kazâ edüp cemâl oynatsa gerek" dediklerinde Şefî‘î Çelebi'ye bu gûne kelâm-ı ta …
Şefî‘î Çelebi eydür "Dinlen ey ihvân-ı vefâ! Bu çeşme ol ayn-ı zülâldir kim ömründe kan etmişse ve âlem-i sabâvetinden terü tâzeliğinde yef‘allendi ise ol cereyân eden çeşmesârdan su alup nûş edemez. Eğer pâk-dâmen ise bilâ-tereddüd âb-ı hayâtından nûş edüp safâ vü sürûr eder. Nûş edemeyen halkdan hicâb eder. Halk arasında mezmûm-ı âlem ve bednâm-ı âmm olur. Böyle çeşmeye gitmek câ’iz mi?" dedikde niçe yârân eyitdi "Şefî‘î Çelebi, kırk gündür hâne-berdûş olup vatan-ı aslîsine varup cum‘a giceleri deynini kazâ edüp cemâl oynatsa gerek" dediklerinde Şefî‘î Çelebi'ye bu gûne kelâm-ı ta‘n-âmiz bâr-ı sakîl gelüp "Doğuran kısrak utansın, gitmeyen zen-i fertûte olsun. Yürü baba yürük yürü, bize yol göster" diyerek azm-i râh-ı çeşme-i tâli‘ deyüp gitmedeyiz, ammâ yârânların çoğu, "Yolları sa‘b imiş ve hayli tûl-ı dırâz yol imiş" demeğe başladılar. Âhir ol cây-ı ma‘hûd-ı aynu'l-hayâta varup hıyâbân içre atlardan nüzûl edüp meks eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b ·
metinde göster ·
… bûs etdikde "Tîz Mahmûd Ağa, on güne dek ben bunda iken beytü'l-mâl-i müslimîne
deynin
edâ edüp deynin halâs eyle. Yohsa sen bilürsün" deyüp,
Derhâl Mahmûd Ağa'yı hapisden ıtlâk edüp paşa huzuruna getirüp zemin bûs etdikde "Tîz Mahmûd Ağa, on güne dek ben bunda iken beytü'l-mâl-i müslimîne deynin edâ edüp deynin halâs eyle. Yohsa sen bilürsün" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
… Mahmûd Ağa, on güne dek ben bunda iken beytü'l-mâl-i müslimîne deynin edâ edüp
deynin
halâs eyle. Yohsa sen bilürsün" deyüp,
Derhâl Mahmûd Ağa'yı hapisden ıtlâk edüp paşa huzuruna getirüp zemin bûs etdikde "Tîz Mahmûd Ağa, on güne dek ben bunda iken beytü'l-mâl-i müslimîne deynin edâ edüp deynin halâs eyle. Yohsa sen bilürsün" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
… irmi bir bin guruş öşr-i sultânî ve on yedi esîr düşüp ol dahi Melek Ahmed Paşa
deynine
bu gazâ mâlından verdi.
Kal‘a kapusu önünde dizdâr ağa lonca yerinde oturup yedi yüz aded Arnavud gâzîleri kal‘a neferâtlarıyla muhâfaza beklerler. Bunun dahi yarar u bahâdır şecî‘ [ü] dilâver yiğitleri var. Ekseriyyâ şehbâzları firkatecilerdir. Bu kal‘a leb-i deryâda vâkı‘ olmak ile yigirmi aded firkateleri kal‘a limanında mevcûddur. Sâ’ir kasabalardan dahi şehbâz Arnavud yiğitleri gelüp firkatelere girüp kâfiristân yakaların yaka yıka harâb u yebâb ede bî-hisâb mâl-ı firâvânlar ve esîr-i mümtâzânlar alup mansûr [u] muzaffer Ülgün'e gelirler ve mîr-i livâya öşür verirler. Hattâ bu hakîr bu kal‘ayı temâşâsında iken yedi aded firkate Pulya kâfiristânında[n] mâl-ı ganâ’imle gelüp yedi firkateden Yûsuf Beğoğlu'na yigirmi bir bin guruş öşr-i sultânî ve on yedi esîr düşüp ol dahi Melek Ahmed Paşa deynine bu gazâ mâlından verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36a ·
metinde göster ·
… iki kerre yüz bin guruş ve yüz bin guruşluk dahi hedâyâ cem‘ edüp yüz bin guruş
deynin
edâ edüp bu İzmir mansıbında iflâsdan halâs oldu. Hattâ Köpürlü Mehemmed Paşa Ü …
Ve beş yüz akçe mevleviyyetdir. Ammâ senevî iki yüz kîse hâsıl olur, zîrâ müsellemler mollâlar yanında hükûmât edemezler. Cümleden melik mollâlardır. Anıniçün yüz bin guruş hâsıl ederler. Ammâ Monlâ Ünsî Efendi iki kerre yüz bin guruş ve yüz bin guruşluk dahi hedâyâ cem‘ edüp yüz bin guruş deynin edâ edüp bu İzmir mansıbında iflâsdan halâs oldu. Hattâ Köpürlü Mehemmed Paşa Ünsî Efendi'den esnâ-yı kelâmda su’âl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y43a ·
metinde göster ·
… ahkîk bir kabâhat ile müttehem ise bu âsitâneye dâhil olunca tâ’ib ü tâhir olup
deynin
edâ eder. Böyle bir ulu sultândır, kuddise sırruhu'l-azîz.
