dergâh-ı mu‘allâ kapucıbaşılarından (---) Ağa gelüp Hân hazretlerine çizme-bahâ …
Evsâf-ı cezîre-i vilâyet-i Kırım : Or-ağzı nâm kal‘aya dâhil olduğumuz mahalde Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa'nın ulak Kara Receb Ağa'sı yigirmi atlı ile Azağa giderken bize râst gelüp Azak Kal‘ası fethi müyesser olmaduğunun kıssa-i pür hissesin bir bir takrîr etdiğimizde Hân hazretlerinden mektûblar alup yine gerü Âsitâne tarafına dönüp gitdi. Hakîr, Hân hazretleriyle cezîre-i Kırım'a dâhil olup Bâğçe Sarây nâm şehr-i azimde Çürüksu nâm dere kenarında bu abd-i ahkara bir mihmânhâne ihsân olunup cümle ta‘yînâtlarımızla devâm-ı devlet-i Hân'a hayr du‘â edüp ibâdete meşgûl olup sehel şikeste-hâl ve her seyrden fâriğu'l-bâl olup şiddet-i şitâdan bir kadem seyâhate dermânımız olmadı. Bu vakt-i şitâda Tatar Hân hazretleri Azak Kal‘ası'nda mahsûr olan küffâra imdâd gelmesin içün Kırım cezîresinden üç kerre kırkar ellişer bin asker ile tâ Azak Kal‘ası altına çapul seğirdüp şikârlar alınup sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer cezîre-i Kırım'a dâhil olurdu. Ve bir senede üç kerre yine Moskov diyârına Kalga[y] Sultân seksener bin asker ile çapul cıvarup beşer onar bin esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle cezîre-i Kırım'a dâhil olurduk. Vakt-i şitâ gidüp mevsim-i bahâr-ı nevrûz-ı Harzemşâhî gelüp der-i devletden dergâh-ı mu‘allâ kapucıbaşılarından (---) Ağa gelüp Hân hazretlerine çizme-bahâ on iki bin altun getirüp "Evvel bahâ[r]da yüz bin Tatar-ı adüv-şikâr ile serdâr-ı mükerremimiz Civân Kapucubaşı Mehemmed Paşa ile Kal‘a-i Azak muhâsarasına âmâde olasın" deyü yarlığ-ı belîğ-i Âl-i Osmân gelince Hân hazretleri "semi‘nâ ve eta‘nâ" deyüp kırk gûne at bağlayup cemî‘î kabâ’il atların beslemeğe başlayup işbu sene (---) mâh-ı (---) günü seksen yedi bin asker-i Tatar ile mevsim-i bahârda Kırım'dan Or-ağzı nâm mahalle varup du‘a vü senâ ile Or'dan taşra çıkup kal‘a-i Azağ'a müteveccih olduğumuz konakları beyan eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
… dir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda kırk oda yeniçeriler der-i
devletden
gelüp meks etdiklerinde Abaza Paşa haber alup yigirmi bin ceng-âver ve servere …
Menzil-i Gürcîboğazı cisri: Nehr-i Furât üzre Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı bir cisr-i azîmdir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda kırk oda yeniçeriler der-i devletden gelüp meks etdiklerinde Abaza Paşa haber alup yigirmi bin ceng-âver ve servere Kör Hazînedârı ve İpşir Beği serdâr edüp bu mahalde cümle yeniçerileri dendân-ı tîğden geçirüp bir cân halâs olmamışdır. Hâlâ üstühânları cisr kurbunda püşte püşte yığılmışdır. Andan 6 sâ‘atde Gürcîstân boğazın geçüp ol mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326b ·
metinde göster ·
… r deyü hâh-nâ-hâh bir yerde oturup "Bak a ömrüm! Dünyâ ve âhiret karındaşım ol.
