iki cânibi balık arkası gibi bir sırtlı kaya üzre kal‘acıkdır. Cirmi ne mikdâr olduğu ma‘lûmum değildir. Aşağıda şehri iki dere-i vâsi‘ içinde cümle yigirmi mahalle ve kırk bir mihrâbdır. Lâkin selâtîn câmi‘leri gibi mükellef câmi‘leri yokdur. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
ki dîvâr üzre oturdukları mak‘adı yerleri zâhîrdir ve asâleten temelli binâ değ …
Menzil-i karye-i Sarılar: Yaylanın ardı olmağıla (---) hudûdunda yüz hâneli ma‘mûr karyedir. Bu mahalde bir Ğeddâdî binâ bir çemenzârda durur. Gûyâ bir kûh-ı bülend-pâre-i Horâsân ile rıhtım-ı binâ-yı mu‘azzamdır. Hacı Bektaş-ı Velî'nin cânsız dîvâr yürüttü dedikleri dîvâr budur, derler. Hakkâ ki dîvâr üzre oturdukları mak‘adı yerleri zâhîrdir ve asâleten temelli binâ değildir. Âhar yerden geldüğü zâhir ü bâhirdir. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… emişlerdir. Munsıf olan cihânbân seyyâhân-ı büldânlar "Cihânda mislin görmedik"
derler. Hakkâ
ki bu hakîr de bu Konya temâşâsına gelince yigirmi sene seyâhatimiz olup böyle …
Evvelâ bu İreme-zât-ı Merâm'ı ve bu hâdîka-i revza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân-misâli niçe bin sultân-ı şu‘arâlar şehrengiz edüp ta‘rîf u tavsîf etmişlerdir, ammâ Hudâ âlimdir deryâda katre ve güneşde zerre medh edememişlerdir. Munsıf olan cihânbân seyyâhân-ı büldânlar "Cihânda mislin görmedik" derler. Hakkâ ki bu hakîr de bu Konya temâşâsına gelince yigirmi sene seyâhatimiz olup böyle bir gaytân [u] hıyâbân görmedim. Budin serhaddinde Peçoy-ı sirem-mânend bâğ-ı İrem şehrinin kal‘a ardında Barudhâne mesîregâhı ve Kırım cezîresinde Sudak bâğı ve İslâmbol'da Âl-i Osmân'ın yüz yetmiş bâğçe-i gülistânları ve Malâtiyye Aspozusu ve Tebrîz'de Şâh-ı Cihân bâğı ve bu Konya Merâmı mesîregâhının yanında o temdîh olunan mesîregâhlar bir çemenzârçe değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… nde medfûn olan Calinus Hakîm'in ilm-i hikmetiyle binâ etdüğü âb-ı mutalsamdır,
derler. Hakkâ
ki ibret-nümâ-yı âsâr-ı kadîmdir.
Hikmet-i dîğer: Bu Husrevânî küpden mef‘ûl âdem su almak murâd edinse bir katre mâ bulmaz. Ma‘sûm-ı pâk el uzatsa mâl-â-mâl olup su alır. Bu hikmet-i san‘at bu mahalle karîb Mermas şehri harâbesinde medfûn olan Calinus Hakîm'in ilm-i hikmetiyle binâ etdüğü âb-ı mutalsamdır, derler. Hakkâ ki ibret-nümâ-yı âsâr-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… sn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd
derler. Hakk
dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (--- …
Bi-kavl-i Târîh-i Mığdîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında Buhtu'n-nasr binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i isâ âsumâna urûc edince himâr-ı İsâ kalup havâriyyûnları ve ümmetleri himâr-ı İsâ'yı bu Harput çerâgâhına koyup tâ Hazret-i Risâlet-penâhın zamân-ı sa‘âdetlerinde himâr hayâtda olup cümle millet-i Mesîhe ol himâra tapdıklarından lisân-ı Acemde bu şehre dâr-ı Har-pût dediler. Bir kavlde yine lisân-ı Acem üzre havâriyyûna sâyedâr olmuş bir dikenli söğüd dırahtı var idi. Anın içün Hâr-bîd dediler. Bir rivâyetde Hârberîd derler, ya‘nî diken getirci derler. Niçesi Har-bürd derler (---) . Niçeler Har-bûd ya‘nî (---)(---) derler. (---)(---)(---)(---)(---) Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelife lehçesi üzre birer gûne sebeb-i tesmiyyesi var. Ammâ Âl-i Osmân'ın defterhâne-i kadîminde ülke-i Hüsn-i ziyâd tahrîr olundukda sefer-i hümâyûnlar oldukda her vilâyetin birer gûne esmâsı olup alaylarda ve cemî‘i kübrâlarda bir şehir halkı bulunmak murâd olunsa Haleb şehri halkında "Yâ ahad" derler, buna oran derler. Bu "Yâ ahad" sedâsın Haleb halkı istimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mükerremi Bıyıklı Vezîr Mehemmed Paşa'yı serdâr ta‘yîn edüp Diyârbekir' (---)(---) destinden emân ile feth etdikde bu kal‘a-i Harput dahi itâ‘at edüp emân ile kal‘a teslîm edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) yük akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle bin iki yüz müsellah asker olur ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerde kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Sancak beğine livâsında yigirmi kazâ yerden on sekiz bin gurûş hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b ·
metinde göster ·
… iyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır
derler. Hakkâ
ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân …
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… kînlerde ve hânelerimizde bin yüz aded iğne dezgâhı ve hadde dollâbları vardır,
derler. Hakkâ
ki cümle havâtînleri dahi kâr-ı Dâvûdîde sûzen-kârları çokdur. Anınçün bu şehri …
