Ve cümle bin seksen beş dükkândır. Gerçi bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ammâ haffâf çârşûsu ve lebbân-ı hâlis çârşûsu ve ma‘sûmlara (---) çârşûsu mükellef ü müzeyyen çârsûlardır. Ammâ kaymağı ve yoğurdu gâyet lezîzdir. Ve berber dükkânları dahi gâyet müzeyyendir. Her yevm-i cum‘ada bu Ebâ Eyyûb ziyâretine niçe bin âdem gelüp çârsû-yı bâzârda âdem deryâsı olup kaymakcı dükkânlarının şâhnişînlerinde meks edüp leben-i hâlis ve kışta-yı ebyaz ve asel-i mussaffâ tenâvül edüp safâ ederler. (---)(---)(---)(---). Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… le-ârâ pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup devletinde benî âdem ile şehr-i İslâmbol âdem
deryâsı olup
omuz omuzu sökmez olup vüzerâlarından {fâtih-i Anabolı} Kâsım Paşa'ya ve fâtih- …
Ba‘dehu (---) sene târîhinde Süleymân Hân velvele-ârâ pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup devletinde benî âdem ile şehr-i İslâmbol âdem deryâsı olup omuz omuzu sökmez olup vüzerâlarından {fâtih-i Anabolı} Kâsım Paşa'ya ve fâtih-i Sakız Piyâle Paşa'ya ve fâtih-i Ahıçka Ferhâd Paşa'ya ve fâtih-i Alâüddevle Ayas Paşa kullarına fermânları sâdır olup Kâsımpaşa şehrini ma‘mûr etmeğe bezl-i himmet etdiklerinden niçe bin a‘yân-ı devlet, var makdûrların sarf edüp niçe bin hânedân ve hayrât [ü] hasenâtlar edüp ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… ıl bu Kâğızhâne vâdîsinde beş altı bin hayme ve hargâh kurulup yigirmi gün âdem
deryâsı olup
geceleri çerâğân-ı kadir rûzları rûz-ı rûşen olup rûz-ı ıyd-i adhâ olur.
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha cevâhir ve murassa‘âtlı pîş-tahta ve devât ve raht ve kılıç ve gaddâre misilli hedâyâlar verirler. Ve'l-hâsıl bu Kâğızhâne vâdîsinde beş altı bin hayme ve hargâh kurulup yigirmi gün âdem deryâsı olup geceleri çerâğân-ı kadir rûzları rûz-ı rûşen olup rûz-ı ıyd-i adhâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… fezâsında beş altı bin hayme ve hargâhlar kurulup yigirmi gün yigirmi gece âdem
deryâsı olup
geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı ıyd olur. Hulâsa-i kelâm bu teferrüce bir esnâf …
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha bir murassa‘ ve mücevher pîş-tâhta ve devât ve bir zî-kıymet mücevher raht ve bir kılıc ve bir gaddâre hedâyâ verüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh seyr-i şikâra revâne olup ba‘dehu on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi gecede cevâhir ve murassa‘ât kemer kuşaklı uşaklar ve cümle dilberânlar zer-ender-zere müstağrak olup cevâhir bıçaklar ve hançerler dakınup zerdûz harîr şed peştemâller ile tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi reftâr edüp pîrlerin dest-bûslarıyla revâne olurlar. Ve bu Kâğızhâne fezâsında beş altı bin hayme ve hargâhlar kurulup yigirmi gün yigirmi gece âdem deryâsı olup geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı ıyd olur. Hulâsa-i kelâm bu teferrüce bir esnâf mâlik olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… kûh-ı Ûcân'a ve kûh-ı Sehlân'a müntehî olup adl-i adâletiyle şehr-i Tebrîz âdem
