… l-i Osmân tarafından azl [u] nasb olup kâfirce hükûmât edüp her sene Âl-i Osmân
devletine
ikişer bin kîse hizmet edüp Silisre eyâletine tâbi‘lerdir.
Dahi kâfiristân olup beğleri Âl-i Osmân tarafından azl [u] nasb olup kâfirce hükûmât edüp her sene Âl-i Osmân devletine ikişer bin kîse hizmet edüp Silisre eyâletine tâbi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… taraf taraf fürce bulup nâkısâtü'l-akl nisvânlar ile müşâvere ve sohbet ederek
devletine
her tarafdan rahneler zuhûr etdi. Beyt:
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Kara Mustafâ Paşa'yı, nedîm-i bed-hâhlar şehîd etdirüp cümle musâhibân [u] musâhibe-i sâhib-isyân taraf taraf fürce bulup nâkısâtü'l-akl nisvânlar ile müşâvere ve sohbet ederek devletine her tarafdan rahneler zuhûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… vletinde birâderleri Süleymân Çelebi ve İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebiler Rûmeli'nde
devletine
rahne verüp feth [ü] fütûhâta mâni‘ oldu. Süleymân Çelebi iki sene ve yedi ay v …
Sene (---) târîhinde cülûsları Bursa'da vâki‘ oldu. Ammâ hemân ol sene Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [u] müşevveş olup her tarafdan küffâr-ı dûzah-karâr İslâm üzre hücûm edüp devletinde birâderleri Süleymân Çelebi ve İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebiler Rûmeli'nde devletine rahne verüp feth [ü] fütûhâta mâni‘ oldu. Süleymân Çelebi iki sene ve yedi ay ve yigirmi gün pâdişâh olup Mûsâ Çelebi dahi Edirne'de pâdişâh olup İsâ Çelebi dahi Selânik câniblerinde bir alay eşirrâyı başına cem‘ edüp o dahi pâdişâhlık da‘vâsında idi. Âhir Koca Çelebi Mehemmed Hân üç birâderin bir senede civâr-ı rahmete gönderüp kendüsü müstakil pâdişâh olup cânib-i erba‘ada baş kaldıran küffârlara hücûm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 235b ·
metinde göster ·
… geldikde cümle müneccimîn "Yâ Nemrûd! Bu sâ‘atde bir evlâd vücûda geldi, senin
devletine
ve dînine ve cânına kasd ediserdir. Tiz anı buldur" deyü iğvâ etdiklerinde cemî …
Evvelâ şehir içre bir azîm ağaç kökü vardır ana ziyâret-i bîh-i şecer-i İbrâhîm makâmı derler. Kaçan kim Nemrûd-ı la‘în asrında Hazret-i İbrâhîm vücûda geldikde cümle müneccimîn "Yâ Nemrûd! Bu sâ‘atde bir evlâd vücûda geldi, senin devletine ve dînine ve cânına kasd ediserdir. Tiz anı buldur" deyü iğvâ etdiklerinde cemî‘i şehri tecessüs edüp rahm-ı mâderden müştakk olmuş nev-zuhûr ma‘sûmların niçe binini ol sâ‘atde katl etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin içinde pinhân edüp gider. Derhâl Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan bu kovuk ağaç içre girüp Hazret-i İbrâhîm'e dâye-misâl hizmet edüp İbrâhîm parmağın ağzına koyup emer. Bi-emrillâh Hazret-i İbrâhîm'in yine kendi parmağından süd cereyân edüp İbrâhîm Nebî anunla kifâflanırdı. Hâlâ fî zamâninâ ma‘sûmlar âlem-i mehdde iken parmakların emmeleri mukarrer olduğu Hazret-i