Şehr-i Urfa içre Halîlü'r-rahmân âsitânesi kurbunda Çanlı Kenîse derler binâ-yı kadîm bir musanna‘ deyr-i azîmdir. Hazret-i Mesîh mübârek vech-i şerîflerin sildiği makrama andadır kim ol deyrin hazînesinde gâyet mahfûzdur. Zîrâ taraf-ı mülûkdan havf ederler kim selâtînler haberdâr olurlarsa ol makramayı hazîneye alırlar deyü ihtirâz edüp hıfz ederler. Şehir a‘yânlarının bile bu destmâl-i İsâ'dan haberleri yokdur, ammâ bu hakîr Rûmlar ile çok ihtilât edüp anların Yanvan Târîhlerin istimâ‘ etmek ile bu hakîr Bağdâd'a giderken bu Urfa içre ol deyre girüp ruhbânlardan makramayı görmeğe ricâ etdim. "Bizim deyrimizde ol gûne makrama yokdur" deyü inkâr etdiler. Hakîr İncîl'lerine ve Hazret-i İsâ hakkına yemîn edüp kimesneye ol makramayı ahvâlin keşf-i râz etmeyim deyü ta‘ahhüd eylediğimde hakîri bir muzlim gâra götürüp taşrada huddâmlarım kalup ol gâr içre on iki cevâhir kandîl çerâgân olup bir dollâbdan bir sandûka ve ol sandûkadan bir cevâhirli kutu çıkardılar, gûnâ-gûn bükâ vü nâlişler ile cevâhir kutuyu küşâde edüp müşk ü amber-i hâm râyihası dimâğımı mu‘attar edüp destmâl-i şerîf manzûrumuz olmuşdur. Çâr-kûşe bir aselî levn makramadır. Tûlen ve arzen iki zirâ‘ gelir. Hurmâ-yı Mekke lîfinden gazl olunup dokunmuş. Hazret-i İsâ Tûr-ı Sînâ'ya tecellî-yi cemâl-i Rabbü'l-izzet içün urûc etdükde kendüye tecellî müyesser olup hicâb-ı Rabbü'l-izzet'den İsâ Nebî arak-âlûd olduklarında bu destmâl ile vech-i şerîflerin Mesîh Nebî mesh etdiklerinde bi-emrillâhi Te‘âlâ vech-i şerîflerinin şekl-i münevveri makramaya te’sîr edüp yed-i kudret ile tahrîr olunmuş bir sihr-i mübîn-âsâ sûret-i İsâ demdir kim gören anı zî-rûh zann eder. Hemân bir deme muhtâc sûret-i Mesîh-enfâsdır kim füsûn-i işve ve nazarda tebessümde gûyâ hayatdadır. Hele bu hakîrin şübhesi kalmadı kim eşkâl-i te’sîr-i Hazret-i İsâ'dır. Ve hakîr bu kadar erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilâtımızda ve bu seyâhat-ı tek-â-pûmızda niçe bin sihr-i i‘câz mertebesi hayâl-pesend ma‘rifetler gördüm, bu dahi anlar gibi bir rûhî boya ile Frenk Mânî kalemi olmasın deyü bu im‘ân-nazar ile bu eşkâle dikkat-ı tâmm edüp nazar etdim, ammâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdim ki hemân bu makramadaki eşkâl-i mehîb sûret-i Hazret-i İsâ'dır. Zirâ benî Âdem gördükde vücûduna lerzân hâsıl olup âdemi dehşet alur. Bu gûne bir makramadır. Teberrüken bu hakîr sağ elimle makramayı mesh edüp yüzüme sürüp bu makrama bu gûne temâşâ etdim. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
ile Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ'e gönderüp altı gulâmımla beğe varup paşanın selâm …
Bu mahalde hakîri paşa efendim bir dest-mâl ile Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ'e gönderüp altı gulâmımla beğe varup paşanın selâmın teblîğ edüp hedâyâ makrameyi verdiğimde beğ ol mahalde cihân kadar hazz etdi. "Beğ efendim, paşa hazretleri selâm edüp buyurdular kim gayret benim değildir, gayret ü hamiyyet Mahmûdî ocağınındır. Göreyim anları dîn-i Muhammedî aşkına niçe ceng ederler. Allah işlerin âsân eylesin, dediler." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… dedi. Andan sonra bir sandûka-i azîm dahi getirdiler. İçinde niçe bin münakkaş
