Menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Niçe müverrîhler bu Hazret-i Şîs Nebî içün, Hazret-i Âdem cennet-i me’vâdan hübût etdikde hâk-i Hindistân'da cezîre-i Serendil'e kadem basdıkda firâk-ı cennet-i izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar Âdem'i ta‘yîb etdiklerinden "Yâ Rabbî, yüzüm karasına bakma!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Bu dünyâda bana bir yâr-ı gâr-ı gâm-küsâr hemrâh ihsan eyle" deyüp ibtidâ Hazret-i Âdem'e cennetden bir sevr ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ'yı cüst ü cû edüp nâm [u] nişânın bulmazdı. Hikmet-i Hudâ; bir gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr dokuz ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî'de "Şîs" bitdi, demekdir. Anınçün Şîs Nebî derler. Hatta ba‘zı müverrihîn Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
… âre lahmı kopmaya. Niçe müverrihler "Hazret-i Hızır her bâr bu sudan nûş eder!"
derler. Hattâ
bu abd-i hakîr şifâ niyyetine girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe ba …
Bi-kavli hukemâ: Bu ayn-ı zülâlin ecelden gayriye yetmiş gûne hâsiyyetin tahrîr etmişler. Beher sene niçe bin âdem girüp gasl etdükde vücûdun cemî‘i ilelden halâs olmuş bulup bir gûne ten-perver olur kim vücûdın kelpedân ve cımbıstıra ile çekseler bir pâre lahmı kopmaya. Niçe müverrihler "Hazret-i Hızır her bâr bu sudan nûş eder!" derler. Hattâ bu abd-i hakîr şifâ niyyetine girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe başlayup ol mertebe zinde ve tendürüst oldum ki değme fetâlar pençemi çeviremez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş,
derler. Hattâ
Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in m …
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı evvelinde Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde cemî‘i hazâ’in ü defâ’iniyle ahz u kabz eyleyüp ol genc-i Kârûn'u bu Üçşerîfeli câmi’ine sarf eylemişdir. Ve cemî‘i kıbâblarında olan ibret-nümâ nakş-ı bukalemûnu münakkaş eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş, derler. Hattâ Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in masârıfına hemân zer-ı hâlis kısmından yedi bin kîse mâl-ı İzmir sarf olunmuşdur. {Sâ’ir sîm-i hâlis memsûk-i râyic masârıfın Hudâ bilür demişler} Zîrâ ihsân bâbı meftûh olmağıla ekâlim-i seb‘ada ne kadar fünûn-ı şettâya mâlik üstâd-ı kâmiller var ise kerem kânı Murâd Hân'ın keremin görmeğe gelüp her biri bu câmi‘de birer ibret-nümâ âsâr komuşdur. Anınçün bu câmi‘e niçe kerre girsen bir köşede dahi niçe gûne sanâyi‘ât u ibret-nümâ mersûmât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü kalemler kâsirdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153a ·
metinde göster ·
Hatta fâtih-i Bağdâd Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın başların şemşîr-i âteş-tâb ile tırâş etdükde bu havzın niçe bin balıkları mecrûh gelüp havz-ı mezkûr kan ile leb-ber-leb oldu derler. Hatta ba‘de'l-feth-i Bağdâd, Murâd Hân Diyârbekr'e gelüp Rûmiyye şeyhi azîzi şehîd etdikde bu havz kan ile pür olması muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
… nmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine
derler. Hatta
bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
… ı. Ba‘de'l-binâ bu şehrin ismine Sâvî ka‘dı dediler. Lisân-ı İbrî'de ka‘d şehre
derler. Hattâ
Kabâbıta târîhlerinde ka‘d-ı İskender ve ka‘d-ı Mısır ve ka‘d-ı Fustât ve ka‘d- …
Ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh cebel-i Cûde üzre Cûde şehrin imâr etdi. Andan Nûh Âvînd şehrin ya‘nî Nihâvend medînesin binâ etdi. Andan oğlu Yâfîs şehr-i Gazvîn'i binâ etdi. Andan şehr-i Kamerü'l-Kum'u binâ etdi. Andan bu şehr-i Sâve'yi binâ etdi kim mukaddemâ keştîsi bu mahalde sehel karâr buldukda Arapça buyurmuşlardı. Ba‘de'l-binâ bu şehrin ismine Sâvî ka‘dı dediler. Lisân-ı İbrî'de ka‘d şehre derler. Hattâ Kabâbıta târîhlerinde ka‘d-ı İskender ve ka‘d-ı Mısır ve ka‘d-ı Fustât ve ka‘d-ı Hasan ve ka‘d-ı Filistîn ve ka‘d-ı Dımışk-ı Şâm derler. Ba‘de't-Tûfân bu ka‘d-ı Sâvî ol kadar âbâdân oldu kim tûlen ve arzen kemâl-i vüs‘ati üç günde devr olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
… mâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm
derler. Hatta
bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edü …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
bu mahalle Şakakî Kürdleri kara çadırlarıyla meks edüp bu kara sakızdan taşıyup …
Ve şehr-i Bağdâd u Basra hammâmlarının ferşi cümle bu siyâh sakız ile mefrûşdur. Bir ma‘âdin-i Hallâk-ı Ezel'dir kim bu kadar bin yıldan berü niçe bin bâr-ı üştür ü ester taşıyup bir çiğnem sakız eksilmemişdir. Ve karga çamı nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmasının sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu sakız ma‘deni göllerinin üzerine cemî‘i hûş-ı tuyûr konsa cemî‘i murg-ı zeyrekler cenâhlarından yapışup sayd olunduğiyçün karga çamı derler. Hatta bu mahalle Şakakî Kürdleri kara çadırlarıyla meks edüp bu kara sakızdan taşıyup diyâr diyâr götürüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… şumuza geldik. Hâlâ Kırım Tatarı içinde bu sefer-i meserrete Erkek Macar seferi
derler. Hattâ
bir Tatar baylık satup mâlın mîrâsyedi çelebi gibi sefâhat edüp akçe sarf eyles …
Hamd-i Hudâ, bu hakîr-i pür-taksîre dahi bu cengde elime yedi gulâm ve üç aded pençe-i âfitâbe kızlar ve yedi Macar keferesi ve on tüfeng ve on yedi aded ufak gümüş tepsi ve bir gümüş haç ve iki gümüş Macar tarzı üzengi ve bir gümüş kadeh ve niçe gûne kelepür makûlesi eşyâlar elime girüp selâmetle hamd-i Hudâ koşumuza geldik. Hâlâ Kırım Tatarı içinde bu sefer-i meserrete Erkek Macar seferi derler. Hattâ bir Tatar baylık satup mâlın mîrâsyedi çelebi gibi sefâhat edüp akçe sarf eylese "Kişi sen Erkek Macar seferinde bay olmuşsun gibi" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
cenûba nâzır ancak bir demir kapusu üzre çâr-kûşe mermer-i müzehhebde celî hat …
Sene 1048 târîhinde Koca Mûsâ Paşa Budin vâlîsi iken bu mahalde haydûd eşkıyâları bir kârbân-ı azîm bozup hayli ümmet-i Muhammed kırdıkları ecilden Mûsâ Paşa bu mahalle bu kal‘a-i zîbâyı inşâ edüp Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd'a hibe eylediğiyçün "Binâ-yı Mûsâ Paşa kal‘a-i Sultân Murâd" derler. Hattâ cenûba nâzır ancak bir demir kapusu üzre çâr-kûşe mermer-i müzehhebde celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109b ·
metinde göster ·
… âlâ bu asrın avâm-ı nâsı ve ehl-i irfân-ı rind-i kallâşânı bu şehre dilber kânı
derler. Hattâ
Fâtih Sultân Mehemmed Hân Bosna diyârın feth etdikde latîfe-âmîz olmak içün Her …
Der-fasl-ı sitâyiş-i mahbûb [ü] mahbûbân: Cemî‘i sıbyânları on yaşına girdikde tâ otuz yaşına girince pençe-i âfitâb ve mehtâb mahbûbları olur, zîrâ âb-ı hoş-güvârının hükmü oldur kim âdemin etini şahme-misâl yumuşak edüp ser-i mûdan eser geç hâsıl olup sıbyânları genç olurlar. Ve cümlesi hüsn ü cemâl ve hüsn ü hulk ve hüsn ü ülfet hüsn-i kelâm ile muttasıf mahbûbları var. Gâyet mümtâz ve ser-firâz ve ser-bülend ve dilârâm mahbûbları olur kim herbesa(?) ta‘bîr etdikleri gılmân-ı cüvânânları birer Yûsuf-ı Sânî olduklarından gayrı nehr-i Milaçka'nın te’sîriyle cümle gulâmları huddâmân olup garîb-dost olurlar. Cemî‘i büldânların evsâfından bunun dilberânı evsâfı meşhûrdur, zîrâ hâlâ bu asrın avâm-ı nâsı ve ehl-i irfân-ı rind-i kallâşânı bu şehre dilber kânı derler. Hattâ Fâtih Sultân Mehemmed Hân Bosna diyârın feth etdikde latîfe-âmîz olmak içün Hersekzâde Ahmed Paşa'ya hitâben buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… ref bir binâ-yı bî-hemtâdır kim bu sarây-ı dil-küşâ sebebiyle Budin'e Kızılelma
derler. Hattâ
büyük dîvânhânede celî hat ile Kızılelma olduğuna târîhi bir mermer üzre merkûm …
