… lekli ve Çelebi kethüdâlı ve Silâhdâr sipâhlı bir yire gelüp topdan Allah Allah
deyüp at
başı beraber at sürünce bizim çarha askeri dahi tâze cân bulup âdem leşleri çiğ …
Beri tarafda Melekli ve Çelebi kethüdâlı ve Silâhdâr sipâhlı bir yire gelüp topdan Allah Allah deyüp at başı beraber at sürünce bizim çarha askeri dahi tâze cân bulup âdem leşleri çiğneyerek alay çavuşları tablbâz-ı Muhammedî çalup "Bre koma gâzîler, Kelbelâ günüdür, bre ha koma!" deyü herkes birbirine takviyet verüp hamd-i Hudâ nesîm-i zafer bizim cânibe eser gibi esüp niçe yiğitlerimiz "Bre gâziler şu yatan şehîdlerimizin kanın şu Celâlîlerden alalım" deyü birbirlerini cenge tergîb edüp herkes kanığup ejder-i heft-sere dönüp kol kol kelle paça alınmağa başlayup hakîr dahi Abdullah Paşa sancağı dibinde Feth-i Şerîf tilâvet ederdim. Anı gördüm, bir gulâmı atına aykıru yükledüp yanıma getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100b ·
metinde göster ·
… rdudan çıkan önümüzce giden mezkûr atlılar ince karavulumuz üzre "Allah Allah!"
deyüp at
kodular.
Meğer Muş sahrâsına gidecek çatal yol başında bizim Pinyanişî beği ince karavul ileride imişler. Hemân bizim ordudan çıkan önümüzce giden mezkûr atlılar ince karavulumuz üzre "Allah Allah!" deyüp at kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… p hemân Melek Ahmed Paşa, "İşte Fâtiha bunlar içün okundu. Bre silâha el idin!"
deyüp at
başı berâber kurd lengi ile giderken anı gördüm, bizim karavullar gâfil olmağil …
Bizim karavul bunların bizim ordu tarafından geldiklerinden bizim asker sanup batîce hareket ederler. Hemân iki asker birbirlerine karılup katılup birbirlerinden niçe yüz tüfengler atılup hemân Melek Ahmed Paşa, "İşte Fâtiha bunlar içün okundu. Bre silâha el idin!" deyüp at başı berâber kurd lengi ile giderken anı gördüm, bizim karavullar gâfil olmağile yan verüp bize doğru firâra yüz dutunca hemân bunları bozan iki yüz aded atlılar karavulcuları kovarak başlarından serbendlerin boğazlarına geçirüp, "hân hân" diyerek dal-tîğ ve dal-mızrak u tüfeng atarak geldiklerinde bizim paşanın ve Van ağalarının atları yüğrük olanları hân atlılarına girişdiler. Karavulcular da gördüler kim paşalı ve Vanlı hızır gibi yetişüp hemân karavulcular tâze cân bulup kaçarken gerü dönek edüp yeniden cenge âheng edince paşa dahi yedi sekiz yüz atlı ile yetişüp derhâl paşa üç Kürdü mızrağıyla akdardı ve "Koma kurdlarım" deyü na‘ralar haykırdı kim gûyâ ra‘d-ı âsumân-âsâ na‘ralar ururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… Köstendil ve Vize sancağı askerlerin koyup cümle asker ile "Tevekkülen-alallâh"
deyüp at
başı berâber rikâb rikâba çıt-a-çıt bir sâ‘at kadar gidince top u tüfeng ve gül …
"Amân sultânım, bir sâ‘at ileride ceng-i azîmdir, ammâ gam yemen. Atlanup âheste âheste imdâda gelin. Biz dahi kâfiri sizin üzerinize çekeriz. Olmaya illâ hayr" deyüp yine ol bahâdır yiğitler seğirdüp ileri cenge gidince hemân Paşa-yı kâmkâr mehterhâne çaldırmayup seksen bin aded güzîde askeri salt çıkarup gerü ağırlık üzre Kırkkilise ve Köstendil ve Vize sancağı askerlerin koyup cümle asker ile "Tevekkülen-alallâh" deyüp at başı berâber rikâb rikâba çıt-a-çıt bir sâ‘at kadar gidince top u tüfeng ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsı istimâ‘ olunup hemân cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser div-i nerre-i dirrendeye dönüp giderken anı gördük çarka giden askerimiz ilerisi at boynuna düşüp Bucak Tatarlı "Kavur cav katı caman katı yaman" deyüp bize işâret ederek kaçarlar, ammâ meğer murâdları kâfiri bizim askerin üzerine getirmek imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