deryâsı olup
cihân-ârâ bir şehr-i lâ-nazîr oldu. Ve Muhammed Şâm-ı Gazan bu şehrin cânib-i e …
Ba‘dehû bânî-i râbi‘i sene 694 târîhinde Sultân Muhammed Şâm-ı Gazan ahdinde adl-i adâletinden ol kadar ma‘mûr oldu kim bir tarafı tâ kûh-ı Liyân'a ve kûh-ı Sincân'a ve kûh-ı Ûcân'a ve kûh-ı Sehlân'a müntehî olup adl-i adâletiyle şehr-i Tebrîz âdem deryâsı olup cihân-ârâ bir şehr-i lâ-nazîr oldu. Ve Muhammed Şâm-ı Gazan bu şehrin cânib-i erba‘asın dâiren-mâdâr sûr çeküp cirmini piyâde âdem dörd günde devr ederdi. Mukaddemâ Abbâsiyândan el-Mütevekkil-ala'llah'ın binâ etdüğü iç kal‘a oldu. Ba‘dehû niçe yüz mülûke intikâl edüp kâh harâb ve kâh dârü'l-mülk olup taht-ı Azerbaycân-ı cihân olup {ammâ sene 959 Süleymân Hân gâret etmeyüp cümle halkı itâ‘at edüp hükûmetin Şâh (---) birâder-i mihteri olan Acem şehzâdesi Elkâs Mirza'ya ihsân edüp hâkim-i Tebrîz oldu, ammâ sene 994 târihinde Kızılbâş-ı bed-ma‘âş istîlâ edüp sene 994'de} sene 994 târîhinde Devlet-i Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa diyâr-ı Acem'e, deryâ-misâl asker ile serdâr-ı mu‘azzam olup ve Cığalaoğlu Sinân Paşa talî‘a-i asker olup diyâr-ı Acem'de niçe kılâ‘lar feth ederek himmet-i Şâh-ı Merdân ile Osmân Paşa-yı zî-şân şehr-i Tebrîz'i {evlâd-ı Haydar-ı Erdebîlî Şâh (---) destinden dest-i kahrile} feth edüp asker-i bî-pâyân ile karâr etdiler. Ammâ memâlik-i Azerbaycân'ı kabza-i teshîre almak içün şehr-i Tebrîz'in tâ vasatında Şâh Hıyâbânı'nın etrâfında şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i sengîn bünyâd, bir binâ-yı Ferhâd inşâ etdiler kim dâiren-mâdâr devri on iki bin yedi yüz mi‘mâr-ı melikî arşını bir kal‘a-i metîn ve burc [u] bârûsu müstahkem ve hısn-ı hasîn kal‘a-i binâ-yı Özdemirzâde oldu kim gûyâ sedd-i cedîd-i 298b Ye’cûc oldu. Şâm-ı Gazan kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a–298b ·
metinde göster ·
… lah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem
deryâsı olup
mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
… den ziyâdesi vakt-i zuhra dek hâke düşüp sahrâ-yı Konya hûn-ı benî Âdem ile kan
deryâsı olup
kelle-i Celâlîleri seylâb-ı hûn galtân ederdi. {Bu cenge târîhdir,
el-Hikâye-i ceng-i şehzâdegân der-sahrâ-yı Konya: Fî 22 şehr-i şa‘bân-ı merkûm. Şehzâde Bâyezîd cünd-i anîdiyle sahrâ-yı Konya'da bedîd olup beri Selîm tarafından dahi vezîr-i mükerrem Tavîl Mehemmed Paşa sâf sâf çarha alayın dizüp talî‘a-i asker Zülkadriyye Paşası yigirmi bin Türkmân ile Cüm Ekrâdı olup yedi koldan cümle sipâh ve yeniçeri ve zâ‘im ve erbâb-ı timar ve müteferrikagân ve çavuşân ve zümre-i silâhdâr ve sipâhân-ı