destmâl
pîşkîrler ve destehânlar ve destâr örtüleri ve perde-i zenbûrîler içre,
Ve bir sandûkda dahi niçe aded altun ve gümüş bilezik ve halhal u tavk u sorguç ve istefan u kenkere ve tac ve arakiyye ve mengûş-i lü’lü ve gûnâ-gûn askılar ve gerden kıskılar ve tâc-ı âvîzeleri ve gûnâ-gûn mücevher heykeller ve bazûbend-i mufattallar ve kâmil doksan aded cevâhirli murassa‘ kuşaklar çıkdı kim her biri birer Rûm harâcı değer. Ammâ cümle zenâne kemerleri kim asla biri birine benzemez. Her biri birer tarz-ı tuhaf ve mücevher kemerler idi. Paşa-yı âdil bunu dahi pinhân edin, dedi. Andan sonra bir sandûka-i azîm dahi getirdiler. İçinde niçe bin münakkaş destmâl pîşkîrler ve destehânlar ve destâr örtüleri ve perde-i zenbûrîler içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278a ·
metinde göster ·
… ol gün yine Paşa efendimiz bu hakîr ile iki yüz altun ve iki Keşmirî şal ve bir
destmâl
Vanî Efendi'ye hedâyâ gönderüp altunları kabûl etmeyüp iki aded şâlları alup el …
Ve ol gün yine Paşa efendimiz bu hakîr ile iki yüz altun ve iki Keşmirî şal ve bir destmâl Vanî Efendi'ye hedâyâ gönderüp altunları kabûl etmeyüp iki aded şâlları alup elli altunun hakîre verüp mâ-bâkîsinden fukarâlarına üçer altun bezl edüp ziyâdesin bir fukarâsıyla mühürleyüp Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
gibidir. İki kerre ma‘zûl oldun, yine Osmânlı sana hânlığı ihsân etdi. Yürü Edi …
"Eyle olur pâdişâhım. Bu mansıb-ı dünyâ bir destmâl gibidir. İki kerre ma‘zûl oldun, yine Osmânlı sana hânlığı ihsân etdi. Yürü Edirne'ye gidelim, hayr ola ne olursa anı görelim" dediler. Hemân karaçı halkı eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
… aşa hânı ve Rüstem Paşa hânı, kurşumlu hânlardır. Ve Frenk hânı ve Esîr hânı ve
Destmâl
hânı ve Abdüsselâm hânı ve Kütey hânı ya‘nî Kütâhiyye hânı ve Çöplüce hân ve Pa …
Ve cümle yigirmi yedi hân-ı azîmleri vardır. Meşhûru Lütfî Paşa hânı ve Rüstem Paşa hânı, kurşumlu hânlardır. Ve Frenk hânı ve Esîr hânı ve Destmâl hânı ve Abdüsselâm hânı ve Kütey hânı ya‘nî Kütâhiyye hânı ve Çöplüce hân ve Pasba hânı ve Merdenli hânı ve Kara Kadı hânı. Bunlar meşhûr hânlardır ve niçeleri ma‘lûmumuz değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
içre üç yâhûd beş yâhûd yedi hâsıl-ı kelâm tek beyza ya‘nî yumurta kosan su içi …
Garâbeti garîbetü'l-acîbe: Bir dest-mâl içre üç yâhûd beş yâhûd yedi hâsıl-ı kelâm tek beyza ya‘nî yumurta kosan su içinde bişüp Y 236b taşra çıkarsan biri gâyib olup beyzalar çift kalır. Ammâ çift beyza kosan bişüp yine çift yumurta çıkar. Hâlâ ki dest-mâlde bir rahne yok iken yine böyle olur, aceb hikmetdir. Ba‘zılar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236a–Y236b ·
metinde göster ·
… rı ile iç ağaları her a‘yânın önüne ber-zânû durup kâseler ile şerbetleri verüp
destmâl
dutarlar. Anlar dahi ağızların silüp iç ağaları avdet ederler.
