esâsı üzre Sultân Mehemmed Hân bir câmi‘ binâ etmişdir kim hâlâ ma‘bedgâh-ı müs …
Cümleden biri bir âsâr-ı azîm etdi kim dillerde dâstân-ı dostân bir deyr-i ibret-nümâ idi kim ismine Erzâyil derler idi. İslâmbol'un tâ vasatında iki Karaman mâbeyninde bir kenîse-i nâdirü'l-asr idi kim hemân içinde papas ve kıssîs ve bıtrîkden on iki bin dalâlet-âyîn müşrikîn ile mâl-â-mâl idi. Niçe yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-ı mâderden müştak oldukları gece âteş-gede-i Nemrûd, Urfa şehri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kisrâ ve Kızılelma deyri kubbesi ve Ayasofya kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil kilisası dahi esâsından münhedim olup ba‘de'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ın yümn-i mukdimiyle Belde-i Tayyibe ya‘nî şehr-i Kostantıniyye feth [u] teshîre geldikde mezkûr deyrin esâsı üzre Sultân Mehemmed Hân bir câmi‘ binâ etmişdir kim hâlâ ma‘bedgâh-ı müslimîndir. İnşâ’allâh mahallinde tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
zeylinde bir gâr-ı azîm var idi. Her sene mâh-ı zemherîr şitâsı geceleri oldukd …
On üçüncü mutalsam-ı ibret-nümâ: Zeyrekbaşı nâm mahaldeki Hazret-i Yahyâ nâmıyla binâ olunan deyrin zeylinde bir gâr-ı azîm var idi. Her sene mâh-ı zemherîr şitâsı geceleri oldukda ol gârdan niçe kara koncoloz nâm câdûlar çıkup arabalar üzre {süvâr olup} deverân [u] seyrân ederlerdi. Vakt-i seher karîb oldukda yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp gâ’ib olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… var idi kim cânib-i erba‘ası sûr-misâl beden beden bir dîvâr-ı üstüvâr idi. Bu
deyrin
cânib-i erba‘ası eyle çemenzâr ve hıyâbân-ı koyah etd[i] kim Cenâb-ı izzet ber- …
Yine Sultân Mehemmed Hân Gâzî harem-i muhterem olmak içün İslâmbol'un Karadeniz tarafına ve Galata halîcine nâzır bir mürtefi‘ arz-ı hevâdâr üzre Pozantin Kıral binâsı bir deyr-i kadîm var idi kim cânib-i erba‘ası sûr-misâl beden beden bir dîvâr-ı üstüvâr idi. Bu deyrin cânib-i erba‘ası eyle çemenzâr ve hıyâbân-ı koyah etd[i] kim Cenâb-ı izzet ber-hevâ tayerân eden ve ber-zemîn seyrân eden hûş-ı tuyûrun ve hayvânât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı ol dırahtistân içre mevcûd idi. Ol deyr içre Pozantin ve Kostantîn asrında on iki bin kıssîs râhib ü râhibe sâhib-i riyâzet kefere-i dalâlet-âyîn var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… arı var kim âyende vü revendelerin önüne durup cân u baş ile hizmet ederler. Bu
deyrin
birin Enûşirvân binâ etmiş, birini Kayser-i Rûm binâ etmiş, birin Ermen Zenân b …
Menzil-i Üçkilise: Bu mahal Revân haddindedir. Üç kûh-ı bülend üzre üç deyr-i mu‘azzamlardır kim her birinde yüzer ikişer yüz bıtrîk ve ruhbân ve kıssîs ve mıkdısı Ermeni papasları ve bıtrîkleri var. Ve mahbûb-ı pençe-i âfitâb muğbeçe-i mahbub boğda gulâmları var kim âyende vü revendelerin önüne durup cân u baş ile hizmet ederler. Bu deyrin birin Enûşirvân binâ etmiş, birini Kayser-i Rûm binâ etmiş, birin Ermen Zenân binâ etmiş kim hâlâ beş yüzden mütecâviz bâkire kızlar vardır. Cümle alığsız bakla yerler. Bu deyrlerde her müsâfirîn ve mücâvirîne ol mertebe hizmet ve ikrâm ederler, şîr-i hurma ve katr-ı nebât hamuru yedirüp zer-ender-zer câme-i hâblar döşeyüp cümle atlara çul tobra çıkartmayup hizmet ederler. Millet-i Mesîhiyye'de tâ‘ife-i Ermeni'nin bu düyûrlara gâyet i‘tikâdları olduğundan cemî‘î kâfiristândan bu deyrlere nezîrâtlar gelir, gâyet evkâf-ı metîndir. Her birinde beşer onar mihmândârları ve kırkar ellişer işbâzları vardır kim keşkeği ve herîsesi rûy-ı dünyâda meşhûrdur. Baş mıkdısı olan papası iki yüz ruhbân-ı dalâlet-âyîn ile elçilere ve hakîre ziyâfete da‘vet edüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b ·
metinde göster ·
büyüğü Enûşirvân binâsıdır. Anda senede bir kerre kırk elli bin kefere vü fecer …
