… iden bir tüfengci ve bir mataracı verüp ve şehirli tâ’ifesin te’dîb içün falaka
deyenek
verüp Çehârşenbe gün kol edüp İslâmbol içre deverân ederek Unkapanı'nda binâ ol …
İbtidâ Musâhib Vezîr-i a‘zam Mehemmed Paşa'ya beş cellâd ve bir oda yeniçeri ile muhzır ağa ve sipâh kethudâ yerleri ve cebeci ve topcu ve azebistân çavuşları ve bir bostâncı odabaşısı ve yeniçeriden bir tüfengci ve bir mataracı verüp ve şehirli tâ’ifesin te’dîb içün falaka deyenek verüp Çehârşenbe gün kol edüp İslâmbol içre deverân ederek Unkapanı'nda binâ olunan ehl-i hıref dîvânhânesine gelüp dîvân etdi. Andan Yemiş iskelesi çardağında cümle ehl-i esnâf ile dîvân edüp meyveye narh verdi. Andan sebzehâne dîvânhânesine gelüp sebzevâta narh verdi. Andan Emînönü'nde sallâhâneye gelüp koyun etine narh verüp sarâyına revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… nkâr'dan hat alup} Sırçasarâya cem‘ olup Koca Vezîr, Cellâd Kara Alî'yi hezârân
deyenek
ile ura ura Sırçasarâya koyup Cellâd Kara Alî Bismillâh deyüp içeri girince maz …
"Bire, Sultân İbrâhîm Sırçasarâydan rehâ bulup hapsden kaçup bostâncı ocağına dahl düşüp kulun bir fırkası yine İbrâhîm Hân'ı istermiş" deyü İslâmbol içre azîm vezni üzre velvele ve gulgule olup Atmeydânı'nda âlât-ı silâh ile niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi'den istiftâ edüp Koca Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri {Hünkâr'dan hat alup} Sırçasarâya cem‘ olup Koca Vezîr, Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura Sırçasarâya koyup Cellâd Kara Alî Bismillâh deyüp içeri girince mazlûm İbrâhîm Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b ·
metinde göster ·
acısına karşılık sekiz sene pâdişâh olup Bâyezîd-i Velî'nin nutk-ı dürer-bârlar …
Ba‘dehu Selîm Hân sekiz deyenek acısına karşılık sekiz sene pâdişâh olup Bâyezîd-i Velî'nin nutk-ı dürer-bârlarıyla "Zikrullâh eyle, ez-zikr târîhinden sonra te’dîbimle hilâfet senindir" dedikleri vücûd bulup lafzü'z-zikr tokuz yüz yigirmi ikide Mısır'ı feth edüp Hâdimü'l-Haremeyn olup bu Çubuklu Bâğçe'yi ma‘mûr [u] âbâdân etdi. Ve Edirne'ye giderken Çorlu'da çorlu olup ölüp bekâ dârına gitdi. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
… ra devâ olacak eşribeler verüp ba‘zısın ser-tîmârhâneci gülâbîler al aşağı edüp
deyenek
çalup sille-i pehlivânîler urarak her bir dîvâne ejder-misâl zencîr kırarak her …
Esnâf-ı tîmârhâneciyân: Pîrleri Dîvâne Hurûm'dur, Selmân-ı Pâk nazar-gerdesidir, Hazret-i Hamza yâr-ı gârlarıdır. Kabri (---) medfûndur. İslâmbol içre beş aded tîmârhânenin ne kadar dîvâneleri var ise iki yüz aded bîmârhâneciler iki üç yüz yeri göğü bilmez dîvâne zir-zop bel-hop dîvâneleri altun ve gümüş yaldızlı demir zencîrler ile hekîmbaşı halîfeleri ellerinde şîşeler içre mecnûnlara devâ olacak eşribeler verüp ba‘zısın ser-tîmârhâneci gülâbîler al aşağı edüp deyenek çalup sille-i pehlivânîler urarak her bir dîvâne ejder-misâl zencîr kırarak herbiri birer evzâ‘ [u] etvâr ile kimi uryân ve kimi giryân ve kimi nâlân ve kimi handân olup halt-ı kelâm ederek seyirciler üzre hücûm edüp halkı gürûh gürûh kaçırarak kimi na‘ra urarak âdem ejderhâsı-misâl ubûr ederler. Eğer bunların evsâfların ol alay gününde tahrîr etsek bir mücelled olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… una kul oğlanları getirüp "Eksik meyve satmışsın" deyü alayköşkü dibinde falaka