Devletden
düşmüş yiğide benzersin, atların zebûn olmuş. Ne yerlisin ve isminiz bize bağış …
Ale's-sabâh tecdîd-i vuzû‘ ederken bir Rüstem-i şecâ‘at ve Esed-i mehâbet bir kimesne kim andan erlik umulur yiğit atıyla ve donuyla bir dağ içinden nümâyân olup gelir. Ammâ atı ve kendü bî-tâb u bî-mecâl gelir. Hemân hakîr, bu iyi alâmet değildir. Ahvâlini tecessüs edüp haberin aldım ki Üsküdar cenginde Gürcî Nebî'nin baş bölükbaşısı olan Şîr u Nerîmân ve Sâm-akrân olan Çomar Bölükbaşı imiş. Derhâl yanıma çağırdup hal-hatır soruşduktan mâ‘adâ kalkup iki yanağından bûs etdim. Ammâ gûyâ semm-i helâhil bûs etdim. Bir mutarraş rîş süvârîleri dümm-i binâ-gûşına kad çekmiş acebe-likâ ve muhavvif çirkin çehre bir şahs-ı bed-fi‘âl, ammâ iğmâz-ı ayn edüp "Tîz bize menzilci tütün kahve getür ve mâhazar heybede ne var ise bu kardeş ile yeyelim!" dediğime bile ta‘âm yemeğe rızâ vermeyüp kalkmak istedi. Elbette bir lokmamız yer deyü hâh-nâ-hâh bir yerde oturup "Bak a ömrüm! Dünyâ ve âhiret karındaşım ol. Devletden düşmüş yiğide benzersin, atların zebûn olmuş. Ne yerlisin ve isminiz bize bağışlan ve ahvâl-i pür-melâlin bir bir takrîr eyle" dedim. Hemân nutka gelüp eydür: "Çünkü bana kardaş dedi. Kabûl etdik artık biz senden, sen benden emîn ol ve ta‘âmın dahi yedik. Ben İzolı Kürdü kabîlesindenim ve Gürcî Nebî'nin baş bölükbaşısıyım. İsmime Çomar Bölükbaşı derler. Üsküdar cenginde bozulup gice gice dağdan dağa kaça kaça bu mahalle gelüp sana dûş geldim" dedükde hemân kalkup yine gözlerin yüzün bûs etdim, ammâ gûyâ bir kara gön derisi öpüp kılları nişter gibi dudaklarıma batdı. Hemân hakîr eyitdim: "Bre cânım şimdi biz ol cengden gelirim. Çarkacı Mehemmed Paşa alayına at koyup Şâmlı Osmân Ağa ile ceng-i Alî edüp âdemler akdaran sen misin?" deyü dest be-dest olup eyitdim: "Ey imdi birâder, ben seni elden komam. Ben Şâm Vezîri Murtezâ Paşa'nın ağalarından gâyet maslahat-güzâr âdemîsiyim. Üsküdar cenginde senin şecâ‘at ve dilâverliğin gördüm. Ben seni elden komam, Paşa efendime götürürüm!" dedikde "Cânıma minnet ammâ atlarım zebûndur. Bozulaldan berü gündüz sarp dağlarda yatarım, gice yollarla giderim. Nefîr-i âm havfinden kurâ ve kasabâtlara uğramaya havf ederdik. Âhir açlık cânımıza kâr edüp bu mahalde sana râst gelüp datlı dilinle ve ni‘metinle bizi şikâr eyledin. Ammâ siz ulaklığile biz cenk görmüş yorgun atlar ile size refîk olmak mümkün değildir" dedi. Hakîr eyitdim: "Birâder, senin hâtırın içün biz dahi menzil menzil gidelim. Atların kalırsa sana at verelim, hemân durma gidelim!" deyüp yemîn-billah ve kasem-tallah ile andan azm-i râh deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33b ·
metinde göster ·
