… hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri,
devletleri mü’ebbed
ola, âmîn.
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
… let-penâhın bu cihân issi olmasını ve Âl-i Osmân hurûc edüp devr-i kıyâmete dek
devletleri mü’ebbed
olur, bu rûy-ı arzda bir küffâr komayup tâ Hazret-i Mehdî ve Hazret-i Îsâ'ya de …
Gâyet müdekkık ve müstahric ve ilm-i nücûm sâhibi kehene ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm kuvvetiyle Hazret-i Risâlet-penâhın bu cihân issi olmasını ve Âl-i Osmân hurûc edüp devr-i kıyâmete dek devletleri mü’ebbed olur, bu rûy-ı arzda bir küffâr komayup tâ Hazret-i Mehdî ve Hazret-i Îsâ'ya dek Âl-i Osmân sâhib-i hurûc ve sâhib-i zuhûr olacağın bilüp ve niçe rumûz u künûz kitâblarında her mülûkun tâli‘in bulup ve sene (---) târîhinde Osmân Gâzî Bursa kal‘asına sarılup muhâsara ederken hemân bu Dobra-Venedik kâfirleri "Hay işte sâhib-i zuhûr hurûc etdi" deyü elçileriyle (---) altun ve bu kadar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kemhâ vü hârâlar ile elçilerin Bursa'da Osmân Gâzî'ye gönderdiklerinde Osmân Gâzî de vefât etmiş bulunup oğlu Orhân Gâzî Bursa'yı feth etdikde Dobra-Venedikli cümle hedâyâları Orhân Gâzî'ye verüp yüz elli mâdde üzre akd-i sulh edüp her sene meblağ-ı mezbûr hazîneyi elçileriyle göndermeği der-uhde edüp ellerine yüz elli mâdde içün yüz elli kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i şâhîler alup bu yüzden ilâ hâze'l-ân sulh kabûl etmiş bir alay âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr kefere vü fecerelerdir kim aslâ ve kat‘â cemî‘i zamânda sulha muğâyir bir ahid-şikenlik etmeyüp her sene başında cümleden mukaddem elçileri gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… pîç hisâr-pîçelerdir. Hazret-i Îsâ asrında ancak liman tarafı küçük kal‘a imiş.
Devletleri mü’ebbed
oldukda kat-ender-kat kal‘alar zamm edüp yedi katdır gûyâ kal‘a-i Tokat'dır. Ve …
Ve bu dörd kapu taşra hisâr kapularıdır ki büyük kapulardır. Ammâ bölme bölme hisâr dîvârlarının mahalleler içre cümle sağîr ü kebîr yigirmi iki küçük kapulardır. Ba‘zısı gecelerde kapanır, ba‘zısı makfûllenmez. Zîrâ bu kal‘a yedi kat bölme pîç-ender-pîç hisâr-pîçelerdir. Hazret-i Îsâ asrında ancak liman tarafı küçük kal‘a imiş. Devletleri mü’ebbed oldukda kat-ender-kat kal‘alar zamm edüp yedi katdır gûyâ kal‘a-i Tokat'dır. Ve her katı birer hısn-ı hasîn kulle-i metîn dîvârlıdır. Lâkin bu katların handakları ve bedenleri yokdur. Ancak taşra iki katı bedenli ve handaklıdır ve Mevlevîhâne ile Eski câmi‘ iç kal‘a-misâl altı kulleli bir kat bölme hisârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y135a ·
metinde göster ·
Bunlar dahi nesl-i Özbek'dendir. On iki pâdişâhdır. İnkırâzu'd-devrân
devletleri mü’ebbed
ola. Sene 119 târîhinde Hişâm bin Abdülmelik şâm halîfesi iken bunlara nâme gön …
Bunlar dahi nesl-i Özbek'dendir. On iki pâdişâhdır. İnkırâzu'd-devrân devletleri mü’ebbed ola. Sene 119 târîhinde Hişâm bin Abdülmelik şâm halîfesi iken bunlara nâme gönderüp İslâmı kabûl eylediler. Saltanatları hâlâ mü’ebbeddir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y23a ·
metinde göster ·