teberi eksik değil idi. Gelibolu etrâfındandır derlerdi. Ammâ Peçuy-ı Sirem mân …
eş-Şeyh Sultân-ı Melâmiyyûn Hazret-i Kapanî Mehemmed Efendi: Ve dahi Geysûdâr Mehemmed Efendi derlerdi. Zîrâ pâ-bürehne ve ser-bürehne olup geysûları mergûle mergûle ve fetîle fetîle pîç u pîç ham-be-ham kâkül-i perîşân bir dervîş-i zîşân olduğundan Geysûdâr lakabıyla meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk kimesne idi. Sayf [u] şitâda bir beyâz imroz kebesinden gayrı "Lâ-cübbete velâ-sivâllâh" deyü destinde bir teberi eksik değil idi. Gelibolu etrâfındandır derlerdi. Ammâ Peçuy-ı Sirem mânend-i bâğ-ı İrem taraflarında akrabâları kabaniçeli ve kopçalı çakşırlı âdemler gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Arabacılar meydânı önündeki (---) Paşa mektebinde sâkin olurlardı. Akrabâları dahi atları ve donları ile anda olurlardı. Ve bizzât kendüleri dahi lehceleri Boşnak lisânı üzre fesâhat ü belâğat sâhibi olup tekellüm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112b ·
metinde göster ·
… alup vilâyetim elden gitdi, lütf edüp azîm asker ile Mısır'ımı feth edüp zîr-i
destinde bir
boybeği-misâl kemterin olam" deyü Zünnûn-ı Mısrî'yi bir çatal kılıç ile ve bir …
"Yâ Muhammed Rûm keferesi Mısır diyârına istîlâ edüp kabza-i tasarrufa alup vilâyetim elden gitdi, lütf edüp azîm asker ile Mısır'ımı feth edüp zîr-i destinde bir boybeği-misâl kemterin olam" deyü Zünnûn-ı Mısrî'yi bir çatal kılıç ile ve bir katır ve dörd aded Kıbtî câriyesi hedâyâlar ile Zünnûn-ı Kıbtîyi Hazret'e gönderdi. Hazret kılıcı Zülfikâr deyü Alî'ye ve katıra Düldül deyü yine Alî'ye verdi. Câriyenin birin Hazret-i Ebâ Bekir'e, birin Zübeyr hazretlerine, birin Şâ‘ir Hassân'a verüp Abdurrahmân bin Hassân ol duhter-i pâkîze-ahterden oldu. Bu duhterin hemşîresi Mâriye 158a câriyeyi Hazret-i Resûl kendiler alıkoyup Hazret-i İbrâhîm ibn Resûlullâh ol Mâriye câriyeden vücûda geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b–158a ·
metinde göster ·
kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü' …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… m. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin
destinden bir
câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhı …
deyü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı ademden vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahşi mü’min ve muta‘assıbsın" dedi. Hakîr eyitdim "Vallah hânım muta‘assıb değilim, illâ Nu‘mân ibn Sâbit mezhebinde pâk-i‘tikâd seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem [ü] muhibb-i hânedân-ı merd-i Hudâyım" dedikde cümle huzzâr-ı meclis nüdemâları dembeste ve mest [ü] medhûş-i bî-hûş sarhoş kaldılar. Hemân musırr olup cümle dilberânlarıyla ayağa kalkup yanıma gelüp eydür "Gel gözümin nûrı! Çığı çığı Evliyâ ağam! Bu menim çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Pervîz mi ve Alî-yi Yâr'ı mı ve Zevâlîzen mi ve Şehland mı ve Seyf Kulu mı ve Hâl Hân'ı mı bu gulâmlarımın kangısını dilersen sana cabalarım. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla sarılup anlar beni, ben anları şarp şarp öperim, ammâ yine Feyyâz-ı Mutlak'dan isti‘ânet taleb ederim. Hemân hakîr eyitdim: "Ey Hânım! Cân sohbeti bu mıdır kim imdi Hoca Nağdî bir ayak çakır çeküp mest [ü] medhûş olup huzûrunda Hoca Nağdî 302a nakd-i rîhiyle bâd'efeşânlık edüp yüzüne karşu zartazârlık eder. Keyfiyyet [u] germiyyet-i ıyş [u] nûş-ı İrân-zemîn bu mıdır?" dediğimde hemân Hân depme urarak Hoca Nağdî'yi kaldırdıp başına tomlar urarak ser-i meclisde hâzır etdiler. Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b–302a ·
