… eğirmenlerdir. Vakt-i şitâda su tuğyân ile geldikde sâhib-i hâne levâzımâtıyçün
deverân eder
, yohsa avâm-ı nâs içün değildir, aceb temâşâgâhdır kim şâhrâh üzre su cereyân e …
[Esnâf-ı] değirmen-i mâ: Aded dörddür, bu âsiyâb-ı mâlar İslâmbol içinde Kırkçeşme ayağı kış günlerinde çok cereyân e[t]dükde Kırkçeşme'den aşağı Necâtî sokağının sağ ve sol taraflarında hâneler içinde dörd aded musanna‘ değirmenlerdir. Vakt-i şitâda su tuğyân ile geldikde sâhib-i hâne levâzımâtıyçün deverân eder, yohsa avâm-ı nâs içün değildir, aceb temâşâgâhdır kim şâhrâh üzre su cereyân edecek arkları tâhir ü bâhirdir. İslâmbol'da bundan gayrı su değirmenleri yokdur. Ve bunları İslâmbol halkı dahi bilmezler, ammâ bu hakîrin semti olmağile deverân ederken bin kerre manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… ayâtdır {ibtidâ baş(l)ı Sovuk Pınar'dır. Bu su cümle hâneden hâneye taksîm olup
deverân eder}
.
Der-beyân-ı letâfet-i âb u hevâ: Bu şehr-i azîm dere ve depeli nehr-i azîm kenarına vâki‘ olmağıla hevâsı ol kadar mu‘tedildir kim iki cânibdeki dağları serâpâ bâğlardır ve mahsûlâtlı yerlerdir. Cümle evlerinin revzenleri cânib-i garba ve şimâle nâzırdır. Kışı katı olmayup sevâhile karîbdir. Ve suları ensesinde dağlardan ve Ferhâd getirdiği yerlerden gelir, âb-ı hayâtdır {ibtidâ baş(l)ı Sovuk Pınar'dır. Bu su cümle hâneden hâneye taksîm olup deverân eder}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
… a bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre
deverân eder
âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at …
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle sekiz mahalle add olunur. Hikmet-i Hudâ bu mahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre uçup düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü] zene ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye uçarsa anda hûrd olup kalır. Bu kayalar altında cümle iki yüz hânelerdir. Ammâ medrese ve dârü'l-hadîsi yokdur. Yigirmi mikdârı mekteb-i sıbyânı vardır. Çârsû içinde üç aded kiremit ile mestûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez. Hemân ol gün mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
Evvelâ Erzurûm seyâhatı avdetinde Sivas eyâletinin Çorum sancağı tahrîr olunmuşdur. Anın ile müşâ‘ olan sancağ-ı Bozok Sivas sancağıdır. Ma‘mûr şehr-i mu‘azzamı yokdur. Cümle nevâhîleri deverân eder mîr-i livâdır. Beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâssı 300.275 akçedir. Ze‘âmeti 19 ve timarı 731 var. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve sipâh kethüdâyerisi ve yeniçeri serdârı ve yüz elli akçe kazâsı ve cümle (---) aded nâhiye kurâları vardır. Kadıya üç bin gurûş hâsıl olur ve beğine on bir bin gurûş hâsıl olup livâsı erbâb-ı timarı ve kendi askeriyle cümle bin yüz aded müsellah asker olup sefer eşerler. Bozok Kırşehri'nin Dinek Keskin'i subaşılığı ile müşâ‘dır. Kankırı'nın Türkmân Keskini ile müşâ‘dır kim Kal‘acık subaşılığıdır ve Keskin-içi başka kazâdır kim tahrîr olunmuşdur ve şehr-i Çorum sancağından Bozok sancağına ve Keskin'e gider karîb müşâ‘dır. Keskin'den Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsüne gider nehrin kıbleye beri tarafı Karakeçili Kırşehri sancağı hâkidir ve Konya hudûdudur kim Sivas hâkiyle müşâ‘dır. Kızıl nehrin öte tarafı Engürü hâkinde Çukurca kazâsıdır. Bu mahalle-i İmâd-içi Çorum ile Bozok sancağı mâbeyninde Demirli Karahisâr kazâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b ·
metinde göster ·
… mânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘
deverân eder
çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
gibi devr ederek semâ‘-ı Safâ edüp âyîn-i Kâdirî ederlerdi. Niçe kerre emr-i şe …
deyüp tevhîd-i erre ile arş-ı Rahmân'ı deverân eder gibi devr ederek semâ‘-ı Safâ edüp âyîn-i Kâdirî ederlerdi. Niçe kerre emr-i şerîfler vârid olup aslâ ve kat‘â tetiklerin bozmayup Cenâb-ı Bârî'yi birlemeden bir ân ârâm etmediler. Mazınna-i kirâme bir e‘azze-i kirâm vâ‘ız [u] nâsıhı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… , mu‘attal kalmasın." deyü dağlardan değirmâna sular salup niçe yüz sene su ile
deverân eder
ammâ ne taşları ve ne sâ’ir âletleri fenâ bulmayup yine ke'l-evvel herkesin gıl …
Andan sonra kavm-i benî Hamûdiyye peygamberimiz "Hazret-i Yûnus Nebî mu‘cizesidir, mu‘attal kalmasın." deyü dağlardan değirmâna sular salup niçe yüz sene su ile deverân eder ammâ ne taşları ve ne sâ’ir âletleri fenâ bulmayup yine ke'l-evvel herkesin gılâlin öğüdürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… n dönmez olsa andan ma‘lûm olur kim ol hânedândan bir kimesne fevt olur ve yine
deverân eder
, sırr-ı acîb-i mücerrebdir.
