… ı Veli Ağa kadırgasına süvâr olduk. Ale's-sabâh başdarda-i pâdişâhîde filandıra
dikilüp
vakt-i zuhrda top-ı rıhlet atılup iş bu bin elli (---) nının (---) günü,
Evsâf-ı kal‘a-i gevher-pâ Anapa : İskender-i Zülkarneyn, sedd-i Ye‘cüc'ü binâ etmeğe emr-i Hak ile giderken bu mahalle uğrayup âb [u] hevâsından ve sayd [u] şikârgâhından hazz edüp bu Karadeniz'in kenarında bir püşte-i vâsi‘ üzre bu kal‘ayı bir senede tıraş olmuş mücellâ seng-i gûnâ-gûn ile şekl-i muhammes bir Şeddâdî kal‘a-i zîbâ edüp sarây-ı hâssının dîvânhânesinde ayak altına la‘l ve yâkût ve zümrüd ve zeberced ve pîrûze ve cebelü'l-lakım (?) ve sadef ve akîk-i Yemenîler döşeyüp tezyîn etdiğiyçün kal‘a-i gevher-pâ-yı Anapa deyü tevârîhlerde mestûrdur. Ba‘dehû Ceneviz kralının tahtgâh-ı darü'l-bevârı olup behişt-âsâ ma‘mûr etdi. Andan sene (---) târîhinde Timur-ı bî-nûr Irak-ı dâdyânı ve şehr-i Heşdek'i ve Alatur ve Kazan'ı ve'l-hâsıl yedi yüz pâre şehr-i azîmleri harâb u yebâb etdükde Kırım diyârında Tohtamış Hân üzre gelirken bu Anapa kal‘asının varoşun harâb u yebâb edüp ancak kal‘ası kaldı. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vezîria‘zamı {Gedik Ahmed Paşa} donanma-yı hümâyûn ile Kefe Kal‘ası fethine gelirken deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı Ceneviz küffârı elinden feth edüp içine asker kodu. Abaza ile Çerkes kavmi hudûdu tamâm olduğu burunda Karadeniz kenarında bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i metîndir. Lâkin içinde âdemî-zâtdan kimse yokdur. Bir kaç kerre Tün Kazağı harâb etmişdir, ammâ taşrasında, aşîret-i Suğake kavminden yüz elli mikdârı sazdan evleri vardır, bu köye Kabak ta‘bîr edeler. Bu kal‘anın cânib-i şimâli Anapa dağlarıdır. Karadeniz'den aşağa giden gemiler bu dağları özleyüp Azak'a Kazak'a giderler, ulu dağlardır ve bu kal‘a ol kadar musanna‘dır kim gûyâ henüz mi‘mar [u] mühendis elinden çıkmışdır. İçinde Şuğake kavminin koyunları ve keçileri kışlar. Bu mahal Özdemiroğlu Osmân Paşa tahrîri üzre Kefe eyâletinde Taman sancağı hükmünde voyvodalıkdır. Şuğake kavmi harbe ucuyla öşr verir, üç bin mutî‘ şeklinde âsîlerdir. Beğlerinin ismi (---). Bu kal‘anın bir kapulu liman-ı azîmi var kim bin pâre gemi birer iplik ile bağlanup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn liman-ı kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i edvârında böyle liman yokdur, meğer Balıklava limanı ola. Küffâr asrında bu limândan bir gûne incü çıkarmış. Hâlâ sadefleri leb-i deryâda nümâyândır. Anınçün bu kal‘aya Gevher-kân derler. Ve hâlâ her sene Rus-ı menhûs bu limanda lenger-endaht edüp bî-bâk ü bî-pervâ ikâmet edüp gavvâslık ederek incü sadefleri çıkarırlar. Eğer bu kal‘a ta‘mîr u termîm olup mükemmel cebehânesiyle kul konsa cemî‘î Abaza ve Çerkezistân diyârların mutî‘ [u] münkâd edüp harâc-güzâr edüp eyâlet etmek emr-i sehldir. Zîrâ Çerkezistân'da olan Nogay dahi yağları metâ‘ların bu limana getirüp bender-i azîm olup gümrük hâsıl olurdu. Bir cây-ı menâs liman-ı azîmdir. Hakîr bu Anapa kal‘ası limanında Gönye yeniçeri ağasıyla yatarken Karadeniz'den donanma-yı hümâyûn nümâyân olup rûy-ı Bahr-i siyâh bâdbân-ı keştî ile zeyn olmuş. Temevvüc-i deryâ ile hikmet-i Hudâ vakt-i zuhrda bizim sâkin olduğumuz Anapa Limanı'na demir bırağup 259b üç gün ikâmet edüp cemî‘î gerüde olan bârçalar dahi gelüp derûn-ı limanda kayd-ı lenger edüp üç günde cümle keştîler sulandı. Gönye ağasıyla hakîr yeniçeri ağası kâ’immakâmı (---) Ağa'ya ma‘an buluşup cüz’î ve küllî hedâyalar verdik. Andan hakîr serdâr-ı mu‘azzam Deli Hüseyin Paşa'ya varup dest-bûs edüp hakîre bir hayme ve ta’yînât ve bahşîş ihsân edüp mü’ezzin-i enderûn zümresine ilhâk edüp kethüdâsı Veli Ağa kadırgasına süvâr olduk. Ale's-sabâh başdarda-i pâdişâhîde filandıra dikilüp vakt-i zuhrda top-ı rıhlet atılup iş bu bin elli (---) nının (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259a–259b ·