Kurşum örtülü bir mevzûn kubbesi üzre altun yaldızlı alem yerine altundan topları var. Cemî‘i revzenleri Peşte ve Keçkemet ve Şarkez ve Hatvan ve Vaç ve Eski Budin ve Kile sahrâları pâymâl-i rimâl gibi nümâyândır. Ve cümle kat-ender-kat üç yüz kırk aded sağîr ü kebîr kâ‘aları ve soffaları ve hücreleri ve eyvân ve dîvânhâneleri ve hammâmları ve fıskıyye ve havz [u] şazrevânları ile bezenmiş bir sarây-ı bî-bedeldir kim rub‘-ı meskûnda buna hemtâ sarây-ı şâhâne yokdur. Cemî‘i diyâr-ı kâfiristânda değil Belh u Buhârâ ve Hind ü Yemen ve Mısır ve Irâk ve Şâm u Haleb ve Rûm'da Kızılelma Sarâyı nâmıyla müte‘âref bir binâ-yı bî-hemtâdır kim bu sarây-ı dil-küşâ sebebiyle Budin'e Kızılelma derler. Hattâ büyük dîvânhânede celî hat ile Kızılelma olduğuna târîhi bir mermer üzre merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… ahanayı Yenidünyâ'dan getirüp Filimenk diyârında henüz hâsıl olmuş ismine hunza
derler. Hattâ
bu lahanadan ibret içün koşuma koyup tâ Uyvar'a getirüp pirinç ile zerde edüp h …
Bu Fiyameng diyârına mahsûs bir nebâtâtdır, ammâ aslı Yenidünyâ'dan gelmişdir, zîrâ bu Filimenk diyârının cânib-i garbîsinde Bahr-i Muhît içr[e] iki yüz mîl ba‘îdde cezîre-i İngilis'dir. Sekiz bin mîl ihâta eder bir cezîre-i kebîrdir. Bu cezîrenin cânib-i garbîsinde Bahr-i Muhît'den öte Bahr-i Magalyan'dır andan öte dörd bin mîlde "Fütihatâ" lafzı târîhinde bulunan Yenidünyâ'dır kim Eskidünyâ'da iskelesi Dış Fransa ve İsfaç ve Donkarkız ve Danimarka ve Loncat ve Filimenk'in Amıstırdam şehirleri Yenidünyâ iskeleleri olmağile bu mezkûr lahanayı Yenidünyâ'dan getirüp Filimenk diyârında henüz hâsıl olmuş ismine hunza derler. Hattâ bu lahanadan ibret içün koşuma koyup tâ Uyvar'a getirüp pirinç ile zerde edüp her kim tenâvül etdiyse,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ort …
Hattâ Moğol ve Yakay kavmi ayuya lev derler. Hattâ Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ortada serserî gezse "Şu âdem lev lev ayı gibi gezer" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… e 1071 târîhinde bânîsi Zirinoğlu olup karîbü'l-ahd binâ olunduğıyçün Yenikal‘a
derler. Hattâ
Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken Kanije ıhrâk olup Kanije'yi almak saded …
Lisân-ı Hırvad Macarı üzre Keckivar'dır. Macarca "vâr" kal‘aya derler. Keckivar (---)(---) demekdir, ammâ lisân-ı Ervâm'da Yeni kal‘a derler, zîrâ sene 1071 târîhinde bânîsi Zirinoğlu olup karîbü'l-ahd binâ olunduğıyçün Yenikal‘a derler. Hattâ Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken Kanije ıhrâk olup Kanije'yi almak sadedinde olup nehr-i Morava'nın beri bizim Kanije hâkinde Kanije'ye üç sâ‘at karîb bu kal‘ayı sulha muğâyir binâ etdi. Ve niçe kerre Sührâb Mehemmed Paşa "Bu kal‘ayı yıkun" deyü tenbîh edüp aslâ yıkmayup dahi ziyâde hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i üstüvâr edüp kal‘a içine yigirmi bin güzîde katana koyup diyâr-ı İslâmı nehb ü gâret ederek âhir-i kâr bu kal‘a sebebiyle bu sene 1074 kal‘a-i Kanije'ye sarılup kırk gün kırk geceden sonra Sadrıa‘zam kal‘a-i Kanije'yi dest-i küffârdan istihlâs edüp küffâr firâr ederek bu Yenikal‘a'ya girüp Sadrıa‘zam dahi küffâr-ı dûzah-karârın akîbince kovarak bu kal‘aya gelüp muhâsara etmesinin sebebi bu kal‘a bilâ-sulh binâ olunmasıyçün muhâsara olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… ı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır,
derler. Hattâ
niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdik …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât
derler. Hattâ
bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… tî tarîkında eş-Şeyh Ya‘kûb Efendi anda medfûndur kim kutbiyyete kadem basmışdı
derler. Hattâ
karye-i Kaçı'da medfûn Hüseyin Efendi’nin bu Ya‘kûb Efendi pîşvâsıdır kim ulu s …
Bu zâviye-i kadîm sâhasında Halvetî tarîkında eş-Şeyh Ya‘kûb Efendi anda medfûndur kim kutbiyyete kadem basmışdı derler. Hattâ karye-i Kaçı'da medfûn Hüseyin Efendi’nin bu Ya‘kûb Efendi pîşvâsıdır kim ulu sultânlardır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… girüp hâlâ Nemse çâsârı elinde kalup gorona ve korona ve manlifke ve kallevine
derler. Hattâ
Âl-i Osmân'da kallevî sarık nâm andan kalmışdır.