… â ol âsîlerin yakın zamânda başları Der-i devlet'e gelir. Bu niyyete el-Fâtiha"
deyüp at
başı berâber alay-ı azîm ile {Dâvûdpaşa sarâyında sa‘âdetlü pâdişâha buluşdukla …
Köpürlü cihân kadar hazz edüp, "Bürâder, inşâ’allâhu Te‘âlâ ol âsîlerin yakın zamânda başları Der-i devlet'e gelir. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp at başı berâber alay-ı azîm ile {Dâvûdpaşa sarâyında sa‘âdetlü pâdişâha buluşduklarında anda sehel müşâvere olup yine Dâvûdpaşa'dan deryâ-misâl asker ile pâ[di]şâh-ı âlem-penâh dahi} tâ Kâğızhâne sahrâsında otağ-ı Âsaf-ı Berhıyâ'ya varup {meks etdikde} ba‘de't-ta‘âm Melek Paşa yine Köpürlü'den me’zûn olup alay-ı azîmile sarâyına gelüp karâr-dâde olup ol ân Köpürlü vezîr ulûfe çıkarup ol gün ol gecede yedi bölük sipâhîye ve cemî‘i mevcûd olan kullara meş‘aller ile ulûfe verilüp devr oldukda defter-i pâdişâhî kapanup cümle Hasan Paşa yanında bulunan ve dahi Köpürlü'yle Yanova gazâsında bulunup gözü görüp ma‘lûmu olan âdemler seferden Kâğızhâne ulûfesine gelmedikleri ecilden Hasan Paşalı bahânesiyle yigirmi bin altmış altı aded sipâh ve dokuz bin aded yeniçeri ve cebeci ve topçu ve'l-hâsıl kırk bin asker-i İslâm'ın esâmesi çalınup ertesi gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
Hemân bizim Yûsuf Kethüdâ'mız ibtidâ "Allâh Allâh"
deyüp at
bırağınca cümlemiz dal-sâtûr-ı Muhammedî olup aç kurd koyuna sunar gibi ve suna …
Hemân bizim Yûsuf Kethüdâ'mız ibtidâ "Allâh Allâh" deyüp at bırağınca cümlemiz dal-sâtûr-ı Muhammedî olup aç kurd koyuna sunar gibi ve sunar zağar gibi kâfirin ardına düşünce kâfir gördü kim kendü câniblerinden Türk askeri gelir. Hemân kıranlarındaki yayanları kovmadan ferâgat edüp bizüm üzerimize döndüler. Hemân cümle kâfirle alak bulak olup anlar bizlere, biz anlara bizler sokup kırarken ileri kaçan yayalarımız dahi geri dönüp kâfir iki asker arasında kalup cümle kefere kayalar arasına sepişüp merdâne ve dilîrâne hakkâ ki ey ceng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
bırağup seğirderek üç yüz kadar kâfirler kayalar üzre meç ve kılıçların oynadup …
"Bire Evliyâ Çelebi kopara İhlâs-ı şerîfi" deyüp at bırağup seğirderek üç yüz kadar kâfirler kayalar üzre meç ve kılıçların oynadup kendüler de oynarlardı. Hemân bunların üzerlerine "Allâh Allâh" deyüp at bırakdık. Cümlesi yer yarılup yere geçüp gâ’ib oldular. "Bire âyâ bunlar nice oldu" deyü tecessüs ederken, meğer ol kayalarda kuyulara girmişler. Biz ise kuyu var derken bir yiğidimizi kuyudan kurşumla urup şehîd eylediler. Hakîr meyyitin bir boş atıma tahmîl eyleyüp bir piyâde yiğide verdim. Andan yine seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b ·
metinde göster ·
… ıçların oynadup kendüler de oynarlardı. Hemân bunların üzerlerine "Allâh Allâh"
deyüp at