metinde göster ·
… bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler
dikilüp
ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli g …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… ahi asâkir-i İslâm alınup ve cümle gemiler sulanup başdardade filandıra bayrağı
dikilüp
ve bir top-ı irtihâl atılup üçüncü topda avanta-lenger edüp nefîr-i rihâllar ça …
Menzil-i kal‘a-i Gelibolu : Bunda cümle keştîler lenger-endaht olup kal‘adan hoş geldin topları ve cümle donanma keştîlerinden selâmet topları şâdmânı olup cümle guzât-ı müslimîn Gelibolu tershânesine çıkup herkes işgâline meşgûl olup elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tırabulus kalyonlarına Rûmeli askerinin me’mûr olanların kodular. Ve karşu Anadolu cânibinde Çârdâk nâm iskeleden sefere me’mûr olan Anadolu ve Şâm ve Haleb ve gayrı on bir eyâlet askerleri cümle keştîlere me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bir gün bir gicede mâl-â-mâl olup ikinci günde yine bir yaylım top u tüfenk şâdmânları olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenkden deryâ vü âsumân dir dir ditreyüp ve cümle asker müstavfâ sulanup mâh-ı mezbûrun (---) günü muvâfık eyyâm ile cümle keştîler kartal kanadı bâdbânların küşâde kılup kal‘a-i Bozcaada önünden ubûr ederek ol gün on pâre perâkende firkate ile Karabatak ve İnebahtılı Durak ileri gidüp onar mil ba‘îd karavulluk ve kulağuzluk ve kolluk etmeğe me’mûr olup hil‘at-i fâhireler ihsan olundu. Ve edâ-yı hizmetden sonra Tershâne-i âmire beğliği ihsân olunmak ta‘ahhüd olunup ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-endâz olup üç gün meks olundu. Bunda dahi asâkir-i İslâm alınup ve cümle gemiler sulanup başdardade filandıra bayrağı dikilüp ve bir top-ı irtihâl atılup üçüncü topda avanta-lenger edüp nefîr-i rihâllar çalınup andan yine muvâfık eyyâm ile ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-i ikâmet bırağılup asker alınup sulanup andan cezîre-i İstendil, bizim adalar içinde Venedik kâfirinin cezîresidir, anın ceneralinden serdâra hedâyâlar gelüp aslâ ana nazar etmeyüp ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270a ·
metinde göster ·
… âb-ı hayât nehr-i azîmi bu liman içre deryâya mahlût olur, üçüncü gün filandıra
dikilüp
göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr yelken çık …
Evsâf-ı kal‘a-i Anavarin : Mora cezîresinde liman-ı azîmdir ve iki kal‘ası vardır, biri aşağı liman ağzı kayalarında, biri evc-i âsumâna berâber kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Bunda lenger-i ikâmet bırağılup fi'l-hâl donanma-yı hümâyûnun batîü'l-hareke olan on pâre tershânenin çakal gemilerini boşaldup cümle levâzımât, mühimmât, cebehâne ve askerîsini ve kürekçilerin gayrı gemilere yerleşdirüp sulanup gayrı tedârikler görürken bu Anavarin limanına karîb Venedik kâfirinin cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefelonyoz ceneralleri barud ve gülle ve kurşum ve gayrı çuka ve kumaş ve akmişe-i fâhireler