Garîbe ve acîbe-i Üçkilise: Bu deyrin büyüğü Enûşirvân binâsıdır. Anda senede bir kerre kırk elli bin kefere vü fecere dîb-i Firengistân'dan cem‘ olup bu Üçkilise dağının zirve-i a‘lâsında, pür-çemenzâr sahrâda bir halıça-i atîkleri vardır, anı döşerler ve ol dağlarda ne kadar nebâtât u giyâhât makûlesi nâfi‘ edviye-i ahşâbâtlar var ise cümle nebâtâtı bir azîm kazan içine koyup mezkûr halıça üzre saçayak koyup kazanı ana tahmîl edüp mezkûr halı üzre germâ-germ âteş edüp kâmil bir sâ‘atde kazgan içre cümle nebâtât ve kerefis ve mi‘denüvâz pişüp bir sâ‘at yanan âteşden aslâ halıça yanmayup niçe bin âdem temâşâsına hayrân olur, vâcibü's-seyr bir halıçadır. Ba‘dehû ta‘âm-ı nebâtâtı cümle keferelere bezl edüp teberrüken hokkalar ile dib-i Firengistâna götürüp ba‘zılar ol mahalde yiyüp hamd ü zevk u safâ ederler. 294a Hakîr bu ahvâli râhiblerden su‘âl etdim: "Vallahi bu halıça oldur kim Hazret-i İsâ bu halıça üstünde rahm-ı mâderden müştakk olmuşdur ve İsrâ‘ilî havfinden bir gâra kapanup on iki halîfeleriyle dağdan otluk cem‘ edüp bu halıça üzre pişirirdi. Ve Benî İsrâ‘îlî İsâ Nebî'den mu‘cize isteyüp bu halıça üzre bir melik ölüsün ihyâ etdi. Ve cümle İsrâ‘îlîye mu‘cize içün bu halıça üzre ta‘âm pişirüp bezl-i it‘âm etdi. Ba‘dehû bu halıça Buhtunnasr eline girdi. Andan Enûşirvân'ın eline girüp bu deyri bînâ etdikde yılda bir kerre üzerinde ta‘âm pişirüp yine pâk u pâkîze edüp boğçalar içre başımıza berâber hıfz ederiz. Hattâ "Süleymân Hân Nahçevân seferine geldikde bu seccâde üzre iki rek‘at namâz kıldı" deyü rivâyet etdiler. Ammâ halıça-yı ibret-nümâ ne harîrdir, ne pembedir ve ne sûfdur. Bir gûne zincâbî elvân bir seccâde-i kebîrdir. Lâkin gâyet sakîldir. Ammâ bu hakîrin akl-ı kâsıriyle eyle mülâhaza etdim ki cezîre-i Kıbrıs'da (---) nâm mahalde bir kûh-ı azîm vardır. Hikmet-i Hudâ ol kûhun taşını tokmak ile döğüp kettân gibi olur. Ba‘dehû hayyâl iplik eğirüp âbdest makramaları ve latîf ve zîbâ donlar ve gömlekler edüp a‘yân-ı İslâmbol'a ve pâdişâha hedâyâ getirirler. Hatta Kaya Sultân efendimize Sultân Murâd Hân latîfe edüp "Kayam, sana kayadan hâsıl olma bir taş gömlek vereyim" deyü bir don gömlek ihsân etmişdi. Birkaç eyyâm Kaya Sultân kayadan kamîsı giyüp kirlendikde âteşde yakup pâk ve beyâz olup ibret içün yine giyerdi. Hayâl ü rakîk bir gömlek idi. Ekseriyyâ a‘yân-ı kibârda çokdur. Hattâ Kapudan Hüsâmzâde hakîre bir makramasın bağışlayup mülevves oldukda Melek Ahmed Paşa huzûrunda âteşe yakup gül-i pembe-misâl oldu. Allahu a‘lem mezkûr halıça dahi Kıbrıs taşından dokunmış ola, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b–294a ·
metinde göster ·
… lise: Kayser-i Rûm binâsıdır, derler. İbret-nümâ bir deyr-i bâlâ-yı âcîbdir. Üç
deyrin
birinde cümle Ermeni kızları sâkin olur, birinde Rûmlar ve birinde Ermeniler sâ …
Menzil-i Üçkilise: Kayser-i Rûm binâsıdır, derler. İbret-nümâ bir deyr-i bâlâ-yı âcîbdir. Üç deyrin birinde cümle Ermeni kızları sâkin olur, birinde Rûmlar ve birinde Ermeniler sâkin olur. Üç kilise-i mu‘azzamlardır. Diyâr-ı Acem'de ma‘rûf ve mevsûf deyr-i kadîm biri bu Üçkilisa'dır. Biri Nahşivân yolunda Yedikenîse'dir, amma bunda dahi ibret-nümâ âsâr-ı garâ’ibler ve mutalsamât-ı acâ’ibler ile mebnî bir deyr-i kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın dem …
Acibe-i diğer: Bu deyrin havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın demir vardır. Hemân dâ’imâ mu‘allak durur. Bir cânibe şeş cihetden bir yire 325b ittisâli yokdur. Hakkâ ki sihr-i i‘câz bir musanna‘ nihânî kâr-ı ibret-nümâdır. Cümle keferelerin zu‘m-ı bâtıllarıyla Hazret-i İsâ havâriyyûnu Şem‘ûn-ı Safâ'nın kerâmetiyle mu‘allak durmuş ola. Ebleh müselmânlar dahi gördükde hayrân kalup i‘tikâd ederler. Zîrâ şiddet-i rûzgâr bu hadîd amudcuğa isâbet etdikçe mütezelzil olur. Niçe Ehrimen âdamlar vaz‘-ı yed etmesinler deyü cânib-i etrâfına muhkem sunta dırahtından parmaklık çekmişler. Ammâ ma‘rifet-i amûd-ı hadîd, üstâd-ı hukemâ-yı bennâ-yı kudemâ bu demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir seng-i azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû bu demir direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın mâbeyninde mu‘allak kalmışdır. Yohsa ne kerâmet-i havâriyyûn-ı Şam'ûn ve ne tılısm-ı Şemsûn'dır. Her gören engüşt-ber-dehen edüp valih [u] hayrân olur. Bu hakîr-i pür-taksîr akl-ı kâsırumla böyle mülâhaza etdim. İnşâallah mülâhazamızda sehv ü hatâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a–325b ·
metinde göster ·
beş yüz mikdârı papas ve ruhbânları vardır. Taraf-ı Acem'den ve cânib-i Âl-i Os …
Ve bu deyrin beş yüz mikdârı papas ve ruhbânları vardır. Taraf-ı Acem'den ve cânib-i Âl-i Osmân'dan her şeb beşer ve altışar yüz ad[ed] atlı gelüp meks edüp çul ve tobra çıkarmadan cümle râhibler mihmândârlık edüp şîr-i hurma ve kutr-ı nebât-ı Hamavî ve Şâmî ta‘âm-ı mâ-hazar getirüp şeb [u] rûz hizmet ederler, aceb âsitâne-i Hazret-i Mesîh'dir. Andan yine cânib-i şarka düz sahrâ içre (---) sâ‘atde nehr-i azîm Araz ve nehr-i Zengî'yi bir cisrden ubûr edüp def‘a-i sânîde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