Akîblerince bir remmâ dahi iç ağalarının sağ ellerinde gûnâ-gûn mücevher zî-kıymet fağfûrî tabaklar içre girân-bahâ çârgül ve armudî ve zıhlı ve şeşhâne ve dehen-i gül ve hıtâyî ve panî(?) kâseler içre gûnâ-gûn eşribe-i mu‘amberîn ve mümessek sandal ve benefşe Y 183a ve reybâs ve amber-i bâris ve gül-i limon ve nîlüfer ve hummâs ve dud ve temirhindî ve koruk ve gayrı niçe gûne meşrûbât makûlesi eşribe-i ergavânlar ile memlû kâseler ile birer ellerinde münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ile iç ağaları her a‘yânın önüne ber-zânû durup kâseler ile şerbetleri verüp destmâl dutarlar. Anlar dahi ağızların silüp iç ağaları avdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182b–Y183a ·
metinde göster ·
… lanlarıdır. Sırtında ve belinde birer fûta peştemâl ve elinde bir tüfeng ve bir
destmâl
arak-âlûd olup şiddet-i hârdan ölüp boş ite menzil yok şeklinde ayda üç guruşa …
Bu Ceberti kavmi Rûm'dan ve gayrı Zengîlerden sekbân sarıca ve yeniçeri gibi tüfeng-endâz olanlara Ceberti kavmi derler. Çoğu Habeşe kızlarına mübtelâ olup kalmış Rûm oğlanlarıdır. Sırtında ve belinde birer fûta peştemâl ve elinde bir tüfeng ve bir destmâl arak-âlûd olup şiddet-i hârdan ölüp boş ite menzil yok şeklinde ayda üç guruşa ifnâ-yı vücûd Y 440b edüp seg-ber-sahrâ gezerler. Ve ba‘zı cerî olan paşa bu Ceberti kavminden asker cem‘ edüp eli vilâyeti gâret eden Zengîlerin vilâyetlerin nehb ü hasâret edüp mâl-ı firâvân tahsîl eder. Ve ol havfdan cemî‘i diyârlardan hedâyâlar gelir kim hadden bîrûn. Ve deryâdan incü-yi dürr-i yetîm çıkar kim kıyâsdan efzûn. Bu gûne incü Hürmüz deryâsında çıkmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a–Y440b ·
metinde göster ·
… kim Ümmü Dünyâ nev-arûs gibi müzeyyen oldu. Âhirü'l-emr bu menâsıb-ı dünyâ bir
destmâl
gibidir yılda bir kerre yenilmez(?) destmâl-misâldır. İki sene Mısır'a azîz olu …
Hakkâ ki zamân-ı Sultânzâde Cânpûlâdî'de dîdemiz dünyâ göziyle Mısır'ın bu mertebe görülmemiş bir mürtefi‘ müzeyyen olduğun gördük kim Ümmü Dünyâ nev-arûs gibi müzeyyen oldu. Âhirü'l-emr bu menâsıb-ı dünyâ bir destmâl gibidir yılda bir kerre yenilmez(?) destmâl-misâldır. İki sene Mısır'a azîz olup veyâ Azîz ismine mazhar olduğıyçün ma‘zûz azîz ü mükerrem, ikinci senede yine Kıbtî hisâbı üzre Tût başında sene 1084 Şa‘bân'ı gurresinde Defterdâr Ahmed Paşa'ya Mısır eyâleti ihsân olunup müsellimi Hazînedâr Mustafâ Ağa gelüp dîvân-ı Mısır'da Hüseyin Paşa efendimizden hil‘at geyüp Mısır ümerâlarından Kansu Beğ kâ’immakâm hil‘ati ile (---)(---)(---) olup şâd olup ve geyüp Mısır'a mutasarrıf oldular. Ertesi gün Cânpûlâdzâde'ye alay-ı azîm hâzır (---)(---) olup istemeyüp hemân kendü askeriyle Mısır içinde Ken‘ân Beğ'in (---)(---)(---) sarâyından ale'l-ittifâk a‘yân-ı Mısır konaklar verüp (---)(---)(---) tâ Ahmed Paşa'ya (---)(---)(---) Paşa gelince Q 351b oldu. P 345b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·