Merkad-i Seyyid Dâvûd el-Azeb hazretleri bir câmi‘ kurbunda bir küçük kubbede medfûndur. Yılda bir kerre mevlûd-ı azîmi olup cem‘iyyet-i kübrâ olur. Seyyid Ahmed el-Bedevî mertebesinde bir gürbüz er ve ulu sultândır. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıbı merkûmdur. Âsitânesinden içeri bir kâtil ve bir harâmî ve bir medyûn dâhil olsa hâkim vaz‘-ı yed edüp almağa kâdir olamaz. Eğer ol âdem tahkîk bir kabâhat ile müttehem ise bu âsitâneye dâhil olunca tâ’ib ü tâhir olup deynin edâ eder. Böyle bir ulu sultândır, kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y280b ·
metinde göster ·
… iki yüz beş Mısrî kîse ve (---) erdeb mîrî gılâli tahsîl edüp dîvân-ı Mısır'da
deynin
edâ eder. Ve paşa tarafından mîrî gılâli tahsîline bir ağa ta‘yîn olup kâşifden …
Seyf ibn Zülyezen binâsı olduğıyçün Benî Seyf derler. Ve hâlâ nevâhîlerinde sâkin olan Urbâna Benî Seyf kabîlesi derler. Mısır hâkinde kâşiflikdir. Mâ-tekaddem mîrlivâlar mutasarrıf olurmuş. Lâkin zamânımızda sehl tenezzülde olmağile küşûfiyye olmuşdur. Kâşifleri beş yüz atlı tevâbi‘iyle ve beş yüz Mısır askeriyle eyâlet-i Benî Seyf'de olan yedi yüz kırk pâre kurâdan iki yüz beş Mısrî kîse ve (---) erdeb mîrî gılâli tahsîl edüp dîvân-ı Mısır'da deynin edâ eder. Ve paşa tarafından mîrî gılâli tahsîline bir ağa ta‘yîn olup kâşifden altı ayda bir kîse külfe-bahâ ve tahsîl etdüği (---) gılâlden erdeb başına re‘âyâdan ikişer para almak hâliyedir. Ve paşa tarafından bir ağa dahi mezkûr gılâl tahsîline isti‘câle gidüp nısıf kîse hizmet-bahâ alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361b ·
metinde göster ·
… ûsâ Beğ bu şart ile Circe hükûmetin kabûl eyleyüp ümerâ-yı Mısır'dan olup cümle
deynin
edâ edüp Circe'ye revâne oldu.
Ba‘dehu sene âhirinde Ahmed Paşa ile Abdurrahmân Paşa dîvân-ı Mısır'da muhâsebeleri görülüp Ahmed Paşa'nın zamânında cemî‘i ümenâ ve mültezimîn ve keşşâflar zimmetinde bin iki yüz kîse bâkî kaldı. Hikmet-i Hudâ bu mahalde Circe hâkimi Kâsım Beğ merhûm olup zimmetinde yüz kîse ve yüz bin erdeb gılâl kaldı. Âhir Ahmed Paşa Abdurrahmân Paşa'dan Circe hükûmetin merhûm Kâsım Beğ'in kethudâsı Mûsâ Ağa'ya sancağile ve eyâletile ve Kâsım Beğ'in borcun edâ etmek şartiyle Circe'yi ricâ edüp Mûsâ Beğ bu şart ile Circe hükûmetin kabûl eyleyüp ümerâ-yı Mısır'dan olup cümle deynin edâ edüp Circe'ye revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·