Ve cümle (---) aded dükkânlardır. Ekseriyyâ iğneci dükkânları çokdur. Cemî‘i diyâr-ı Rûm'a ve gayri ekâlîmlere bu şehirden niçe bin yük iğne gider. Bu şehrin sağîr ü kebîri iğneciler olduğundan bu şehrin ismine müverrihîn esmâ-i büldân içre "Dâr-ı sûzen" derler. Cümle sûzen-kârların nakli üzre dekâkînlerde ve hânelerimizde bin yüz aded iğne dezgâhı ve hadde dollâbları vardır, derler. Hakkâ ki cümle havâtînleri dahi kâr-ı Dâvûdîde sûzen-kârları çokdur. Anınçün bu şehrin "kız iğnesi" derler hûrde-hayâl nakış iğnesi vardır, memdûh-ı âlemdir. Ammâ hakîr ana hayrânım eyle hûrde iğneyi eyle tîzkârlık ile yaparlar kim iğne deliğinden beş yüz yıllık {yol} âsumânî seyr edenin gözü ermez ve mihneti kârına değmez, gâyet ucuzdır. Sûzenine göre en ednâsının yigirmisi bir akçeye, en müntehâsının onı bir akçeyedir. Cümle ahâlîsi anınla "el-Kâsibü habîbullah" deyüp kifâflanırlar. Hayyâtlar pîri Hazret-i İdrîs du‘âsıyla âhenger pîri Hazret-i Dâvûd du‘âsıyla bu iğnecilere Cenâb-ı İzzet bir berekât vermiş. Zekât [u] sadakalarından kuvvet-i basarları ziyâde olmağiçün cemî‘i fukarâlara iğne tasadduk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… zlığından İskender kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi,
derler. Hakkâ
ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehri …
Hulâsa-i kelâm Seyyid Muhammed-i Saltık Bay'ın yedi yerde medfûn olmasının aslı odur. Ba‘zı melâhide-i münkerîn Saltık nâmında bir papas imiş derler. Hâşâ sümme hâşâ ol Saltık papas bunların nâmıyla Nasârâyı idlâl ederdi. Muhammed-i Saltık Bây tebdîl-i kıyâfet ayyârâne seyâhatle Leh diyârına varup ol mukallid Saltık papası katl etdüğün Urûmlar dahi tevârîhlerinde sıhhati üzre tahrîr etmişlerdir. Irk-ı tâhir Seyyid Muhammed-i Buhârî'dir kim Sultân Bâyezîd-i Velî ile Sivasî Kara Şemseddîn iki veliyy-i sâhib-i dîn meşveretiyle kabr-i Muhammed-i Saltık Bây üzre kıbâb u câmi‘ ve medâris [ü] hân u hammâm binâ edüp Babadağı şehrin ol sultâna Sultân Bâyezîd Sultân vakf etmişdir kim Bâyezîd-i Velî'dir. Niçe keşf [ü] kerâmetleri, Moton, Koron ve Kili ve Akkirmân kal‘aları fethinde âşikâre olmuşdur. Husûsan nefsin kay edüp katl etmişdir ammâ Bâyezîd bu mertebede ulu sultân iken ilhâm ile keşf ile istihâre ile Sarı Saltık Bây Muhammed-i Buhârî kim edüğün bilmeyüp o kadar mâl-ı beytülmâl-ı müslimîni yine itlâf edüp hayrât [u] hasenât ederdi. Saltık Bây Muhammed-i Buhârî hakkında zebân-dırâzlık eden ne‘ûzü billah min-zâlike esm olur. Hâşâ sümme hâşâ. Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Mezkûr Pirevadi kurbunda Kızan balkanında Muhammed-i Buhârî'nin kazanda kaynadığı hâk-i anberpâk bir harman cirmi kadar arz-ı bî-çemendir. Aslâ ahdar-gûn bir halfe ve bir giyâh hasıl olmak ihtimâli yokdur. Ol mahalde bî-kıyâs mezâristân vardır. Cümle mevtâları niçe yüz seneden berü hâlâ ter ü tâze pirinç halfesi otuyla sarılmış dururlar. Lâkin kefen ile türâb içre medfûn değillerdir. Ba‘zılar Sarı Saltık ile Rûm'a gelenlerdir, derler. Ba‘zılar kadlerinin dırâzlığından İskender kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi, derler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu bûriyâ-yı bî-riyâ ile mestûr yatup ter ü tâze yatdıkları manzûrumuz olmuşdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a ·
metinde göster ·
ki Uruscuk kal‘ası ve bu Silistre kal‘ası nehr-i Tuna kenarında sedd-i metîn ol …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---)(---)(---)(---) . İbtidâ fâtihi sene 793 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır. Esmâ-i büldân içre müverrihler bu hısn-ı hasîne "Dâr-ı Eflâk" derler. Ammâ cümle ârifler "Dâr-ı Gâziyân-ı sedd-i îmân" derler. Hakkâ ki Uruscuk kal‘ası ve bu Silistre kal‘ası nehr-i Tuna kenarında sedd-i metîn olma vakt-i şitâda nehr-i Tuna buz olduğu vakit Eflâk ve Boğdan kâfiri tâ Edirne'ye dek iki günde şebhûn ederdi. Hudâ-yı Müte‘âl bu kılâ‘ları âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz eyleye, âmîn. Süleymân Hân kânûnu üzre Özi eyâletinin tahtgâhıdır. Lâkin hazîne defterdârı ve timar defterdârı ve defter emîni ve defter kethüdâsı ve çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi yokdur. Zîrâ sonradan eyâlet-i Rûmeli'nden ifrâz olup eyâlet olmuşdur kim eyâleti cümle sekiz sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… zmdır. Şalgam lezzetine müşâbeheti var ammâ reng-i rûyu alaca olduğundan alabaş
derler. Hakkâ
ki yine âdem başı kadar vardır. Ve Tuna mâhîlerinden morina balığı ve çığa balı …
Me‘kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu: Beyâz ekmeği ve semiz kıvırcık koyun eti ve sığır eti gâyet semiz ve lezîz olur. Ve şalgam-misâl bir gûne şey olur, ana alabaş derler, gâyet lezîzdir. Semiz et ile kalbe ederler, gâyet mukavvî ve serî'l-hazmdır. Şalgam lezzetine müşâbeheti var ammâ reng-i rûyu alaca olduğundan alabaş derler. Hakkâ ki yine âdem başı kadar vardır. Ve Tuna mâhîlerinden morina balığı ve çığa balığı ve sazan balığı ve lom balığı (---) ve niçe yüz bin elvân mâ’ideleri vardır kim her biri bir ta‘amındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet
derler, hakkâ
ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibinde …
Amma beşinci ılıca-i kebîr tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup bir kubbe-i azîm câmekânı vardır. Bin aded âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî kurnaları kol kalınlığı suları cereyân etmededir. Ve iki halveti var, birine akhalvet derler bir kurnası var. Kurnasında bir kurbağı resmi var, ana işâretdir kim "Sen benî Âdem'sin, kurbağı gibi suda çok durma" demekdir. Ve halvet gâyet rûşen ve beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet derler, hakkâ ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibindedir. Kurnaya ba‘îd dîvârda bir delik vardır, ol deliğe bir âdem parmağın soksa yâhûd ol deliğe ağzıyla üflese ol kurnanın suyu akmaz olur. Parmağın çeküp üflemese yine akmağa başlar, aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında altışar kademe nerdübânları var ve mermer ejder ve arslan kellelerinden âb-ı hayât sular cereyân edüp havza rîzân olur ammâ gâyet ıssıdır. Bu havz içre cemî‘i âşıkân-ı sâdıkân müştâkân-ı ma‘şûka ve yârân-ı bâ-safâlarıyla bilâ-vâsıta koç-kucağ olup mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı ederek deverân ederler. Kimisi bir yire cem‘ olup birbirlerin derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" dedim. Zîrâ herkes dilber-i ra‘nâlar ile bîlâ vâsıta koç-kucağ ba‘dehû bir genc künci bucâğ isterse ol çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir havz-ı vâsıtadır. Ve niçe yüz garîb ü gurebâ kurnalarda câmekânda, câme vü câmehâbın gasl edüp pâk eder. Ve niçe yüz âdem dahi mahbûb dellâklare kese ve sabun sürdürüp kendi dahi dellâke sabun gibi sürünüp kimi pâk ve kimi şerâ’it-i guslü bilmeyüp nâ-pâk olur. Bir cah-cahûn hengâme-i hâl-i diyer-gûndur kim akl-ı kâsır hayrân olur. Ve bu ılıcada bây [u] gedâ birdir. Eğer peştemâlın var ise hammâmcıya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Ve ba‘zı şehir a‘yânı şeb-i yeldâlarda yetmiş seksen aded yârân u pîr [ü] cüvân banayı halvet edüp niçe yüz aded kanâdiller ile ve gûnâ-gûn şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân edüp âlem-i ağyârdan bî-haber tâ sabâha dek cân-ı cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü ûd-ı anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
… kelâm-ı örfiyyede beyne'l-ihvân söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhü'l-lisân
derler. Hakkâ
ki bu vilâyetin umûman ahâlîsinin zarâfet ve letâfeti gibi hoş-sohbet ve hem-me …
Takrîr-i kelimât-ı ehl-i büldân: Cemî‘i ârifân-ı zarîfânın sözleri mevzûn ve yâddaş-ı kelimâtları dükeli mazmûn kelâm-ı örfiyyede beyne'l-ihvân söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhü'l-lisân derler. Hakkâ ki bu vilâyetin umûman ahâlîsinin zarâfet ve letâfeti gibi hoş-sohbet ve hem-meşreb ve ehl-i şevk ve ehl-i aşk âdemler olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164b ·
metinde göster ·
… âye ederlerdi, deyü müsinn âdemler hikâye etdiler. Anınçün buna Tütünsüz Sultân
derler. Hakkâ
ki çok kerâmetdir. Hâlâ tekyesinde niçe yüz fukarâsı ile ni‘met-i lezîz tenâvül …
Ve ol ni‘met-i nefîse matbah-ı Keykâvûs'dan berü eyle ni‘met-i lezîz pişmemiş. Meğer kıbel-i Hâk'dan sahrâ-yı Tîh'de Mâ’ide-i Hazret-i Mûsâ olmuş ola. Bu dahi karîbü'l-ahd olmağıla, dedelerimiz hikâye ederlerdi, deyü müsinn âdemler hikâye etdiler. Anınçün buna Tütünsüz Sultân derler. Hakkâ ki çok kerâmetdir. Hâlâ tekyesinde niçe yüz fukarâsı ile ni‘met-i lezîz tenâvül edüp 168a ibâdet ederler, bir acâ’ib ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167b–168a ·
metinde göster ·
… gibi Dahhâk-i mârî asrında demirci Gâve Dahhâk'ı katl edüp Sivas'ı harâb etdi,
derler. Hakkâ
ki Gâve-i âhenger Timur-ı bî-nûr gibi sâhib-i hurûc idi. Hâlâ Sivas'ın harâbist …
Bu şehr-i dilâvîzi ibtidâ binâ eden Hazret-i Zekeriyyâ asrında Kayseriyye'yi binâ eden Erces oğullarından Ermen-Kayser Sivas binâ etdi. Ammâ Ermenî tevârîhlerinde bu Sivas'ı binâ eden Sivas-ı Asvas'a Keyûmers derler, Sivas'ı Geyumers yapdı derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-i mârî yapdı derler. Timur harâb etdiği gibi Dahhâk-i mârî asrında demirci Gâve Dahhâk'ı katl edüp Sivas'ı harâb etdi, derler. Hakkâ ki Gâve-i âhenger Timur-ı bî-nûr gibi sâhib-i hurûc idi. Hâlâ Sivas'ın harâbistânı âbâdânistânından çokdur. Timur harâb idelden beri kal‘a-i Sivas münhedim olmuş yatar. Netîce-i kelâm bu şehr-i Sivas'ın bânîsi ve fâtihi ve sebeb-i inhidâmı ve cemî‘i imâristânı ve âb [u] hevâsı bâlâda yine bu cild içre sene (---) târîhinde Murtezâ Paşa vâlî iken evsâfı mufassal-ı meşrûh üzre tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
… cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiğiyçün Mâ-fârıkayn
derler. Hakkâ
ki böyledir. 218a
Evsâf-ı eşkâl-i kal‘a-i Meyâfârikîn: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘a hakkında cezîre-i Şat ve nehr-i Furât mâbeynindeki cezîre-i azîm içredir deyü tahrîr etmişler ammâ galat-ı fikr etmişler. Hakîr bu mahalde on sene mikdârı tek ü pûm vardır kim selîkam bu fenne düşmek ile kırat-be-kırat dakîkiyle ma‘lûmumdur. Nehr-i Furât u Murâd Malatıyye kurbünde Kömürhânı cenbinde cereyân edüp kırk menzilde kal‘a-i Kurna kurbünde nehr-i Şatt'a munsabb olup Şattu'l-Arab olur ve nehr-i Şat Diyârbekr'in Fızkayası dibinden geçüp iner, Hasankeyfâ ve Cizre ve Musul ve Bağdâd ve Kurna dibinde yine nehr-i Furât'a rîzân olur. Bu kerre Diyârbekir'den cisri geçüp şimâle iki gün gidüp bu kal‘a-i Mefârikîn'e gelir. Bu takdîrce bu kal‘a niçe Şat ile Furât mâbeynindeki cezîrede olmuş olur. Bu hakîr-i pür-taksîr im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük. Ancak bu kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i Batmân mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiğiyçün Mâ-fârıkayn derler. Hakkâ ki böyledir. 218a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
ki âb-ı hayâtdan nişân verir billûr-misâl mâ-i zülâldir. Bâğ u bâğçeleri ve had …
Çârsû-yı bâzârı azdır. Bu kal‘anın cânib-i erba‘asında uyûn-ı câriyeler cereyân edüp en uluca aynına Ayn-ı havz derler. İskender-i Kübrâ nûş edüp bir havz-ı azîm binâ etdiğiyçün Ayn-ı havz derler, hakkâ ki âb-ı hayâtdan nişân verir billûr-misâl mâ-i zülâldir. Bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i ravza-i Rıdvânları reyy edüp iner, nehr-i Şatt'a dâhil olur. Ve bu kal‘a-i Mefârikîn hâkinde nehr-i azîm Basinka'dır. Gerçi kal‘aya ba‘îddir ammâ bu hâkden tulû‘ edüp niçe kurâ vü kasabâtların mezâri‘âtların saky ederek İbn Ömer cezîresi üstünde cânib-i şarkîsinde beş fersah mesâfe-i ba‘îdede nehr-i Dicle'ye ya‘nî nehr-i Şatt'a dâhil olan âb-ı hayâtın biri dahi bu nehirdir. Ve bu Mefârikîn dağlarından niçe uyûn-ı câriyeler hurûc edüp ve uyûn-ı bî-şumârlar ictimâ‘ olup kal‘a-i Hısînkeyfâ'da Cezîre ve Musul'da birbirlerine vâsıl olurlar. Ve Zarbeyn-i Alî ve Zarbeyn-i Esfeleyn müstemed olup bu ikisi bilâd-ı Ermenî'de olan uyûnlardan sonra Zarbeyn bir nehr-i şedîd ve kaviyyü'l-cereyân olup dâ’imâ ra‘d-âsâ gürleyerek cereyân etdüğinden müverrihân-ı Irâk zârib-i mahbût (?) derler, kal‘a-i Tikrit'e ve Bağdâd ve Vâsıt ve Batâyıh'da dahi niçe enhârlar Şatt'a mahlût olduğu bâlâda re’s-i Şat mahallinde tahrîr olunmuşdur. Ve kal‘a-i Mefârikîn'in âb u hevâsının letâfetinden Kürd mahbûbları meşhûrdur. Ve engürü dahi memdûhdur. Ve kal‘anın cânib-i şimâli dağlardır ve dağlar üzre bâğlardır. Anınçün halkı kaviyyü'l-bünye olup sağlardır. Ve kal‘anın kıble tarafı sahrâlardır kim (---) menzilde kal‘a-i Hısînkeyfâ'ya varır ve cânib-i şarkîsinde cisr-i Batmân'ı ubûr edüp bir günde kal‘a-i Hazzo'ya varır. Cânib-i şimâle dağları aşup kal‘a-i (---) varır ve cânib-i kıblesinde bir günde sür‘at ile Cizre'ye varılır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
… u Bitlîs içün Pırgaz-ı makal-ı Aleksandıra derler, ya‘nî Büyük İskender kal‘ası
derler. Hakkâ
ki kal‘a-i atîkdir. Hâlâ niçe yerlerinde Rûm binâsı alâmetleri vardır. İnşâalla …
Hemân Bedlîs eydür: "Pâdişâhım! Kaçan kim bana bir kal‘a-i metîn inşâ et kim azametimle ben muhâsara etsem, fethinde usret çekem, bana eyle bir kal‘a yap!, buyurdunuz. Ben dahi emrinize fermân-berlik edüp işte böyle bir sedd-i İskender kal‘a binâ etdim. Fermân pâdişâhımındır" deyince İskender insâf edüp kal‘anın hükûmetin Bedlîs'e ihsân eyledi. Anınçün Bedleys'den galat Betlîs derler, sebeb-i tesmiyyesi oldur ve bânîsi ta‘lîm-i İskender ile yine Bedlîs'dir. Anınçün tevârîh-i Acem'de taht-gâh-ı İskender nâmıyla yâd olunur, ammâ Târîh-i Yunaniyân-ı Yanvân'da bu Bitlîs içün Pırgaz-ı makal-ı Aleksandıra derler, ya‘nî Büyük İskender kal‘ası derler. Hakkâ ki kal‘a-i atîkdir. Hâlâ niçe yerlerinde Rûm binâsı alâmetleri vardır. İnşâallah mahalliyle bu kal‘anın mutalsamâtları dahi beyân olunur. Bilâd-ı Ermen'dendir ammâ vilâyet-i Kürdistân'dandır. Niçe mülûkdan mülûka intikâl etmiş kal‘adır, ammâ ekseriyyâ Âzerbaycân şâhlarından Karakoyunlu Yûsuf Celâyirli ve Akkoyunlu Uzun Hasanlı mutasarrıf olagelmişler idi. Ammâ dahi mukaddem-i ibtidâ Ermen destinden dest-i bâzû-yı kuvvet ile feth eden Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadullah'dır. Anların 223a devletleri sehel bergeşte olmak ile Âzerbaycân Şâhı Uzun Hasan Bitlîs'e mâlik olmuşdu. Ba‘dehû sene 878
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b–223a ·
metinde göster ·
… ibi oldukda başı cânib-i şarka nâzır Kesikkaya nâmıyla ma‘rûf ve Deveboynu dahi
derler. Hakkâ
ki gerdân-ı şütür gibi bir eğri kayadır.