deyenek
deyüp kimine deyenek kimine tahta gülle kiminin yüzüne bal sürüp bir köşe başın …
Ba‘dehu bâzârbaşı ve muhtesib ağa kethudâsı (---)(---)(---) at başları berâber ubûr ederken muhtesib ağa 181a kethudâsı bir kaç âdemi huzûruna kul oğlanları getirüp "Eksik meyve satmışsın" deyü alayköşkü dibinde falaka deyenek deyüp kimine deyenek kimine tahta gülle kiminin yüzüne bal sürüp bir köşe başına kulağından mıhlayup kiminin yüzüne işkembe necâseti sürüp başına boklu işkembeyi külâh yerine geçirüp ters eşeğe bindirüp "Eksik satanın hâli budur de(yi)" diyerek ubûr edüp bâzârbaşı ardı sıra cebe ve cevşene müstağrak olmuş çâkerleriyle güzer edüp ardı sıra sekizer kat mehterhâne-i mükemmel ile gûnâ-gûn tablın döğüp alemin ref‘ ederek ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b–181a ·
metinde göster ·
kimine tahta gülle kiminin yüzüne bal sürüp bir köşe başına kulağından mıhlayup …
Ba‘dehu bâzârbaşı ve muhtesib ağa kethudâsı (---)(---)(---) at başları berâber ubûr ederken muhtesib ağa 181a kethudâsı bir kaç âdemi huzûruna kul oğlanları getirüp "Eksik meyve satmışsın" deyü alayköşkü dibinde falaka deyenek deyüp kimine deyenek kimine tahta gülle kiminin yüzüne bal sürüp bir köşe başına kulağından mıhlayup kiminin yüzüne işkembe necâseti sürüp başına boklu işkembeyi külâh yerine geçirüp ters eşeğe bindirüp "Eksik satanın hâli budur de(yi)" diyerek ubûr edüp bâzârbaşı ardı sıra cebe ve cevşene müstağrak olmuş çâkerleriyle güzer edüp ardı sıra sekizer kat mehterhâne-i mükemmel ile gûnâ-gûn tablın döğüp alemin ref‘ ederek ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b–181a ·
metinde göster ·
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin
deyenek
uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp c …
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp cürmün afv etmeği ricâ eder, ricâsı makbûle geçmeyüp bin altunu Süleymân Hân'a haddeden tel çekdirüp beş yüz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr Kuyumcu Kostantın'ı bir kaç kerre görmek olmuş idi. Pâdişâhlara girüp nakl edüp cemî‘i tekâlifden berî bir deyrî ve diri koca kefere idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… tdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin
deyenek
olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr K …
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp cürmün afv etmeği ricâ eder, ricâsı makbûle geçmeyüp bin altunu Süleymân Hân'a haddeden tel çekdirüp beş yüz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr Kuyumcu Kostantın'ı bir kaç kerre görmek olmuş idi. Pâdişâhlara girüp nakl edüp cemî‘i tekâlifden berî bir deyrî ve diri koca kefere idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… krîs marazına mübtelâ olup ol âdem koltuk deyeneğine düşdüğünden, dâ’imâ elinde
deyenek
olmağile kelb talamaduğının sebebi oldur.