Şehr-i Urfa içre Halîlü'r-rahmân âsitânesi kurbunda Çanlı Kenîse derler binâ-yı kadîm bir musanna‘ deyr-i azîmdir. Hazret-i Mesîh mübârek vech-i şerîflerin sildiği makrama andadır kim ol deyrin hazînesinde gâyet mahfûzdur. Zîrâ taraf-ı mülûkdan havf ederler kim selâtînler haberdâr olurlarsa ol makramayı hazîneye alırlar deyü ihtirâz edüp hıfz ederler. Şehir a‘yânlarının bile bu destmâl-i İsâ'dan haberleri yokdur, ammâ bu hakîr Rûmlar ile çok ihtilât edüp anların Yanvan Târîhlerin istimâ‘ etmek ile bu hakîr Bağdâd'a giderken bu Urfa içre ol deyre girüp ruhbânlardan makramayı görmeğe ricâ etdim. "Bizim deyrimizde ol gûne makrama yokdur" deyü inkâr etdiler. Hakîr İncîl'lerine ve Hazret-i İsâ hakkına yemîn edüp kimesneye ol makramayı ahvâlin keşf-i râz etmeyim deyü ta‘ahhüd eylediğimde hakîri bir muzlim gâra götürüp taşrada huddâmlarım kalup ol gâr içre on iki cevâhir kandîl çerâgân olup bir dollâbdan bir sandûka ve ol sandûkadan bir cevâhirli kutu çıkardılar, gûnâ-gûn bükâ vü nâlişler ile cevâhir kutuyu küşâde edüp müşk ü amber-i hâm râyihası dimâğımı mu‘attar edüp destmâl-i şerîf manzûrumuz olmuşdur. Çâr-kûşe bir aselî levn makramadır. Tûlen ve arzen iki zirâ‘ gelir. Hurmâ-yı Mekke lîfinden gazl olunup dokunmuş. Hazret-i İsâ Tûr-ı Sînâ'ya tecellî-yi cemâl-i Rabbü'l-izzet içün urûc etdükde kendüye tecellî müyesser olup hicâb-ı Rabbü'l-izzet'den İsâ Nebî arak-âlûd olduklarında bu destmâl ile vech-i şerîflerin Mesîh Nebî mesh etdiklerinde bi-emrillâhi Te‘âlâ vech-i şerîflerinin şekl-i münevveri makramaya te’sîr edüp yed-i kudret ile tahrîr olunmuş bir sihr-i mübîn-âsâ sûret-i İsâ demdir kim gören anı zî-rûh zann eder. Hemân bir deme muhtâc sûret-i Mesîh-enfâsdır kim füsûn-i işve ve nazarda tebessümde gûyâ hayatdadır. Hele bu hakîrin şübhesi kalmadı kim eşkâl-i te’sîr-i Hazret-i İsâ'dır. Ve hakîr bu kadar erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilâtımızda ve bu seyâhat-ı tek-â-pûmızda niçe bin sihr-i i‘câz mertebesi hayâl-pesend ma‘rifetler gördüm, bu dahi anlar gibi bir rûhî boya ile Frenk Mânî kalemi olmasın deyü bu im‘ân-nazar ile bu eşkâle dikkat-ı tâmm edüp nazar etdim, ammâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdim ki hemân bu makramadaki eşkâl-i mehîb sûret-i Hazret-i İsâ'dır. Zirâ benî Âdem gördükde vücûduna lerzân hâsıl olup âdemi dehşet alur. Bu gûne bir makramadır. Teberrüken bu hakîr sağ elimle makramayı mesh edüp yüzüme sürüp bu makrama bu gûne temâşâ etdim. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… ûmyâ edüp hâlâ bu deyr içre zîr-i zemînlerde gâyetü'l-gâye mahfûzdur kim anı ol
deyrin
huddâmları bile bilmezler. Hâlâ vücûd-ı hımâr endâmiyle çârpâ üzre ber karâr ol …
Garîbe-i acîbe: Bu cezîrede bir Ermenî deyri vardır. Hazret-i İsâ'nın hımârı (---) sene mu‘ammer olup fevt oldukda cemî‘i bıtrîk ü kıssîs ü ruhbân ve papaslar hımâr-ı İsâ na‘şın mûmyâ edüp hâlâ bu deyr içre zîr-i zemînlerde gâyetü'l-gâye mahfûzdur kim anı ol deyrin huddâmları bile bilmezler. Hâlâ vücûd-ı hımâr endâmiyle çârpâ üzre ber karâr olup şeb-çerâg gözlü zer-ender-zer çullu bir hımârdır deyü sikadan haber aldık, ammâ bu hakîr görmedim. Zamân-ı kadîmde millet-i Nasâra bu hara perestiş eylediklerinden {Har-put} şehri derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b ·
metinde göster ·
esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır. Yine her sene cüml …
Hâlâ ol deyrin esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır. Yine her sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyrin temelin ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. Rûm tevârîhlerinde ulu şehir idüğü mufassal tahrîr ü temdîh olunmuşdur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile niçe mülûk destine girüp imâr olmada iken sene 766 târîhinde Âl-i Osmâniyândan 132b yine Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir, be-dest-i Koca Lala Şâhin Paşa, feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth küffâr bir dahi karâr etmesin deyü kal‘asın berbâd etmişdir. Hâlâ âsâr-ı binâları şehrin niçe yerlerinde nümâyândır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a–132b ·
metinde göster ·
… e her sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol
deyrin
temelin ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda de …