Şehzâde Bâyezîd'i taleb içün der-i devletden elçiler gitdiğidir: Ezîn-cânib Âsitâne-i sa‘âdet'de Süleymân Hân'ın şâh ile Şehzâde Bâyezîd'in hüsn-i ülfet ittihâdın istimâ‘ edüp serbevvâbândan Sinân Beğ nâm bir vecih-i Ebü'l-Me’âlî-misâl hoş-gûy-ı nüktedân [ü] nükte-şinâsı nâme ile şâha gönderüp Bâyezîd'i taleb etdiler. Konya'da Şehzâde Selîm dahi "Elbette benim adüvv-i cânım olan karındaşım Bâyezîd'i gönder, yohsa İrân-zemîn'de ve diyâr-ı Âzerbâycân-ı Ucân'da taşı taş üzre komam" deyü nâmesiyle mîrâhûru Turak Ağa'yı gönderdi. Şâh Tahmâs'a elçiler varup nâmeler kırâ’at olundukça mazmûnu ma‘lûmları olup bir nâme ile Tabut nâm bir ağayı Süleymân Hân'a gönderüp Bâyezîd Hân'ı ricâ eyledi. Ve Şehzâde Selîm'e Seyfeddîn Ağa'sın gönderüp afv olunmasın ricâ eyledi. İki tarafda dahi şâhın ricâsı hayyiz-i kabûlde olmayup tekrâr birer elçi-yi mübrem Sofi Alî Paşa'yı ve kapucubaşı Hasan Ağa'yı şâha gönderdiler ve yine Şehzâde Selîm tarafından Kara Mahmûd Ağa elçi gidüp bî-kıyâs tuhaf hedâyâ ile şâha 78a üç aded elçi kazâ-yı âsumânî gibi varınca şâh-ı gümrâh bildi kim fakîr Bâyezîd'in halâsı mümkin değildir, ammâ câ’iz ki Bâyezîd askeri cânı acımış kavimdir mebâdâ bir el kaldıralar ve İrân-zemînde bir bed-nâmlık edeler deyü Bâyezîd Hân'a sûret-i hakkdan görünüp sizin Rûm bahâdurlarınızdan üç bin yiğit bizim sipah-sâlârımızla Asterâbâd ülkesin urmağa gidüp mâl-i ganâ’imiyle bay olsunlar deyü ricâ etdükde sâde-dil Bâyezîd hiyel ü şeytanatdan ba‘îd cân baş üstine deyüp üç bin nâmdâr yigitleri İsterâbâd urgunculuğuna gönderüp Bâyezîd yedi yüz kadar askerle kaldı ve bir gün Bâyezîd'in nedîmlerinden Kara Mehemmed nâm bir bî-dîn şâhı tenhâ bulup eydür: "Şâhım! Sakın bu Bâyezîd bir hod-bîn ve hûn-hâr sefîhdir. Babasına ve birâder-i mihterine âsî oldu. İrân-zemîne mâlik olmağıçün birkaç nökerine mâl verüp sizi zahmdâr edüp İrân tahtına iclâs etse gerek" deyince şâhın aklı başından gidüp gayri tedârike şurû‘ etdi ve şehzâde Arab Mehemmed'in şâha gamz etdüğüne vâkıf-ı esrâr olup aslâ söyletmeden boynun urdı. Hemân Aksak Seyfeddîn-i bî-dîn ve mîr-i alay-ı Amasiyye dedikleri mestâne-i divâne şehzâdenin Kara Mehemmed'i katl etdüğün görüp bî-huzûr ve kendülere şehzâde rencûr idiklerine vâkıf-ı esrâr olup üç münâfık-ı huddâm doğru şâha varup Bâyezîd'i murâd [u] merâmları üzre geçdiler. Şâh dibelik âteşpâre olup şehzâde-i âzâdeyi alâ tarîki'z-ziyâfe sarâyına da‘vet edüp bir muzlim küncde Şehzâde Bâyezîd'i ve elli aded bahâdır-ı kafâdârlarına cellâd-ı bî-amânlar üşüp şehzâdeyi kayd-bend edüp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkın katl ederler ve şehr-i Kazvîn'de binden mütecâviz Bâyezîdîleri şehid ederler. Kuduz Ferhâd nâm bu şecî‘ ve dilîr yetmiş aded kızılbaşa hançer ve kılıç yetiştirdiği müsbitdir. Niçe tevârîhde "Şehzâde Bâyezîd'i şâh huzûrunda sakalın tırâş edüp eynine bir kirli esvâb giydirüp işkence ve îzâ ederek katl etdiler" deyü yazmışlar, ammâ galat tahrîr etmişler. Bu Bâyezîd mâddesiçün âsitâneden altı kerre şâh-ı Acem'e elçiler gidüp cümle elçiler anda mevcûd iken kayd-bend ile Şehzâde Bâyezîd'i ve dörd nefer evlâdlarıyla cümle elçilere teslîm etdiklerin ol asırda Acem diyârında bulunan Vefâlı İsâ Ağa ve Sultân Süleymân rikâbdârı Koz Alî Ağa ve emmimiz Kara Mustafâ alaybeği Elkâs Mirzâ mâddesiyçün Tahmâs Şâh'a gidüp Bâyezîd Hân şehzâde menâkıbın anlardan istimâ‘ etdiğimiz kimesnelerden tahrîr eylemişizdir. Anların nakli üzre