Lâkin bu bozacılar ordu-yı İslâm'da gâyet lâzımlı kavmdir, ammâ şarâb gibi katresi harâm değildir, ancak sekri harâmdır demişler kim "Küllü müskirin harâmun bi'l-icmâli" kelâm-ı fetâvâsına dâhildir. Ammâ guzât-ı müslimîne kuvâ-yı beden ve bir germiyyet verüp def‘-i cû‘ eder. Ve çok içeni aslâ köpek dalamaz, zîrâ çok boza içmeden istiskâ ve nıkrîs marazına mübtelâ olup ol âdem koltuk deyeneğine düşdüğünden, dâ’imâ elinde deyenek olmağile kelb talamaduğının sebebi oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… rın elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz
deyenek
yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdele …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… ler. Mercâları hayyiz-i kabûlde vakı‘ olup cümlesin âzâd etdiler. Ammâ cümlesin
deyenek
altında katl etse gerek idi. Bunlar şehr kadısına varup Mîr-i livâ Alî Beği mah …
Bu şehre dâhil olduğum gün Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Berberbaşılıkdan çıkma kapucubaşı, kırk kapucusuyla "Diyârbekir eyâletin getirdim" deyü çav çaldırup paşaya girem zann edüp mümkün olmadı. Cümle kapu halkı sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve üç yüz iç gılmânı hâzır-baş olup "kapucubaşı gelsin" deyince kırk kapucusuyla gelüp berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp içeri girince cümle levendât paşayı ortaya alup pür-silâh durdular. Hemân Paşa "Safâ geldiniz! Ne hizmete geldiniz", "Sultanım, Diyârbekir'e giderim" dedi. Paşa eyitdi "Ya bize Diyârbekir eyâletin getirmişsin, kani emirler", "İşte emr pâdişâhındır" deyü kırk kapucu ile paşa üzerine hücûm edince paşa yerinden pertâb etmezden evvel zeber-dest iç ağaları cümle kapucuları ve kapucubaşıyı kıskıvrak bağlayup hemân paşa "İskemle ve falaka-deyenek" deyüp sekbân, sarıca cellâdları meydân-ı muhabbete girüp on-ı orada, kapucubaşıya burada, kimisi der "vasvarada" kimisi der "Sultânım durma Varvara'da deh, durma burada" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Cümle vilâyet a‘yânları zemîn bûs edüp "Sultânım! Bunlar emir kullarıdır. Bu size nasîhat olduğuna şükrânedir. Bunları afv edin. Irz-ı pâdişâhî var, cümlesin âzâd edin" deyü ricâ etdiler. Mercâları hayyiz-i kabûlde vakı‘ olup cümlesin âzâd etdiler. Ammâ cümlesin deyenek altında katl etse gerek idi. Bunlar şehr kadısına varup Mîr-i livâ Alî Beği mahkemeye da‘vet edüp nefîr-i âm emirleri ve hatt-ı şerîflerin çıkarup "guluvv-i âm ile cümle askerin şehr içre çevirelim" derler. Cümle şehir a‘yânı "Vallahi, bu iş bu şehirde olamaz. Anlar câna başa kalmış on bin âteş kılıç âdemlerdir. Biz anlara el kaldırırsak cümle şehri âteşe verüp mâl [u] menâlimiz alan u talan, evlâd [u] ıyâlimiz nâlân u giryân olup bu şiddet-i şitâda kande gidelim. Anlar böyle ısyân edüp dosdoğru Varvar'a gidecekleri muhakkakdır" deyü Kapucubaşıya bu gûne şâfî cevâblar verince tarfetü'l-ayn içre bu haber-i meserreti şehrliden biri paşaya getirüp paşa herîfe ihsânlar etdi. Paşa, kapucular bölükbaşısın mahkemeye gönderüp "Tiz kapucubaşı bu ânda atlanup geldiği izine gitsin. Yohsa yüzünü tulum yüzüp geldiği yire gönderirim" deyü mahkemeye bölükbaşılar ta‘yîn eyleyüp cümlesin şehrden sürdüler. Ertesi gün bu ahvâl-i pür-melâli yazup Varvar Alî Paşa'ya Aliş tatar ile gönderdi. Andan cümle ehl-i belede ihsân [u] in‘âmlar edüp müşâvere etdiler. A‘yân-ı vilâyet gördüler kim bir vezîr-i âlîşân ve bir halûk u halîm ve selîm ve zî-şân, ehl-i şehr dediler kim "Sultânım! Gâfil me-bâş, sakının İslâmbol tarafına gitmen. Varvar Alî Paşa'yı kollayarak mâbeyniniz bir konak ve iki konak olsun. Şimdi sa‘âdetle gerü dönüp lokmacılık ederek Tokat ve Kazova ve Turhal ovası ganîmet yerlerdir. Anda deverân ve seyerân ederek geşt [ü] güzâr etdün. İnşâallah günden güne cemerâtlar da gelüp hevânın şiddet-i şitâsı def‘ olup bu gûne hareket buyurun" deyüp bu re‘y [u] tedbîri vech-i ahsen görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350b ·
