çayır, alefzâr [u] çemenzârların ve sayd [u] şikâr olacak hıyâbân [u] ormanları …
Onbirinci hâkimi taraf-ı pâdişâhîden harâccı develerinin çayır, alefzâr [u] çemenzârların ve sayd [u] şikâr olacak hıyâbân [u] ormanların hıfz [u] hırâset eder. Mütekellim koru ağalığı serbest hâkimdir. On üçüncü zâbiti şehir içre ayak nâ’ibidir kim cümle sûk-ı sultânîde terâzû dutup bey‘ [u] şirâ edenlere hâkimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
Âhir alay çavuşları nidâ edüp sabâha dek yine bu mahalde "
Develeriniz
ıhırın" deyü tenbîh olunup emîrü'l-hacca fermân olundu kim bu şeb-i zulmetde hu …
Âhir alay çavuşları nidâ edüp sabâha dek yine bu mahalde "Develeriniz ıhırın" deyü tenbîh olunup emîrü'l-hacca fermân olundu kim bu şeb-i zulmetde huccâcı ileri koyvermesin deyü tenbîh olundu ve tâ sabâha dek bu hâl üzre develer yüklü karâr olundu. Sabâh olunca ne bakarsın cemî‘i sahrâ deryâ olup mevc urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·
… m" deyü tenbîh ü te’kîd edüp hamd-i Hudâ emniyyet üzre ubûr edüp huccâcın kalan
develerinin
yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü] iyâlleri tarîk-ı âm üzre çıkup metâ‘lar …
"Eğer bu çölde huccâcın bir şey’i zâyi‘ olursa, sizden tazmîn olunup deriniz yüzerim" deyü tenbîh ü te’kîd edüp hamd-i Hudâ emniyyet üzre ubûr edüp huccâcın kalan develerinin yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü] iyâlleri tarîk-ı âm üzre çıkup metâ‘ların fürûht ederek huccâcı ganîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
… ü kalman, gâyib olursuz. Bu gece baba oğula oğul babaya bakmaz. Esbâblarınız ve
develeriniz
bir hoşca hıfz Q 154a edesiz. Deryâ-misâl kum içinden Arab çıkup cânınıza kas …
"Yâ huccâc! Bu gece Tîh sahrâsına girirsiz. Vâveylâ gecesidir. Birbiriniz gözedüp gerü kalman, gâyib olursuz. Bu gece baba oğula oğul babaya bakmaz. Esbâblarınız ve develeriniz bir hoşca hıfz Q 154a edesiz. Deryâ-misâl kum içinden Arab çıkup cânınıza kasd eder. Ve mâl [ü] menâliniz nehb [ü] gâret eder. Y 381b Ve bu ol kum deryâsıdır kim Hazret-i Mûsâ bu vâdî-i Tîh'de kırk yıl sergerdân gezmişdir", deyü dellâllar nidâ edüp huccâc bu nidâyı istimâ‘ edüp gözleri dörd olup yola müteveccih oldular. Ve herkes cevzelerinde ve mataralarında ve gırbalarında suların ve esbâbların hıfz etmeğe başlayup kat‘-ı menâzil ederek Hârnûb deresi nâm bir yeşil ağaçlı ve koyu gölgeli dere içre giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a–Y381b ·
metinde göster ·
… üp ba‘dehu Fûncistân'ın mevsim gemileri ile sizi gönderelim. Cümle atlarınız ve
develeriniz
bizde kalsın", deyü bu gûne vâfir pend [ü] nasîhat etdi.
"Vallâhi'l-azîm biz sizin hüsn-i ülfetinizden musâhabet [ü] zarâfetinizden haz edüp size ta‘aşşuk etdik. Lâkin size bir nasîhat edeyim, kabûl eylen. Zîrâ sizler kavm-i Rûmsuz ve garîbü'd-diyârsız, hâlâ bizim müsâfirimizsiz, müselmânlık oldur kim herkese eylik ede. Size nasîhatim oldur kim şimdi biz bu âteş-perest ü mûğân vilâyetlerin harâb [u] yebâb edüp hisâbın Allâh bilür mâl-ı ganâyim ve bu kadar behâyim ve bî-hadd ü bî-kıyâs esîr-i şevâyim aldık. Bakıyyetü's-seyf olan mûğân u âteş-perestân hâneberdûş olup Fûncistân ve Berberistân tarîklerine çıkup kuttâ‘u't-tarîk olurlar. Ve sâ’ir etrâfımızda olan düşmenlerimiz dahi ayağ üzredir. Biz size bu mahalde icâzet vermeziz. İnşâallâhu te‘âlâ vilâyetimize varup anda sizinle iki ay safâ edüp ba‘dehu Fûncistân'ın mevsim gemileri ile sizi gönderelim. Cümle atlarınız ve develeriniz bizde kalsın", deyü bu gûne vâfir pend [ü] nasîhat etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401b ·
metinde göster ·
yetmişüz ḳırḳ ince billü ḳız-ılan ḳazanuŋ ḥalalını ṭutmışuz bu ḥayfları biz ḳaz …
develerini yetmişüz ḳırḳ ince billü ḳız-ılan ḳazanuŋ ḥalalını ṭutmışuz bu ḥayfları biz ḳazana itmişüz didi kāfirüŋ biri aydur ḳazan bigde bir ḥayfumuz ḳaldı şökli melik aydur mere aznavur ne ḥayfumuz ḳaldı