ile niçe gûne hedâyâlar getirüp serdâr-ı mu‘azzama buluşup "Gazânız mübârek ola" dediler. Ammâ murâd [u] maksûdları çâşıtlık idi. Gördüler kim Osmânlının seferi Malta üzerine olduğuna itmînân-ı kalb hâsıl edüp cezîre-i dârü'l-bevârlarına avdet etdiler. Bu limanda dahi Mora ve Arnavudluk şehbâzlarından üç bin asker-i güzîde dahi gemilere ıskarça olup cümle mücâhidü fî-sebîlillah cemî‘î levâzımâtların görüp sulanup, âb-ı hayât nehr-i azîmi bu liman içre deryâya mahlût olur, üçüncü gün filandıra dikilüp göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr yelken çıkup sehl engine çıkup Karabatak ve Kapudan Durak nâmân kulağuzların on aded uçkun firkateleri beşer altışar mil ileride giderken Malta cânibine müteveccih olup cümle asker-i İslâm bildiler kim donanma-yı hümâyûn Malta'ya gider. Hemân kim vakt-i zuhr olunca ol deryâ-yı bî-emânın ortasına varınca hemân Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa başdarda-i hümâyûn ile tarfetü'l-ayn içre girüye dönüp geldikleri yola inân-ı dümeni çevirüp "Kaşka alavanta" deyüp başdardaden orsa filandıra ve bayraklar dikilüp kürek rebaçsası ve yelken ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca hemân Çuka cezîresi kal‘asının cânib-i erba‘asından işâret âteşleri ve işâret topları atılmağa başladı, fi'l-hâl anı ubûr edince vakt-i gurûb olup andan ol şeb-i muzlimde cümle cezîre-i Girid âteş-i Nemrûd ile çırâğân olup vakt-i Şâfi‘î'de Bismillah ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b ·
metinde göster ·
kürek rebaçsası ve yelken ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca h …
Evsâf-ı kal‘a-i Anavarin : Mora cezîresinde liman-ı azîmdir ve iki kal‘ası vardır, biri aşağı liman ağzı kayalarında, biri evc-i âsumâna berâber kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Bunda lenger-i ikâmet bırağılup fi'l-hâl donanma-yı hümâyûnun batîü'l-hareke olan on pâre tershânenin çakal gemilerini boşaldup cümle levâzımât, mühimmât, cebehâne ve askerîsini ve kürekçilerin gayrı gemilere yerleşdirüp sulanup gayrı tedârikler görürken bu Anavarin limanına karîb Venedik kâfirinin cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefelonyoz ceneralleri barud ve gülle ve kurşum ve gayrı çuka ve kumaş ve akmişe-i fâhireler ile niçe gûne hedâyâlar getirüp serdâr-ı mu‘azzama buluşup "Gazânız mübârek ola" dediler. Ammâ murâd [u] maksûdları çâşıtlık idi. Gördüler kim Osmânlının seferi Malta üzerine olduğuna itmînân-ı kalb hâsıl edüp cezîre-i dârü'l-bevârlarına avdet etdiler. Bu limanda dahi Mora ve Arnavudluk şehbâzlarından üç bin asker-i güzîde dahi gemilere ıskarça olup cümle mücâhidü fî-sebîlillah cemî‘î levâzımâtların görüp sulanup, âb-ı hayât nehr-i azîmi bu liman içre deryâya mahlût olur, üçüncü gün filandıra dikilüp göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr yelken çıkup sehl engine çıkup Karabatak ve Kapudan Durak nâmân kulağuzların on aded uçkun firkateleri beşer altışar mil ileride giderken Malta cânibine müteveccih olup cümle asker-i İslâm bildiler kim donanma-yı hümâyûn Malta'ya gider. Hemân kim vakt-i zuhr olunca ol deryâ-yı bî-emânın ortasına varınca hemân Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa başdarda-i hümâyûn ile tarfetü'l-ayn içre girüye dönüp geldikleri yola inân-ı dümeni çevirüp "Kaşka alavanta" deyüp başdardaden orsa filandıra ve bayraklar dikilüp kürek rebaçsası ve yelken ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca hemân Çuka cezîresi kal‘asının cânib-i erba‘asından işâret âteşleri ve işâret topları atılmağa başladı, fi'l-hâl anı ubûr edince vakt-i gurûb olup andan ol şeb-i muzlimde cümle cezîre-i Girid âteş-i Nemrûd ile çırâğân olup vakt-i Şâfi‘î'de Bismillah ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b ·