zü'l-cenâheyn-vâr yemîn ü yesâr âlât-ı harbe müstağrak olup cenge âmâde oldular. İki çarha-i askerî birbirine girüp Bâyezîd askeri Selîm çarhasına galebe edüp çarha-yı Selîm gerü kazan dibi asker üzre düşüp iki dib alay birbirine karılup katılup zemîn dihkânî elinde atılır gibi nadaz nadaz olup iki alay-ı azîmin güzîdesi belki dahi ziyâdesi şerbet-i şehâdeti nûş edüp medhûş oldular. Ammâ ekseriyyâ Bâyezîd'in dağî ü bâğî vü yağî askeri hâk-i mezellete düşüp cân verdiler. Tâ vakt-i gurûba dek ceng-i şehzâdegân olup herkes kollu kollarına gidüp tarafeynden tabl-ı âsâyiş çalındı. Ale's-sabâh ki oldu bizzât Selîm Şehzâde atına süvâr olup cümle asker-i İslâm'ı devr edüp va‘de-i kerîmeler ve gûnâ-gûn istimâletler edüp cenge tergîb edüp "İnşâallah fırsat u nusret bize müyesser olursa tama‘-ı ham‘a düşüp kelepür tahsîli sevdâsına düşmen" deyü tenbih ü te’kîdler etdi. Andan yine Şehzâde Bâyezîd tarafından asker hücûm edüp cenge karışdı. Üç sâ‘at-i nücûmî germâgerm ceng [ü] savaş-ı perhâş olup Cenâb-ı Bârî yârî kılup bâd-ı nesîm-i zafer Şehzâde Selîm cânibine esüp Konya askeri Bâyezîd askerine eyle satûr-ı Selîm urdular kim yigirmi binden ziyâdesi vakt-i zuhra dek hâke düşüp sahrâ-yı Konya hûn-ı benî Âdem ile kan deryâsı olup kelle-i Celâlîleri seylâb-ı hûn galtân ederdi. {Bu cenge târîhdir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a ·
metinde göster ·
cümle âlât-ı silâhlarıyla âmâde olup meterisler içre kavm-i Ekrâd-ı Rujikiyân k …
Bu Meteris nâm mahal Bitlîs şehrinin şarkîsi tarafında Rahova'ya çıkup Van'a gidecek mahalde Kassâb Çeşmesi nâm derenin ağzında cânib-i şimâlinde Dehdîvân dağı ya‘nî on aded kûh-ı bâlâlardır kim biri gâyet âlîli olmağile ana Dehdîvân-ı bâlâ derler. Anın mukâbelesinde mezkûr Kassâb Çeşmesi deresinin cenûbuna da Dîvân-ı pes derler bir kûh-ı bülenddir. Anın akîbinde kûh-ı Âvîh derler bir kûh-ı bâlâdır ve dahi yedi aded kûh-ı elvend-misâl cibâl-i âlîlerdir ammâ mezkûr Dehdîvân-ı âlînin zirvesinden Dehdîvân-ı pestün tepesine varınca bir top-ı tavîl menzili mesâfe-i ba‘îdedir. Bu iki kûhun mâbeyni bir gayyâ deresi gibi teng ü Kepân boğazdır. Bu Dehdîvânların tâ depelerinden aşağı dere içine varınca bir dağdan bir dağa yedişer kat sedd-i Nemrûdlar gibi meteris dîvârları edüp cümle meterisler kat-ender-kat âdem deryâsı olup cümle âlât-ı silâhlarıyla âmâde olup meterisler içre kavm-i Ekrâd-ı Rujikiyân karınca gibi kaynarlar ve yedi kat meterislerde niçe bin elvân filandıra ve bayrağ u tuğ ve sancağ u alemlerle zeyn olmuş kim kûh-ı Dehdîvân lâlezâr-ı gülistân-misâl olmuş ve cümle meterislerin yüzleri bizim ordu tarafında Rahova sahrâsına nâzırlardır kim ol tarafdan bir âdem gelmeğe kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a ·
metinde göster ·
… lup cemî‘i asâkir-i İslâma ve cemî‘i ümerâlara haber olunup Rahova sahrâsı âdem
deryâsı olup
mezâd oldu.