Cibrîl-i Emîn 58b ta‘allümiyle Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. Hâlâ ol dıraht niçe bin yıldan berü çürüyüp zemînde bîhleri kalup tevâtürle ma‘lûmu olan kimesneler ziyâret ederler kim Makâm-ı İbrâhîm Nebî derler. Ve şehir içre Ziyâret-i Hekîm Dede kuddise sırruhu ve ziyâret-i Yahyâ Bermekî sene 191 târîhinde merhûm olup ömr-i azîzleri 70 sene olmuşdur. Kabr-i pür-envârı ol kadar ma‘mûr u âbâdân değildir, ammâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ziyâret-i Fazl ibn Yahyâ Bermekî mahbûsen merhûm oldu. Müddet-i ömürleri 45 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a–58b ·
metinde göster ·
… ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü]
devletine
asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘amme …
Ezîn-cânib el-kelâmu tecürrü'l-kelâm fehvâsınca yine sadede rücû‘ edelim. Bu Sofya şehrin binâ eden Sırfa ibn Sırfâyil merhûm olup evlâdları birbirlerine düşüp Bulgarya evlâdından mâyil gelüp Sırfiye şehrine müstevlî olup üç yüz sene Sırfiye şehrinde hükûmet edüp imâr etdi. Tâ Hazret-i İsâ asrında Alina kral İslâmbol'u imâr ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i gencîne ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof nâm kralın dahme-küşâ olduğun babası Alina kral İslâmbol'da istimâ‘ edüp bin araba ve hıntav mâl ile kızı Aysof'u İslâmbol'a da‘vet edüp Aysof kız ol mâl-ı kenz ile kırk yılda Ayasofya deyrini imâr etdiğiyçün Ayasofya dediler. Ba‘dehû bânî-i Ayasofya kız mürd olup Yeniodalar başında Kadı‘asker hammâmının dibinde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden anda defn etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıyan leb ber-leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i evveli Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kral-ı dâll kızı Aysofya'dır. Hulâsa-i kelâm niçe yüz düvelden düvele nakl edüp bu felek-i atlas-ı bukalemûnda şehr-i Sofya kâh imâr u kâh harâb olup âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 786 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın vüzerâlarından Balaban Paşa deryâ-misâl asker ile belde-i Sofya-yı muhâsara edüp kâmil yetmiş günde {küffâra} gelen imdâdların kıra kıra derûn-ı kal‘ada Bulgar ve Sırp ve Voynuk ve Laz ve Rûm cümle pür-gumûm olup ale'l-umûm kaht [u] galâdan "Aman el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân!" deyü derûn-ı kal‘adan feryâd etdiler. Zîrâ kal‘a içinde yüz yetmiş bin kâfir-i fâcir var idi. Kıllet-i gılâl olunca hemân der-ceng-i evvel Latin kavminin eşbehleri emân ile sûrdan taşra çıkup Balaban Paşa'nın hâk-i pâyine rûmâlîde edüp şehr-i Sofya'da bir cây-ı karâr istediler. Ricâları hayyiz-i kabûlde olduğun derûn-ı kal‘adaki kavm-i Latin istimâ‘ edüp hemân ol dem emân ile taşra çıkdıkları kapunun miftâhın serdâra teslîm edüp bir tarafa durdular. Andan sonra emân ile Bulgar kavmi çıkup şehirde mekân ricâ etdiler ve ricâları kabûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b ·