Ve Ferîdûn'un bir oğlu dahi Îrec'dir, anın oğlu Kûşeng'dir, anın oğlu mezkûr Menûçehr'dir kim Macar kavmi ecdâdıdır. Ve bu Menûçehr'in Macar mürted olan Mençâr'dır kim Mençâr'dan galat hâlâ Macar derler. Tâc-ı Hûşeng Şâh bu Mençâr'dan niçe ele girüp hâlâ Nemse çâsârı elinde kalup gorona ve korona ve manlifke ve kallevine derler. Hattâ Âl-i Osmân'da kallevî sarık nâm andan kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
Hakkâ ki mühmelât mel‘ûnât çepelât haşerât bir alay kavm-i nâpâklardır. Bu tâ’ifeye Kalmak ve Kalmık ve Kılmak ve Kılmah ve Kılmağ, cemî‘i müverrihân bunlara Benî Asfer kavmi derler. Hattâ kelâm-ı cifr-i Hazret-i Alî'de: "Yâ bilâde'r-Rey ve's-Sol‘ât ihzer ‘an sığâri'l-‘uyûn min nefsihi" buyurmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… r. Ammâ kavm-i Freng böyle kanatlı arslan tasvîrlerine San Marko ve Santa Marko
derler. Hattâ
Bundukânî dedikleri Venedik küffârının sancağ u bayraklarında taşıdıkları kanat …
Mâ-tekaddem küffâr asrında bu küçük kapu dibindeki kullede bir gemi limanı kapusu var. Cümle kayıklar andan içeri kal‘anın içine girirler imiş. Hâlâ ol liman kapusu dîvâr ile örtülüdür kim bu liman kapusu kemeri üzre olan kullenin nehr-i Ten'e nâzır cânibinde on arşın yüksekde bir kanatlı arslan tasvîri var. Çâr köşe beyâz mermer üzre tasvîr olunmuşdur. Üstâd-ı nakkâş Freng-i Mânî mermer-bür bu arslana bir emek sarf etmiş kim gören anı zî-rûh zann eder. Ol ecilden bu kulleye arslan kullesi derler. Ammâ kavm-i Freng böyle kanatlı arslan tasvîrlerine San Marko ve Santa Marko derler. Hattâ Bundukânî dedikleri Venedik küffârının sancağ u bayraklarında taşıdıkları kanatlı esed sûretidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
Bu âyet-i şerîf dahi şâm hakkındadır derler. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh kable'n-nübüvve Hadîce-i Kübrâ'nın mâlıyla ticâret edüp Mekke'den Busrâ şehrine gelüp ticâret ederdi ki Arapça dır. Busrâ'dan şâm'a bir merhale yerdir. şâm'a gelüp cebel-i Kaysûn'da Kademü'n-nebî olan seng üzre basup alâmet etmişlerdir. Hâlâ ziyâretdir. Andan şâm'ı seyr [ü] temâşâ edüp refîkleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249b ·
metinde göster ·
… llerinde asâlariyle fellâhları urarak ubûr ederler. Bu fitîllere Mısır'da yedek
derler. Hattâ
paşa ağalarının müflisleri latîfe içün,
{Ve altı bin kantâr dahi kettân fitîli geçer. Bunlar dahi şedde şedde Yemen ferdeleri içre atlar(ı) ve katırlara tahmîl edüp bu fitîlleri büken üç bin Berberî kavmi dahi fitîl yükleri yanınca pâ-bürehne ve ser-bürehne ellerinde asâlariyle fellâhları urarak ubûr ederler. Bu fitîllere Mısır'da yedek derler. Hattâ paşa ağalarının müflisleri latîfe içün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y215a ·
metinde göster ·
… vâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur
derler. Hattâ
Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun is …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·