Hâlâ ol deyrin esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır. Yine her sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyrin temelin ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. Rûm tevârîhlerinde ulu şehir idüğü mufassal tahrîr ü temdîh olunmuşdur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile niçe mülûk destine girüp imâr olmada iken sene 766 târîhinde Âl-i Osmâniyândan 132b yine Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir, be-dest-i Koca Lala Şâhin Paşa, feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth küffâr bir dahi karâr etmesin deyü kal‘asın berbâd etmişdir. Hâlâ âsâr-ı binâları şehrin niçe yerlerinde nümâyândır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a–132b ·
metinde göster ·
… ma‘bedhâneden gayrı şey olmayup deyr iken ana Ermenîler Vang derlerdi. Hâlâ ol
deyrin
ismiyle müsemmâ olup Vang'dan galat Van derler. Hâlâ Süleymân Hân Câmi‘idir kim …
Ve bu İçkal‘ada ancak bir Sultân Süleymân câmi‘i var kim Hazret-i Dâvûd asrında Melik Câlût'un binâ etdüği yerdir kim her divelde ma‘bedhâneden gayrı şey olmayup deyr iken ana Ermenîler Vang derlerdi. Hâlâ ol deyrin ismiyle müsemmâ olup Vang'dan galat Van derler. Hâlâ Süleymân Hân Câmi‘idir kim minâresi {zelzeleden münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa nâm ağa minâre-i Muhammedî binâ etdi} ve kubbesi ve sâ’ir sarâyların dam u bâmları ta vakt-i zuhr olmayınca bu imâretler ebr-i kebûtlar içre görünmez. Ta bu mertebe eflâke kad çekmiş kal‘a-i serâmeddir. Niçe bin kemândâr pehlivânlar aşağıdan ok atup kal‘a aşıramamışlardır. Ammâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-i Revân'ı feth edüp bu Van'a geldikde Pehlivân Sarı Solak'a ve Koca Hacı Süleymân'a ok atdırup kal‘a-i Van'ı aşırmışlardır. Hakkâ ki ebr-i kebûdlar içre görünmez bir kal‘a-i âlem-ârâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
… di kenîse ve Kudüs-i şerîfde Kamâme kenîseleri bunun yanında ne şeydir. Eğer bu
deyrin
binâsı ve hücreler ü âvîzelerin ve imâret ü tarz-ı tavrın tahrîr etsek bir toma …
Ammâ Revân yanında olan üç kenîse ve Nahşevân yanında yedi kenîse ve Kudüs-i şerîfde Kamâme kenîseleri bunun yanında ne şeydir. Eğer bu deyrin binâsı ve hücreler ü âvîzelerin ve imâret ü tarz-ı tavrın tahrîr etsek bir tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir …
Ve bu deyrin kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir helc u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân aleyhi'l-la‘ne fakîri ve iblîs-i pür-telbîs ve darrât u züll ü künnes ü vesvâs er-racîm tasvîrlerin birer gûne eşkâl-i garîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile azâb eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr dahi görüp handeler etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
bir vâsi‘ haremi etrâfında yüz adedden mütecâviz tahtânî ve fevkânî papas ve kı …
Ve bu deyrin bir vâsi‘ haremi etrâfında yüz adedden mütecâviz tahtânî ve fevkânî papas ve kıssîs ve ruhbân hücrelerinde üç yüzden ekser bıtrîkler vardır kim riyâziyyât ile gûyâ Roma papası gibi kadîd-i mahz olup bed çehre olmuşlar, ammâ bu deyrin evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok tabh olup âyende vü revendeye ta‘âm-ı nefîsesi mebzûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu deyre üç bin altun nezr gönderüp bir altun kandil gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… âziyyât ile gûyâ Roma papası gibi kadîd-i mahz olup bed çehre olmuşlar, ammâ bu
deyrin
evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok tabh olup âyen …
Ve bu deyrin bir vâsi‘ haremi etrâfında yüz adedden mütecâviz tahtânî ve fevkânî papas ve kıssîs ve ruhbân hücrelerinde üç yüzden ekser bıtrîkler vardır kim riyâziyyât ile gûyâ Roma papası gibi kadîd-i mahz olup bed çehre olmuşlar, ammâ bu deyrin evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok tabh olup âyende vü revendeye ta‘âm-ı nefîsesi mebzûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu deyre üç bin altun nezr gönderüp bir altun kandil gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
On bir musanna‘ manastırı var. Her birinin serv-misâl serâmed çanlıkları var. Üstleri gümüş-misâl kalaylı ve pirinç teneke örtülü nâkûshânelerdir. Ve her kenîsenin kıbâbları üzre âdem kaddi kadar altun yaldızlı haçları ve salîbeli peykerleri var. Ve her deyrin yanlarında bilâ-teşbîh medrese 7b -misâl papas-ı palas-pûşân hâneleri ve mükellef bâzergân hânları ve çârsû-yı bâzâr-ı müzeyyeni var kim cümle avretler bey‘ ü şirâ edüp kocaları birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a–7b ·
metinde göster ·
Andan mâ‘adâ bu deyrin enderûn [u] bîrûnunda envâ‘-ı fusûs-ı mukavvem mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret nümûn ma‘kûk ile ma‘kûd olunmuşdur. Ve cümle maksûrelerinin dîvârları mînâkârî-misâl nakş-ı nigâr ile muhallâ ve mutallâ zücâclar ile muhallâ kılınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ib …