metinde göster ·
… bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları
dikilüp
derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" …
Lisân-ı Ekrâdda Şuşik, kal‘ası olduğu kûh-ı bülendin ismidir. Lâkin bânîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i hisârdan bir top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kurulup hemân ol sâ‘at kal‘a muhâsara olunup zîr u bâlâ olan kemîngâhlarında guzât-ı müslimîn meterise girüp tüfenkleşmeğe başlandıkda hemân kal‘adan bir yaylım top bir yaylım tüfenk atup yetmiş âdem bir tahtdan şehd-i şehâdet câmın nûş edüp dâr-ı berînde karâr etdiler. Hemân Serdâr Seydî Ahmed Paşa var kuvveti bâzûya getirüp niçe yüz iş eri olan mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın cânib-i şarkîsinde havâle-i ba‘îdeler üzre koyup siperler ardından derûn-ı kal‘aya bir yaylım top urunca bi-emrillah derûn-ı kal‘ada Şuşik beğinin ammîzâdesi Çendedân Şücâ‘ Beğ'e top güllesi isâbet edüp ol ân mürd olup kal‘a içre bir velvele kopdu ve cânib-i erba‘adan guzât-ı müslimîn kal‘anın der-i dîvârının rahnedâr yerlerinden ankebût-vâr resen-bâzlar gibi birer vecihle kal‘aya tırmaşmağa başladılar. Hulâsa-i kelâm bir gün bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları dikilüp derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Ol ân Serdâr Seydî Ahmed Paşa kal‘a altına başbölükbaşıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağasıyla kal‘a kapusuna varup kal‘adan taşra yedi aded nâmdâr Kürd beğleri rehn çıkup "Bu gice beğimiz Mustafa Beğ kal‘adan kemend-i hîle ile nüzûl edüp Acem'e firâr etdi" dediler. Der‘akab Serdâr Seydî Ahmed Paşa bu dürûğ kelâma i‘timâd etmeyüp "Tiz beğiniz bulun, yohsa sizin yediniz dahi kelle paça edüp Erzurûm vezîri Mehemmed Paşa hâlâ Hınıs kal‘asındadır, anâ gönderirim" deyü bu yedi âdemi kayd-bend edüp kal‘a içine ale'l-gafle yedi yüz âdem koyup Şuşik beğinin sarâyında cümle emvâl [u] erzâkın kabza-i tasarrufa alup cümle Ekrâd eşkiyâların taşraya sürüp cümle âlât-ı silâhların alup üç bin tüfenk ve altı bin kılıç ve gayrı âlât-ı silâh cem‘ olup mâh-ı (---) minde kal‘a feth olup efendimiz Mehemmed Paşa'ya müjde etdiler. Ol gün kal‘ada bang-i Muhammedî tilâvet olunup kal‘a içine iki bin tüfenk-endâz kondu ve azîm top u tüfenk şâdmânîleri olup tâ Acem'e varınca Şuşik beğinin ili vilâyeti nehb u gâret olunup niçe kerre yüz bin koyun ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre kalkup "Hey demirayak paşa! Endek hâlime merhamet et. Gelin bir danışığım vardır diyem" deyüp cellâd amân verdi. "Vallah ve billah Şuşik beği çaşt çağı kal‘a-i Mekü'ye gelüp Acem hânına câr düşdü. Henim kal‘ada mahbusdur" deyince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve Malâzcird Beği Mehemmed Beğ ile cümle üç bin asker Mekü kal‘asında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a ·
metinde göster ·