metinde göster ·
… p deryâ-misâl asker cem‘ ederdi. Bir kerre bir telhîsi gelüp "Pâdişâhımın der-i
devletine
arz-ı bende-i bî-mikdâr budur kim Van diyârlarında Pinyânişi nâm ülkeden kızılb …
Ba‘dehû paşa niçe menâsıb-ı âlîleri tevcîh edüp kalemiyyeleriyle yedi günde dörd bin 174b ulûfe çıkarup cümle kul mecbûr-ı hâtır oldu. Ammâ tevcîh olunan menâsıbların birisin İpşir Paşa müsellimlere zabt etdirmeyüp ba‘dehû müsellimler paşadan kalemiyyelerin şer‘ ile taleb edüp bin altmış kîse ashâbına redd olunup paşa bu kadar kîse-i Rûmî hasâre çekdi. Mâh-ı mezbûrun yigirminci günü sâbıkan ağamız olan Kulaksız Abaza Şâhin Ağa çingene harâcıyla gelüp paşa efendimiz dahi Şâhin Ağa'ya harâc-ı kıptîyânı zabt etdirmeyüp İpşir Paşa ile efendimiz mâbeynine ibtidâ bürûdet bundan hâsıl oldu. Ba‘dehû her gelen İpşir Paşa'nın Haleb'de isyân [u] tuğyânın ve deryâ-misâl asker cem‘ etmesinin haberin getirirlerdi. Niçe kerre der-i devlet tarafından hasekiler ve kozbekçiler ve serbevvâbân-ı dergâh-ı âlîler gidüp "Elbette lalam, âsitâne-i sa‘âdetime ale'l-acele gelesin" deyü müsta‘cel hatt-ı şerîfler gitdikçe Haleb'den taşra aslâ bir hatve çıkmayup deryâ-misâl asker cem‘ ederdi. Bir kerre bir telhîsi gelüp "Pâdişâhımın der-i devletine arz-ı bende-i bî-mikdâr budur kim Van diyârlarında Pinyânişi nâm ülkeden kızılbaş-ı bed-ma‘âş [u] ser-tırâş iki kerre yüz bin koyun sürüp niçe yüz a‘yân-ı Ekrâd katl edüp bu kadar kurâ ve büldân nehb ü gâret edüp sulh-ı Murâd Hân'a muğâyir gûnâ-gûn işler işlenmişdir. Bu abd-i kemter ol taraf ahvâline nigerânda olmağıla der-i devlet tarafına varmağa iktidârım yokdur. Hâlâ asker cem‘ edüp ol cânibe fermân-ı hümâyûnunuzla serdâr-ı mu‘azzam olup gitmek üzreyiz. İnşâallahü'r-rahmân pâdişâhım dahi evvel-bahârda bu câniblere deryâ-misâl asker ile atf-ı inân edüp ammün Sultân Murâd Hân'ın feth edüp yine kızılbaş aldığı Revân'ın ve Nahşivân ve Şirvân ve Azerbâycân'ın ve niçe bin bed-ma‘âşun cânın alavuz. Hâlâ kırk bin tüfeng-endâz u sekbân u sarıca gâzîleri cem‘ edüp yanımda yetmiş aded mîr-i mîrân ve yedi aded vezîr-i dilirân mevcûd olup iktizâ ederse der-i devlete bu minvâl üzre rû-mâlîde kılmak üzreyüz" deyü haber gelince der-i devletin cümle ser-i kârda olanları vâlih [ü] hayrân olup Kapudan Kara Murâd Paşa Yeniçeri ocağına fitne âteşin bırağup "Gördünüz mi kırk bin tüfeng-endâz ile sizi kırsa gerek!" deyü İslâmbol içre niçe kerre yüz bin gûne güft u gûy-ı dürûğu sahîh kîl u kâller olarak cümle erbâb-ı devlet mest-i devlet iken mest [ü] medhûş sergerdân u hayrân u giryân gezerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a–174b ·
metinde göster ·
… ların başların kesüp kal‘a-i Yanığ'ımız yine alup bu sarhoşların başların Der-i
devletine
gönderdim" deyü bir gece paşanın ve ağaların başları Bâb-ı hümâyûn önünde bulun …
