… ân-berâberi Şehzâde Ahmed Hân üzre Bursa Yenişehri üzre sefere gideceği mahalde
devlet-i dünyâ
içün sekiz şehzâdeyi şehîd edüp dünyâ kaydından âzâde edüp cümlesin Orhan Gâzî …
Bu sekiz aded şehzâde-i civân-bahtları Sultân Selîm-i Evvel birâder-i cân-berâberi Şehzâde Ahmed Hân üzre Bursa Yenişehri üzre sefere gideceği mahalde devlet-i dünyâ içün sekiz şehzâdeyi şehîd edüp dünyâ kaydından âzâde edüp cümlesin Orhan Gâzî yanında defn edüp Ahmed Hân üzre sefere gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236b ·
metinde göster ·
… almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn
devlet-i dünyâ
içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet …
Zamân-ı Selçuk'da on iki derveze idi. Âl-i Osmân'da dördü kalup gayrileri sedd etdiler. Ammâ iç kal‘asının cirmi ma‘lûmum değildir ve cümle çâr-kûşe seng-i ebyaz ile gûnâ-gûn tasarruf-ı hendese-i mi‘mârî ile fürûşlu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn müceddeden binâ etdükden sonra şâhin âşiyânından süzülür gibi cânib-i erba‘asında olan düşman diyârlarına süzülüp şikârlar alup niçe yüz feth-i fütûhlar etdi. Âhir Erzurûm kurbunda niçe havâricîler zuhûr edüp diyâr-ı İslâm'ı nehb [u] gâret etdiklerinde anların üzerine sefere gidüp intikâm almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet-i hilâfeti 26 sene olmuşdur. Ba‘dehû askeri kâtil oğlunu katl edüp oğluyla pederi na‘şını Konya'ya getürüp defn etdiler. Âl-i Selçukıyân-ı Rûm'un âhiri bu Alâ’eddîn'dir. Cümle on dört nefer Selçukiyân'dır}. Sene 600 târîhinde Sultân Alâ’eddîn inkırâz-ı nesl bulup cümle a‘yân [u] eşrâf [u] ulemâ ü sulehâ izniyle Ertuğrul Beğ doğrulup geldüğiyçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdişâh olup Osmân Beğ derlerdi. Hurûcuna târîh "Evvelâ Osmân" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Âl-i Osmâniyân'ın ibtidâ neşv [u] nemâsı bu şehirden zuhûr etmişdir ve Sultânu'l-ulemâ hazretlerinin du‘â-i hayrı berekâtıyla behremend-i berhordâr olup ınkırâzu'd-devrân devletleri müebbed ola deyü yetmiş aded kibâr-ı evliyâullah Horâsân'da Yesu şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri huzûrunda hayr du‘â ve senâlar edüp yedi yüz fukarâsıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în ü zahîr ola deyü gönderüp Osmân Beğ merhûm olup Orhân Gâzî ile Hacı Bektâş-ı Velî Bursa fethinde bulunup Bursa'nın fethine ve Osmâncığun mevtine târîh "feth-i Bursa" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Zîrâ Osmân Hân deryâ-misâl asker ile Bursa'[y]ı muhâsara edüp nikrîz zahmetine mübtelâ olup gitdikçe illeti müştedd olduğunda ciğer-kûşesi Orhân Şehzâdeyi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Bursa'yı feth edüp ılgâr ile müjdesin pederine götürmeye gitdükde Bursa feth olduğu mahal Osmân Gâzî rûh teslîm edüp Orhân müstakil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ edüp "Âl-i Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden ilâ hâze'l-ân Âl-i Osmân'ın her işi yeniçeri tâ’ifesiyle âsân olur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'nde Priştine şehri ile Vuçütirin kal‘ası sahrâsı ki Kosova nâmıyla mevsûf sahrâda Miloş Koblaki nâm kral-ı dâllin üç kerre yüz bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp mansûr u muzaffer olmuşken Gâzî Hudâvendigâr ya‘nî Koca Murâd Hân-ı Evvel lâşe-i küffârları seyr [u] temâşâ ederken iki kellesiz küffâr ayağ üzre durduğun görüp "Sübhânallah! Bu ne sırdır?" dedikde