Hikmet-i Hudâ Cizre içre sâkin bir sâhib-i hânedân kimesne vardır. Hazret-i Risâlet-penâhın alemdârı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri neslindendir. Anlar evlâd-ı evlâda ulu ocakdır ve gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Bunların evkâfından şehre karîb bir su değirmânları vardır. Bi-emrillah ol değirmân dönmez olsa andan ma‘lûm olur kim ol hânedândan bir kimesne fevt olur ve yine deverân eder, sırr-ı acîb-i mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387a ·
metinde göster ·
… hareket edüp buheyre üzre üstünde âdemler ile bir cânibden bir cânibe seyerân u
deverân eder
, gûyâ serîr-i bârgâh-ı Hazret-i Süleymân'dır, halk bu cezîre hareketlerinden sa …
Ol Hallâk-ı âlemin yed-i kudretiyle bu şehrin buheyresi içre yedi aded küçük ve büyük çemenzâr cezîrecikler var kim bu buheyre-i kebîrenin vasatında cezîrecikler halk olmuş, her biri bir harman ve iki ve üç ve beş harman cirmi kadar cezîreciklerdir. Ba‘zı senelerde her kankı rûzgâr-ı zor-kâr-ı şedîd eserse ol cezîreler yerlerinden hareket edüp bir semt-i âhara gider, ba‘zı mevsimde mezkûr cezîreler buheyrenin vasatında birbirlerine râst gelüp muttasıl olurlar ve her birinde gûnâ-gûn hurde fidânlar ve çemenzâr yerler var ve ba‘zı ahâlî-i vilâyet teferrüc içün bu cezîreciklere kayıklar ile varup ayş [ü] nûş ederler. Eğer bir rûzgâr-ı gâlib eserse cezîrelerin yâ biri yâ ikisi yerinden hareket edüp buheyre üzre üstünde âdemler ile bir cânibden bir cânibe seyerân u deverân eder, gûyâ serîr-i bârgâh-ı Hazret-i Süleymân'dır, halk bu cezîre hareketlerinden safâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34a ·
metinde göster ·
… , ekseriyyâ girenler kâfirdir. Ve bârûdhânenin cümle çarhları bu ılıca suyundan
deverân eder
, gûyâ çarh-ı felekdir. Bu âsâr-ı acîbe dahi mahalliyle tahrîr olunur. İmdi bu b …
Sitâyiş-i banya-i Bârûthâne: Bu mezkûr Velî Beğ ılıcası kurbunda Bârûdhâne ılıcası ol kadar tekellüflü ılıca değildir, ammâ hâssası vâfirdir, ekseriyyâ girenler kâfirdir. Ve bârûdhânenin cümle çarhları bu ılıca suyundan deverân eder, gûyâ çarh-ı felekdir. Bu âsâr-ı acîbe dahi mahalliyle tahrîr olunur. İmdi bu belde-i Budin seddinde niçe ılıcalar vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bu mezkûr germâblardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
… resi ağzına vâkı‘ olup bu kasaba içre cümle un değirmenleri Dol deresi suyu ile
deverân eder
ve bu cânibin cümle enhârları cânib-i garba akup nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
Ve cümle evleri kâfir havfinden kârgîr binâ olup ba‘zı evlerde çâr-gûşe demir kapulu kulleleri vardır. Ve bu Hersek vilâyetinin cümle şehirleri taş kayağan örtülüdür, kiremit nâdirdir. Ve bu şehr-i Ustolça'nın cümle evleri cânib-i garba nâzırdır ve Dol deresi ağzına vâkı‘ olup bu kasaba içre cümle un değirmenleri Dol deresi suyu ile deverân eder ve bu cânibin cümle enhârları cânib-i garba akup nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
… -ı hadîd olup bu dervezenin kemeri üzre bir ibret-nümâ sâ‘at kullesi mîkât üzre
deverân eder
bir sâ‘atdir. Bu kapudan tâ Bobofça kapusuna varınca iki yüz germe adımdır ve g …
Ve bu orta hisârın cümle dörd aded metîn ü müstahkem kapuları vardır. Evvelâ cânib-i şarka mekşûf Peçoy-ı dilcûy kapusu gâyet metîn bâb-ı hadîd olup bu dervezenin kemeri üzre bir ibret-nümâ sâ‘at kullesi mîkât üzre deverân eder bir sâ‘atdir. Bu kapudan tâ Bobofça kapusuna varınca iki yüz germe adımdır ve gâyet vâsi‘ şâhrâhın iki tarafında cümle üç yüz aded haşeb dükkânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