"Pâdişâhım dîninizin düşmanı olan sarhoş paşa ve sarhoş ağaların başların kesüp kal‘a-i Yanığ'ımız yine alup bu sarhoşların başların Der-i devletine gönderdim" deyü bir gece paşanın ve ağaların başları Bâb-ı hümâyûn önünde bulunur, bir mektûb ile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47a ·
metinde göster ·
… işâhlarından yedi yüz yetmiş aded {devlet-i} selâtîn-i selef gelüp {her birinin
devletine
beşer ve onar ve yigirmişer ve otuzar nefer pâdişâhlar gelüp cümle 2.000 aded p …
Hulâsa-i kelâm devlet-i Muhammedî olaldan berü İslâm pâdişâhlarından yedi yüz yetmiş aded {devlet-i} selâtîn-i selef gelüp {her birinin devletine beşer ve onar ve yigirmişer ve otuzar nefer pâdişâhlar gelüp cümle 2.000 aded pâdişâh olup} bir pâdişâhın eyyâm-ı devletlerinde böyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl pey ender pey yigirmi yedi yıl böyle savaş-ı perhâş olmayup bir mülûk-ı nasârâda bile böyle neberd-i azîm olmayup lillâhi'l-hamd bir pâdişâh-ı âlî-vakâr-ı gîtî-sitâna bu kal‘anın feth [u] fütûhu müyesser olmayup devlet-i Âl-i Osmân'ın güzîdesi sultân ibnü's-sultân es-Sultân Mehemmed Hân ibn Sultân İbrâhîm Hân'a feth-i Kandiye müyesser olup inkırâzu'd-devrân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b ·
metinde göster ·
… up Salâhaddîn Mısır'da müstakil pâdişâh olup şâm'a dahi mâlik oldu. Tâ Çerâkise
devletine
geldi.
Hikmet-i Hudâ Salâhaddîn kal‘ayı inşâ ederken bu şâm-ı şerîfde Nûreddîn-i şehîd merhûm olup Salâhaddîn Mısır'da müstakil pâdişâh olup şâm'a dahi mâlik oldu. Tâ Çerâkise devletine geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y240a ·
metinde göster ·
rahne verelim. Ceng [ü] cidâl ile anlara mukâvemet etmek olmaz. Berren ve bahre …
"Gelin sizinle Muhammed'in dîn [ü] devletine rahne verelim. Ceng [ü] cidâl ile anlara mukâvemet etmek olmaz. Berren ve bahren anlar mansûr [u] muzaffer olup bu kadar seneden berü millet-i Mesîhiyye Hıristiyanlarını pâymâl eylediler. İmdi tedârük oldur kim bunarı başından alalım. Bir kaç yarar âdemlerimize mâl-ı firâvân va‘de edelim. Ve bunda evlâd [u] iyâllerine bî-hisâb şeyler verelim ve cemî‘i levâzımâtların görelim, Medîne-i münevvereye gönderelim. Anda varup harem etrâfında bir hücrede mihmân olup halkdan münzevî olup hücrelerinden lağım ile Muhammed'i kabrinden serîka edüp bizim İşpanya şehirlerinden Roma'ya getirsinler. Olmaya illâ hayr" deyü şehrinde cân u başın Papa nâm mel‘ûnun uğuruna fedâ edenlerden yigirmi aded âdem bulup bunlara hayli mâl u mâmelek ve bu kadar kitâb verirler ki bu mel‘ûnların her biri akl-ı Arasto veled-i zinâ mel‘ûnlar kim cemî‘i elsine-i muhtelifeyi fesâhat u belâgat üzre tekellüm eder mel‘ûnlar idi. Papa mel‘ûn bunlara murâdı üzre ta‘lîm edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283b ·
metinde göster ·
… ları hâsıl etdi. Rûy-i arzda ol dıraht görülmemiş idi. Tâ ol ağaçlar Ekrâdiyyûn
devletine
dek zâhir etmiş, ammâ hâlâ kökleri kalmışdır.
