… kde ol ân bir Hind pususkârîsi câm pullu bir dâ’ire getirüp Yâr-ı Alî destinden
destime
alınca tarz-ı Rûm üzre makâm-ı segâhda taksîm,
mazmûnunca mest [u] harâb iken Hoca Nağdî bu ebyâtı terennüm etdi. Gördüm ki Hân bir dahi hakîre ibrâm-ı tâm eder. Hemân hakîr bildim ki meclis emânındır, ol dem hakîr eyitdim: "Hânım! Siz bâde-i nâb nûş edersiz kim bir keyfiyyet ü germiyyet hâsıl idesiz. Ammâ keyf-i Hudâyî gerekdir. Bana bir dâ’ire getirsinler. Tâ ki hânım keyf-i Hudâyîyi müşâhede ide" dediğimde "Hey Yâr Alî! Aşk-ı Alî içün olsun birâderime bir dâ’ire getir" dedikde ol ân bir Hind pususkârîsi câm pullu bir dâ’ire getirüp Yâr-ı Alî destinden destime alınca tarz-ı Rûm üzre makâm-ı segâhda taksîm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
… r dâ’iresi var idi. Hânemize geldikde elbette dâ’ireyi bulup "dukka'd-def" deyü
destime
dâ’ire verüp hakîr dâ’ireyi çaldıkça Şeyh Bekkâr mest [u] medhûş olunca raks ed …
Şeyh Bekkâr bir gün mukaddem bizimle Karalar kal‘asında hayme vü hargâhlar mâbeyninde halt-ı kelâm ederek gezüp ertesi gün bu İkikapulu kurbunda bir salkım hıstâvî hurma getirdi. {Garâbet bunda kim ne Korna ve Cevâzî ve Semâvât ve Erce ve Hille ve Bağdâd ve Şâm'da hurmanın çiçeği yok idi}. Kim kerâmet-i evliyâ hakdır. Ve ulu sultân ve mazanne-i kirâme uryân bir er idi. Himmeti hâzır u nâzır ola. Hamd-i Hudâ şöyle bir ulu er ile hüsn-i ülfet edüp her bâr du‘â-i hayrın alırdık. Ve hakîrin hânesinde bir dâ’iresi var idi. Hânemize geldikde elbette dâ’ireyi bulup "dukka'd-def" deyü destime dâ’ire verüp hakîr dâ’ireyi çaldıkça Şeyh Bekkâr mest [u] medhûş olunca raks edüp safâ ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… u marazdan halâs ola" dedikde bu hakîr ber-zânû olup sadrıa‘zamın meflûç destin
destime
alup Bismillah ile azîmet-i Fârisî
Andan Tarhuncu Ahmed Paşa sadâretinde zabt u rabt hengâmesinden ve kaht [u] galâdan ve kefere-i fecerenin Akdeniz'de cezîrelere tasallutundan cemî‘i halk âlem-i ye’s u mâtemde olup "Yâ Kâbız" ismine mazhar olmuş halk cümle inkıbâzda idiler. Tâ ki Dervîş Mehemmed Paşa sadrıa‘zam oldu, gıll [u] gış ve gıybetden müberrâ âlüfte-i âşüfte sâhib-i tab‘ u sâhib-i kerem kimesne olmağıla cümle ehl-i İslâmbol "Yâ Bâsıt" ismine mazhar olup diyâr-ı İslâm'da olan ibâdullah-ı müslimîn bir gûne inbısâtda oldu kim giceleri kadr, gündüzleri nevrûz-ı Harzemşâhî olup bizzât Acem Şâhı ve Kızılelma ve Alaman ve Venedik gümrâhı ser-nigûn olup hâmûş-bâş oldular. Ve zemînî müzehblerde olan medfûn gencine-i Kârûnlar cümle meydâna çıkup anınçün cümle ünâs-ı âlemde sürûr [u] şâdımân var idi. Hikmet-i Hudâ: Arapça mazmûnu üzre bu kârhâne sâhibi Perverdigâr heşt deh âlemin râdet-i ezeliyyesi eyle imiş kim sene (---) mâh-ı (---) gününde Dervîş Mehemmed Paşa dîvân-ı pâdişâhîye gelmeyüp Melek Ahmed Paşa efendimizi ba‘de'd-dîvân sarâyına kığırup bu hakîr paşa efendimizle Dervîş Mehemmed Paşa'ya buluşup haste-hâl gördük. Meğer Allahümme âfinâ felç marazına mübtelâ olup bir kolu ve ağzı ve burnu eğilüp kec-dehân olmuş. Niçe hukemâ ve etıbbâ-yı hâzık yetmiş bin kîl u kâl ile cevâb-ı nâ-savâblar verdiler. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hakîre hitâb edüp eyitdi "Ey Evliyâ! Sende olan azîmetlerden ve İsm-i a‘zamlardan ve Mu‘avvizeteyn ve ba‘zı ed‘iyelerden birâderimize şifâ niyyetine tilâvet eyle. Ola kim bu karındaşımız bu marazdan halâs ola" dedikde bu hakîr ber-zânû olup sadrıa‘zamın meflûç destin destime alup Bismillah ile azîmet-i Fârisî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
İnşâallah mahalliyle altı bin aded mîr-i aşâ’irleri dahi tahrîr etmeğe
destime
hâme-i cevâhir-gûyâmı almışım, ammâ bu Kürdistân'ın arzı tûlu gibi vâsi‘ değild …
İnşâallah mahalliyle altı bin aded mîr-i aşâ’irleri dahi tahrîr etmeğe destime hâme-i cevâhir-gûyâmı almışım, ammâ bu Kürdistân'ın arzı tûlu gibi vâsi‘ değildir. Cânib-i şarkîsinde Acem hudûdunda Harîr ve Ardalân'dan hâk-i Şâm ve hâk-i Irâk-ı Arab ki hâk-i Haleb'dir, ol hâk-i pâkeyne varınca Kürdistân'ın arzı yigirmi ve yigirmi beş konak ve ednâsı on beş konak yerlerdir. Ammâ bu kadar ülkeler içre beş kerre yüz bin tüfeng-endâz ümmet-i Muhammed Şâfi‘îyyü'l-mezheb vardır. Ve cümle yedi yüz yetmiş altı pâre kal‘a add olunur kim cümle imârdır. İnşâallah kılâ‘ları dahi mahalleriyle tavsîf olunur. İnkırâzu'd-devrân Âl-i Osmân ile şâh-ı Acem mâbeyninde memâlik-i Kürdistân mü’ebbed ola, âmîn,yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219a ·
metinde göster ·
… rın ve yolları ve bellerine varınca geşt [ü] güzâr edüp hamd-i Hudâ mel‘ûn köle
destime
girüp pây-beste ve dil-haste edüp yine tekrâr menzil-i Ferecik'de oğlana bir ey …
Menzil-i Ferecik'e gelüp kadıdan mürâsele ve mahzarlar alup kâmil bir hafta Ferecik kazâsı ve kurâsında şimâle ve cenûba ve şarka ve garba gezüp tâ Sıçanlı dağların ve yolları ve bellerine varınca geşt [ü] güzâr edüp hamd-i Hudâ mel‘ûn köle destime girüp pây-beste ve dil-haste edüp yine tekrâr menzil-i Ferecik'de oğlana bir ey kırbaç-ı Evliyâ kerâmetin gösterüp anda atları ve esbâbları yine seyishânelere tahmîl edüp cenûb cânibine 2 sâ‘atde, karye-i Şahinli'yi geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
yapışup el ele olup öpüşerek ve görüşerek ve gülüşerek makâmında kâ’im olup hak …
"Ve aleykümü's-selâm, yâ huddâm-ı âl-i Osmân" deyüp destime yapışup el ele olup öpüşerek ve görüşerek ve gülüşerek makâmında kâ’im olup hakîri dahi yanında zânû-be-zânû meks etdirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412b ·
metinde göster ·