Garîbe-i sâdis: "Ahmed Dede sana bir boynuz vereyim bana bir dandin eyle"
desen
hemân kıyâma gelüp sağ elinin parmakların silkdikce de leylek kuşu sadâsı gibi …
Garîbe-i sâdis: "Ahmed Dede sana bir boynuz vereyim bana bir dandin eyle" desen hemân kıyâma gelüp sağ elinin parmakların silkdikce de leylek kuşu sadâsı gibi parmakları sadâ verüp eyle raks [u] reftâr eder kim gûyâ Rakkâs Zühre'dir ve herkes kendüye bir boynuz hedâyâ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… asam bir âdem olmağile bir kerre fasla başlasa tâ sabâh olunca fasl ederdi, dur
desen
işitmezdi ve Dâvûdî bülend âvâzı var idi. Ve,
Hânende Kapucu, sağır, asam bir âdem olmağile bir kerre fasla başlasa tâ sabâh olunca fasl ederdi, dur desen işitmezdi ve Dâvûdî bülend âvâzı var idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
şebek, bir mashara köpek idi kim âdem gülmeden göbeğinden çatlardı ve gayrı tak …
Mukallid Şebek Çelebi: Allâhümme âfinâ şebek desen şebek, bir mashara köpek idi kim âdem gülmeden göbeğinden çatlardı ve gayrı takâlîdlerde dahi serî‘ü'l-kelâm idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Abaza vilâyeti tamâm olup bu mahalden ta Faşa çayına varınca geldiğimiz ve temâşâ etdiğimiz aşîretler serâpâ leb-i deryâda olup cümle kurâlarının evleri kıble cânibine Karadeniz'e nâzır Abaza memleketidir. Ve Faşa çayından şarkdan garba bu Kotası aşîretine gelince Abaza diyârının tûlu kâmil kırk konakdır, deryâdan (---) mildir ve arzı beş konak ve dörd menzil ve üç menzil ve iki menzil ve bir menzil yeri. Bu Kotası'yla Jana Çerkesi mâbeynidir. {Ve bu Abaza diyârının kırk konak yerinde kırk nehr-i azîm var. Cümlesi Çerkes ile Abaza mâbeyninde dağlardan gelüp Karadeniz'e mahlut olup cümle birbirine muttasıl yetmiş aded kûh-ı bâlâlardır}. Cümle iki bin pâre köydür derler, ammâ ma‘lûmum değildir. Dağların gezmedim. Harâc ve bâğ u bâğçe ve sâ’ir mahsûlât öşrü dahi vermezler. Niçe yüz bin dâğî ve bağî ve yağî kavmdirler. Kâfir dersen âdemi katl ederler, müselmân desen hazz ederler, ammâ kâfiri sevmeyüp müselmâna cân verirler. İslâm'a gelseler gâyet mü’min ve muvahhid olurlar. Kitâbî değiller ve bir mezhebde değiller bir alay oğuz ve şehbâz dağî âdemlerdir kim ecdâdları kabâ’il-i Kureyş'den Arab Abazî'dir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
… e fursat ararlar. Eğer yüzlerine karşu şeytâna ve Yezîd'e ve kara köpeğe la‘net
desen
ol ân amân u zamân vermeyüp âdemi katl ederler. Ve eğer bir soğanı ayağın altın …
Hâk-i Akar'dadır, ammâ Musul hükmünde beş yüz hâneli sâfî Yezîdî Ekrâdlarıdır kim ne‘ûzubillâh bir müselmânı katl etmeğe fursat ararlar. Eğer yüzlerine karşu şeytâna ve Yezîd'e ve kara köpeğe la‘net desen ol ân amân u zamân vermeyüp âdemi katl ederler. Ve eğer bir soğanı ayağın altında ezsen ve yâhûd bir kara kelbi ursan ol ân hemân ol müselmânı katl ederler. Nâhiye-i Menârek nâm bir {nâ-mübârek} mel‘ûn Yezîdî Kürdleridir ve cümle tüfeng-endâzdırlar kim serçeyi kurşumla gözünden ururlar. Bu karye-i Menâr'dan yine şark ile şimâle meyyâl dağlar içre bir menzilde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b ·
metinde göster ·
… zîrâ bosgak sağır kâf ile div keferesi demekdir, ammâ bu diyâr halkına Bosnevî
desen
hazz ederler. Hakkâ ki lisânları ve kendüleri pâk ve kadir-şinâs âdemlerdir ve …
Bu diyâr kavmine elsine-i nâsda Boşnak derler, ammâ değillerdir, zîrâ bosgak sağır kâf ile div keferesi demekdir, ammâ bu diyâr halkına Bosnevî desen hazz ederler. Hakkâ ki lisânları ve kendüleri pâk ve kadir-şinâs âdemlerdir ve lisânları yine Latin lisânına yakındır, ammâ bir gûne ıstılâhât [u] ibârâtlar ile tekellüm ederler kim niçe kelâmları nesir ve manzûm vaki‘ olur. 132a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131b–132a ·