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre moran ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesinden gelmiş kehribâr-ı hâlis-i asfar ile bezenilmiş maksûre-i ibret-nümûndur. Ve her şebekesi gûyâ Fahrî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle oyma oymağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
Ve bunların cânib-i erba‘asında olan rûy-ı dîvârda zerbaft ve dîbâ ve şîb ve atlas perde-i zerrînler asılup her biri birer kral-ı dâl hedâyâlarıdır. Bunlar dahi bir harâc-ı Deylem değer ibret-nümûn serâperdelerdir. Kûşe kûşe mücevher masnû‘ [u] müzeyyen micmere-i ûd u amber-sûzlar var kim şeb [ü] rûz ol micmerelerden âteş-i sûzân eksik olmayup ûd [u] anber râyihası cümle mu‘tekif-i deyrin demâğların mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… erle niçe yüz papas ve bıtrîkler buhurdânların yakup İncîl âyetleri okuyarak bu
deyrin
mihrâb-ı münharifi önüne mezkûr kefere lâşesin lahd etdiler. Andan cümle akrabâ …
Hattâ bir gün yine bu deyri seyr [ü] temâşâ ederken bir keferenin sütûn-ı bekâsı mütezelzil olup inhizâma müteveccih oldukda girîbân-ı ömrün dest-i ecel çâk ber-hâk etmiş. Ol kâfir-i nâçârın lâşe-i murdârın âyîn-i Mesîh üzre dörd beş bin alemlerle niçe yüz papas ve bıtrîkler buhurdânların yakup İncîl âyetleri okuyarak bu deyrin mihrâb-ı münharifi önüne mezkûr kefere lâşesin lahd etdiler. Andan cümle akrabâları feryâd edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile
deyrin
cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu deyrin sa …
Temâşâ-yı ibret-nümâ-yı üstâd-ı nakkâşân: Bu deyr-i musanna‘ın papaslarıyla hüsn-i ülfet edüp niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile deyrin cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu deyrin sağ tarafında bir küşâde dîvârın yüzüne elli adım tûlu bir cennet tasvîri yazmışlar kim âdem gördükde teslîm-i rûh edüp Sûre-i Fecr'de Arapça âyetin tilâvet edüp dâhil-i cinân olacağı gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
… le deyrin cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu
deyrin
sağ tarafında bir küşâde dîvârın yüzüne elli adım tûlu bir cennet tasvîri yazmı …
Temâşâ-yı ibret-nümâ-yı üstâd-ı nakkâşân: Bu deyr-i musanna‘ın papaslarıyla hüsn-i ülfet edüp niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile deyrin cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu deyrin sağ tarafında bir küşâde dîvârın yüzüne elli adım tûlu bir cennet tasvîri yazmışlar kim âdem gördükde teslîm-i rûh edüp Sûre-i Fecr'de Arapça âyetin tilâvet edüp dâhil-i cinân olacağı gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
Süleymân Hân câmi‘i: Mâ-tekaddem (---)(---) nâmında bir kenîse-i musanna‘ imiş. Ba‘de'l-feth Süleymân Hân bu deyrin derûnun mülevvesât-ı küfr-i çirk-i şirkden pâk edüp ma‘bedgâh-ı müslimîn eder. Hâlâ bir câmi‘-i münevverdir kim edîm-i arzda nazîri yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca
deyrin
dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dâr …
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca deyrin dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
bulup fi'l-hâl bir kenîse-i ibret-nümâyı asnâm-ı kerâhat-intizâmdan cümle tathî …
"Tîz bu ma‘bedgâha bir mihrâb ve bir minber ü nîk eser ve bir kürsî vü mahfil-i mü’ezzinân-ı hûb-manzar inşâ et kim bir vâcibü's-seyr eser bünyâd oluna kim bu câmi‘-i pür-nûra revnak u fer vere ve cemâ‘at-i müslimîn ve gürûh-ı gâziyân-ı muhavvihidîn tâ‘at-ı Sübhânî ve şükr-i Yezdânî edüp namâzlar kılınup niyâzlar oluna. Elbette bu mezkûr âsârlar yevm-i Cum‘aya yetişmek gerekdir" deyü ibrâm-ı mâlâ-kelâm edüp kal‘a içre gezerken vâlide sultâna câmi‘ olmağiçün Nemse deyrin bulup fi'l-hâl bir kenîse-i ibret-nümâyı asnâm-ı kerâhat-intizâmdan cümle tathîr ve Süvâ‘ ve Yeğûs ve Vedd ve Ye‘ûk misilli putlardan tebzîr etdirüp minber ü mihrâb ve kürsî [vü] mahfil inşâ olunmak fermân olundu, ammâ bu deyr-i azîmden çıkan lâşe-i murdâr bir deyrde çıkmayup kâmil bir haftada gücile tathîr olup şeb [ü] rûz ûd u amber çerâğân olup yine bed râyihadan bu deyrin yanına varılmazdı. Meğer cümle mürd olan Nemseleri bunda meşad ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121a ·
metinde göster ·
… da gücile tathîr olup şeb [ü] rûz ûd u amber çerâğân olup yine bed râyihadan bu
deyrin
yanına varılmazdı. Meğer cümle mürd olan Nemseleri bunda meşad ederlerdi.