Şehzâde Bâyezîd evlâdlarıyla der-i devlete gelirken Şehzâde Selîm ve Rüstem Paşa "İhtimâldir Bâyezîd der-i devlete gelüp cürmü afv olunup Süleymân Hân'ın âhir ömrüdür belki Bâyezîd tâc u taht sâhibi olup bizim hakkımızdan gele" deyü Süleymân Hân'a ibrâm [u] ilhâh edüp ale'l-acele bir elçi dahi gidüp Bâyezîd'e nerede râst gelirsen anda katl eyleyüp kabrini ma‘lûm eyle deyü hatt-ı şerîfler verüp elçi ılgar ile gidüp şehr-i Sivas'da râst gelüp Sivas Paşası Temerrüd Alî Paşa huzûrunda Şehzâde Bâyezîd'i ve büyük oğlu Şehzâde Orhân ile üç oğlun ma‘nûken şehîd edüp bu şehr-i Sivas'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında tahrîr olunup bir müfîd ü muhtasır kubbesi vardır. Şâhrâh üzre olmağ-ile ziyâretgâh-ı hâs [u] âmmdır. Her sabâh üzerlerinde eczâ-yı şerîfe tilâvet olunur. Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b–78a ·
metinde göster ·
… dediği, ben tarîk-i hâcegândanım. Anların himmetleriyle sıhhat u selâmet bulup
devletden
devlete iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" di …
Ve mine'l-acâ’ib ta‘bîr-i rü’yâ: Bu hakîrin vâkı‘asın Melek Ahmed Paşa bî-tâb u bî-mecâl iken Bismillah ile bede’ edüp buyurdular kim: Ol Bâğçekapusunda benim binâ etdiğim kalyon ki benim vücûdum gemisidir. O Bâğçekapusu dediğin Âl-i Osmân devleti bâğıdır ki ben o bâğ-ı behişt-âbâda Sultân Ahmed Hân asrından berü kırk yedi yılda perveriş bulup neşv u nemâ bulup ol harem-i muhteremde aşk-ı İlâhî ile âlûde olup Hâsodada Hazret-i Risâlet-penâhun hırka-i şerîfi hizmetinde idim. Dâ’imâ ol dâr-ı sa‘âdetde aşk deryâsı üzre yatup kalkardım ve ol kalyonun kıçı ve başı hevâya ser çekmiş dedüğü hâlâ benim başım hevâdâr olup şişmişdir. Ve karada duran geminin başına halk üşüp 'Aya bu kalyon deryâya selâmetle niçe iner?' dedikleri benim ağavâtlarımdır 'Aya efendimiz deryâ-yı dünyâda niçe sihhat bulur?' deyü müşâvere etdikleridir. Ve hâcegân-ı Nakşîbendiyye fukarâsından bir fakîr, bu gemi selâmetle iner ve çıkar dediği, ben tarîk-i hâcegândanım. Anların himmetleriyle sıhhat u selâmet bulup devletden devlete iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" diyerek gemiyi deryâya indirüp şâdumân topları atıldığı cümle ihsânım gören halkın "Allah Allah" ismi du‘âlarıyla sıhhat bulduğumun haberi toplarıdır kim atıldı ve gemiyi yedek ile Kurşumlu Mahzen önüne götürüp anda yedi demir bırağup yatdığum müdebbir âdemlerim tarîk-i Hakka yedekleyüp götürerek Kurşumlu Mahzen ki hazâ’in-i gaybdır, anda yedi âdemimin yerine demirler ile yatdığımdır ve Kurşumlu Mahzen dîn u îmânım mahzenidir. Dînim de kurşum gibi ağır olup dînimde sâbit-kademlik lengerin atup yatdığımdır. Ve geminin şurası şöyle, burası böyle deyü halk-ı âlem müşâvere etdikleri hâlâ benim muhibb-i sâdıklarıma mu‘âlecem içün mukayyed olup şöyle böyle gerek dedikleridir. Ve bir Frenk gelüp vücûdum gemisine bakup, çok gemi gördüm ammâ böyle gemi görmedim dediği cümle hukemâ-yı hâzıklar benî Âdem'de böyle maraz görmedim, dediğidir. Ve yeraklı ve yasaklı içi ve dışı sağ gemi görmedim, dediği i‘tikâdı pâk ve silâh-ı salâhlı içi dışı gıll [u] gışdan müberrâ dediğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… et ü ısyân u tuğyânların istimâ‘ edüp Bekir Subaşı da Bağdâd içre kapanup der-i