Hâk-i Âzerbaycân'da diyâr-ı Ermen'de cenûbî ve garbîsi ve şimâlîsi Van deryâsı kıblesi ve şarkîsi ve yıldız tarafı İremezâtü'l-imâd misilli sahrâ-yı azîmin ortasında yükün yükleyüp çökmüş deve gibi arkası evc-i âsumâna çıkmış gûnâ-gûn ebrî ve la‘l-gûn ve nakş-ı bukalemun kaya-yı ibret-nümûndur. İki tarafında deve yükü gibi karnı vâsi‘ altı 251a kûh-ı bî-sütûn gibi boş kayalardır kim kıble tarafındaki kayaları altında aşağı şehri etrâfında başka alçak hisâr varoşudur, ammâ şimâl tarafındaki altı boş kaya kim Timur'un toprak sürdüğü mahalde şehir yokdur. Bir cânibi sazlı bataklıkdır. Garb tarafı Timur toprağıdır, dahi mâverâsı sahrâdır. Bu kaya çökmüş deve gibi oldukda başı cânib-i şarka nâzır Kesikkaya nâmıyla ma‘rûf ve Deveboynu dahi derler. Hakkâ ki gerdân-ı şütür gibi bir eğri kayadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b–251a ·
metinde göster ·
… i Bitlîs-i Âl-i Abbâsiyân hân-ı Abdâl Hân-ı âlîşândır: Bunlara kavm-i Rujikiyân
derler. Hakkarî
kadar askere mâlik değildir ammâ ülkesi çokdur. Ve Abdâl Hân'ın ihsân ve in‘âmı …
Hükûmet-i Bitlîs-i Âl-i Abbâsiyân hân-ı Abdâl Hân-ı âlîşândır: Bunlara kavm-i Rujikiyân derler. Hakkarî kadar askere mâlik değildir ammâ ülkesi çokdur. Ve Abdâl Hân'ın ihsân ve in‘âmı Kürdistân halkına mebzûl olmağile cümle kavm-i Ekrâd hâkister-i efkende ve çâkeri olmuşlardır. Hîn-ı ma‘rekede elli bin âdem cem‘ etmeğe kâdirdir. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gice Melek Ahmed Paşa ile hânesinde mihmân olmuşuzdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşd …
Ba‘dehû azîzin vücûd-ı şerîfi muhrik olduğu yerde âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp bi-emrillahi Ta‘âlâ gül-i gülistân u reyhân-ı ezhâristân olur kim ilâ hâze'l-ân Rûmiyye kal‘asının cenûbîsinde Çevgân meydânı kurbünde ziyâretgâh bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr etse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa Sultân'ın mübârek külü düşdüğü yerdir." derler. Hakkâ ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşdur ve gayrı diyârda eyle reyhân-ı gülistân hâsıl olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
ki niçe bin kise mâl-ı nukûd sarf olunmağile imâr olmuş şekl-i murabba‘ bir tür …
Evsâf-ı kal‘a-i Nukûd: Bu sûr-ı kadîmin bânîsi Kapus Şâh ibn Menûçehr Şâh'ın Hoca Nukûd nâm tâcirinin binâsıdır. Anınçün sûr-ı Nukûd derler. Hakkâ ki niçe bin kise mâl-ı nukûd sarf olunmağile imâr olmuş şekl-i murabba‘ bir türâb-ı pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Bu dahi Lur hânı hükmünde ma‘mûr kal‘adır. Dizdârı ve neferâtları âmâdedirler. Şehri cümle üç bin hâneli bâğlı u bâğçeli câmi‘ vü medrese vü zâviye ve hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı kal‘adır. Ammâ bu sûr-ı imâr hudûd-ı Acem'de Derbend-i Mâşa nâmında bir derbend-i azîmin iç yüzünde cânib-i kıbleye Şehrezûl hâkine karîb olmağile ekseriyyâ ahâlîsi kavm-i Acem Gökdolağı ve Ekrâd-ı Luristân'dır. Sene 931 târîhinde Süleymân Hân vezîri Osmân Paşa fethidir. Yine Lur Hâkimi Hüseyin Hân'a in‘âm olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… âl bir çatal kayadır. Ba‘zı şehir zurefâları Uc ibn Anûk bu kaya üzre binermiş,
derler. Hakkâ
ki eğer gibidir. Ol cebel bir minâre gibidir. Bi-emrillâh bir mâ-i zülâl var ki …
Mesîregâh-ı Eğer kayası: şehrin {garbı} havâlesinde eğer-misâl bir çatal kayadır. Ba‘zı şehir zurefâları Uc ibn Anûk bu kaya üzre binermiş, derler. Hakkâ ki eğer gibidir. Ol cebel bir minâre gibidir. Bi-emrillâh bir mâ-i zülâl var kim gûyâ buz pâresidir. Cümle ıhvân-ı bâ-safâ anda gidüp teferrüc ederler ve ziyâretgâhdır ammâ ismi ma‘lûmum değildir. Andan şehre havâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
… ya‘nî yedi mesîre demekdir ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağın elsine-i nâsda Haft
derler. Hakkâ
ki vakt-i bahârda suların tuğyânları mahâlinde yedi gölcük olur. Câ-be-câ mâhîc …
Mesîregâh-ı Haft: Lisân-ı Acem üzre heft, ya‘nî yedi mesîre demekdir ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağın elsine-i nâsda Haft derler. Hakkâ ki vakt-i bahârda suların tuğyânları mahâlinde yedi gölcük olur. Câ-be-câ mâhîcikleri de bulunur. Ve çemenzâr ve murgzâr ve hayâbân olmuş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde aşren-fe-aşr havuzları içinde cân kuzuları sîne bülbülleri, gümüş balıkları gibi bu havuzlar içre şinâverlik edüp havuzda bülbül-âsâ nevâhânlık ederler, bir mesîregâh-ı bî-minnetdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
… ne alayın tertîbin ibtidâ müj[d]e ile pâdişâhım huzûruna gelen Evliyâ etmişdir"
derler. Hakkâ
ki yine öyle idi.
