… kuzuların hisâbın Rabbü'l-izzet bilir. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı
deveden
korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp temâşâ ederler. Balı ve yağı cihânı doylamışd …
Nevâhîlerinde olan sürü sürü devâbbât makûlesinden at ve sığır ve câmûs ve koyun ve kuzuların hisâbın Rabbü'l-izzet bilir. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp temâşâ ederler. Balı ve yağı cihânı doylamışdır. Gâyet ganîmet diyârdır. Dağlarında bir vişnesi ve bir çileği ve eriği ve gögemi bir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile incir ve zeytûnı ve narı [ve] pembesi yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… karîb oldukda merhûmu kum ile defn edüp yine devemiz yanına gelüp gördük ki ol
deveden
bize fâ'ide yok. Anda bırağup fakîr Özbeki piyâde önümüze katup vakt-i şâfi‘î o …
İki mel‘ûn Arablar firâr edüp mürd olan mel‘ûnun ser-i bî-devletin gulâmlar alup merhûm Özbekin karındaşı esvâbların ve bir kemer ile mâlın alup sabâh karîb oldukda merhûmu kum ile defn edüp yine devemiz yanına gelüp gördük ki ol deveden bize fâ'ide yok. Anda bırağup fakîr Özbeki piyâde önümüze katup vakt-i şâfi‘î oldukda gerüden bir atlı ve dörd piyâde Arab ellerinde harbeleri eyle seğirderek gelmede. Hemân dem Özbek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
Bu azîzin havfından cümle ehl-i kal‘a taşrada sâkinlerdir. Derûn-ı kal‘ada aslâ bir âdemî-zâd yokdur. Ziyâretine varanlar kal‘a kapusundan içeri dâhil olunca pây-bürehne varırlar. Kal‘ada değil bu kal‘a binâ olunduğu cezîrede bir kimse tebevvül ü tegayyuz etmeğe kâdir değillerdir. Tekâzâ-yı hâceti gelirse de üç gün ve beş gün olursa da kabız durur, tâ ki Nîl kenârına varmayınca def‘-i hâcet edemez. Bu hâk-i amber-pâkde koyundan ve at ve deveden gayrı hayvân besleyemezler, zîrâ necâsetleri necâset-i galîzadır. Tâ bu mertebe ulu sultândır kim bu cezîrede bir kimesne fi‘l-i şenî‘ edemez ve harâmî ve zâlim giremez ve kimse teşelşül edemez. Meşhûr-ı âfâk kutb-ı ale'l-ıtlâk mutasarrıfînden ulu sultândır. Ve halkı mü’min ü muvahhidîn Berberî kavmidir. Hastaları ve ma‘sûmları def‘-i hâcet etdükde mecurlara eder, ba‘dehu tâ Nîl'e dökerler. Bu derd-i elîmi dâ’imâ çekerler. Bunu ziyâret edüp yine cenûba Y 403a Nîl çetince sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402b–Y403a ·
metinde göster ·
bir parça lahm-ı semîn kesüp âteşe bırağup pişirmeğe başladı. Ammâ pâre pâre pi …
Hemân kadîd âdem melik huzûruna gelüp "Destûr yâ sultân" deyüp deveden bir parça lahm-ı semîn kesüp âteşe bırağup pişirmeğe başladı. Ammâ pâre pâre pişince karârı kalmayup derhâl deve etin çiğle yemeğe başlayup ân-ı vâhidde deve etinden bir pâre lahm-ı zâ’id kalmadı. Andan ciğer ve yüreğine mübâşeret etdi. Ve andan Y 420a kemiklerini baltalar ile kırup kütür kütür ciğneyüp tenâvül ederdi, hemân ağzına koyunca bî-renc ü bî-anâ loru kuşu gibi yutardı. Melikin ba‘zı âdemleri cemelin kelle ve paçaların kırup herîfe verdiler, der-ân anları dahi hâra geçirdi. Ve bağırsakları ve işkenbesine başlayup anları dahi pîr [ü] pâk etdi, ancak şikenbenin muzahrefâtı kaldı, der-akab ana dahi mübâşeret edüp hayli necâset yedi, ammâ melik te’eddüb edüp men‘ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419b–Y420a ·
metinde göster ·
söyleme yirüŋden örü ṭurġıl ala çadıruŋ yir yüzine dikdürgil atdan ayġır
deveden
buġra ḳoyundan ḳoç öldürgil iç oġuzuŋ ṭaş oġuzuŋ biglerin üstüŋe yıġnaḳ itgil a …
söyleme yirüŋden örü ṭurġıl ala çadıruŋ yir yüzine dikdürgil atdan ayġır deveden buġra ḳoyundan ḳoç öldürgil iç oġuzuŋ ṭaş oġuzuŋ biglerin üstüŋe yıġnaḳ itgil aç görseŋ ṭoyurġıl yalınçaḳ görseŋ ṭonatġıl borçluyı borçından ḳurtarġıl depe gibi et yıġ göl gibi ḳımız ṣaġdur
buġra ḳoyundan ḳoç ḳırdurdı iç oġuz ṭaş oġuz biglerin üstine yıġnaḳ itdi aç gör …
deveden buġra ḳoyundan ḳoç ḳırdurdı iç oġuz ṭaş oġuz biglerin üstine yıġnaḳ itdi aç görse ṭoyurdı yalıŋ görse ṭonatdı borçluyı borçından ḳurtardı depe gibi et yıġdı göl gibi ḳımız ṣaġdurdı
buġra ḳoyundan ḳoç ḳırdurdılar oġlanı gerdege ḳoydılar ḳız-ıla ikisi bir döşege …
deveden buġra ḳoyundan ḳoç ḳırdurdılar oġlanı gerdege ḳoydılar ḳız-ıla ikisi bir döşege çıḳdılar oġlan ḳılıcın çıḳardı ḳız-ıla kendü arasına bıraḳdı ḳız aydur ḳılıcuŋ gider yigit murad vir murad al ṣarılalum didi