metinde göster ·
… Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân
deyenek
ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya …
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr fetret mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geldikde Murâd Ağa'dan bin kîse ve bu kadar şemmâme amber ve yetmiş tahta semmûr-ı bî-nûr kürk ve iki haseki câriye-i duhter-i pâkize-ahter taleb etdiler. Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp cümle sipâh Atmeydânı'na ve cümle yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup guluvv-ı âm ile Allah Allah diyerek cümle asâkir-i İslâm yek-dil [ü] yek-cihet olup Sultân İbrâhîm Hân-ı mazlûmu sırça sarâyda haps edüp yerine ciğer-kûşesi Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mehemmed Hân müstakil pâdişâh olup Mevlevî Koca Dervîş Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup Kara Murâd Paşa yeniçeri ağası olup Tezkireci Vezîria‘zam Ahmed Paşa ihtifâ etdi. Ertesi ale's-sabâh Ahmed Paşa'yı (---)(---) hânesinde muhtefî bulup Koca Vezîr, Şehzâdebaşı'ndaki hânesinde ma‘nûken katl edüp ale's-seher leşini at hamalları Atmeydânı'na bırağup ol guluvv-i âmda Mülakkab oğlan püzevengi İslâmbol mollasın Yeni Câmi‘de ulemâ mâbeynine komayup "Vurun mel‘ûnu" dediklerinde Yeni Câmi‘ nerdübanları üzre askerî tâ’ifesi kılıç üşürüp pâre pâre ederek leşini Ahmed Paşa na‘şesinin yanına bırakdıklarında cümle asker dahi Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp niçe bin pâre etdiklerinde "Hezârpâre Ahmed Paşa" derler. Cümle yağın dâ’-i devâdır deyü sızı içün semin ve semenin yağmâ edüp ân-ı sâ‘atde üstühânları kaldı. Ba‘dehû Cinci Hoca'yı katl edüp üç bin kîse mâlı kalup bu kadar mâl [u] emlâkin mîrîye zabt etdiler. Hattâ hakîre verdiği atı emîr-i ahûr tarafından su’âl etdiler. Hakîr aslâ vücûd vermeyüp ata binüp İslâmbol içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da İbrim'e nefy etdiler. Ve Melekî Bola'yı nefy edüp sâ’ir nisvânları ve sâhib-isyân-ı bed-hâhları Eski Sarây'a nefy edüp her bir hasekiyi birer vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâfa verdiler. Ertesi ale's-sabâh alay-ı azîm ile Sultân Mehemmed Hân'ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine götürüp anda kılıç kuşadup alay ile Mehemmed Hân'ı Edirnekapusu'ndan berü getürüp ecdâd-ı ızâmı Ebü'l-feth'i ve Sultân Bâyezîd-i Velî'yi, dedesi Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi gün İslâmbol içre bir azîm velvele kopup "Bre Sultân İbrâhîm ırça sarâydan boşanmış, Bostâncı Ocağına varup dahl düşmüş. Cümle sarây halkı pâdişâhımızın uğurunda kırılup yine İbrâhîm Hân'ı pâdişâh ederiz" deyüp cümle ibâdullah silâhlanup Atmeydânı'nda niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi şeyhülislâm idi, andan fetvâlar alup Koca Mevlevî Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya girince mazlûm İbrâhîm Hân "Cânım usta Alî, niye geldin" der. "Hünkârım! Cenâze namâzın kılmağa geldim" der. Hünkâr "Vallahi ben de kılarım. Yûsuf Paşa lalam Hanya'yı feth edüp geldikde sana öldürtdüm, namâzın