metinde göster ·
… lî ejder kanıyla mülevves olmuş hırkasın Van bahrinde gasl ederken ba‘de'l-gasl
destinden bir
kıt‘a sabunu Van deryâsına düşüp Hazret-i Damâd-ı Nebî, ol Alî Kerrâr-ı Velî ey …
Menâkıb-ı diğer: Yine Hazret-i Alî ejder kanıyla mülevves olmuş hırkasın Van bahrinde gasl ederken ba‘de'l-gasl destinden bir kıt‘a sabunu Van deryâsına düşüp Hazret-i Damâd-ı Nebî, ol Alî Kerrâr-ı Velî eydür; "İlâhî, bu deryâda esvâbın gasl edenlerin siyâbların benim sabunumla inkırâzu'd-deverân pâk u pâkîze eyle." deyü du‘â etdüğinden ilâ yevminâ hâzâ Van bahri bir semm-i helâhil iken sabunsuz bir gûne beyâz esvâb yıkanır kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
yalçın püştecik üzre şekl-i murabba‘ kârgîr binâ bir kal‘adır kim sene (---) tâ …
Hulefâ-yı Âl-i Benî Abbâssiyân'dan el-Mu‘temed Billah'ın hoş âvanâsından bir emîr-i ahûr binâ etmişdir kim ol şahsın ismiyle müsemmâ olup şehr-i Hoş-avan derlerdi. Ba‘dehû yine hulefâ-yı Abbâsî'den Hâkim Cüvânmerg destine girüp ta‘mîr etdikde Hakkarî'nin Şatak kal‘asıyla Van kal‘ası mâbeyninde olmağile nâmına Vasatan kal‘ası dediler. Hâlâ Hakkarî hâkimi destinde bir yalçın püştecik üzre şekl-i murabba‘ kârgîr binâ bir kal‘adır kim sene (---) târîhinde Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir mîr-i mîrân-ı hümâm top-ı kûpile döğüp niçe yerinde kârgîr taş dîvârları harâbdır. Cânib-i şimâle bir kapusu var, içinde hâneleri azdır ve çârsû-yı bâzârdan bir şeyi yokdur. Ammâ dağlarında keçileri ve aşağı sahrâda bâğları çokdur. Ve kal‘a kaya üzre olmağile handakı yokdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Zîrâ meşhûr-ı âfâk kılâ‘-ı azîmelerden olmamak ile adımlamadım, ammâ kal‘anın şimâlî tarafında bir çemenzâr u lâle-ızâr yerde bin mikdârı hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle bâğ u bâğçe içindedir. Hâkim-i örfî Hakkarî hâkimi tarafındandır ve hâkim-i şer‘î Van monlâsı niyâbetindedir. Bir câmi‘i ve iki hânı ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı beş on dükkânları vardır. Gerçi bu kal‘a Van hâkindedir ammâ Hakkarî tağallüben zabt etmişdir. Cenâbî Ahmed Paşa asrında Van paşası subaşılığı imiş. Ve Hakkarî hânının bu kasaba-i Vastân'da hedâyâ-yı vâfiresi geldi. Hatta hemân bir katar-ı katır yükü kaplan ve vaşak postu gelüp "Askerim edâ-yı hizmet etmişlerdir. Lûtf edüp izin viresüz!" deyü ricâ etdikde Paşa "Yabana söyler." deyü izin vermeyüp Van'a götürdü. Andan kalkup cânib-i şimâle 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283a ·
metinde göster ·
… arafeyn gâzîlerine ricâlar edüp bu kadar muslıhîn-i müslimîn çâre olup yeniçeri
destinden bir
esîr halâs etmek müyesser olmayup Tatar hâ’ib [ü] hâsir şehîdlerin atlarına yük …
"Bire etmen gâzîler" deyü tarafeyn gâzîlerine ricâlar edüp bu kadar muslıhîn-i müslimîn çâre olup yeniçeri destinden bir esîr halâs etmek müyesser olmayup Tatar hâ’ib [ü] hâsir şehîdlerin atlarına yükledüp cümle at boynuna düşüp Serdâr Ali Paşa'ya revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
… egân ve mutrıbân ve kıssahânları var kim anda bir kerre varup rakkâs ve tabiyân
destinden bir
kahve nûş eden hayât-ı câvidân bulur.