Andan yine kethudâ ile şehir mollası ve şehir müftîsi ve gayrı ağavâtlar ile hân bâğına varılup hânın cümle hücrelerin kapucular kethudâsı mühriyle bulup cümle hazîne ve çilhâne ve cebehâneyi Ziyâeddîn Hân ma‘rifetiyle yüz elli katıra tahmîl edüp mismâr makûlesinden bir dane-i hardal kalmayup cümle otağa getirüp püşte püşte kûhlar gibi yığılup cemî‘i asâkir-i İslâma ve cemî‘i ümerâlara haber olunup Rahova sahrâsı âdem deryâsı olup mezâd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b ·
metinde göster ·
… kurulup sahrâ-yı Selmân çetr-i mülammâ‘lar ile âbâdân olup üç gün üç gice âdem
deryâsı {olup}
Bağdâd'dan ve gayrı kûy [u] kendden gelüp ziyâret edüp gitmemedirler. Ve niçe e …
Ve yılda bir kerre (---) faslında ehl-i Bağdâd'ın cemî‘i ehl-i hırefi ve cümle yârân-ı bâ-safâ ve erbâb-ı teferrücleri hayme vü hargâhlarıyla bu Selmân-ı Pâk'e gelüp beş altı bin çadır kurulup sahrâ-yı Selmân çetr-i mülammâ‘lar ile âbâdân olup üç gün üç gice âdem deryâsı {olup} Bağdâd'dan ve gayrı kûy [u] kendden gelüp ziyâret edüp gitmemedirler. Ve niçe ehl-i sanâ‘at bu teferrücde tilmîzlerin revâne edüp başka çıkarup irşâd ederler. El-hâsıl yılda bir kerre bir mesîregâh-ı Bağdâd budur kim misli meğer İslâmbol'da Kâğızhâne'de Kuyumcu teferrücü ola yâhûd Mısır'da Seyyid Ahmedü'l-Bedevî teferrücü ola ammâ bu teferrüc-i Selmân anlardan ziyâde şâdumândır. 369a Andan yine cânib-i şimâle gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b–369a ·
metinde göster ·
… diği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem
deryâsı olup
bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim n …
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı var. Cümle sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni var, cümle Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur Kral elinden aldıkda nehr-i Sava aşrı balyemez toplar ile döğe döğe aşağı kal‘ayı vîrân edüp nehr-i Sava üzre gemileri birbirlerine çatup üzerlerine çitler döşeyüp gemileri Sava ile akıdup cümle gemiler kal‘a dibinde o zîk yerde kısılup kalınca cümle guzât-ı müslimîn mezkûr gemiler üzre dal kılıç yürüyüp ibtidâ kılıç ile aşağı kal‘a feth olup dörd haftadan sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân takye ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem deryâsı olup bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim nasb eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
… gelüp beşer altışar ay muhâsara edüp eyyâm-ı şitâ gelüp kal‘a altı cumbul çamur
deryâsı olup
hâ’ib ü hâsir menhûshânelerine seg ber-sahrâ giderlerdi.
Seğitvar demek hemân bu iç kal‘adan ibâretdir kim bir hasretü'l-mülûk tahtgâh-ı mahsûd-ı kralân bir kal‘a-i bî-amândır kim niçe yüz krallar gelüp beşer altışar ay muhâsara edüp eyyâm-ı şitâ gelüp kal‘a altı cumbul çamur deryâsı olup hâ’ib ü hâsir menhûshânelerine seg ber-sahrâ giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
… -ı âlîlerinin revzenleri ve dam u bâmları ve cümle şâhnişîn ve maksûreleri âdem
deryâsı olup
alaylarımızı seyr-i temâşâ ederlerdi.
Ve bu minvâl-i meşrûh üzre cümle askerimizle âheste âheste gidüp iki tarafımızda deryâ-misâl kara şapkalı küffâr askeri içinde kalup Beç kal‘asının Peşpehil kapusundan içeri dâhil olurken hakkâ ki kapusu küçük imiş, sancakları ve bayrakları ve tuğları kukalarından çıkarup sancakları omuzlarına alup kal‘a kapusundan içeri girince hemân yine sancakları açup Arapça âyetleri zerdûz kâr ile nümâyân olarak giderken Beç kal‘asının cümle sûkları ve cemî‘i dükkânları ve altışar ve yedişer kat sarây-ı âlîlerinin revzenleri ve dam u bâmları ve cümle şâhnişîn ve maksûreleri âdem deryâsı olup alaylarımızı seyr-i temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… ‘ayı ihâta etmiş dâ’iren-mâdâr bir meydân-ı vâsi‘dir kim her gün bu vâdîde âdem
deryâsı olup
bâzâr durur.