Baba Ni‘metullah eydür kim "Her bir küffâr yüz bin küffârın katl olduğuna nişândır kim iki küffâr başsız ayak üzre dururlar" derken hemân lâşe-i küffârların içinden cebe ve cevşene müstağrak olmuş küffar dal-bıçak olup Gâzî Murâd Hân'ı ol mahal şehîd edüp Miloş Koblaki kâfiri dahi pâre pâre ederler. Bir rivâyetde Miloş-i la‘în tebdîl-i câme elçilik bahânesiyle gelüp dest-bûs ederken Murâd Hân'ı şehîd eder. Anınçün Devlet-i Âl-i Osmân'da her kankı elçi olursa pâdişâh yanına getirmeyüp iki yanından kapucular kethüdâsı ve çavuşbaşı dutup 11b taht-ı pâdişâhîden bir uzun hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin kalbini ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî binâ olunmuşdur. Sene 1071 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan ma‘zûlen Rûmeli eyâletine mutasarrıf olup gelirken bu kubbe-i Murâd Hân'a gelüp harâb binâsın ta‘mîr ü termîm edüp cânib-i erba‘asına havlı dîvârı gibi bir metîn dîvâr çeküp içini bâğ-ı İrem edüp kubbe-i kadîmi beyâz [beyz-i] münevver edüp eczâ-hânlar ve türbedârlar ta‘yîn eyledi. Ezîn-cânib ol asrda cesedini, Murâd Hân-ı sa‘îd-i şehîdin, Bursa'ya getürüp Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîri cenbinde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ol asrda Konya ümerâlarından Karamânoğulları Gâzî Hudâvendigâr'ın Kosova'da şehîd oldukların istimâ‘ edüp cümle kavm-i Yunaniyân isyân [u] tuğyân edüp Konya'da Karamânoğlu hâkim oldu. Ba‘dehû sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân deryâ-misâl asker ile yıldırım gibi yetişüp Konya kal‘asın yıldırım urur gibi urup kal‘aya emân u zamân vermeyüp feth edüp müstakıllen henüz dârü'l-mülk-i Selçukıyân olan dâr-ı emân-ı bilâd-ı Karamân-ı Konya'ya mâlik oldu. Kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre hâlâ başka eyâlet-i Karamân-ı dâr-ı îmândır kim hâlâ paşa tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz altmış bin yetmiş bir akçedir. İki bin asker ile bu eyâleti zabt edüp elli bin guruş tahsîl edüp sefer eşer. Bu eyâlet-i Karamân'da hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni vardır. Ve eyâletinde yedi sancakdır. Evvelâ Konya şehri paşa tahtı sancağıdır. Andan livâ-yı Kayseriyye ve livâ-yı Niğde ve livâ-yı Beğşehri ve livâ-yı Kırşehri ve livâ-yı Akşehri ve livâ-yı Aksarây cümle bu livâlardır. Ve eyâlet-i Karamân'da kılıc-ı ze‘âmet 68 ve kılıc timar 2111 ve hâss-ı defterdâr-ı hazîne-i Karamân 65.000 ve hâss-ı kethüdâ-yı defter-i Karamân 65.000 ve hâss-ı defterdâr-ı timar-ı Karamân 65.000. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a–11b ·
metinde göster ·
… ândan sonra Çelebi Sultân Mehemmed bu mezkûr üç aded birâder-i cân-beraberlerin
devlet-i dünyâ
içün her birin bir ceng-i azîm ile katl edüp Anadolu'ya ve Rûm'a müstakil pâdiş …
Çelebi Sultân Mehemmed Bursa'da pâdişâh oldu. Ammâ Rûmeli'nde bir karındaşı İsâ Çelebi ve bir karındaşı Mûsâ Çelebi ve bir birâderi Süleymân Çelebi Rûmeli'nde sikke ve hutbe sâhibleri olup niçe zamândan sonra Çelebi Sultân Mehemmed bu mezkûr üç aded birâder-i cân-beraberlerin devlet-i dünyâ içün her birin bir ceng-i azîm ile katl edüp Anadolu'ya ve Rûm'a müstakil pâdişâh olup bu mezkûr Sivas kal‘asın ma‘mûr [u] âbâdân etmeğe sene (---) târîhinde şurû‘ edüp iki aded kal‘a inşâ eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74a ·
metinde göster ·
Zîrâ anların katlleri yine kendüsi Koca Hân'ın tahrîkiyle idi.