devletden
kendüye eyâlet-i Bağdâd olunmak ricâsında olup yine olmaz ihtimâlinde olup Şâh- …
Evvelâ Abaza Paşa Erzurûm'da isyân [u] tuğyân idince Şâh-ı Acem fürce bulup kal‘a-i Kars'a istîlâ etdi. Ba‘dehû Bağdâd-ı behişt-âbâdda olan Çopur Bekir nâm kul ağası der-i devlet tarafında askerî tâ’ifelerinin fetret ü ısyân u tuğyânların istimâ‘ edüp Bekir Subaşı da Bağdâd içre kapanup der-i devletden kendüye eyâlet-i Bağdâd olunmak ricâsında olup yine olmaz ihtimâlinde olup Şâh-ı Acem'e dahi haber gönderüp "Şâhım Bağdâd senindir, hemân acele ile imdâd gönderesin." deyü haber gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400b ·
metinde göster ·
gelince kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca ol sâ‘at Gınâyîzâde efendimize k …
Bu minvâl üzre yedi gün mürûr edüp Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Siyâvuş Paşa'nın ve Kaya Sultân efendimizin ulaklarıyla Melek Paşa efendimize yetmiş aded mektûblar Der-i devletden gelince kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca ol sâ‘at Gınâyîzâde efendimize kırk kıt‘a mektûblar yazmağa fermân edüp ol leyle-i nâ-mübârekede Melek Paşa efendim eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
… altında niçe kerre yüz bin âdem mürd ve kimi hürr-i şehîd olmuşdur. Ve niçe yüz
devletden
devlete düşmüş bir kal‘a-i ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile …
İbtidâ bânîsi Salsal-ı Konman'dır. Anın zamânında bu kal‘anın ismi Pirgaz-ı Konman idi. Pürgaz, lisân-ı Yunan'da kal‘aya derler. Konman Salsal kralın lakabıdır. Bu kal‘anın şarkî tarafı Karadeniz kenârında Kamerü'l-kum tılsımâtı olmağile Âl-i Cengiziyân'dan bu kal‘a altında niçe kerre yüz bin âdem mürd ve kimi hürr-i şehîd olmuşdur. Ve niçe yüz devletden devlete düşmüş bir kal‘a-i ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz, lâkin istitâ‘ımız yetdiği mertebe bir şemme ta‘rîf ü tavsîfine cür’et edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
Ammâ isyân eden Mihne la‘înin âkıbeti hayr olmayup kırk bin asker ile ardına düşüp kova kova tamâm olduk. Meğer ol hîz-i bî-temiz ve bî-temyîz Eflâk'dan gece ve gündüz yarar atlar ile Erdel diyârının Praşo şehri dağların aşup bu kadar zî-kıymet cevâhiriyle başın kurtarup Erdel vilâyetine vardıkda Erdel Kralı Rakofçi la‘în ve Kemen Yanoş la‘în ol hîze mu‘în olmayup anda zehirleyüp mürd olunca cümle zî-kıymet mâl-ı cevâhirin alup cân ber-cehennem gitdikde taraf-ı devletden Eflâk beğliği Duka nâm pelîde sadaka olundu, ve's-selâm. Ammâ bizler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
devlete intikâl edüp bir zamân 91b kral-ı Alaman ve bir zamân kral-ı Erdel-i …