Ve cümle yüz beş kahvehâne vardır. Ammâ cümleden Rûm ve Arab u Acem seyyâhânı lisânında memdûh-ı âlem Arslan Deven Deve Dede kahvesi iki bin âdem alur bir mecma‘ü'l-irfân ve mesken-i dervîşân-ı zarîfândır. Ve çâr mahâfilinde hânende ve sâzendegân ve mutrıbân ve kıssahânları var kim anda bir kerre varup rakkâs ve tabiyân destinden bir kahve nûş eden hayât-ı câvidân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a ·
metinde göster ·
… e ikişer pâsbânı vardır ki cümle tokuz bin âdem olur. Cümlesi subaşının kabza-i
destindedir. Bir
mahallede bir kan ve yâhûd bir hâne gâret olunsa subaşıdan su’âl olunup ol dahi …
Ve bu şâm'ın subaşısı paşa ağalarından bir a‘lâ hükûmetdir. Yedi kîse hâsıl olup iki yüz kavvâs ve levendât ile şeb [ü] rûz şâm'ın enderûn [u] bîrûnunda olan yetmiş beş şâhrâh-ı tavîlde ve üç bin sekiz yüz râh-ı kasîrde kol dolaşup hıfz [u] hirâset üzre olup niçe sayd [u] şikârlar basup haklarından gelüp şehri âsûde-hâl eder. Zîrâ bu şâm içre milel-i kesîre ve ecnâs-ı vefîre vardır. Anıniçün her kûçe ve puça başında birer tedribe bâbları vardır ve birer bevvâbı ve ikişer pâsbânı vardır ki cümle tokuz bin âdem olur. Cümlesi subaşının kabza-i destindedir. Bir mahallede bir kan ve yâhûd bir hâne gâret olunsa subaşıdan su’âl olunup ol dahi bevvâbân [ve] pâsbânândan su’âl edüp anlara örf eder. şâm bu tertîb üzre mazbûtdur yohsa bir vech ile zabtı mümkin değildir. Bu bevvâb ve pâsbânlara ahâlî-i mahalle evkâflarından ulûfe verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247b ·
metinde göster ·
… e ellerinde mücevher tüfengler ve bellerinde murassa‘ şemşîrler ve mataracıbaşı
destinde bir
gûne mücevher ve murassa‘ matara var idi kim hakîr anı bir vüzerâda görmedim.
Paşa dahi tuğ u bayrağı ve yedekleri ile güzer edüp semmûr kabaniçse üzre tîrkeş kuşanup ser-i sa‘âdetlerinde selîmî destâr ile ve şâtırları zer-ender-zere müstağrak olup incü düğme kantûralar ve serlerinde altun tâslar üzre otağalar ve mataracı ve tüfengciyânlar dahi sürh levn çukalar ile mülebbes olup zerdûs keçeler ve ellerinde mücevher tüfengler ve bellerinde murassa‘ şemşîrler ve mataracıbaşı destinde bir gûne mücevher ve murassa‘ matara var idi kim hakîr anı bir vüzerâda görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi Fir‘avn'ın Ezrak câdûsu binâsıdır. Ve kendi bir gârda yatır. Fir‘avnîler ziyâret eder. Ba‘dehu Zülyezen feth etmişdir. Yine Kıbtîler istîlâ edüp niçe yüz yıl mutasarrıf olup ba‘dehu Amr ibnü'l-Âs hükûmetinde Kabâbıtalar elinden Esved bin Mikdâd fethidir. Ba‘dehu yine Fûncistân ve Berberistân kavmi istîlâ edüp sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında Mısır vâlîsi fâtih-i Hind ü Yemen Tavâşî Süleymân Paşa Hindistân'da Dîvâbâd benderin Portakal Frenginden feth edüp Hind pâdişâhına ihsân edüp donanma ile Habeş'e geçüp Özdemir Paşa'ya Habeş'i ale'l-umûm feth etdirüp andan Mısır'a gelüp Mısır'dan yine Özdemir Paşa'yı Nîl ile deryâ-misâl asker verüp bu Der şehrin ve İbrîm kal‘asın Fûncistân meliki elinden feth eder. Ol asırdan berü âl-i Osmân destinde bir kasabadan mu‘azzam şehr-i Der'dir. Circe eyâleti hükmünde İbrîm sancağı tahtıdır, İbrîm kâşifi hâlâ bunda sâkindir. Ammâ hîn-i fetihde başka hükûmet imiş, Circe'den hil‘at geymeyüp Mısır vezîrinden geyermiş. Hâlâ kırk seneden beri Circe hükmünde başka kös sâhibi ve üç yüz kendi askeri ve beş yüz yedi bölük askeri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y390b ·
metinde göster ·