kılmadım. İşte şimdi kılalım" dedikde hemân Cellâd Kara Alî, İbrâhîm Hân'a kelb-i akûr gibi sarılır. İbrâhîm Hân gürbüz tüvânâ er server-i hünerver olmağıla Kara Alî'yi alt edüp birbiriyle küşte-gîrlik ederken Kara Alî'nin bir şâkirdi mel‘ûn yetişüp İbrâhîm Hân'ın cân evine bir diz bendi urup İbrâhîm Hân cân havlinde iken Kara Alî kemend-bâzlığ [u] tîz-kârlık edüp yine şâkirdi hayâsına 371a sarılup ol ân sene 1058 târîhinin şehr-i Recebü'l-müreccebinin on tokuzuncu gün yevm-i ahadde mazlûm İbrâhîm Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Kara Alî hacca firâr edüp na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın techîz u tekfînin edüp ammîsi Sultân Mustafâ merhûmun türbe-i pür-envârında yan yana defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbî‘ Rûm'a müstakil pâdişâh-ı cem-cenâb olup cihân âsûde-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370b–371a ·
metinde göster ·
… temâşâdır. Kimi pâbuç ile kimi na‘lin ile kimi kızak ile kimi iki elinde harbe
deyenek
ile ayak üzre buz kayarak şehirden şehire berk-i hâtif gibi gider. Ve eğer ıyd- …
Ammâ Tuna buzu çözüldükden sonra emn-i emân olur. Ammâ Tuna buzu Alaman-ı bî-emân diyârından berü sökün edüp cereyân etdikde bu kal‘a dîvârının kaddi seksen zirâ‘-ı âlî iken niçe kerre Tuna buzu biri biri üzre kat-ender-kat yığılup kal‘a dîvârından içeri buz pâreleri girüp evler harâb etmişdir. Tâ bu mertebe dağlar gibi buzlar gelüp her buz pâresi birbirine urdukda top gibi sâ‘ika verir. Ammâ bu nehr-i Tuna yah-bend olsa bu şehir gâyet ganîme olur. Zîrâ Tuna buzu üzre Eflâk ve Boğdan ve gayri niçe kurâ ve büldân taraflarından niçe yüz bin câmûs-ı kazaklarıyla buz üzre odunlar ve belvan direkler ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtlar gelir. Ve niçe bin aded Silistre şehbâzları mahbûblarıyla Tuna buzu üzre haymelerin kurup ayş [u] ışret edüp mehterhâneler ile cümle dilberânlar buz kayarlar, garîb temâşâdır. Kimi pâbuç ile kimi na‘lin ile kimi kızak ile kimi iki elinde harbe deyenek ile ayak üzre buz kayarak şehirden şehire berk-i hâtif gibi gider. Ve eğer ıyd-ı şerîfe müsâdif olursa nehr-i Tuna üzre azîm salıncaklar kurulup âşık ma‘şuk birbirlerine kolan çeküp sallanırlar. Zîrâ Tuna buzu altı yedi karış donar. Şiddet-i şitâ şedîd olsa on karış donup beş ay nehr-i Tuna sedd olduğun biliriz, aceb hikmet-i Allah'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… lere bîmârhâneci babalar ol kadar kızılcık hoş-âbı kütüğü çalarlar kim her biri
deyenek
darbından Ahfeş keçisi yâhûd Deli Mehemmed maymunları gibi perende atarlar. Bi- …
Hattâ merhûm u mağfûrun leh sâhibü'l-hayrât Bâyezîd Hân, hastalara şifâ ve derdlilere devâ ve dîvânelerin rûhuna gıdâ ve def‘-i sevdâ olmak içün on aded hânende ve sâzendegândan gulâm-ı şâdî-misâl üç hânende ve bir neyzen ve bir kemânî ve bir musikârî ve bir sıntûrî ve bir çengî 166a ü santûrî ve bir ûdî ta‘yîn edüp haftada üç kerre gelüp bu on aded üstâd-ı hânende ü sâzendegânlar hastalara ve deli birâderlere fasl çalarlar. Hâlâ bu mutrıbân dâ’imdir. Bu fasıllardan dâ-i devâ bulmayan dîvânelere bîmârhâneci babalar ol kadar kızılcık hoş-âbı kütüğü çalarlar kim her biri deyenek darbından Ahfeş keçisi yâhûd Deli Mehemmed maymunları gibi perende atarlar. Bi-emri Hayy [u] Kadîr niçesi âvâz-ı sâzdan hoş-hâl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b–166a ·
metinde göster ·
… üz ve bî-edeb çavuşlar gelüp paşayı kaldırmak murâd edindiklerinde paşa bunlara
deyenek
deyüp cümle firâr eylediler.
