… ihatü'l-kitâb ile hatm-i kelâm edüp dest-i şerîflerinde yek pâre mücevher balık
dişinden
bir arka kaşağısı var idi, hakîre ihsân etdi.
"Bir aşr-ı Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle" deyü hitâb etdikde üstâdımız Evliyâ Efendi'den gördüğümüz üzre leyle-i Kadir'de Ayasofya-i Kebîr'de sûre-i En‘âm âhirinde kalup bism-i İlâh ile sûre-i A‘râf'ın ibtidâsından bed’ edüp iki yüz altı aded âyet-i şerîfi savt-ı a‘lâ ile on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîb üzre itmâm edüp ba‘de'd-du‘â Sultân Osmân'ı ve pederi Sultân Ahmed'i ve Âl-i Osmâniyân'ın selâtîn-i seleflerinin rûh-ı şerîflerin yâd edüp savâb-ı Kur’ân-ı azîmi rûhlarına hibe eyleyüp Fâtihatü'l-kitâb ile hatm-i kelâm edüp dest-i şerîflerinde yek pâre mücevher balık dişinden bir arka kaşağısı var idi, hakîre ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
… rı la‘l u yâkût ve la‘l-i Bedahşân ile müzeyyen olup incüden şebekeler ve balık
dişinden
müşebbek tarabızonlar ile tezyîn olmuş dekâkînler imiş, ammâ şimdi hemân bir şâ …
Der-fasl-ı çârsû-yı bâzâr [u] bezzâzistân: Bu Ortahisâr içre hepsi üç yüz elli aded ehl-i hıref dükkânlarıdır. Gerçi bezzâzistânı harâbdır, ammâ bu şehir içre her ne gûne zî-kıymet tefârûk istesen mevcûddur. Süleymân Hân asrında bu sûk-ı sultânî bezzâzistânıyla ol kadar ma‘mûr u müzeyyen imiş kim cemî‘i dükkânları la‘l u yâkût ve la‘l-i Bedahşân ile müzeyyen olup incüden şebekeler ve balık dişinden müşebbek tarabızonlar ile tezyîn olmuş dekâkînler imiş, ammâ şimdi hemân bir şâhrâhın yemîn ü yesârında tertîb üzre binâ olunmuş sâde-rû dükkânlardır. Cümleden müzeyyeni attârlar çârsûsu. Ve berberlerin dükkânları gâyet müzeyyen dükkân-ı Süleymânîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
… htimâli olmaduğundan mâ‘adâ kuş kemiğinden ve âdem kemiğinden balık dişi ve fîl
dişinden
ve'l-hâsıl cemî‘i ahşâbâtdan ustolniler, ya‘nî iskemleler vardır.
Ve bunda olan niçe bin Mısır hazînesi mâl değer gûnâ-gûn putlar ve niçe kerre yüz bin aded musanna‘ âvîzeler var kim her biri birer diyâr krallarından ve her biri birer üstâd-ı kâmillerden gelmiş maslûbât âvîzeler var ve ol kadar bin altun ve gümüş ve murassa‘ kanâdîller ve şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdân ve micmereler var kim görenin aklı gider. Ammâ bu deyr döşeli değildir. Cümle bâlâda tahrîr olunan ahcâr-ı gûnâ-gûn-ı mütenevvi‘alar ile füsûs-kârî ruhâm-ı ibret-nümûndur kim her bir taşı kuş gözü gibi gûnâ-gûn nukûş-ı garîbeler ile mefrûş deyr-i kebîrdir. Cânib-i etrâfında cümle üç bin aded iskemlelerdir kim Cenâb-ı Allâh bu rûy-ı arzda ne kim halk etdi ise cümle mevcûdâtdan musanna‘ iskemleler var kim her biri birer kral-ı dâllin ve birer a‘yân-ı pür-melâlin hayrâtlarıdır. Üzerlerinde cemî‘i küffârlar oturup zu‘m-ı bâtıllarınca âyîn-i Îsâ edüp ibâdet ederler. Hatta bu deyr içre mezkûr iskemlelerin cümlesi birbirine benzemek ihtimâli olmaduğundan mâ‘adâ kuş kemiğinden ve âdem kemiğinden balık dişi ve fîl dişinden ve'l-hâsıl cemî‘i ahşâbâtdan ustolniler, ya‘nî iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60a ·
metinde göster ·
… e Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık
dişinden
ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve m …