Hamd-i Hudâ bir vüzerâ asrında olmayup sa‘âdetlü pâdişâh ol kadar hazz edüp engüşt ber-dehen eder. Cümle mukarrebîn ve masâhibîn-i nüdemâ-yı şehriyârîler der kim "Pâdişâhım bu gûne alayın tertîbin ibtidâ müj[d]e ile pâdişâhım huzûruna gelen Evliyâ etmişdir" derler. Hakkâ ki yine öyle idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
kim pây-ı İslâm Rûm'a kadem basdığı dem salât-ı cum‘a edâ olunduğundan halkı gâ …
Sene 758 târîhinde İdrivne Kral-ı dâll elinden Gâzî Süleymân Paşa feth etdiği gün yevm-i cum‘a idi. İbtidâ diyâr-ı Rûm'da feth olup cum‘a salâsı verildiğinden "ibtidâ salâ"dan galat-ı meşhûr İpsala derler. Hakkâ kim pây-ı İslâm Rûm'a kadem basdığı dem salât-ı cum‘a edâ olunduğundan halkı gâyet musallîdir. Ba‘de'l-feth-i Süleymân Paşa, Rûm keferesi istîlâ edüp sene 793 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr be-dest-i Lala şahin Paşa, feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… arp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova
derler. Hakkâ
ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girü …
Evsâf-ı kal‘a-i bâlâ, ya‘nî Hisâr-ı Seçova: İbtidâ bânîsi Leh Kralı (---) nâm kral-ı dâllindir. Ba‘dehû Boğdan keferesi istîlâ edüp anların destinde kalmışdır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim lisân-ı Boğdan'da Seçva sarp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova derler. Hakkâ ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girüp ne cirimdedir ve ne kadar âsâr-ı binâları vardır görmek müyesser olmadı. Ancak seng-i hârâ üzre seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır kim diyâr-ı Boğdan'da kal‘a nâmıyla bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır. Ancak bu kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal‘aya mâlik olmuşdur. Kal‘a-i Hotin'e bir merhale yer karîbdir ve nehr-i Turla aşrı kal‘a-i Rıdvaniçse ve kal‘a-i Kamaniçse'ye iki konak karîb kal‘a-i Seçova'dır. Hakîkatü'l-hâl kıblesi tarafı bir vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve boyar ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga Sultân'a arabalar ile me’kûlât [ü] meşrûbât hedâyâlar getirüp kal‘adan yetmiş seksen aded toplar atup şâdumânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Latince (---)(---) Sîn derler, ammâ lisân-ı (---) Sîn mezâra
derler. Hakkâ
ki bir mezâr gibi oyulmuş bir kayalı dağ arasında şekl-i muhammesden tûlânîce v …
Lisân-ı Latince (---)(---) Sîn derler, ammâ lisân-ı (---) Sîn mezâra derler. Hakkâ ki bir mezâr gibi oyulmuş bir kayalı dağ arasında şekl-i muhammesden tûlânîce ve harâbca kal‘adır, ammâ zemîni Tin dağının maşrık tarafında bir sarp kayalı yerde kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur. Câ-be-câ der [ü] dîvârları mürûr-ı eyyâm ile rahnedâr olmuş. Hemân Melek Ahmed Paşa bu kal‘ayı bu hâlde görüp cümle asker-i İslâm'ı bu kal‘aya üşürüp amâr etmeğe bir kîse guruş verüp imâra başladılar. Üç günde bu kal‘a dürr-i beyz-âsâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve âlet-i silâh ve mühimmâtlar kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… ların başlarında bir gûne çalma acîb ü garîb hey’et sarıkları vardır. Ana çalma
derler. Hakkâ
ki başları çalmalıdır.
Ve halkının ekseri Rûm kefereleri olmağile müslimleri az olup anların dahi kelimâtları Rûm lehceleri gibi "varmisik, gelmisik, Mavro âfendimişdir ve cânımız ağacığımızdır" deyü kelimât ederler, ammâ bu şehir etrâfında olan re‘âyâların başlarında bir gûne çalma acîb ü garîb hey’et sarıkları vardır. Ana çalma derler. Hakkâ ki başları çalmalıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… evher haçları var kim "Hâşâ sümme hâşâ haçımız Allâh ismidir ve Allâha taparız"
derler. Hakkâ
ki cümle Macar Hudâ-perestlerdir.