"Tîz bu ma‘bedgâha bir mihrâb ve bir minber ü nîk eser ve bir kürsî vü mahfil-i mü’ezzinân-ı hûb-manzar inşâ et kim bir vâcibü's-seyr eser bünyâd oluna kim bu câmi‘-i pür-nûra revnak u fer vere ve cemâ‘at-i müslimîn ve gürûh-ı gâziyân-ı muhavvihidîn tâ‘at-ı Sübhânî ve şükr-i Yezdânî edüp namâzlar kılınup niyâzlar oluna. Elbette bu mezkûr âsârlar yevm-i Cum‘aya yetişmek gerekdir" deyü ibrâm-ı mâlâ-kelâm edüp kal‘a içre gezerken vâlide sultâna câmi‘ olmağiçün Nemse deyrin bulup fi'l-hâl bir kenîse-i ibret-nümâyı asnâm-ı kerâhat-intizâmdan cümle tathîr ve Süvâ‘ ve Yeğûs ve Vedd ve Ye‘ûk misilli putlardan tebzîr etdirüp minber ü mihrâb ve kürsî [vü] mahfil inşâ olunmak fermân olundu, ammâ bu deyr-i azîmden çıkan lâşe-i murdâr bir deyrde çıkmayup kâmil bir haftada gücile tathîr olup şeb [ü] rûz ûd u amber çerâğân olup yine bed râyihadan bu deyrin yanına varılmazdı. Meğer cümle mürd olan Nemseleri bunda meşad ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121a ·
metinde göster ·
… diler. Ba‘dehu bu erganonhâne kasrın mü’ezzinlere mahfil-i münîf etdiler. Ve bu
deyrin
bir nâkûshâne kullesi var idi, top güllesiyle sehel yıkdılar. Sonra çâr-kûşe bi …
Ve bir mahfil-misâl bir kasrı üzre erganon-ı Dâvûdîsi var idi. Sadrıa‘zam istimâ‘ etmek içün papas esîrlere {bu erganon sâzın} çaldırup bu kadar sâz-ı ciğersûz-ı mizmerâtların asvât-ı hazînlerine âdem mebhût ve mütehayyir kaldılar. Ba‘dehu bu erganonu guzât-ı müslimîn pâre pâre etdiler. Ba‘dehu bu erganonhâne kasrın mü’ezzinlere mahfil-i münîf etdiler. Ve bu deyrin bir nâkûshâne kullesi var idi, top güllesiyle sehel yıkdılar. Sonra çâr-kûşe bir minâre-i bânghâne-i Muhammedî etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi nefer gâzîlerimiz şehîd olup na‘şelerinin …
"Bu kenîsede mâl çokdur" deyü asker-i İslâm bu deyri dâ’iren-mâdâr kuşadup meğer kâfir deyrin saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi nefer gâzîlerimiz şehîd olup na‘şelerinin karınların yarup cümle tuzlayup arabalara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a altından avdet edüp andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve çengelistân ve Alman hâki üzre giderken bir azîm asker izine râst geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… nîseye girüp halâs olduk, "Ammâ belki küffâr ale'l-gafle bizi basar" deyü hakîr
deyrin
çanlığına hüddâmlarımla çıkup karavul gözedirdim.
Bizi görüp kal‘anın uğrın kapusundan birez küffâr cümle dağlara firâr edüp gitdiler, ammâ biz bu kal‘a altına gelince bizi bir yağmur-ı rahmet dutdu kim gitmeğe dermânımız olmadığından bir muhrak kenîseye girüp halâs olduk, "Ammâ belki küffâr ale'l-gafle bizi basar" deyü hakîr deyrin çanlığına hüddâmlarımla çıkup karavul gözedirdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
bir çanhâne kullesi var imiş kim şark tarafında üç konak yerde nehr-i Tuna ve c …
Ol asırda bu deyrin bir çanhâne kullesi var imiş kim şark tarafında üç konak yerde nehr-i Tuna ve cânib-i cenûbunda nehr-i Raba ve buhayre-i Balatin kıble tarafında nümâyân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu
deyrin
mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
taşra haremin bir tarafı demir pençereler ile mebnî taşrası kral-ı dâll ve gayr …
Sitâyiş-i taşra harem: Bu deyrin taşra haremin bir tarafı demir pençereler ile mebnî taşrası kral-ı dâll ve gayri kefere-i bed-fi‘âl yoludur. Gayri taraflarında kat-ender-kat cemî‘i diyâr keferelerinin gûyâ talebe hücreleri var kim cümle iki bin kefereler tahsîl-i ilm [ü] ma‘rifet ederler. Bu hücrelerin ortası bir meydân-ı azîmdir kim bunda olan eşcâr-ı gûnâ-gûn-ı müsmirâtın zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş düşmez bir koyağistân-ı Nemçe'dir. Ba‘zı fukarâ kefereler her dırahtın sâyesinde oturup hurdevât ve kûhniyyât fürûht ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… şeyler yapdırup bu deyre vakf etmişler kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâdır. Ve bu
deyrin
cânib-i etrâfı gûyâ bâğ-ı Merâmlardır.