Hânın bu bâğ sarâyının haremi tarafında bir tirkeş oku menzili tûlen ve arzen bir hadîka-i Rıdvân var kim eğer deryâlar mürekkeb ve cemî‘i ağaçlar kalem ve cemî‘i hattâtlar cem‘ olup bu bâğın tavsîf [u] temdîhinde deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr edemeyeler. Ancak cemî‘i eşcâr-ı müsmirrâtları tertîb üzre dikilüp cümlesi meyân-beste dilber gibi bâd-ı sabâ te’sîrinden hırâmânî hırâmânî hareket ederler. Hemân hurma ve hummeyz ve muz ve serv yokdur. Yohsa cemî‘i eşcârât-ı gûnâ-gûn mevcûddur. Hatta ba‘zı pûçe ve kûşelerde limon ve turunc fidanları vardır. Vakt-i şitâda keçeler ile pinhân ederler. Ve bu hıyâbânda gûnâ-gûn ibret-nümâ vâcibü's-seyr kasr-ı âlîler var kim her biri birer hazîneye olmaz mülûkâne kasr-ı Havernaklar vardır. Hatta bir kasrın tarz-ı tavrı bir kasırda yokdur. Her biri birer diyârın üstâdları kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
Bu hâl-i pür-melâl üzre derûn-ı kal‘adan feryâd [u] figânlar evce urûc edüp anı gördük, kal‘a kapusu üzre bir beyâz vere bayrağı dikilüp paşanın tarafından mu‘temedün aleyh âdemler ricâ eylediler. Derhâl Yûsuf Kethudâ ve Van kulu ağalarından Demircioğlu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra rehin verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve bây [u] gedâları tîğ ü kefen ber-gerden gelüp envâ‘-ı tazarru‘ ve tezellül birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra evlerine revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber-keşân paşanın serâperdesi önüne getürürken cümlesi hayâtdan me’yûs ve hâlât-ı memât ile me’nûs olup cümlesi paşanın serâperdesi önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın kalbine bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
… ytanat ile ceng etmede. Hemân kal‘adan yedi sekiz yüz orsa sancak ve bayrakları
dikilüp
beş altı yerden gûnâ-gûn mehterhâneler döğülürken el-azametullâh kal‘a ensesind …
Anı gördüm. Tarfetü'l-ayn içre Tatar askeri kal‘a ensesine geldi. Yine küffâr gûnâ-gûn hîle vü şeytanat ile ceng etmede. Hemân kal‘adan yedi sekiz yüz orsa sancak ve bayrakları dikilüp beş altı yerden gûnâ-gûn mehterhâneler döğülürken el-azametullâh kal‘a ensesinden bir kerre Akkirmân ile Paşa askeri Allâh Allâh sadâsına rehâ buldurup gelince derûn-ı kal‘adan gülbâng-ı Muhammedî çekilüp taşrada asker-i İslâm dal-sâtûr-ı Muhammedî ile küffâr içine aç kurd koyuna ve aç koyun tuza seğirdir gibi seğirdüp der-ceng-i evvel cümle asker kal‘ayı ihâta edüp kâfire kılıç urmağa başlayınca hemân kal‘a-i Hasan Paşa altından Nigebolı ve Silisre alaybeğleri dahi atlanup kal‘a kapuları dahi açılup derûnunda olan fetâlar cenge kaynaşdılar, ammâ hakîr minârede fethhân idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… mle burc [u] bârûlarına ale's-sabâh filandıra bayraklar ve sancaklar ve alemler
dikilüp
gülbâng-ı Muhammedîler bedenler üzre çekilüp ancak bir aded şâhâne top atup yev …
Derûn-ı hisârda ancak dizdâr ve kethüdâ ve imâm hâneleri ve buğday anbârı ve cebehânesi ve birkaç neferât hâneleri var, gayrı şey yokdur, ammâ bu kal‘ada bir hoş kanûn vardır kim âyîn-i Bâyezîd Hân'dır. Cum‘a gün feth olmak ile hâlâ her cum‘a günü kal‘anın cümle burc [u] bârûlarına ale's-sabâh filandıra bayraklar ve sancaklar ve alemler dikilüp gülbâng-ı Muhammedîler bedenler üzre çekilüp ancak bir aded şâhâne top atup yevm-i cum‘a idiği andan ma‘lûm olur acâ’ib kanûn-ı Bâyezîd Hân'dır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b ·
metinde göster ·