metinde göster ·
… yı bâzâr ve hân u hammâm ve kenîse yokdur. Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir
desen
gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân desen ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ed …
Bu mahal Şağake beğinin tahtıdır kim lisân-ı Çerkes'de pişköv deyü beğlerin sâkin olduğu yerlere pişköv derler, ya‘nî taht ma‘nâsınadır. Kasaba-misâl azîm köydür. Cümle beş yüz elli aded saz örtülü ve çit örülü ve ikişer kapulu biri biri içinde evlerdir. Ve cümle yine çit örülü sarp havlıları vardır. Ammâ bu vilâyetlerde akçe ve pul ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve kenîse yokdur. Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir desen gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân desen ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ederler. "İnsân ot gibi bitüp yitüp giderler" derler. Kâfiri görseler sevmezler, müselmânı görseler hazz eder bir alay dağî ve bâğî ve yağı âdemlerdir. Mezhebleri Mecûsîlerdir. Çârsû-yı bâzâr ve akçe olmadığından her metâ‘ların birbirleriyle değiş dokuş etmek ile irtibât buldurmuşlardır, ammâ yine cümle kavmi evlerinde ehl-i sanâyi‘dirler kim ellerinden bir ma‘rifet kurtulmaz, gâyet çeber u cemşîd-i san‘at âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
… . Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir desen gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân
desen
ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ederler. "İnsân ot gibi bitüp yitüp giderle …
Bu mahal Şağake beğinin tahtıdır kim lisân-ı Çerkes'de pişköv deyü beğlerin sâkin olduğu yerlere pişköv derler, ya‘nî taht ma‘nâsınadır. Kasaba-misâl azîm köydür. Cümle beş yüz elli aded saz örtülü ve çit örülü ve ikişer kapulu biri biri içinde evlerdir. Ve cümle yine çit örülü sarp havlıları vardır. Ammâ bu vilâyetlerde akçe ve pul ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve kenîse yokdur. Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir desen gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân desen ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ederler. "İnsân ot gibi bitüp yitüp giderler" derler. Kâfiri görseler sevmezler, müselmânı görseler hazz eder bir alay dağî ve bâğî ve yağı âdemlerdir. Mezhebleri Mecûsîlerdir. Çârsû-yı bâzâr ve akçe olmadığından her metâ‘ların birbirleriyle değiş dokuş etmek ile irtibât buldurmuşlardır, ammâ yine cümle kavmi evlerinde ehl-i sanâyi‘dirler kim ellerinden bir ma‘rifet kurtulmaz, gâyet çeber u cemşîd-i san‘at âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
ol ân amân ve zamân vermeyüp âdemi katl ederler. Ve dahi "Lâ ilâhe illallâh" de …
Ve bu Çerkes kavmine kâfir desen ol ân amân ve zamân vermeyüp âdemi katl ederler. Ve dahi "Lâ ilâhe illallâh" derler, ammâ semiz domuzları kuyruğundan yerler ve oruç dutmayup(?) namâz kılmazlar ve domuzu olmayanı kabağa koymazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… ş yü[z], altı yüz yâhûd cürmüne göre bin kırbaç ururken ricâ edüp "Halâs etdim"
desen
ricân geçmeyüp "Elbette çelebiye bin kırbacı uruculardandır. Ölürse sana bir Ar …
"Benim çelebim şöyle kabâhat etdi" deyü çelebi diyerek kovlarsın, beğ dahi bir çavuş gönderüp senin çelebi Arabını senin gözün önünde yıkup beş yü[z], altı yüz yâhûd cürmüne göre bin kırbaç ururken ricâ edüp "Halâs etdim" desen ricân geçmeyüp "Elbette çelebiye bin kırbacı uruculardandır. Ölürse sana bir Arab alıverir" [derler]. Tâ bu mertebe zabt u rabt eder zengî Arab beği vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
… atşân ederler. Ve cemî‘i halkı Rûmca kelimât ederler, ammâ mahbûbelerine angili
desen
angililerdir.