Ve niçe bin vâcibü's-seyr ibret-nümâ bu Yoranda deyrinde mevcûd olup bu dâru'ş-şifâda şifâ bulanlar bu tîmârhâneye ol kadar altun ve gümüş kazganlar ve tencereler ve kebâb şişleri ve ol kadar gümüş altun ve kalay ve bakır ve âvânî şeyler yapdırup bu deyre vakf etmişler kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâdır. Ve bu deyrin cânib-i etrâfı gûyâ bâğ-ı Merâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh- …
Hulâsa-i kelâm bu kayanın ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı serbülend dahi bir temâşâgâhdır, ammâ urûc [u] nüzûlü gâyet mahûf u muhâtaradır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… câmi‘i, kenîse imiş. Âye[t]: Sûre-i Bakara Arapça nassı üzre hîn-i fethde bu
deyrin
mihrâbı Kudüs'den Mekke'ye velî olunup beytullâh-ı müslimîn olup hâlâ derûn-ı c …
Der-evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı selâtîn-i müslimât: Cümle yedi aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı mü’minândır. Evvelâ iç kal‘ada Sultân Murâd Hân-ı Sâlis câmi‘i ve büyük kal‘ada Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, kenîse imiş. Âye[t]: Sûre-i Bakara Arapça nassı üzre hîn-i fethde bu deyrin mihrâbı Kudüs'den Mekke'ye velî olunup beytullâh-ı müslimîn olup hâlâ derûn-ı câmi‘de on altı aded mermer sütûn üzre tâk-i havarnaklardır kim her biri gûyâ tâk-i Kisrâların üzeri servi dırahtı kirişleri üzre münakkaş tavandır. Tûlı yüz ayak ve arzı seksen ayakdır. Bir nâzük ve musanna‘ tarz-ı kadîm kârgîr minâre-i mevzûnu var, câmi‘-i kebîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a ·
metinde göster ·
… murgzâr, lâlezâr etmişler kim gûyâ kasr-ı kayser-i Rûm'dur. Zîrâ bu Aya Moniya
deyrin
Hazret-i Îsa havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ binâ etmişdir. Bilâ-teşbih kıbles …
Ammâ dağlarda olan mesîregâh kenîselerin cümlesinden mükellef ve ma‘mûru şehrin cenûbunda iki sâ‘at ba‘îd dağlar içinde Aya Moni manastırı kâbilü's-seyr bir deyr-i ma‘mûrdur kim misli Kızıl Elma'da ve Beç tahtında İstifani ve Amıstırdam ve Kaşa şehri, kiliseleri ola. Ammâ bu deyre küffâr-ı bedgirdâr ale'l-ittifâk var makdûrların sarf edüp bir gûne bâğ-ı şükûfezâr, murgzâr, lâlezâr etmişler kim gûyâ kasr-ı kayser-i Rûm'dur. Zîrâ bu Aya Moniya deyrin Hazret-i Îsa havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ binâ etmişdir. Bilâ-teşbih kıblesi hâlâ Kudüs-i Şerîfedir, sâ’ir deyrler gibi cânib-i şarka değildir. Ve bir halîfe-i havâriyyûn anda medfûndur, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60a ·
metinde göster ·
… sârânın dâr [u] diyârlarından niçe milyon mâl-ı hazâyin nüzûrât gelir. Hemân bu
deyrin
bin mikdârı ruhbânı vardır. Ancak iki yüz mikdârı bu deyrde hidmet edüp yedi yü …
Cümle Rûm bu deyre gâyet Y 60b i‘tibâr ederler, cemî‘i milk-i nasârânın dâr [u] diyârlarından niçe milyon mâl-ı hazâyin nüzûrât gelir. Hemân bu deyrin bin mikdârı ruhbânı vardır. Ancak iki yüz mikdârı bu deyrde hidmet edüp yedi yüz yetmiş ruhbânı yedi krallık yerlerde parsaya gezüp mâl-ı firâvân tahsîl edüp bu Aya Moniya manastırına getirirler. Ve matbah-ı Keykâvus'una masrûf edüp ni‘metlerin müsâfirîn ü müslimîne yedirirler. Her şeb [u] rûz müsâfirleri eksik değildir. Ve cemî‘i et‘ıme ve nefîselerinden gayri şarâb-ı serâbhâne sarnıçlarında kırk yıllık bâdeleri ve arakları bulunur. Şehirden ba‘zı yârân mu‘âlece-i humâr içün hekîmânca nûş edüp def‘-i humâr ederek sudâ‘dan dahi halâs olur. Ammâ tecdîd-i humâr eder bir özge marazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60a–Y60b ·
metinde göster ·
… i Yahyâ ve mezkûr deyr-i kebîr ki Hazret-i Yahyâ'yı anda şehîd etdiler. Hâlâ ol
deyrin
sol cânibindeki beyâz seng üzre hûn-ı Yahyâ bulaşup yılda bir kerre rûz-ı Hızır …
Ve hâlâ hakîrin Nâbulus yanında ziyâret etdüği Sabastiyye'de beyt-i Hazret-i Yahyâ ve mezkûr deyr-i kebîr ki Hazret-i Yahyâ'yı anda şehîd etdiler. Hâlâ ol deyrin sol cânibindeki beyâz seng üzre hûn-ı Yahyâ bulaşup yılda bir kerre rûz-ı Hızır'da ol hûn-âlûde olan hücreler gark-ı hûnrîz Q 89aP 89a olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205b ·