Ve bu cisr başıyla varoş çârsûsu mâbeyni, ya‘nî kal‘a önü handak kenârınca kal‘ayı ihâta etmiş dâ’iren-mâdâr bir meydân-ı vâsi‘dir kim her gün bu vâdîde âdem deryâsı olup bâzâr durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… İremden nişân verir yedi aded varoş-ı azîmleri olup her birinde birer gün âdem
deryâsı olup
bâzâr dururdu. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün d …
Kal‘anın cânib-i erba‘asında bâğ-ı İremden nişân verir yedi aded varoş-ı azîmleri olup her birinde birer gün âdem deryâsı olup bâzâr dururdu. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün durmak âdet-i kadîme olup cümle re‘âyâ vü berâyâ mahbûbe kızlar ve mahbûbe kâlim avretler gizlice esbâbların bu bâzâra getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… lar ve hayme vü hargâhları 156b ve alacıkların kurup bu sahrâ-yı lâlezâr âdem
deryâsı olup
kırk gün kırk gece Penç Hasan bâzârı durup eyle cemî‘i metâ‘ların meydân-ı maha …
Bu cây-ı ferah-fezâ-yı dilküşâda mâh-ı Temmûz olıcak yılda bir kerre bu âsitâne etrâfındaki sahrâda olan sun‘-ı Hudâ dıraht-ı azîmlerin sâyelerine Hind ü Sind ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten ve Çîn [ü] Mâçîn ve Maskov ve İsfaç ve Bulgar ve Terekeme ve Kazak ve (Kazak) Çeh ve Leh ve Nemse ve İngiltere ve Filimenk ve Daniska ve Danimarka'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem'den bu âsitâne etrâfına niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ tüccâr ü züvvârları cem‘ olup çadırlar ve obalar ve hayme vü hargâhları 156b ve alacıkların kurup bu sahrâ-yı lâlezâr âdem deryâsı olup kırk gün kırk gece Penç Hasan bâzârı durup eyle cemî‘i metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup bey‘ [u] şirâ olur. Aslâ bir kimse bir kimsenin metâ‘ına kec nazar edüp uğurlamak ihtimâlleri yokdur, ammâ gayri zamân Çerkes tâ’ifesi sürmeyi gözden çalar. Ol zamân bu âsitâne-i Penç Hasan'ın Dağıstân'dan dervîşânları gelirler. Bir garîb temâşâgâh cem‘-i vefîr, ammâ bu bâzâr mahallinde Kabarti beğleri ve Tavustân beğleri askerleriyle pür-silâh bulunup ba‘de'l-bâzâr yine Kabarti şehrine gelirler. Ülke-i azîmdir ve lisân-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a–156b ·
metinde göster ·
… ç gün üç gece yatup cemî‘i Kırım halkı yeni hân geldiğin duyup şehr-i Kefe âdem
deryâsı olup
şâhrâhların izdihâmlarından geçilmez oldu.
Sene 1077 Zilhiccesi'nin onuncu gün ıyd-ı adhâda Karadeniz'den Ammârzâde Kapudan 195b Paşa on beş pâre kadırga ile donanma-i hümâyûn Kefe limanına azîm şâdımânlar ile girüp lenger-endâht oldukda cümle limanda olan kadırgalara cemî‘i keştîler safâ geldiniz topları ve tüfengleri atup kapudan paşaya şâdımânlar etdiler. Meğer bu kadırgalar içinde yeni olan Kırım hânı Çoban Geray Hân var imiş. Hân kapudan paşa başdardasında üç gün üç gece yatup cemî‘i Kırım halkı yeni hân geldiğin duyup şehr-i Kefe âdem deryâsı olup şâhrâhların izdihâmlarından geçilmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a–195b ·
metinde göster ·
… ukaddem çârsû-yı bâzâr dekâkîn kurulup kâmil on beş gün bu şehr-i Alasonya âdem
deryâsı olup
gûyâ meydân-ı Arasât gibi izdihâm-ı azîm olup ol kadar bey‘ [u] şirâ niçe Mısır …
Der-sitâyiş-i panayur-ı Alasonya: Bu diyârlarda panayur yılda bir kerre olan bâzâr cem‘iyyetine derler. Bunda dahi eyyâm-ı Temmûz'da her ni‘met firâvân iken iki üç kerre yüz bin âdem Rûm ve Arab u Acem ve Sind ü Laristân [u] Moltan'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘anın ankâ tüccârları cemî‘i diyârlardan metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp kâmil bir hafta germâ-germi olup bir hafta dahi mukaddem çârsû-yı bâzâr dekâkîn kurulup kâmil on beş gün bu şehr-i Alasonya âdem deryâsı olup gûyâ meydân-ı Arasât gibi izdihâm-ı azîm olup ol kadar bey‘ [u] şirâ niçe Mısır hazînesi cem‘ olup niçe kerre yüz bin yük çözülüp bozulup fürûht olunup yine metâ‘-ı gûnâ-gûnlar alınup niçe yüz bin yük bağlanır. Ammâ bu mahalde Selânik yeniçeri ağası ve Tırhala paşası askerleriyle gelüp cemî‘i tüccârları ve şehri muhâfaza ve bâzâr yerin muhâsara ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… ahi bir ârâmgâh mesîregâh yerdir. Bu şehirde şeb [u] rûz her bâzâr günleri âdem