Ve bu kasaba içre bir dere cârîdir. Ve bir göz taşdan mebnî bir cisir dibinden bir âb-ı hayât su kaynayu[p] çıkar. Cümle şehir halkı âb-ı nâbı andan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve cemî‘i halkı Rûmca kelimât ederler, ammâ mahbûbelerine angili desen angililerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341b ·
metinde göster ·
… e yüz pâre âsî kara başlı ve kara şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere
desen
âdemi katl ederler. Lâkin yine her bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. B …
Cezîre-i Sazandır: Her sene cümle Venedik kâfiri donanması bu cezîrede kışlayup bağlanup ne cânibe isterse bu cezîreden teveccüh eder. Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun demek ile ma‘rûf bir menzilgâh yelken yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat Arnavudistânı cümle yüz pâre âsî kara başlı ve kara şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere desen âdemi katl ederler. Lâkin yine her bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. Bunlar gâyet şecî‘ bahâdır Arnavud âdemleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a–362b ·
metinde göster ·
ehl-i belde gâyet hâtır-mânde olurlar. Bir sınfı âdemi katl ederler. Zîrâ kadîm …
Lâkin bu şehirde çınâr ağacı desen ehl-i belde gâyet hâtır-mânde olurlar. Bir sınfı âdemi katl ederler. Zîrâ kadîm eyyâmdan berü adâvet-i azîmdir, çınâra sakımlı sarı kavak derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y79a ·
metinde göster ·
… nâ-yı musanna‘ ve dilküşâ(dır.) İbrâhîm Halîfe'nin Câmi‘-i Nûr'u Hudâ hakkı nûr
desen
nûrdur, belki nûrun alâ-nûrdur. Ve câ-be-câ yerlerinde Arapça âyeti midhatind …
Ve cümle on beş mihrâbdır. Cümleden mükellef ü müzeyyen ve rûşen binâ-yı musanna‘ ve dilküşâ(dır.) İbrâhîm Halîfe'nin Câmi‘-i Nûr'u Hudâ hakkı nûr desen nûrdur, belki nûrun alâ-nûrdur. Ve câ-be-câ yerlerinde Arapça âyeti midhatinde tahrîr olunmuşdur. Hakkâ ki Câmi‘ü'n-Nûr'dur. Midhatinde lisân kâsırdır. Tûlu iki yüz ayakdır. Kıble kapusundan mihrâba varınca yüz ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
… geçinir fakîr nâ-tüvânlar var. Su’âl etsen "Behey Baba! Bu cüvândan ne fâ'ide"
desen
bu beyti îrâd eyler. Beyt:
"Be, şu kuzucak bizim Halîm oğlunun oğlu mudur? Ah puh Bârekallâh" deyüp çeşm zekâtı ile geçinir fakîr nâ-tüvânlar var. Su’âl etsen "Behey Baba! Bu cüvândan ne fâ'ide" desen bu beyti îrâd eyler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160b ·
metinde göster ·
… üğin metâ‘a meselâ on guruş der. Sen dahi bâzâr-ı Muhammedîdir deyü sekiz guruş
desen
derhâl gazâb-âlûd olup ol şey'e on beş guruş der. Sen tokuz guruş desen ol yigi …
Ehl-i Mekke dahi kıymetin su’âl etdüğin metâ‘a meselâ on guruş der. Sen dahi bâzâr-ı Muhammedîdir deyü sekiz guruş desen derhâl gazâb-âlûd olup ol şey'e on beş guruş der. Sen tokuz guruş desen ol yigirmi guruş deyüp inâd eder. Böyle lecûc kavimdirler. Ammâ birbirleri mâbeyninde yenleri içre el ele yapışup ellerin sıkarak işâret-i ma‘hûdeleriyle İşrâkıyân gibi bî-zebân bâzâr ederler. Hemân ibtidâ dediği bahâyı vermek gerek, zîrâ anlarda hilâf bâzârı yokdur ve harâmdan sakınırlar. Ammâ gâyetü'l-gâye pâk ü pâkîze çelebilerdir. Cümle ırk-ı tâhirden sâdât-ı kirâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358a ·
metinde göster ·