Bu haber-i mûhişden sonra ertesi gün cümle guzât ke'l-evvel cenge âmâde olup "Çatalbaş Paşa tarafından lağımlar atılır" deyü her tarafdan ceng tablına turralar urulup lağım atılmasına cümle guzât müterakkıblar iken hamd-i Hudâ işbu sene 1071 mâh-ı (---) gününde kal‘a kapusu üzre beyâz vere bayrakları dikilüp "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp, sulha rağbet edüp amân dilediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125b ·
metinde göster ·
Her yevm-i Cum‘ada bu tabyalar üzre fılandıra ve alem ve bayraklar
dikilüp
her birinin nevbetçileri du‘â vü senâlar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilir. Ve h …
Her yevm-i Cum‘ada bu tabyalar üzre fılandıra ve alem ve bayraklar dikilüp her birinin nevbetçileri du‘â vü senâlar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilir. Ve her tabyaların ka‘r-ı zemînde olan esâsı kayalar üzre olup cümle temelleri altı boşdur. Hattâ "Muhâsarada lağım gelmesin" deyü bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri serâpâ sokak sokak boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tabya ve ebrâclarıyla gûyâ inci gibi beyâz ve mücellâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
bi-fazlillâhi Ta‘âlâ sene 950 Muharrem'inin yigirmi beşinci gün kal‘a-i Üstürgo …
Hulâsa-i kelâm yedi gün yedi gece küffâra göz açdırmayup kal‘anın burc [u] bârûları sademât-ı top-ı kûpdan hâke berâber olup derûn-ı hisârda olan irşek taşra çıkup rikâb-ı hümâyûna yüz sürdükde dendân-ı bedenler üzre beyâz amân bayrakları dikilüp bi-fazlillâhi Ta‘âlâ sene 950 Muharrem'inin yigirmi beşinci gün kal‘a-i Üstürgon amân ile feth olup hamd-i Hudâ zamîme-i kılâ‘-ı ehl-i İslâm olup derûn-ı hisârda olan kefereler lâşe-i murdârların meşâdlarından ve deyr-i azîmelerinden çıkarup araba araba yükledüp dârü'l-fücûrlarına seg ber-sahrâ gidüp ba‘dehu Kızılelma deyrini mülevvesât-ı müşrikînden pâk edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
ardınca vezîria‘zam askeri sökülüp alay alay cümle guzât mûr mâra üşer gibi üşü …
Çûn vakt-i seher olunca yine fermân-ı vezîr üzre toplar atılup cümle guzât karılup katılup bir kara tuman içinde cümle guzât "Allâh Allâh" deyüp dal tîğ-i uryân birbirleri ardlarından kesilmeyüp ân-ı vâhidde ibtidâ yeniçeri bayrağı kal‘anın dîvârı üzre dikilüp ardınca vezîria‘zam askeri sökülüp alay alay cümle guzât mûr mâra üşer gibi üşüp kal‘anın cümleden dendân-ı bedenleri ve tabyaların zabt edüp kâfirin meterisleri içine girüp zabt ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… rmi birinci bâzârertesi gün Vezîria‘zam kolunda Beç kapusu üzre beyâz bayraklar
dikilüp
"El-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" deyü vere ile kal‘ayı verdiler
İşbu sene 1074 Saferü'l-muzafferinin yigirmi birinci bâzârertesi gün Vezîria‘zam kolunda Beç kapusu üzre beyâz bayraklar dikilüp "El-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" deyü vere ile kal‘ayı verdiler
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
durur nerdübânları var. Kaçan kim küffârın bir bednâm günlerinde bu erganonu ça …
Ve bu körüklerin yanlarında tûlânî dikilüp durur nerdübânları var. Kaçan kim küffârın bir bednâm günlerinde bu erganonu çalmak murâd edindiklerinde bu erganon ilminde mâhir üstâd-ı kâmil sâhir kefereler var kim her biri kavl-i edvâr kitâbı üzre ilm-i mûsîkârda Ferîdü'd-dehr olup gûyâ her biri Feysagores-i Tevhîdî ve Abdullâh-ı Fâryâbî ve Gulâm Şâdî ve Hüseyin Ba[y]kara mertebesinde üstâdlar gelüp bu erganon bisâtlarının çarhlarını ve burguların burup ve cemî‘i mizmarât zemaratları kurup {mezkûr} körükleri çekmeğe başlarlar, ammâ bu körüklerin yanlarında olan nerdübânlardan tavâşî Nemse gulâmları çıkup âmâde dururlar. Kaçan kim körüklerin üst tahtası nihâyetine çıkup aşağı enerken hemân tavâşî gulâmlar nerdübânlardan enüp körüklerin tahtalarına binüp körükler ile aşağı bile enerken körüklerden bir gûne rîh-ı sarsar zâhir olur kim hakkâ cemî‘i sâzları sarsup her sâzdan birer gûne sadâ zâhir olup istimâ‘ olunur kim işiden âdemler vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60a ·