deryâsı olup
bâzâr-ı azîm durup herkes metâ‘ların für[û]ht edüp gûnâ-gûn metâ‘lar alup gider …
Ve bu kahve[hâne] mukâbelesinde yol aşırı Muhtesib Ağa kubbesi var. Bu dahi bir ârâmgâh mesîregâh yerdir. Bu şehirde şeb [u] rûz her bâzâr günleri âdem deryâsı olup bâzâr-ı azîm durup herkes metâ‘ların für[û]ht edüp gûnâ-gûn metâ‘lar alup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
niçe yüz bin guruş metâ‘ cânib-i erba‘a vilâyetlerden gelüp bey‘ [u] şirâ olunu …
Ve bu şehirde haftada bir pâzâr olur kim âdem deryâsı olup niçe yüz bin guruş metâ‘ cânib-i erba‘a vilâyetlerden gelüp bey‘ [u] şirâ olunur. Ve Âl-i Osmân'ın hükmünde Konya şehrinin Merâm'ı ve Malatya'nın Aspuzusu ve Peçoy-ı Sirem-mânend bâğ-ı İremin Bârûdhânesi ve Kırım vilâyetinde Kefe'nin Sudağ'ı ve bu Adalya'nın Istanaz'ı Rûm ve Arab u Acem'de meşhûr-ı âfâkdır. Eğer bu Istanaz yaylağına ıttilâ‘ hâsıl etdiğimiz kadar evsâfın tahrîr eylesek bir mücelled olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y133b ·
metinde göster ·
sağîr ü kebîr ve pîr [ü] cüvân nisvân u sıbyân-ı ebcedhân huccâca istikbâle çık …
Bu mahalden ki Medîne zâhir olunca ol sahrâ âdem deryâsı olup sağîr ü kebîr ve pîr [ü] cüvân nisvân u sıbyân-ı ebcedhân huccâca istikbâle çıkup ba‘zı tıflân insân ellerinde hurmâ ciridleri üzre birer küçücük berk-i hurmâdan zenbîlcikler bağlayup huccâc-ı müslimîn içre uryân püryân evlâd-ı Urbân ve niçe bin bintân ve asru(?) kâsır ve emred develer üzre mahâfîlerde olan huccâca çubuklar üzre olan zenbîlleri uzadup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276b ·
metinde göster ·
cemî‘i hânedânların revzenlerinden ve sakf [u] sütûhları üzre şîb ü zerbefe müs …
Ve cemî‘i şâhrâhın iki cânibi kat-ender-kat âdem deryâsı olup cemî‘i hânedânların revzenlerinden ve sakf [u] sütûhları üzre şîb ü zerbefe müstağrak nisvân tâ’ifeleri paşayı görünce bir ağızdan zılkıt sadâsı evc-i âsumâna peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a ·
metinde göster ·
gâyet ganîmet olur. Ammâ huccâc olmadığı mahalde sağîr ü kebîr, ganî vü fakîr ⟦ …
Ve bu varoşda Hazret-i Peygamber câmi‘inden tâ Mısır kapusuna varınca altı yüz adımdır. İki cânibi iki yüz dükkân külbe-i ahzândır, kârgîr binâ değildir. Çoğu kahvehâne ve mahâfeci ve kassâb ve aşbâz allâf ve şa‘‘âr ve tebbân ve sarrâf-ı guruş dükkânlarıdır kim omuz omuzu sökmez, eyle izdihâmdır. Husûsâ huccâc geldikde âdem deryâsı olup gâyet ganîmet olur. Ammâ huccâc olmadığı mahalde sağîr ü kebîr, ganî vü fakîr Y 294b mahkeme defteri ile cümle on dörd bin âdem tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a–Y294b ·
metinde göster ·
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… câmi‘ içre niçe kerre yüz bin âdem cem‘ olup câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda âdem
deryâsı olup
ibâdet ederler. Elbette ol gün ervâh-ı evliyâ ve enbiyâ bu câmi‘de hâzırdır, de …
Ve her sene Ramazân-ı şerîfin âhir cum‘asında bu câmi‘ içre niçe kerre yüz bin âdem cem‘ olup câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda âdem deryâsı olup ibâdet ederler. Elbette ol gün ervâh-ı evliyâ ve enbiyâ bu câmi‘de hâzırdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
bin bir ayak bir ayak üzre durup sâmi‘înden olurlar.