Ve cümle İncîlî ve millet-i Mesîhiyye'dendirler ve mezhebleri Luturyanî'dirler, ammâ Nemse Papişte mezhebinde, ya‘nî İrim Papalıdır kim cümle putperestlerdir, ammâ Macar-ı füccâr deyrlerinde aslâ put yokdur. Hemân birkaç murassa‘ ve mücevher haçları var kim "Hâşâ sümme hâşâ haçımız Allâh ismidir ve Allâha taparız" derler. Hakkâ ki cümle Macar Hudâ-perestlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a ·
metinde göster ·
ki Van diyârı lahanası kadar iri olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan gi …
"Ah cânum, dînüm, îmânum kapusta" derler. Hakkâ ki Van diyârı lahanası kadar iri olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan gider, zîrâ kavm-i Boşnak lahana ile kırah çorbasın ve keçi südü surutkasın pek severler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… enzâr sahrâ içre bir kaynak taşlı su kenârında binâ olduğıyçün bu şehre Taşlıca
derler. Hakkâ
ki etrâfı sengistândır, ammâ Hersek paşasının tahtgâhıdır, zîrâ bu şehir vilâye …
Kal‘a yokdur. Hemân cânib [ü] etrâfı beyâz billûr gibi taşlı dağların ortasında bir vâsi‘ çemenzâr sahrâ içre bir kaynak taşlı su kenârında binâ olduğıyçün bu şehre Taşlıca derler. Hakkâ ki etrâfı sengistândır, ammâ Hersek paşasının tahtgâhıdır, zîrâ bu şehir vilâyet ortasına vâkı‘ olmuşdur. Bu şehir içre Paşa sarâyında mihmân olup şehrine göre yigirmi mikdârı hücreleri ve dîvânhâne va kâ‘aları ve mezkûr kaynak suyu üzre bir haşeb kasrı ve matbahları ve müte‘addid ıstablları ile mükellef sarâydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b ·
metinde göster ·
… yârlar bu kal‘a fethin nakl edüp "Bunda olan ceng-i Alî bir kal‘ada olmamışdır"
derler. Hakkâ
ki metîn kal‘a-i üstüvârdır.
Kanije'nin eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır, nâhiyesi cümle kâfiristândır. Hattâ küffâr bu kal‘ayı amân ile vermişken ahid-şikenlik edüp asâkir-i İslâm taşra kal‘aya duhûl etmişler iken cümle küffâr bu iç kal‘aya kapanup üç gün dahi germâ-germ ceng-i azîm olup yedi binden ziyâde kâfirler tîğ-i bürrândan geçüp iç kal‘ası kılıç ile feth olduğundan hâlâ şehir kadıları her Cum‘a hutbeyi kılıç ile tilâvet eder ve ol feth günü mahpûshâneden binden mütecâviz ümmeti Muhammed esîrleri çıkup hâlâ hayâtda müsin esîrlikden halâs olmuş ihtiyârlar bu kal‘a fethin nakl edüp "Bunda olan ceng-i Alî bir kal‘ada olmamışdır" derler. Hakkâ ki metîn kal‘a-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
… dır ve olmaz da. Cümle seyyâhân-ı berr [ü] bihâr rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur,
derler, hakkâ
ki gerçekdir.
Ammâ cümleden şehrin tâ şu ayne'l-fi‘linde İstifani nâm manastırı Rûm ve Arab [u] Acem'de el-hâsıl bu edîm-i arzın ekâlîm-i seb‘a kâfiristânında eyle bir binâ-yı azîm ve eyle bir kâr-ı kadîm inşâ olunmamışdır ve olmaz da. Cümle seyyâhân-ı berr [ü] bihâr rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur, derler, hakkâ ki gerçekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a ·
metinde göster ·
… . Anıniçün bu kal‘aya Or derler, ammâ müverrihân-ı Tatar bu kal‘aya Ferahkirmân
derler. Hakkâ
ki Heyhât sahrâsından gelüp bu kal‘a-i Or'a giren ferahşâd olur. Hattâ ol zamân …
Bu mezkûr deryâların üçü dahi birbirlerine muttasıldır, ammâ bu cezîre-i Kırım'ı üç deryâ dahi ihâta etmişdir. Bunların içinde Kırım şekl-i müselles bir adadır. Kıble tarafı Balıklava kal‘ası burnudur. Maşrık tarafı Kerç kal‘ası burnudur. Mağrib tarafı bu Or kal‘ası ağzıdır kim bu mahalde Kırım cezîresinin Or'dan taşra çıkarken Azak denizi sağ tarafdadır. Sol tarafı semt-i cenûb Ölü denizdir. Ölü deniz ile Azak denizi mâbeyni ancak sekiz bin adım Heyhât sahrâsına muttasıl karadır. Anı dahi selef hânlarından Selîm Hân-ı Sânî asrında Semiz Mehemmed Geray Hân bu Or boğazına kâfir gelmesin deyü bir handak-ı uzmâ bir denizden bir deniz kesüp bir çâh-ı gayyâ-misâl handak-ı amîk kazmış. Tatar kavmi handaka or der. Anıniçün bu kal‘aya Or derler, ammâ müverrihân-ı Tatar bu kal‘aya Ferahkirmân derler. Hakkâ ki Heyhât sahrâsından gelüp bu kal‘a-i Or'a giren ferahşâd olur. Hattâ ol zamân bu handakı eyle derin kazmışlar kim Azak denizi gelüp Ölü denize mahlût olup henüz Kırım ol zamân cezîre olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… altında bir ejde[r]hânın yine taşdan sûreti var. Anıniçün bu kapuya Atlı kapusu
derler. Hakkâ
ki üstâd-ı mermer-bür aceb tuhfe at sûreti kazmış. Gûyâ ki zî-rûh durur.