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘ ve murassa‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cümle ma‘âdin ve ahcâr [u] eşcârâtdan ve her nevâdirât eşyâlardan birer gûne murassa‘ iskemleler vardır, ammâ üç yüz altmış altı adedi kralın kendüye mahsûs ustolnileridir, mâ‘adâsına vüzerâları ve banları ve hersekleri ve şag ve irşekleri oturur. Ammâ cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim her birine nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mercândan ve yeşim ve balgamî ve akîk-i Yemenî ve Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık dişinden ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve moran ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümürrûdden iskemleler var kim her biri birer kral yâdigârları ve her biri birer üstâd-ı kadîm kârları ve her diyârın kralları hedâyâlar gönderüp bu eyvân-ı kisrâ tahtlarıyla ârâste ve revzenler ve dervezeler ile pîrâste olmuş vâcibü's-seyr sarây-ı vâlâdır. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile kral bir rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ taht üzre pâdişâhâne cülûs ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b–68a ·
metinde göster ·
… -çerde esîrler getirüp her esîrden birer altun ve her cemelden bir guruş ve fîl
dişinden
beşer guruş ve gergerdân boynuzundan onar guruş bâc alup hayli mâl tahsîl eder. …
Bu dahi Ebü'l-kabâbıt oğlu oğullarından Melik Lût binâsıdır. Defterhâne-i dehlîz-i Circe'de şehr-i Menîfülût nâmiyle mastûrdur. Galat-ı meşhûr evlâ olmağile efvâh-ı nâsda şâyi‘ olduğu üzre Manfalût derler, sebeb-i tesmiyesi oldur. Circe hükmündedir. Ammâ hükûmet-i azîm ve bender şehr-i kadîm olmağile Mısır vezîri mîrlivâ-i Mısır'ın bir eşbehine hil‘at-ı fâhire geydirüp ihsân eder. Hattâ zamânımızda musâhib paşa çırâğı Ahmed Beğ'e sadaka olunup beş yüz tevâbi‘iyle ve Mısır'ın yedi bölük mustahfızân askeriyle yedi yüz on aded kurâlardan iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi (---)(---) erdeb gılâl anbâr-ı Yûsufî tahsîl edüp mâlı fod eder ve kendüye yüz kîse ba‘de'l-harcı ve'l-masârıf hayr eder. Zîrâ Berberistân ve Fûncistân ve Sûdân ve Elvâhât vilâyetlerinden gelen niçe bin cellâbe ta‘bîr etdikleri kara tüccârlar niçe kerre yüz bin deve ve niçe bin tavâşî ve gayrı siyâh-çerde esîrler getirüp her esîrden birer altun ve her cemelden bir guruş ve fîl dişinden beşer guruş ve gergerdân boynuzundan onar guruş bâc alup hayli mâl tahsîl eder. Böyle memerr-i nâs yeri bir şehr-i derbend-i calenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366b ·
metinde göster ·
… lar eylediler. Ammâ ellerinde Arab u Acem ve Rûm tarzı çalpâreleri yok idi; fîl
dişinden
kâğız gibi ince ince biçmişler, beş on dânesi bir yerde kınnâb ile bağlı çalpâr …
Anı gördük: İbtidâ on aded hânende ve sâzendeler gûnâ-gûn sâzları ile melik serâperdesi önünde lehce-i mahsûsaları ile rehâvî fasılları edüp hengâme dâyirelerine velvele verüp altı aded rakkâs gulâmân-ı mâh-ı tâbân, biri esmerü'l-levn Hindî-pîçe, biri kâkülleri perîşân Freng-pîçe, biri ahmerü'l-vech Sûdânî-pîçe, biri bir perîzâd; bu dörd aded âdemîzâd zerdûz eteklikler ile huzûr-ı melikde çerh urup eyle cevelân raks etdiler kim gûyâ çerh-i felek gibi deverân edüp gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar ve dilnüvâzlıklar eylediler. Ammâ ellerinde Arab u Acem ve Rûm tarzı çalpâreleri yok idi; fîl dişinden kâğız gibi ince ince biçmişler, beş on dânesi bir yerde kınnâb ile bağlı çalpâre yerine anlar ile ellerinde şıkırdadup raks ederler kim Y 419b makdûr-ı beşer değildir. Hâsıl-ı kelâm cümle evza‘ların bir bir tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419a–Y419b ·
metinde göster ·