metinde göster ·
Ve bu ziyârete karîb bir deyr-i atîk vardır. Hâlâ içinde kıssîsleri vardır. Bu
deyrin
cenûbunda zeyl esâsından bir ayn çıkar. Sehel şorcadır. Ammâ cemî‘i hukemâ muğl …
Ve bu ziyârete karîb bir deyr-i atîk vardır. Hâlâ içinde kıssîsleri vardır. Bu deyrin cenûbunda zeyl esâsından bir ayn çıkar. Sehel şorcadır. Ammâ cemî‘i hukemâ muğlab eşribelere bundan halt ederler. Yedi sekiz amel eder. Ammâ beden-i insândan cemî‘i ahlâtı sürer, mu‘tedil-i sehel aynü'l-hayâtdır. Bu dahi Hazret-i Îsâ'nın mu‘cize-i bâhiresidir, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218a ·
metinde göster ·
… a bunda mâ’ide nâzil olup on iki havâriyyûnları ile tenâvül ederlermiş. Hâlâ bu
deyrin
mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içr …
Deyr-i Hayhûn nâm bir manastır vardır. Hâlâ içinde ruhbânları vardır. Hazret-i Îsâ bunda ibâdet etdüği bir deyr-i atîkdir. Hazret-i Îsâ'ya bunda mâ’ide nâzil olup on iki havâriyyûnları ile tenâvül ederlermiş. Hâlâ bu deyrin mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içre mahfûz durur. Ve mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra andadır muhakkak. Zîrâ bu Rûm kavmi Hazret-i Îsâ cemî‘i eşyâsın hıfz edüp sâ’ir ahvâlât mu‘cizelerin tahrîr etmişlerdir. Ve yine Ayn-ı Selvân'ın şarkında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a–Y220b ·
metinde göster ·
… hâlâ zamânımızda cümle sanâyi‘in kemâlin işler üstâd-ı kâmiller vardır. Ammâ bu
deyrin
kapusu revzenleri tâklarında olan san‘at-ı mermer-bür bir binâda yokdur. Gûyâ h …
Netîce-i kelâm bu vech-i arzda böyle bir vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir deyr-i kübrâ yokdur. Meğer Alman diyârında Beç şehri içinde İstifan manastırı ola. Ammâ bu andan musanna‘ ve müzeyyen deyr-i münakkaşdır. Cemî‘i der [ü] dîvârı eyle nakş-ı ibret-nümûndur kim hâlâ zamânımızda cümle sanâyi‘in kemâlin işler üstâd-ı kâmiller vardır. Ammâ bu deyrin kapusu revzenleri tâklarında olan san‘at-ı mermer-bür bir binâda yokdur. Gûyâ hıtâyî kâğıdı mıkrâs-ı lâ ile Fahrî oyması gibi mermer-i beyâz oymuşlar. Âdemin aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y222a ·
metinde göster ·
altı serâpâ zîr-i zemînlerdir. Yedi iklîm krallarından ve cemî‘i millet-i nasâr …
Ve bu deyrin altı serâpâ zîr-i zemînlerdir. Yedi iklîm krallarından ve cemî‘i millet-i nasârâdan gelen nezerâtlar bu deyr-i mu‘azzama içre ol kadar memlûdur kim bu kadar bin yıldan berü hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y222b ·
metinde göster ·
cânib-i erba‘ası niçe yüz zî-kıymet sandalîlerdir kim herbiri birer kralın ve b …
Ve bu deyrin cânib-i erba‘ası niçe yüz zî-kıymet sandalîlerdir kim herbiri birer kralın ve birer kefere-i kibârın yâdigârıdır. Ve şark cânibinde bir tâk altında Meryem Ana timsâli var, gûyâ Hazret-i Îsâ'yı âlem-i sabâvetinde dirâgûş eylemiş. Bu dahi gûyâ zî-rûh olup ümm-i rûhullâhdır. Ve gerdeninde olan incü-yi dürr-i yetîm ve la‘l yâkût ve elmâs beş Mısır hazînesi mâl var. Ve gûnâ-gûn heyâkiller var kim her biri birer kâfirelerin teberrüküdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
Ve bu mahalden nerdübân ile çıkup bir kapudan içeri girdik. Meğer bu
deyrin
imâreti imiş. İki yüz mikdârı pis ü nâ-pâk bî-idrâk sîneçâk aşbâzları var. Cüml …
Ve bu mahalden nerdübân ile çıkup bir kapudan içeri girdik. Meğer bu deyrin imâreti imiş. İki yüz mikdârı pis ü nâ-pâk bî-idrâk sîneçâk aşbâzları var. Cümle ta‘âmları perhîze müte‘allik ta‘âmlardır. Zî-rûh kısmı bu matbahda tabh olunmaz, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·
cümle binâları kalın kurşum örtülüdür. Kurşumun her bir kıt‘ası Q 95b tûlen v …
Ve bu deyrin cümle binâları kalın kurşum örtülüdür. Kurşumun her bir kıt‘ası Q 95b tûlen ve arzan dörder karışdır. İslâmbol rusâsı gibi üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi olur derler. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·