… z guruş desen derhâl gazâb-âlûd olup ol şey'e on beş guruş der. Sen tokuz guruş
desen
ol yigirmi guruş deyüp inâd eder. Böyle lecûc kavimdirler. Ammâ birbirleri mâbe …
Ehl-i Mekke dahi kıymetin su’âl etdüğin metâ‘a meselâ on guruş der. Sen dahi bâzâr-ı Muhammedîdir deyü sekiz guruş desen derhâl gazâb-âlûd olup ol şey'e on beş guruş der. Sen tokuz guruş desen ol yigirmi guruş deyüp inâd eder. Böyle lecûc kavimdirler. Ammâ birbirleri mâbeyninde yenleri içre el ele yapışup ellerin sıkarak işâret-i ma‘hûdeleriyle İşrâkıyân gibi bî-zebân bâzâr ederler. Hemân ibtidâ dediği bahâyı vermek gerek, zîrâ anlarda hilâf bâzârı yokdur ve harâmdan sakınırlar. Ammâ gâyetü'l-gâye pâk ü pâkîze çelebilerdir. Cümle ırk-ı tâhirden sâdât-ı kirâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358a ·
metinde göster ·
… i re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver,
desen
, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys de …
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç bin huccâc ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin beşer yüz küp su vardır. Sâhibleri leb-ber-leb edüp miftâhın gemi re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver, desen, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys deryâsı bahr-i girdâbdır. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
müselmâna yapışırlar. Anıniçün İslâm ile müşerref olduklarında galîz müselmân o …
"Kankısın seversin?" desen müselmâna yapışırlar. Anıniçün İslâm ile müşerref olduklarında galîz müselmân olurlar. Zîrâ bu Abaza ve Çerkez'de kefere olmaz, varsa katl ederler. Ve kilise ve kitâb yokdur. Hemân dağî bâğî yağı râğî bir kavm-i âsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38a ·
metinde göster ·
"Yâ hacı, bize bir viz, ya‘nî kaz yâhûd bir ördek"
desen
, derhâl Arabın yanında bir kabak parçası var, Arab ol kabağı başına geyüp kırk …
"Yâ hacı, bize bir viz, ya‘nî kaz yâhûd bir ördek" desen, derhâl Arabın yanında bir kabak parçası var, Arab ol kabağı başına geyüp kırk elli kulaç kınnâbı Y 229a eline alup derhâl Arab deryâya dalup ördeğe tâlib kenârda kalup Arab şinâverlik ederek kaz ve ördeklerin yanına varup bu kadar hûş u tuyûrun mâbeynine girüp elinde olan ipleri râst gelen ördeklerin pâylarına pâybend edüp fakîr murgların rûhlarının haberi olmaz. Zîrâ yanlarında gezen bir kabakdır. Ammâ Arab kabak deliğinden kuşları temâşâ ederek kayd bend edüp ba‘dehu kendüsi beri kenâra gelüp elinde resenin ucun ördek tâlibine verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b–Y229a ·
metinde göster ·
değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çı …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
… r. Anlara zurefâ devletli derler. Ve esnâ-yı kelâmda Mısırlıya "Behey devletli"
desen
müte’ellim olur, zîrâ nezâketle debe demekdir.
Natrûn: tuz gibi şeydir. Mısır'da odun kaht olduğundan bu natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı muharrâ eder. Ammâ a‘yân-ı devletde isti‘mâl etmezler. Gerçi ta‘âmı tîz tabh eder, ammâ anı isti‘mâl edenin edebde hayâsın debe eder ve devletli gibi salınır. Anıniçün Mısır halkının çoğu debedir. Anlara zurefâ devletli derler. Ve esnâ-yı kelâmda Mısırlıya "Behey devletli" desen müte’ellim olur, zîrâ nezâketle debe demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239b ·
metinde göster ·