Devlet-i dünyâ
içün iki cân-pâreden ayrılup devlet yine kendüsine münhasır oldu, ve's-selâm, a …
Zîrâ anların katlleri yine kendüsi Koca Hân'ın tahrîkiyle idi. Devlet-i dünyâ içün iki cân-pâreden ayrılup devlet yine kendüsine münhasır oldu, ve's-selâm, ammâ âkıbeti hayr olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
Hemân Paşa, "Hayr ola Sultânım, bunun ta‘bîri oldur kim, ekseriyyâ Girid fethiyçün her câmi‘de du‘â olur. Bu Ebâ Eyyûb-ı Ensârî câmi‘ine cümle sıgâr u kibâr ve vüzerâ ve vükelâlar gelüp du‘âları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olur ve ol imâm avratı kim devlet-i dünyâ ümîdi du‘âsıdır, kabûl olup dünyâ avratın alup beyâz harara kodukları inşâ’allâh an-karîb Kandiye feth olup beyâz sarıklı ümmet-i Muhammed destine girmesi alâmetidir" deyü Paşa bî-tâb u bî-mecâl bu gûne cevâb-ı muhâl verüp müfîd ü muhtasar ta‘bîr eder şekilli sözler söyleyüp yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
… ır. Hâşâ biz bu sûretlere tapup ibâdet ideyiz ve bunlardan oğul kız ve ni‘met ü
devlet-i dünyâ
ve ömr isteyeyiz. Ancak peygamberimiz Hazret-i Îsâ ve havâriyyûnların ve sonrak …
"Hâşâ bunlar bize tanrı ola. Allâh seni ve bizi yaradan bir bî-zevâldir kim rûhullâhdır. Hâşâ biz bu sûretlere tapup ibâdet ideyiz ve bunlardan oğul kız ve ni‘met ü devlet-i dünyâ ve ömr isteyeyiz. Ancak peygamberimiz Hazret-i Îsâ ve havâriyyûnların ve sonraki gelen evliyâlarımızın ve sâhibkırânlarımızın ve hayrât sâhibi pâdişâhlarımızın sûretleridir kim görüp ta‘zîm ile hayr du‘â edüp cümleden ziyâde Hazret-i Îsâ Nebî'ye ziyâde ta‘zîm ederiz, zîrâ rûhullâhdır. Bizim dînimizde sûret yazmak câ’izdir, zîrâ papaslarımız vaz‘ [u] nasîhat ederken sizin şeyhleriniz gibi halka hüsn-i ta‘bîr ile anlatmak müşkil olup tasvîrler ile peygamberleri ve evliyâları ve cenneti bu cemâl tarafı sûretiyle yazup anladırız ve cehennemi böyle zebânîler ile ve âteş-i sa‘îr ile ve nâr-ı hamîm ile nakş edüp celâl tarafın yazup papaslarımız halka ‘Korkun Allâh'dan’ deyü va‘z ederken bu sûretleri gösterir. Yohsa bunlara bir ibâdet etmeziz", deyü cevâb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… , ammâ vezîr âkıl ve kâmil ü müdebbir ve mutabassır kâfir imiş. Paşa ile umûr-ı
devlet-i dünyâ
içün ve iki pâdişâhın mâbeynlerin ıslâh içün ve intihâ-i serhadde olan kılâ‘-ı …