Niçe devletden devlete intikâl edüp bir zamân 91b kral-ı Alaman ve bir zamân kral-ı Erdel-i erzel ve bir zamân Kurs Macarı ve bir zamân Orta Macar destinde yedi yüz sene durup ba‘dehu Ungurus kralı olan Lagoş Kral mâlik olup millet-i Nasârâ-yı Nemse'nin bilâ-teşbîh müftîleri olan irşek nâm papas ki irim papadan bir tabaka aşağıdır, irim papadan âlî mertebe İslâmbol bıtrikidir kim cemî‘i millet-i Mesîhiyye keferelerinin kralları ve banlarına Kostantinopol patirgâhının hükmü nâfizdir. Hattâ İslâmbol patirgâhından izin olmayınca bir kral taht-nişîn olamaz. Elbette bir tarîk ile izin alurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a–91b ·
metinde göster ·
dâ’imâ üç od[a] yeniçeri ağası ve topçubaşı ve cebecibaşı ve başçavuş ve yeniçe …
Ammâ der-i devletden dâ’imâ üç od[a] yeniçeri ağası ve topçubaşı ve cebecibaşı ve başçavuş ve yeniçeri efendisi vardır. Bunlar 93a cümle iç kal‘ada paşa sarâyı ve dizdâr sarâyı kurbunda sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b–93a ·
metinde göster ·
… le evc-i âsumâna perrân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, ammâ vüzerâdan ve a‘yân-ı
devletden
bir merd-i ferde zarar isâbet etmeyüp kal‘ayı tathîr eden hüddâmîn makûlelerin …
Hemân guzâtın birisi bârûd olan hazînenin zembereğine basup hazînedeki çarhdan âteş hâsıl olup bin kadar ibâdullâh kal‘a ile evc-i âsumâna perrân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, ammâ vüzerâdan ve a‘yân-ı devletden bir merd-i ferde zarar isâbet etmeyüp kal‘ayı tathîr eden hüddâmîn makûlelerin bir top menzili mesâfe-i ba‘îdeye atar. El-hükmülillâh. Bunlar dahi câm-ı şehâdetden nûş edüp datar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
Egri ağalığı ve paşa mukarrerin alup bu kadar ihsânlar etdi", dediğimde hemân İ …
"Nola, dedim. Sâhib-i devletden Egri ağalığı ve paşa mukarrerin alup bu kadar ihsânlar etdi", dediğimde hemân İbrâhîm Kethudâ efendimiz birer kat esbâb-ı semmûr kafâsı kürkiyle ve ve bir at pür-silâhıyla ve bir musanna‘ nâmûsiyyeli çadır ve yüz altun ve sâ’ir bakır âvânî esbâ[b]lar ile Egre ağalarına ve paşasına,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
… edüp vilâyet-i Azak'dan şimdi Kefe kal‘asına geldiğimizde henüz Tatar hân der-i
devletden
gelüp Kırım'a dâhil olduğu temâşâ-yı garîbedir. Ammâ "Mehemmed Geray Hân belki …
Ammâ garîb temâşâdır kim biz Mehemmed Geray Hân ile bu kadar Çerkezistân'dan ubûr edüp Dağıstân pâdişâhına vardık, andan hakîr Harez deryâsıyla diyâr-ı Acem'in Gîlân vilâyetine düşdük, andan Maskov'un Terek kal‘asına düşüp andan yine diyâr-ı Mesköv'de Ejderhân ve Balu Hân ve Alatır ve Heşdek ve Kalmık vilâyetlerin bu kadar zamânda geşt [ü] güzâr edüp vilâyet-i Azak'dan şimdi Kefe kal‘asına geldiğimizde henüz Tatar hân der-i devletden gelüp Kırım'a dâhil olduğu temâşâ-yı garîbedir. Ammâ "Mehemmed Geray Hân belki isyân etmek ihtimâli vardır ve cümle Kırım halkı Mehemmed Geray Hân'ındır" deyü tasavvur edüp der-i devletden bu kadar zamândan berü vilâyet-i Kırım'a hân göndermediklerinin aslı oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
… vardır ve cümle Kırım halkı Mehemmed Geray Hân'ındır" deyü tasavvur edüp der-i
devletden
bu kadar zamândan berü vilâyet-i Kırım'a hân göndermediklerinin aslı oldur.