Evvelâ aşağı çârsû yolunda Dede furunu dibinde Atlı kapusu demenin vech-i tesmiyesi oldur kim bu kapunun atebe-i ulyâsı kemeri altında bir beyâz mermerden bir taş at üzre yine bir taş âdem ata süvâr olmuş. Atının ayağı altında bir ejde[r]hânın yine taşdan sûreti var. Anıniçün bu kapuya Atlı kapusu derler. Hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür aceb tuhfe at sûreti kazmış. Gûyâ ki zî-rûh durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… sâcidlerde ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur. Anıniçün bu câmi‘e Bayrak câmi‘i
derler. Hakkâ
ki bu bayrak alâmeti ve muvakkıtı aceb hayrât-ı azîmdir. Ve bu câmi‘ tâ çârsû-y …
Andan Bayrak câmi‘i: Her vakitde muvakkıtı sâ‘at gözedüp ezân mahalli oldukda minârenin tâ zirve-i a‘lâ-yı alemine bir çam sırığı üzre bayrakını ipler ile çeküp cümle mü’ezzinânlar ol alem bayrağı görüp her cevâmi‘ ve mesâcidlerde ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur. Anıniçün bu câmi‘e Bayrak câmi‘i derler. Hakkâ ki bu bayrak alâmeti ve muvakkıtı aceb hayrât-ı azîmdir. Ve bu câmi‘ tâ çârsû-yı bâzârın ayne'l-fi‘linde olmak ile İslâmbol'un Rüstem Paşası ve Sultân Bâyezîd câmi‘i gibi subh u mesâ cemâ‘at-i kesîreden hâlî değil bir müferrih ve dilküşâ kurşum örtülü câmi‘-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
… îre yerine "Makri[di]yo" derler imiş. Ve lisân-ı Latin'de "Makridiyo" uzun yere
derler. Hakkâ
bu cezîre dahi Rûmeli tarafına uzun vâki‘ olduğiyçün "makri" derler. Ammâ lisân …
"Murâd [u] merâmın üzre ol arz eylediğin yeri kesesin" deyü İskender'den fermân sâdır olunca hemân hâkim-i Ağrıboz başına âdem deryâsını cem‘ edüp mezkûr boğazı kesüp deryâyı beriden öteye akıdup ol mahalle kehenelerin ilmiyle bir mutalsamât-ı azîme edüp cemî‘i Akdeniz balıkları ol kesilen boğazdan ubûr ederken dalyanlarda ağ duzağlara girüp sayd olunduğu sebebden mezbûr cezîreye Ağrıboz ipsarya demişler, ya‘nî lisân-ı Rûm'da "balık ağı yeri" demekdir, ammâ bundan evvel bu cezîre yerine "Makri[di]yo" derler imiş. Ve lisân-ı Latin'de "Makridiyo" uzun yere derler. Hakkâ bu cezîre dahi Rûmeli tarafına uzun vâki‘ olduğiyçün "makri" derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da "Makridiyo" "iki boğaz" demekdir. Hakkâ ki hâlâ iki boğaz deryâsı içinde bir cezîre-i tûlânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… ahtı tarafından gelir bir âb-ı hayât nehir akup bu göle mahlût olur ismine Aksu
derler. Hakkâ
ki bir ak turna gözü gibi bir ak sudur. Cümle ol semtin halkı suların bu Aksu'd …
Bu göle İnebahtı tarafından gelir bir âb-ı hayât nehir akup bu göle mahlût olur ismine Aksu derler. Hakkâ ki bir ak turna gözü gibi bir ak sudur. Cümle ol semtin halkı suların bu Aksu'dan alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a ·
metinde göster ·
… bir kenz-i azîm vardır. Dâ’imâ bu Kaydefâ ol kenze nazar eder. Anın tılsımıdır,
derler. Hakkâ
ki ol kulle cümle burc [u] bârûlardan ziyâde dikkat Y 44b ile istihkâm üzre b …
Ve bu Kaydefâ tasvîrinin yüzü şimâle nâzırdır. Ol tarafda bir kulle-i metîn vardır. Anda bir kenz-i azîm vardır. Dâ’imâ bu Kaydefâ ol kenze nazar eder. Anın tılsımıdır, derler. Hakkâ ki ol kulle cümle burc [u] bârûlardan ziyâde dikkat Y 44b ile istihkâm üzre binâ olunmuş bir metîn kulledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a–Y44b ·
metinde göster ·
Ve yine bu Üç Göz cenbinde tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir binâ-yı âlîler ve amûd-ı müntehâlar var. Ve Üç Göz dahi kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kavs-ı kuzahdan nişân verir tâk-ı Havernak'dır. Ahâlî-i beledin nakilleri üzre Hazret-i Süleymân'ın binâsıdır, derler. Hakkâ ki dîv-i Süleymânî binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y77b ·
metinde göster ·
… katre alâmetdir" derler ve "Hazret-i Ya‘kûb ve İshâk bu mağâralarda sâkin idi"
derler. Hakkâ
ki ulu nazargâhdır. Ammâ hakîr ziyâret etdiğimizde mevsimi olmamak ile havuzlar …
Ve üç günden sonra yine su gâyib olup sonra gelenler havuz içindeki sulardan nûş edüp alırlar. Ve ahâlî-i vilâyetin zu‘mu anın üstünedir kim "Bu ayn Hazret-i Ya‘kûb'un gözü yaşından bir katre alâmetdir" derler ve "Hazret-i Ya‘kûb ve İshâk bu mağâralarda sâkin idi" derler. Hakkâ ki ulu nazargâhdır. Ammâ hakîr ziyâret etdiğimizde mevsimi olmamak ile havuzlarda bir katre su yoğidi. Ancak iki rek‘at namâz kılup du‘â etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b ·
metinde göster ·
… b-i erba‘aları kefere ve Yahûdî gûristân-ı mûristânı olduğundan Cehennem deresi
derler. Hakkâ
ki derk-i esfelden nişân verir bir kesîf deredir. Cümle şehrin çirkâb mâ-i müst …
Evvelâ Firavn kubbesi ve Kârûn kubbesi ve Bel‘am ibn Bâ‘ûr kubbesi ve şeddâd kubbesi ve Buhtu'n-nasır kubbesi. Bu mezkûr kubbeler cümlesi yekpâre beyâz taşdan oyulmuş ibret-nümâ kubbelerdir. Ammâ içinde bir şey yokdur, derler. Ve bu âsârlar cümle Cehennem deresi içre vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘aları kefere ve Yahûdî gûristân-ı mûristânı olduğundan Cehennem deresi derler. Hakkâ ki derk-i esfelden nişân verir bir kesîf deredir. Cümle şehrin çirkâb mâ-i müsta‘meli bu dere içre cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219b ·
metinde göster ·
Ve bu mihrâbın iki cânibinde hurde sütûnlar var kim rû-yı arzda misilleri yokdur. Yemen'de Sabâ şehrinde Belkîs'ın tahtından me’hûzdur, derler. Hakkâ ki sun‘-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·