Ertesi gün paşa ale's-seher yine alay ile kral vezîri olan koca Rudolfoş'a bir cevâhir eğerli at ve bir çullu yelkendez küheylân at götürüp ve iki seccâde ve iki külçe dülbend hedâyâ verüp paşa ile berâberlik mu‘âmelesi etdiler, ammâ vezîr âkıl ve kâmil ü müdebbir ve mutabassır kâfir imiş. Paşa ile umûr-ı devlet-i dünyâ içün ve iki pâdişâhın mâbeynlerin ıslâh içün ve intihâ-i serhadde olan kılâ‘-ı metînelerin hıfz [u] hırâsetleriyçün bir hayli kelimât ve müşâvereler olup andan ikisi paşa ile öpüşüp kucuşup paşa selâmlayup gitdikde paşanın yanı sıra vezîr hayli taşra çıkup gerü dönüp andan paşa ile konağamıza gelüp sehel istirâhatde iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… Çelebi Sultân Mehemmed Hân'a bir bir nakl etdikde Mehemmed Hân asker cem‘ edüp
devlet-i dünyâ
içün iki bürâder-i cân-berâberler deryâ-misâl askerler ile (---) nâm mahalde bi …
"Ol Anatolu pâdişâhıdır. Ben Rûmeli pâdişâhıyım. Karındaşım tâ Mekke ve Medîne ve Mısır ve Şâm ve Kudüs ve Irâk pâdişâhı olmayınca ben andan bî‘at etmek ihtimâlim yokdur" deyüp gelen mektûb-ı mahabbet-üslûbu pâre pâre edüp varan elçiyi kovup ol dahi Anatolu'da ahvâl-i 208a pür-melâli Çelebi Sultân Mehemmed Hân'a bir bir nakl etdikde Mehemmed Hân asker cem‘ edüp devlet-i dünyâ içün iki bürâder-i cân-berâberler deryâ-misâl askerler ile (---) nâm mahalde bir savaş-ı perhâş ederler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b–208a ·
metinde göster ·
içün bir ma‘reke eyleyüp bürâderim size vardıkda niçün diri bana getirmediniz. …
Hemân âdil Mehemmed Hân "Bire gidiler, biz devlet-i dünyâ içün bir ma‘reke eyleyüp bürâderim size vardıkda niçün diri bana getirmediniz. Siz fermân varmadan benim karındaşım niçün katl etdiniz" deyüp bu köy ahâlîsin cümle katl-i âm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
… enâde [Kubâdiyye] nâm mahalde şikeste-hâtır olup hasta yatırken oğlu Gıyâseddîn
devlet-i dünyâ
içün babası(nı) Sultân Alâ’eddîn'e zehir verüp ol mahalde asker dahi Gıyâseddîn …
Ba‘dehu Sultân Alâ’eddîn Erzurûm semtine azîm Y 39b asker ile sefere gidüp Fenâde [Kubâdiyye] nâm mahalde şikeste-hâtır olup hasta yatırken oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün babası(nı) Sultân Alâ’eddîn'e zehir verüp ol mahalde asker dahi Gıyâseddîn['i] pâre pâre edüp ikisinin na‘şın bu yerden Konya'ya getürüp iç kal‘ada defn etdiler. Saltanat 26. Âl-i Selçukıyân bunda inkırâz buldu. Nefer cümle on dörd. Müddet-i devletleri (---) sene.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39a–Y39b ·
metinde göster ·
böyle çirkefdir. Rızâullâh bunun üstünedir kim devlet Çerâkesden yüz döndürüp â …
‘Devlet-i dünyâ böyle çirkefdir. Rızâullâh bunun üstünedir kim devlet Çerâkesden yüz döndürüp âl-i Osmân'a yüz göstere. Elbette Selîm benim himâyemdedir. İncitme’ derdi. Âhir ol gece,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a ·
metinde göster ·