Ve Hazret-i Îsâ vâlidesi Meryem Ana ile Nâbulus şehrinden hicret edüp Mısır'da Matariyye'de üç yıl sâkin olup belisân ağaçları hâsıl etdi. Rûy-i arzda ol dıraht görülmemiş idi. Tâ ol ağaçlar Ekrâdiyyûn devletine dek zâhir etmiş, ammâ hâlâ kökleri kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11b ·
metinde göster ·
… mü Dünyâ olan Mısır'ı Züleyhâ-veş Yûsuf ile Mısır'ı iştirâ edüp cemâl-i kemâl-i
devletine
mağrûr olup ekâlîm-i seb‘a şehinşâhlarına dest-dırâzlık etdüğinden mâ‘adâ hâdim …
Âhirü'l-emr sene 915 târîhinde bî-zer ü sîm ve bî-fıdda-i nîm vermeden Çerâkese pâdişâhlarından Sultân Gavrî-i bî-doğrı bâzâr-ı felekde Ümmü Dünyâ olan Mısır'ı Züleyhâ-veş Yûsuf ile Mısır'ı iştirâ edüp cemâl-i kemâl-i devletine mağrûr olup ekâlîm-i seb‘a şehinşâhlarına dest-dırâzlık etdüğinden mâ‘adâ hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyn iken Şâh İsmâ‘îl nâm Îrân [u] Tûrân şâhiyle mu‘âmele edüp on iki bin alaca ahrec atlı silâhşor cündî ve on iki bin piyâde tüfeng-endâz cündî imdâd gönderüp Çıldır sahrâsında Sultân Selîm Hân-ı Evvel askeriyle bizzât iki şâh birbirlerine mukâbil olup vehle-i ûlâda Acem askeri gâlib olup âl-i Osmân münhedim olmak sadedinde iken Yeniçeri Ağası Ayas Paşa tarafından üç yüz pâre balyemez toplar zencîr ile memlû iken cümlesine bir fitilden âteş edüp Kızılbaş-ı bed-ma‘âş bî-ayş-ı evbâş olup başların piyâde yeniçeriyân dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmeğe bezl-i himmet edince yedi sâ‘at germ-â-germ ceng-i Îrân-zemîn ve harb-i cüyûş-ı Y 318a Kayser-zemîn olup bizzât Şâh İsmâ‘îl yedi âdem ile bâzâr-ı arsa-i Çıldır'dan bir mugaylân çaldırmadan vilâyet-i Kazvîn'e firâr edüp cümle ordu-yı bâzârın ve âlât-ı nakl-i tarab hazîne-i dînârın yağmâ ve târâc edüp cüyûş-i muvahhidîn ü müslimîn mâl-ı havâric ile gedâları bay oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317b–Y318a ·
metinde göster ·
mağrûr olup âyende vü revende askeri nehb ü gâretden hâlî olmaduğu Selîm Hân'ın …
"Niyyetü'l-gazâ alâ Gavri'l-Mısır" deyüp Çıldır sahrâsından mansûr [u] muzaffer sâlimîn ü gânimîn avdet edüp Kayseriyye cânibine teveccüh etdükde şâha tâbi‘ olan Zülkadir evlâdlarından Mar‘ayş hâkimi Alâ’üddevle devletine mağrûr olup âyende vü revende askeri nehb ü gâretden hâlî olmaduğu Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup yetmiş bin asker ile Ferhâd Paşa'yı Mar‘aş üzre irsâl etdükde Alâ’üddevle dahi yüz bin Türkmân-ı bî-dîn [ü] bî-kemân ile Göksun yaylasında iki asker kemâkân yedi sâ‘at ceng-i azîm edüp bi-emrillâh Alâ’üddevle münhedim olup bi-nefsihi yetmiş boybeğleri ile kelleleri ber-cıda mâl-ı ganâyimleri ile taht-ı Kayseriyye'de huzûr-ı Selîm Şâh'a getürüp serâperde önünde top-ı çevgân gibi kelleleri galtân olup Alâ’üddevle'nin dörd veled başı ve yetmiş aded bakıyyetü's-seyf olan mîrlivâları ile Alâ’üddevle ve gayrı beğlerin başların nâmeler ile Mısır'da Sultân Gavrî'ye gönderler üzre gönderilüp vâsıl oldukda nâme kırâ’at olunup mefhûm-ı nâme,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318a ·
metinde göster ·