Derhâl mukarrer ile gelen ağa zer-ender-zer hil‘at-ı pâdişâhîyi boğçadan çıkarup ellerinde dutarlar. Ve hatt-ı şerîfi ve emr-i pâdişâhîyi boğçe-i zerdûzdan çıkarup öpüp başına koyup paşanın eline verir. Paşa dahi öpüp başına koyup dîvân efendisine verir. Ol dahi öpüp başına koyup bismillâh ile tuğra-yı garrâ tahrîr olunmuş mührün bozup hatt-ı şerîfi çıkarınca Gavrî dîvânhânesi kat-ender-kat âdem deryâsı olup bin bir ayak bir ayak üzre durup sâmi‘înden olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
… vâr olup ol vâdî hımârlar ile mâl-â-mâl olup benî âdem dahi mevc mevc olup âdem
deryâsı olup
cahcahun-ı azîm olur. Zîrâ bu Ebussu‘ûd-ı Cârihî hazretleri karîbü'l-ahd olmak …
Ve bu mahal Mısır'ın cenûbuna üç bin adım ba‘îd başka bir kasaba olmak ile iki kerre yüz bin âdem hımârlara süvâr olup ol vâdî hımârlar ile mâl-â-mâl olup benî âdem dahi mevc mevc olup âdem deryâsı olup cahcahun-ı azîm olur. Zîrâ bu Ebussu‘ûd-ı Cârihî hazretleri karîbü'l-ahd olmak ile niçe keşf [ü] kerâmetlerin bilüp mevlûduna i‘tibâr ederler. Bunlar Sultân Selîm Hân Y 223a asrında hayâtda olup "Ta‘al yâ Selîm, iclis tahte'l-Mısır" diyen bunlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222b–Y223a ·
metinde göster ·
… dü'n-nebî senede üç gün üç gece ordu-yı bâzâr kurulup İmâm Şâfi‘î kasabası âdem
deryâsı olup
ba‘zı sene izdihâmdan kubbe-i âlî içinde âdem şehîd olmak vâki‘ olmuşdur, bu me …
Ammâ bu mevlûdü'n-nebî senede üç gün üç gece ordu-yı bâzâr kurulup İmâm Şâfi‘î kasabası âdem deryâsı olup ba‘zı sene izdihâmdan kubbe-i âlî içinde âdem şehîd olmak vâki‘ olmuşdur, bu mertebe izdihâm olur. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ihvân-ı bâ-safâya safâ ile şundan ma‘lûm ola kim bizim zamânımızdaki mevlûd gecesi dörd yüz yigirmi üç hatm-i şerîf tilâvet olundu. Zîrâ anda ol gecelerde niçe bin hâfız-ı Kelâmullâh cem‘ olur. Defterdâr İbrâhîm Paşa senesinde yedi yüz kırk hatm-i şerîf tilâvet olundu, deyü rivâyet ederler. Ve ol gece anda cemî‘i ervâh-ı aktâb ve evliyâ ruhâniyyetleri hâzırdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223a ·
metinde göster ·
Ehl-i Mısır'ın bir âyîn-i latîfleri dahi elbette her cum‘a gecesi niçe yüz bin har-süvâr merdân u nisvân on iki karâfeye gidüp âdem deryâsı olup hatm-i şerîf ve Yâsîn-i şerîf tilâvet olunup cümle fukarâya tasadduklar verilüp ziyâret ederler. Ve cümle merkadleri kâ[r]gir binâ ile mebnî fıskıyye ta‘bîr etdikleri zîr-i zemînde mahâzinlerdir kim herbiri beytü'l-hüzünlerdir. Başka kapuları vardır, toprak ile mesdûddur, hîn-i mahallinde açup defn ederler. Yüz iki yüz meyyiti bir fıskıyeye defn ederler. Ammâ toprak ile örtmezler, hemân kefenile şöyle korlar, kimi çürür ve kimi kadîd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b ·
metinde göster ·
… arı mu‘attaldır. Ammâ senede bir kerre on gün on gece mevlûd olup bî-hisâb âdem
deryâsı olup
gece ve gündüz bey‘ [ü] şirâlar olup her kûşe-i vîrânı amâristân olup cümle mah …
