Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hay …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
… şân dağlarından cem‘ olup şehir ensesinde yetmiş seksen aded asiyâb-ı dakîkleri
deverân etdirüp
andan Sivas sahrâsında nehr-i azîm-i Kızılırmağ'a mahlût olur. (---)(---) (--- …
Ve cümle kırk beş aded çeşme-i âb-ı hayâtlardır. Cümle suları şehrin şimâline Sın-nişân dağı'ndan ve Tuzhisâr kûhından gelir âb-ı hayât-ı uyûn-ı câriyelerdir. Cümleden Kal‘a çeşmesi ve Kuyumcular Bezzâzistânı çeşmesi ve Bâzâryeri çeşmesi ve Medrese çeşmesi ve Ulucâmi‘ kurbundaki çeşme, mâh-ı temmûzda yahpâre-misâl çeşmelerdir. Ve şehrin içinden cereyân eden çay-ı azîm nehr-i Merâküm tâ şehrin ortasından cereyân edüp bir kaç köprü-yi sağîrleri vardır. Tuğyân ile cereyân etdükde haylî çay olur. İbtidâ tulû‘u Tuzlahisâr ve Neki dağlarından ve Sıpnişân dağlarından cem‘ olup şehir ensesinde yetmiş seksen aded asiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp andan Sivas sahrâsında nehr-i azîm-i Kızılırmağ'a mahlût olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75b ·
metinde göster ·
… a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları
deverân etdirüp
paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayas …
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a–200b ·
metinde göster ·
… mundan boğum boğum berk yapışup Oniki İmâm aşkına ser-i sa‘âdeti üzre fır-a-fır
deverân etdirüp
meydân-ı muhabbete Mahmûdî divne atı çökerdüp bir kaç kerre tırıl u cevelân eyl …
Hemân paşa gûyâ keşf edüp bu gazâ niyyetine el-Fâtiha deyüp el yüze sürülüp hemân paşa silâhdâr Süleymân Ağa'nın destinden paşa kendü mızrağın alup on iki boğumundan boğum boğum berk yapışup Oniki İmâm aşkına ser-i sa‘âdeti üzre fır-a-fır deverân etdirüp meydân-ı muhabbete Mahmûdî divne atı çökerdüp bir kaç kerre tırıl u cevelân eyledikde anı gördük, paşanın maralî ve gazâlî çeşm-i siyâhı tas-ı pür-hûna dönüp yine bir hayli tırıl ve cevelân edüp niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve silâhşörlükler ederken paşa orduya girmeyüp bizim ordudan çıkup Rahova yoluna giden iki yüz mikdârı Kürd atlılarının alarkadan ardları sıra bir hayli mesâfe gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu geride kaldı. Bu taraf hânın yolu taraflarıdır. Biz ol cânibde nişleriz?" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… dâ tulû‘ı cânib-i cenûbda (---)(---)(---) berü gelüp Tabahâne değirmenler[in]
deverân etdirüp
Mostar köprüsünün Tabahâne tarafında bir göz küçük cisircik dahi vardır, andan …
Andan bir ayn-ı câriye dahi bu şehrin cânib-i cenûbîsi tarafında olan Tabahâne şehri içindeki bâğ-ı behiştlerin içlerinden cemî‘i hadîkaları rey edüp izn-i hâkim ile bâğlara taksîm olup bir fırkası mezkûr cisr-i azîm üzre gelir kim ana ayn-ı Radopola derler. İbtidâ tulû‘ı cânib-i cenûbda (---)(---)(---) berü gelüp Tabahâne değirmenler[in] deverân etdirüp Mostar köprüsünün Tabahâne tarafında bir göz küçük cisircik dahi vardır, andan bu uyûn-ı câriye ubûr edüp nehr-i Neretva'ya pertâb eder. Ammâ bir küçük sudur ve ol kadar memdûh değildir, ancak beri şehre köprüden geçen suya gayri uyûn dahi karışup beri şehre ubûr edüp cemî‘i imâretlerde isti‘mâl olunur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b ·
metinde göster ·
… ğ-ı Merâmı saky edüp dahi aşağı Salâcık mahalleleri içinde niçe âsiyâb-ı mâları
deverân etdirüp
andan aşağı Eski Bâğçesarây’ı şehri derelerinden cereyân ederken bu ayna Çürüks …
Ve bu kapulardan gayri yerden bu dere içre kuş uçmaz. Ve bu kayaların arasında âb-ı hayât Aşlama suyu cereyân eder. İbtidâ bu uyûn-ı câriyenin matla‘ı yine bu mahalde kayalardan hurûc edüp hânların Aşlama bâğ-ı İremi içinde niçe hav[z] u şâzrevânlardan geçüp bâğ-ı Merâmı saky edüp dahi aşağı Salâcık mahalleleri içinde niçe âsiyâb-ı mâları deverân etdirüp andan aşağı Eski Bâğçesarây’ı şehri derelerinden cereyân ederken bu ayna Çürüksu derler, gâyet müsta‘mel sudur içilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… len Aşlama suyu gâyet müsta‘mel su olduğundan Çürüksu derler. Niçe değirmenleri
deverân etdirüp
ve niçe bin muzahrafât kâzûrâtları götürüp şehrin cânib-i garbî aşağısında cebe …
Ve bu şehre Sarây demesinin bir aslı dahi ibtidâ Cuci Hân diyâr-ı Mesköv'de nehr-i Edil kenârındaki Sarây şehrinden gelüp bu şehri amâr edüp nâmına Bâğçesarây dediler. Ve bu şehrin tâ ortasındaki cereyân eden Salâcık şehrinden gelen Aşlama suyu gâyet müsta‘mel su olduğundan Çürüksu derler. Niçe değirmenleri deverân etdirüp ve niçe bin muzahrafât kâzûrâtları götürüp şehrin cânib-i garbî aşağısında cebehânelere ve niçe âsiyâb-ı mâlara ve niçe müşebbek bostânlara uğrayup Eski Yurd'a gider. Ba‘dehu andan aşağı nehr-i Kaçı’ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
… kâşifi üç yüz aded sığırlariyle gelüp mezkûr kuyulardan dollâbları sığırlar ile
deverân etdirüp
yüz elli aded sarnıcları cümle Nîl suyu ile leb-ber-leb edüp kadıya ve paşa ağa …
{Ve şehr-i İskenderiyye'nin altı serâpâ sadranc nakşı bölme bölme su yollarıdır. Ve şehir içre zamân-ı kadîmde bu su yolları üzre yedi bin kuyudur. Hâlâ üç bin adedi âşikâredir kim her sene Buhayre kâşifi üç yüz aded sığırlariyle gelüp mezkûr kuyulardan dollâbları sığırlar ile deverân etdirüp yüz elli aded sarnıcları cümle Nîl suyu ile leb-ber-leb edüp kadıya ve paşa ağasına ve beğ kethudâsına ve yedi bölük ağalarına ve altı aded kal‘a dîzdârlarına kâşif avâyidlerin verüp dîvân-ı Mısır'a vardıkda İskenderiyye'yi rey etdiğiyçün mîrî mâldan kırk kîse mâl-ı muhâsebe gösterir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·