İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

deveyi

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
28
isabet
26 cümle/beyitte
10,4
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
38 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi2811,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–28 / 28

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“deveyi” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 161a … er ve gümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi zeyn edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân …
EÇS II 353b–355b … bes belli merdsin ve yiğitsin ve tuz ekmek yedik, nân u nemek hakkın bilirsin. Deveyi gördün mü?" dedi. Hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi küçüğün bile gör …
EÇS III 42b–43a … m şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya iç …
EÇS III 43a … kaya içre Sâlih devesinin sadâsın istimâ‘ edüp altta kaldıkda anda evvel kalan deveyi kurbân edüp ubûr ederler. Ve niçe hâl sâhibi âdemler "Kaya içindeki Sâlih Nebî …
EÇS IV 323a … ları sayd etmeğe gitdikde keler gibi seğirdüp şikâr alır. Katırı tırnağından ve deveyi tabanından soksa emân u zamân vermez, helâk eder.
EÇS VIII 190a … evesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercâ …
EÇS IX Y266a–Y266b … îre uruldu. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda saman içinde deveyi pinhân etmiş. Bulunup ba‘de's-sübût paşa anın boynun urdu. Cümle ehl-i beled ha …
EÇS IX Y270a … p cümle halk südün sağarlardı. Ve yine bir kimesne îmâna gelmeyüp Q 112b dişi deveyi katl etdiler. Ve köçeği bi-emrillâh tulû‘ etdüği kayaya girüp ra‘d-vâr gürledüğ …
EÇS IX Y318a … âlâ Mekke mollâları dahi bu soffa üzre hitâbet eder. Ammâ minberi yokdur. Beyâz deveyi kırmızı hınnâya boyayup deve üzre hitâbet eder.
EÇS IX Y374b … ihtirâz lâzımdır, zîrâ cümle hırsızlar hâkimler ile müşterekdirler. Ol ecilden deveyi havuduyla loru kuşu gibi yudarlar.
EÇS IX Y376b–Y377a … harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyaru …
EÇS IX Y376b–Y377a … esüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olu …
EÇS X Y120b … halâs olmayup sayyâd şehîd olurmuş. Zîrâ gâyet semm-i helâhilli yılanlardır kim deveyi kulağından, katırı tırnağından sokup ân-ı vâhidde helâk eder, böyle bir kattâl …
EÇS X Y153b Ve mukaddemâ Nîl kenârında muhtesibin hâzır etdüği iki yüz koyun ve elli deveyi kurbân edüp Urbân yağmâ vü efgân ederler. Ve muhtesib ve paşa vekîlharcı bâlâda …
EÇS X Y200b … ismillâh deyüp devenin gümüş zencîrin eline alup birkaç kerre ol Kara Meydân'da deveyi devr etdirüp şütürbân-ı Resûlullâh olup hizmet eder. Ve cümle beğler dahi yalın …
EÇS X Y299a … ve yâ Kavî ve yâ Metîn" esmâlarına meşgûl olup devenin altına girüp dağ pâresi deveyi omuzuna alup şehirden taşra bâd-ı sabâ sür’ati gibi yola revâne olur.
EÇS X Y299a Görseler kim deveyi yere komuş, vakt-i zuhuru edâ ediyor.
EÇS X Y299a–Y299b … le ahibbâların şehre gönderüp kendüleri yedi âdem ile tevhîd-i erre ederek yine deveyi omuzuna alup azm-i râh ederler. Cemî‘i yetmiş bin huccâc ve cümle ehl-i büldân …
EÇS X Y299b … omuzunda götürerek tâ Medîne-i münevvereye kırk günde dâhil olup Bâb-ı Selâm'da deveyi fukarâlarına verüp kendüler Hazret-i Risâlet'in âsitânesin bûs edüp ravza-i mut …
EÇS X Y299b Azîz hazretleri deveyi kendü mübârek elleri ile emânetullâhdır, deyü gasl edüp defn eder. Ba‘dehu üzer …
EÇS X Y361a … zîr-i pây-i hussân olup bî-had ü hasr mâl-ı ganâyimden mâ‘adâ hemân on iki bin deveyi Habîroğlu bir gün bir gece çölden getirüp İbrâhîm Paşa'ya hedâyâ çeküp Mısır iç …
EÇS X Y419b … ahalle bir semiz deve getirüp boğazlasınlar. Şu âteşde kebâb edüp huzûrunda bir deveyi tenâvül edeyim" deyü da‘vâ-yı merd etdi.
EÇS X Y419b … up cereyân eden kanın pehlivân cümle nûş etdi. Ve der-akab devenin cildin soyup deveyi pâre pâre edüp cildi üzre lahmin başka ve uzuvların ve kelle ve paçasın başka v …
EÇS X Y419b … ve ciğeri ve şikenbesin başka ve batnında olan muzahrefâtın başka yığdılar. Ve deveyi boğazlayan zebbâhlar alarkaya gitdiler.
EÇS X Y420a … yledikde araka müstağrak olmuş. Bu hâl üzre hakîr sâ‘at dutdum, bir sâ‘atde bir deveyi ve bu kadar âteş-i Nemrûd'u tenâvül edüp yine endâm-ı üslûbu ke'l-evvel rakîk ü …
EÇS X Y431b Ve hakîr tâze cân bulup bu deveyi kova kova yetişüp dutdum. Ve bir kılıc kaytaniyle boynun bağlayup bir münhedim …
EÇS X Y435b … n halkı ile bey‘ [ü] şirâlar edüp on iki gün tekâ‘üd etdik. Ve hakîr kırk hecîn deveyi beş yüz guruşa bey‘ etdim ve elli fîl dişlerin cümle beş yüz guruşa verüp sehl …
EÇS X Y443a … b kethudâsı Mehemmed Ağa Künûz Urbânı şeyhlerin çağırup bu huccâc içün bin re’s deveyi İbrîm'e varınca beşer guruşa dutup cümle huccâc cân-ender-cân cihân buldular. E …