… mişdik, anlar doğru yollar ile bir günde ordu-yı İslâm'a gelüp dâhil olup cümle
devâbbâtları
bin guruşa fürûht edüp mâlını hâzır bulduk.
Mukaddemâ üç bin aded sığır ve koyunları orduya göndermişdik, anlar doğru yollar ile bir günde ordu-yı İslâm'a gelüp dâhil olup cümle devâbbâtları bin guruşa fürûht edüp mâlını hâzır bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
… bin at ve katır ve develer bağlayup cemî‘i Tatar halkının da altı kerre yüz bin
devâbbâtları
bu sahrânın otun otluğun yediler. Gûyâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar eks …
Hakîkatü'l-hâl otluk ma‘deni denildiği kadar var. Cümle asâkir-i İslâm bu sahrâ-yı çemenzâr [u] giyâhât içre iki gün meks eyleyüp nebâtâtın taşıyup niçe kerre yüz bin at ve katır ve develer bağlayup cemî‘i Tatar halkının da altı kerre yüz bin devâbbâtları bu sahrânın otun otluğun yediler. Gûyâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar eksilmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
… li cezîre-i azîmdir. İçinde yedi pâre ma‘mûr köyleri ve niçe kerre yüz bin aded
devâbbâtları
ve Cânkurtaranlıların bu kadar bin bâğ-ı İreme-zâtları bu cezîre içindedir. Bir …
Serhad ahâlîsi bu cezîreye 72b Kovin derler, Osmânlı Koyun adası derler. Şarkdan garba tûlânîsi altmış mîl tavîl bir cezîre-i vâsi‘dir kim arzı bir fersah enli cezîre-i azîmdir. İçinde yedi pâre ma‘mûr köyleri ve niçe kerre yüz bin aded devâbbâtları ve Cânkurtaranlıların bu kadar bin bâğ-ı İreme-zâtları bu cezîre içindedir. Birkaç ahbâb ile Cânkurtaran'dan atlarımız gemilere koyup bu cezîreye ubûr edüp anda cümle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a–72b ·
metinde göster ·
… görmedim. Serâpâ altı metîn ve müstahkem toloz kemerlerdir. Ve cümle şehirlinin
devâbbâtları
ve atları bu kal‘a altında yatırlar gûyâ serdâb-ı Bağdâd'dır.
Ve hâlâ kal‘ası leb-i deryâdan şarka dörd yüz adım ba‘îd karada bir kal‘a-i fevkânîdir. Yedi binden mütecâviz kal‘aları im‘ân-ı nazarla seyr [ü] temâşâ etdim. Böyle mu‘allak ve ber-hevâ kal‘a-i bâlâ görmedim. Serâpâ altı metîn ve müstahkem toloz kemerlerdir. Ve cümle şehirlinin devâbbâtları ve atları bu kal‘a altında yatırlar gûyâ serdâb-ı Bağdâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179b ·
metinde göster ·
… ince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve
devâbbâtları
def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i i …
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… b⟧ ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i
devâbbâtları
def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üz …
Hemem Hazret-i Mûsâ yine ol taşa bir asâ urup bi-emrillâh Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i devâbbâtları def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üzre Hazret-i Mûsâ deşt-i hâmûnda gezerdi. Bu taş hakkında Kur’ân-ı Azîm'de Cenâb-ı Bârî Resûlüne alâ-tarîku'l-hikâye âyet nâzil etmişdir: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
… ımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden cemî‘i
devâbbâtları
sâhiblerine teslîm etdiler.
Hikmet-i Hudâ ol gece bir berd-i şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz mikdârı deve ve yetmiş seksen Urbân-ı uryân rûh-ı revân oldu. Ve ol gece şiddet-i şitâdan niçe bin at ve katır pâybendi ve kösdeğin sürüyerek bu çöl içre rûzgâr-ı zorkâra kıçın verüp belîdelere gidüp sığındılar. Sabâh olup gördüler kim kimin atı ve kiminin katırı ve ba‘zısının hımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden cemî‘i devâbbâtları sâhiblerine teslîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·