Hâne-i bîminnetimiz olan Kaya Sultân yalısında meks etdik. Hemân ol sâ‘at akîbimizce on aded telli çavuş ellerinde emirleriyle gelüp "Elbette bu ân ılgar ile diyâr-ı Van'a revân olursuz" deyü paşaya ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ-yutâk etdiler. Paşa-yı gayyûr bunlara onar guruş verüp cümlesin bir kayığa koyup akıntıyla bunları kayıkçısız İslâmbol'a yolladıkda bunlar rûy-ı deryâda küreksiz Mevlevî-vâr semâ‘ ederek tâ Ahûrkapu'ya düşdüler. Çavuşlar bu hâli İpşir'e bildirdiklerinde on aded şedîd ve yüzsüz ve bî-edeb çavuşlar gelüp paşayı kaldırmak murâd edindiklerinde paşa bunlara deyenek deyüp cümle firâr eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
Kara Alî eydür: "Ol zamân çakal etimiz niçün zebûndur deyü elli
deyenek
urup halk içinde rüsvây olduğum ecilden nâmûs edüp Sincâr'dan bir gicede Mardin …
Kara Alî eydür: "Ol zamân çakal etimiz niçün zebûndur deyü elli deyenek urup halk içinde rüsvây olduğum ecilden nâmûs edüp Sincâr'dan bir gicede Mardin kal‘asına, andan Hasankeyf'e, andan bu Bitlîs hânına gelüp kul olup ehl [ü] ıyâl sâhibi oldum. Ammâ ol zamândan berü elli deyenek acısı hâlâ derûnumda durur. Bî-günâh idim, hâlâ hakkım sultânımın üstünde kalmışdır." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
… lîs hânına gelüp kul olup ehl [ü] ıyâl sâhibi oldum. Ammâ ol zamândan berü elli
deyenek
acısı hâlâ derûnumda durur. Bî-günâh idim, hâlâ hakkım sultânımın üstünde kalmı …
Kara Alî eydür: "Ol zamân çakal etimiz niçün zebûndur deyü elli deyenek urup halk içinde rüsvây olduğum ecilden nâmûs edüp Sincâr'dan bir gicede Mardin kal‘asına, andan Hasankeyf'e, andan bu Bitlîs hânına gelüp kul olup ehl [ü] ıyâl sâhibi oldum. Ammâ ol zamândan berü elli deyenek acısı hâlâ derûnumda durur. Bî-günâh idim, hâlâ hakkım sultânımın üstünde kalmışdır." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
… itmedin mi ki hukûk-ı sâbıkayı gözetmeyüp kal‘aya 272a kapandın?" dedi, "Elli
deyenek
yediğimin acısından dâğ-ı derûnum def‘ olsun içün kapandım".