… en küffârı göze salındırmadılar. Her zamân bu dehr-i denî bir vefk-i murâd üzre
deverân eder
sandılar, ammâ bu felek-i kec-reviş gerdûn eyle değildir. Şi‘r:
dediği ebyâtı bu seferde Sadrıa‘zama hasb-i hâl idi, ammâ hâl bu kim Vezîr-i a‘zam hayli zehredâr cür’et sâhibi Âsaf-ı dilîr düz taban imiş. Eğer zerrece yerinden hareket etse asker târumâr olmuşdu. Aceb metânet edüp bir cür’et etmişdir kim bir sipehsâlâr-ı mu‘azzam bu şecâ‘ati etmemişdir. Hakkâ ki Yenikal‘a feth edelden küffârı göze salındırmadılar. Her zamân bu dehr-i denî bir vefk-i murâd üzre deverân eder sandılar, ammâ bu felek-i kec-reviş gerdûn eyle değildir. Şi‘r:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
… rur, ammâ tırâş olacak keferenin oturduğu iskemle bir mîl üzre olup fırlak gibi
deverân eder
. Berber tırâş etdikçe iskemleyi çevirüp her ne cânibin tırâş etmek murâd ederse …
Hattâ niçe cerrâh dükkânlarında berberler vardır. Gerçi cümle küffâr-ı Nemse saçlıdır, tırâş olmağa muhtâc değillerdir, ammâ yine başlarının orta yerlerini tırâş edüp saçlarını mümessek sâbûnlar ile yaykayup niçe yüz bin kefere yetmiş seksen yaşına girer yine sakalın tırâş etdikde berber kefereleri dâ’imâ bir yüksek iskemlede oturup hüddâmları keferenin saçın sakalın yaykayup başka bir iskemle üzre oturur, ammâ tırâş olacak keferenin oturduğu iskemle bir mîl üzre olup fırlak gibi deverân eder. Berber tırâş etdikçe iskemleyi çevirüp her ne cânibin tırâş etmek murâd ederse kendüsi oturup iskemleyi çevirüp âsân vech ile tırâş eder. Rûm'daki gibi berber ayak üzre tırâş etmez, bu dahi temâşâgâhdır. Ve dükkânları şâzrevânlar ve gûnâ-gûn eşyâlar ile müzeyyen teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… â birbirine muttasıl olduğu yer hâlâ bir cisr-i azîmdir. Ve altında değirmenler
deverân eder
. Azîm limanlar ve metîn kal‘alar vardır. Ve gâyet mahsûldâr cezîre-i ra‘nâdır. …
Cezîre-i Ağriboz: Üç yüz altmış mîl bir cezîre-i amelîdir. Mâ-tekaddem Rûmeli cânibine muttasıl imiş. Bir handak kesüp iki deryâ birbirine muttasıl olduğu yer hâlâ bir cisr-i azîmdir. Ve altında değirmenler deverân eder. Azîm limanlar ve metîn kal‘alar vardır. Ve gâyet mahsûldâr cezîre-i ra‘nâdır. Sene (---) târîhinde Ebül'l-feth fethidir. Ve yine bu Rûmeli cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y124a ·
metinde göster ·
. Bi-emr-i Hudâ sâhil-i Nîl'de pervâz eder bir nev‘a alaca tuyûr vardır, Rûm'da …
Hikmet-i Hudâ dübürü yokdur. Takâzâ-yı hâceti oldukda Nîl'den taşra çıkup cezîrelerde deverân eder. Bi-emr-i Hudâ sâhil-i Nîl'de pervâz eder bir nev‘a alaca tuyûr vardır, Rûm'da ördek Y 161a gibi ayakları kısa minkârlı ve nâhunlu bir kuşdur, hemân hümâvâr pervâz ederken timsâhı cezîrelerde görüp karakulak arslan yanına nice gelirse bu kuş dahi timsâhın yanına gelüp bir iki cünbüş ü hareket eder. Bi-emrillâh timsâh ol kuşu görünce safâ eder. Ba‘zı timsâhın takâzâ-yı hâceti gelmemişdir, cezîrelerde eşiyle seyrân ederken mezkûr kuşun karnı acığup timsâhın burnun kakalayarak hâh-nâ-hâh timsâhın ağzın açdırır. Ba‘zı timsâh kendi açup mezkûr kuş timsâhın ağzından içeri girüp tâ karnına varup muzahrafâtı depe depe eşe eşe emek çeküp mel‘ûnun necâsetin ağzına getürdükde hemân timsâh gâr-ı yetîmân misâl ağzın açup cümle muzahrafâtın mezkûr kuş taşra çıkarup timsâh safâ eder. Ol kuş dahi muzahrafâtı içre kurdlar bulup tenâvül edüp def‘-i cû‘ eder. Hem kendüye nafaka hâsıl eder, hem timsâhı sıkletden halâs eder, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160b–Y161a ·
metinde göster ·