Bu şehrin etrâfında yedi bin feddân yer balçığı vardır. Zirâ’at eder âdemleri hicret etmeğin iki bin feddân ya‘nî dölüm yerin kâşif zirâ‘at edüp elli kîse-i Mısrî mahsûl alır. Mâ‘adâ feddânları mu‘attaldır. Ammâ senede bir kerre on gün on gece mevlûd olup bî-hisâb âdem deryâsı olup gece ve gündüz bey‘ [ü] şirâlar olup her kûşe-i vîrânı amâristân olup cümle mahallât tarîklerinde ale't-tertîb dükkânlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298b ·
metinde göster ·
… lli bin cemapur askeri-misâl keştîbân ve fellâhân gemilerde yatırlar. Ammâ âdem
deryâsı olup
Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her diyârdan gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp …
Ve cümle gemilerden çıkan yârân-ı bâ-safâ sâhil-i Nîl'de ve nahlistân sâyesinde tınâb tınâba çadırların kurup matbah-ı Keykâvuslarında et‘ime-i nefîse tabh olup şeb [ü] rûz ayş u işret edüp mutrıbân ve hânendegânlar ile Hüseyin Baykara meclisi olunup taraf taraf kûşe-be-kûşe cevk cevk sohbet-i hâs edüp Perverdigâr'a hamd [ü] senâ ederler. Lâkin Seyyid Ahmed el-Bedevî kadar çadırlar cem‘iyyeti olmaz. Zîrâ kırk elli bin cemapur askeri-misâl keştîbân ve fellâhân gemilerde yatırlar. Ammâ âdem deryâsı olup Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her diyârdan gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp gâyet ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a–Y303b ·
metinde göster ·
… kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Zîrâ bu şehir Mısır mukâbelesinde olmak ile âdem
deryâsı olup
hayme ve hargâhlarda tevhîd [ü] tezkîr edüp İnbaba hazretlerin ziyâret ederler. …
Ve senede bir kerre Bedevî mevlûdundan cemî‘i ehl-i züvvâr gemilerle bu şehre gelüp kırk elli bin âdem üç gün üç gece cem‘iyyet-i kübrâ edüp bir mevlûd-ı azîm olur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Zîrâ bu şehir Mısır mukâbelesinde olmak ile âdem deryâsı olup hayme ve hargâhlarda tevhîd [ü] tezkîr edüp İnbaba hazretlerin ziyâret ederler. Bizzât kendüler sâhil-i Nîl'de bir câmi‘-i kebîr içinde medfûnlardır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz. Âsitânesinin cânib-i erba‘ası ravza-misâl bir mesîregâh hûrmâlıkdır. Tekyesinde fukarâları bî-kıyâsdır. Bunlara İnbâbî derler. Hazret-i Seyyid Ahmed el-Bedevî'ye silsileleri müntehîdir. Halûk beze-miskîn sâmit fukarâları vardır. Bir ferd-i âferîdeye arz-ı hâcât etmeyüp kûşe-i kanâ‘atda münzevîlerdir. Yine Cenâb-ı İzzet nafakaların şeb ü rûz ihsân etmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y341a ·
metinde göster ·
… gün üç gece germâgerm eyle cem‘iyyet-i kübrâ olup mevlûd-ı şerîf olur kim âdem
deryâsı olup
mâl-ı firâvân in‘âm u ihsân olup tasadduk olunur. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp mevl …
Üç gün üç gece germâgerm eyle cem‘iyyet-i kübrâ olup mevlûd-ı şerîf olur kim âdem deryâsı olup mâl-ı firâvân in‘âm u ihsân olup tasadduk olunur. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp mevlûdunda bir kerre hâzır olduk. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·