… âssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize
deyenek ve
sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. …
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
"Bire âdemler, dahi arpa demetleri mi düğersiz. Görün biz ne gûne gazâ etdik. Biz müslüman kal‘ası sanup kal‘a altına vardık. Kâfir bizi hîle ile kal‘aya alup kırmak istedi. Hamd-i Hudâ biz anları kırdık ve işte bu gümüş deyenekli ve başı telli {kâfir} kal‘a kapudanı imiş" deyü kazıyye-i sergüzeşt [ü] serencâmların hakîre bir bir takrîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98b ·
metinde göster ·
… ü ma‘mûr menhûs hânelerdir. Ve cümle sekiz aded birov hâkimleri ellerinde gümüş
deyenekleri ve
eğinlerinde semmûr kürklü birov nâm zâbitleri var. Bu şehr-i azîm Matra yaylası …
Eğre eyâletinde sekiz bin aded fevkânî ve tahtânî şindire tahta örtülü ma‘mûr menhûs hânelerdir. Ve cümle sekiz aded birov hâkimleri ellerinde gümüş deyenekleri ve eğinlerinde semmûr kürklü birov nâm zâbitleri var. Bu şehr-i azîm Matra yaylası dibinde vâki‘ olup nehr-i Matra içinden cereyân edüp iki cânibi kat-ender-kat bâğlı ve bâğçeli ve pâk ü pâkîze şâhrâhlı şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·
… an âdem yoldaşlarınız başları ağaçlara bir olup ol yayan âdemin elinde bir sopa
deyeneği ve
bir elinde kılıcı var ve atlının elinde bir kılıcı var, yollar üzre ağaçları ke …
"Biz bir alay yolcu kefereleriz, lütf eylen sizin ileride giden büyük atlı ve bir büyük yayan âdem yoldaşlarınız başları ağaçlara bir olup ol yayan âdemin elinde bir sopa deyeneği ve bir elinde kılıcı var ve atlının elinde bir kılıcı var, yollar üzre ağaçları kese kese giderler. Biz sizin ol yoldaşlarınızı görüp aklımız başımızdan bir kenârda kaldık. Ve ol yayan elindeki sopa ile birimizin başına nice urdu ise hurd-ı haşhaş işte leşi" deyü leşini gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·