Paşa eydür: "Ammâ nâmerd, benim nân u nemekim ile perverde olasın, benim nâm u nişânım işitmedin mi ki hukûk-ı sâbıkayı gözetmeyüp kal‘aya 272a kapandın?" dedi, "Elli deyenek yediğimin acısından dâğ-ı derûnum def‘ olsun içün kapandım".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b–272a ·
metinde göster ·
urup bin altı yüz guruşu andan kadı-i Bitlîs hükm edüp mîrî içün tahsîl olunup …
Paşa eydür: "Sen nehy-i münker etmeğe me’mûr değilsin, ammâ ben icrâ-yı hükûmet edeyim ki mezâd-ı sultânîde iki bin guruşa çıkmış kitâbı bozmağı ben sana göstereyim. Al aşağı şunu" dedikde bir kapukulu yeniçeri "bism" dedikde herîfe cellâd-ı merihler emân vermeyüp yetmiş çaprâst deyenek urup bin altı yüz guruşu andan kadı-i Bitlîs hükm edüp mîrî içün tahsîl olunup dellâla on guruş verdiler ve pejmürde olan Şâhnâme'yi herîf-i mücrimin eline verdiler ve ordudan taşra sürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276b ·
metinde göster ·
… andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana
deyenek
ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile …
Ba‘dehû Van ağaları ve yeniçeri ağası ve hapisde olan Zerikî beği ve Espa‘ird beği ve Karni beği ve Kesân beği içün paşaya kırkar kise guruş ve birer katır yükü kaplan ve vaşak postları ve beşer katar-ı katırlar ve birer tula küheylân atlar verüp Paşa'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve burunlarından kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa sizi hayâsızlar kelle paça ederim. Tiz Evliyâ Beğ üzre sefere hâzır olun!" deyü bunları reddetdi ve her biri dâr-ı diyârlarına gitdi. Ertesi gün ne kendiler ve ne imdâdları gelmeyen Van beğlerinden Ağakis beği tarafından ve Ekrâd tarafından ve Benî Kutur tarafından ve Berda‘ beği tarafından ve Erecik beğindan ve Şureger'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm dokuz aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer kise ve beşer katar-ı katır ve birer tola küheylân atlar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün dokuz aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp her birine yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. Meğer fakîrin fıtıkı var imiş. Şehrine varup merhûm olıcak yerini Murâd Hân'a verüp yigirmi kise dahi andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana deyenek ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden gayrı bir şetm etmezdi. Ammâ hırsız ve harâmîye asla amân u zamân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b ·
metinde göster ·
… ârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin
deyenek
urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cü …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
… i ve yasavul ağası ve korucubaşısı ve münşî ve'l-hâsıl bu muhâsarada yüz doksan
deyenek
sâhibi hâkim {var idi}.
Bu hânlardan mâ‘adâ yetmiş aded şâh ma‘lûmu Şâh Safî destinden câm çekmiş ve câm içmiş sultânlar var idi. Evvelâ cümleden Eşbeh Sultânı Cenâb Sultân ve Rızâ Sultân ve Hânepây Sultân ve Kulı Hân Sultân ve Şâh Sevdi Sultân ve Abdâl Hân Sultân ve Bayat Sultân ve Seyfi Sultân ve Çâker Sultân müte‘addidi bunlardır. Şeyhülislâmı ve nakîb-i şürefâsı ve dizçöken ağası ve daroğası ve kelenteri ve ihtimâ-devlesi ve yasavul ağası ve korucubaşısı ve münşî ve'l-hâsıl bu muhâsarada yüz doksan deyenek sâhibi hâkim {var idi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
… âssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize
deyenek
ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardıl …
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… laşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded
deyenek
urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olm …
Ve bu sarây kurbundaki mehterhâne kullesinde her gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl-ı Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp sâ‘at be-sâ‘at yigirmi aded kal‘a ağaları falaka deyenekleriyle kol dolaşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded deyenek urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olmak ile cümle düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş vermeğe cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
Ve bu Abaza Paşa kullesinin üst yanında Aşağı Yassı kulle, bu dahi metîn ve kavî burc-ı kadîmdir. Ve bu mezkûr kullelerde ve cümle ebrâclarda ve cümle dendân-ı bedenler üzre cümle sağîr ü kebîr yüz otuz pâre toplar vardır, ammâ cemî‘i cebehhane ve mühimmât [u] levâzımâtlarıyla şeb [ü] rûz âmâde toplardır, zîrâ bu kal‘a-i Nova'nın her cânibi âsî küffâr-ı dûzah-karârdır. Her gece dîdebân ve pâsbânları ve kapukulu yeniçeri neferleri "Allâh yeğdir yeğ" deyüp tâ sabâha dek nevbet bekleyüp bîdâr olurlar, zîrâ cümle kal‘a ağalarıyla yeniçeri ağası kal‘a dîvârları üzre kol dolaşup nigehbânlardan hâb-ı râhatda âdem bulurlarsa seksen deyenek ile uykuların açup bîdâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… ur. Kâhîce kalga sultân tarafında oturur ve kapucular kethudâsının elinde gümüş
deyenek
ile gezüp şikâyetçileri ileri çeker. Bu dîvânda kapucular yokdur.