Ammâ garîb temâşâdır kim biz Mehemmed Geray Hân ile bu kadar Çerkezistân'dan ubûr edüp Dağıstân pâdişâhına vardık, andan hakîr Harez deryâsıyla diyâr-ı Acem'in Gîlân vilâyetine düşdük, andan Maskov'un Terek kal‘asına düşüp andan yine diyâr-ı Mesköv'de Ejderhân ve Balu Hân ve Alatır ve Heşdek ve Kalmık vilâyetlerin bu kadar zamânda geşt [ü] güzâr edüp vilâyet-i Azak'dan şimdi Kefe kal‘asına geldiğimizde henüz Tatar hân der-i devletden gelüp Kırım'a dâhil olduğu temâşâ-yı garîbedir. Ammâ "Mehemmed Geray Hân belki isyân etmek ihtimâli vardır ve cümle Kırım halkı Mehemmed Geray Hân'ındır" deyü tasavvur edüp der-i devletden bu kadar zamândan berü vilâyet-i Kırım'a hân göndermediklerinin aslı oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
devlete düşüp Emeviyyûndan Velîd bin Abdülmelik eline girüp câmi‘-i Ümeyye'nin …
Ba‘dehu ol taş-ı mezkûr devletden devlete düşüp Emeviyyûndan Velîd bin Abdülmelik eline girüp câmi‘-i Ümeyye'nin cânib-i şarkîsinde Hazret-i Îsâ'nın âhir zamânda nüzûl edeceği Ak Minâre'ye koyup hâlâ cümle züvvâr yüzlerin sürüp ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383a ·
metinde göster ·
Hummâs limonu: Bu dahi vefret üzre Mısır'da olur. Âsitâne-i
devletden
helvâhâne-i hâssa halîfelerinden bir mu‘allim gelüp cendereler ile bu hummâs ru …
Hummâs limonu: Bu dahi vefret üzre Mısır'da olur. Âsitâne-i devletden helvâhâne-i hâssa halîfelerinden bir mu‘allim gelüp cendereler ile bu hummâs rub‘un çıkarup pâdişâh içün niçe yüz kavanos mümessek şerbetler bişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236b ·
metinde göster ·
arda kalmış dünyâda bu dahi bir şehr-i köhne ve dâr-ı kehene İsvân'dır. Âhir Am …
Hâsıl-ı kelâm niçe devletden arda kalmış dünyâda bu dahi bir şehr-i köhne ve dâr-ı kehene İsvân'dır. Âhir Amr ibnü'l-Âs yediyle feth olup ilâ-hâze'l-ân diyâr-ı İslâmdan Circe eyâleti hükmünde kırk kîse iltizâmlı kös sâhibi kâşiflikdir. Yüz elli tevâbi‘iyle altı yüz erdeb gılâli taht-ı hükûmetinde olan altmış pâre kurâdan tahsîl eder. Lâkin yedi bölükden mustahfızân askeri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385b ·
metinde göster ·