bırakdık. Cümlesi yer yarılup yere geçüp gâ’ib oldular. "Bire âyâ bunlar nice o …
"Bire Evliyâ Çelebi kopara İhlâs-ı şerîfi" deyüp at bırağup seğirderek üç yüz kadar kâfirler kayalar üzre meç ve kılıçların oynadup kendüler de oynarlardı. Hemân bunların üzerlerine "Allâh Allâh" deyüp at bırakdık. Cümlesi yer yarılup yere geçüp gâ’ib oldular. "Bire âyâ bunlar nice oldu" deyü tecessüs ederken, meğer ol kayalarda kuyulara girmişler. Biz ise kuyu var derken bir yiğidimizi kuyudan kurşumla urup şehîd eylediler. Hakîr meyyitin bir boş atıma tahmîl eyleyüp bir piyâde yiğide verdim. Andan yine seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b ·
metinde göster ·
… , hemen orduya kaçalım, varalım askere haber edelim, görelim felek ne gösterir"
deyüp at
boynuna düşüp kaçup gelirlerken hemân Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ince karavullar …
"Bire gavur geliyor, durman gidelim, hemen orduya kaçalım, varalım askere haber edelim, görelim felek ne gösterir" deyüp at boynuna düşüp kaçup gelirlerken hemân Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ince karavulları üzerlerine gelince bunlara amân u zamân vermeyüp yedisini de kıskıvrak bağlayup İbrâhîm Paşa huzûruna ıhzâr etdiklerinde paşa bunlardan su’âl etdikde eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… ösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ"
deyüp at
boynuna düşüp Paşa efendimiz yanına varup durdum.
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ altımda atım 101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp at boynuna düşüp Paşa efendimiz yanına varup durdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a–101b ·
metinde göster ·
… e kâfirleri kırarız" deyü yine dal sâtûr olup kâfirin arabalarına "Allâh Allâh"
deyüp at
koyunca yine Kaplan Paşalı "Bire n'eylersiz gâzîler" deyince arabalardan niçe m …
Hemân bu mahalde anı gördük, gerü Uyvar tarafından evc-i âsumâna peyveste olmuş bir gird-i siyâh ve bir gubâr-ı siyâh içinden kırk elli aded şukka-i alemler nümâyân olup on bin kadar asâkir-i İslâm yine dal tîğ-i uryân olup gelmede, ammâ beri tarafda mukaddemâ gelen askerler hemân bu bayrakları görüp, "İşte bu kerre kâfirleri kırarız" deyü yine dal sâtûr olup kâfirin arabalarına "Allâh Allâh" deyüp at koyunca yine Kaplan Paşalı "Bire n'eylersiz gâzîler" deyince arabalardan niçe mâl-ı ganâ’imler ve niçe pençe-i âfitâb duhter-i pâkîze-ahterler ve niçe gılmânları terkilerine alup her biri birer ormana girüp gâ’ib olduklarında gerüdeki asker dahi yetişüp geldi. Meğer Şâm askeriyle Kıbleli Paşa imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120a ·
metinde göster ·
… küffârı kovmağa başlayup biz anları dahi kâfir zann edüp üzerlerine Allâh Allâh
deyüp at
bırağınca anlar dahi "Allâh Allâh" dediler.
Bizler dahi atlara süvâr olup âmâde durduk. Küffâr gördü kim birden üzerlerine varınca hemân cümle küffâr bir kerre gerüye bakup hemân "Kuskuna kuvvet ve kamçıya berekât" deyüp firâr etdiklerinde hemân küffârın ardı sıra yine küffâr kıyâfetli bir asker görünüp küffârı kovmağa başlayup biz anları dahi kâfir zann edüp üzerlerine Allâh Allâh deyüp at bırağınca anlar dahi "Allâh Allâh" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·