Ammâ hân vezîri Sefer Gâzî Ağa ayak üzre durur. Kâhîce kalga sultân tarafında oturur ve kapucular kethudâsının elinde gümüş deyenek ile gezüp şikâyetçileri ileri çeker. Bu dîvânda kapucular yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
… uhtesib harcı verirler. Andan su‘âl edüp haber aldık. Ve yeniçeri kolluğu "altı
deyenek
" ta‘bîr olunur ve subaşıya dahi ve yeniçeri kolluğuna dahi cemî‘i dükkânlar haf …
Ve cümle üç bin altmış dekâkînlerdir kim muhtesib harcı verirler. Andan su‘âl edüp haber aldık. Ve yeniçeri kolluğu "altı deyenek" ta‘bîr olunur ve subaşıya dahi ve yeniçeri kolluğuna dahi cemî‘i dükkânlar haftada bir kerre harç verirler. Anlardan dahi Y 47a haber aldım. Ammâ cümle dükkânlardan Mısır Çârsûsu ma‘mûr dükkânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y46b–Y47a ·
metinde göster ·
… oldum" ve biri dahi "İki galyon mâl ile otuz yıl esîr oldum ve üç Y 114b bin
deyenek
yedim" ve biri dahi "Gözüm çıkardılar ve cümle dişlerim çekdiler ve kollarımdan …
"Şu mahalde kırk yıl zencîrkeş olup ibâdet etdim" ve biri dahi "Üç kerre esîr oldum" ve biri dahi "İki galyon mâl ile otuz yıl esîr oldum ve üç Y 114b bin deyenek yedim" ve biri dahi "Gözüm çıkardılar ve cümle dişlerim çekdiler ve kollarımdan üç gece asdılar" ve biri dahi "Mısır pâdişâhı Sultân İnal'ın Hanefî kadıaskeri idim. Şu günc-i gamda cümle esîrlere kadı idim" deyü herbiri sergüzeşt [ü] serencâmın tahrîr etmişler kim âdemin aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114a–Y114b ·
metinde göster ·
… ları ile yeni develer dutdular. Ve bir kaç âdemi getirüp serâperde önünde biner
deyenek
urdular. Ve kânûn üzre emîr-i haclara bin at yemi verirler imiş. Anı edâ edüp H …
Ve etrâf nevâhîlerden on bin salma develer gelüp huccâcın za‘îf cemâllerin bırağup kirâları ile yeni develer dutdular. Ve bir kaç âdemi getirüp serâperde önünde biner deyenek urdular. Ve kânûn üzre emîr-i haclara bin at yemi verirler imiş. Anı edâ edüp Hüseyin Paşa'ya dahi bin erdeb bakla ve şa‘îr verdiler. Ve bin erdeb dahi Müzeyrib huccâcının temessükâtları mûcebince fûl ve şa‘îr verdiler. Ve paşaya iki yüz deve kirâsıyla verdiler. Vakt-i gurûb oldukda alay çavuşları cümle agavâtlara tenbîh edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273a ·
metinde göster ·