metinde göster ·
… up cümle sokaklar vâsi‘ olduğundan mâ‘adâ çârsû-yı bâzârları içre üzüm asmaları
dikilüp
cemî‘i şâhrâhlar münakkaş çadır gibi zeyn olup aslâ âfitâb-ı âlemtâbın şiddet-i …
Evvelâ bu Resime kal‘asının cümle imâret-i âbâdânları bu aşağı varoşda olup cümle sokaklar vâsi‘ olduğundan mâ‘adâ çârsû-yı bâzârları içre üzüm asmaları dikilüp cemî‘i şâhrâhlar münakkaş çadır gibi zeyn olup aslâ âfitâb-ı âlemtâbın şiddet-i harâret-i tâb-ı tüvânı bu bâzâr-ı hüsn içre bey‘ [u] şirâ eden benî âdemlere te’sîr etmez, gûyâ bir koyağistân-ı İremdir. Ve bir kumsal zemîn olmağile eyyâm-ı şitâda aslâ çamur olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… un" deyüp sulh [u] salâh ile kal‘anın cânib-i erba‘asında vere beyâz bayrakları
dikilüp
asâkir-i İslâm içinde bir sürûr [u] şâdımân oldu, ammâ mel‘ûn kâfir böyle ricâ …
"Es-sulhu hayrun" deyüp sulh [u] salâh ile kal‘anın cânib-i erba‘asında vere beyâz bayrakları dikilüp asâkir-i İslâm içinde bir sürûr [u] şâdımân oldu, ammâ mel‘ûn kâfir böyle ricâ etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
cemî‘i guzât-ı müslimîn meydân-ı Arasât'da benî âdem Sûr-ı İsrâfîl günü nice ye …
Cümle ağavât rehin ağalar ve paşalar ile hakîr içeri kal‘aya girdikde sümme elhamdü lillâh tarafeynden ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl men‘ olup ortalık âsûde-hâl olup top ve tüfeng ve kumbaraların sıyt u sadâları münkatı‘ cümle mahlûk-ı Hudâ emn-i râhatda olup tekrâr kal‘a dîvârlarının tabyalarına ve cümle ebrâclarına tekrâr beyâz bayraklar dikilüp cemî‘i guzât-ı müslimîn meydân-ı Arasât'da benî âdem Sûr-ı İsrâfîl günü nice yerden çıkarsa cümle guzât dahi üçüncü yıldan sonra meteris yerlerinden baş gösterü[p] çıkdıklarında cümle secde-i Sübhân edüp guzât-ı müslimînlerin mürde dilleri hayât buldular. 303b Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a–303b ·
metinde göster ·
… rken hemân âmedânî Kızıltabya üzre bir küçücük kırmızı Kızılelma papası bayrağı
dikilüp
kal‘a içinde bir Yajuj ve gırîv ü feryâd sadâsı içre bir yaylım top ve tüfeng s …
"Şimdi kadırgalarımıza ceneralimiz ve beğzâdelerimiz ile binüp gideriz" derken hemân âmedânî Kızıltabya üzre bir küçücük kırmızı Kızılelma papası bayrağı dikilüp kal‘a içinde bir Yajuj ve gırîv ü feryâd sadâsı içre bir yaylım top ve tüfeng sadâsı şenliği olup dendân-ı bedenler üzre bir küffâr görünmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
ilâ hâze'l-ân her biri ecv-i âsımâna kad keşân olup her bir dırahtın berk-i zıl …
Der-fasl-ı mesîregâh-ı müferrehât: Cümle kırk yerde teferrücgâh ferahfezâları vardır, ammâ Salona kapusundan taşra leb-i deryâda bir vâsi‘ fezâda niçe yüz aded çınâr bîd-i ser-nigûn dıraht-ı müntehâlar tertîb üzre selef kralları asrında dikilüp ilâ hâze'l-ân her biri ecv-i âsımâna kad keşân olup her bir dırahtın berk-i zıll-ı himâyelerinde onar bin koyun sâyelenüp âslâ zemîne âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı düşmeyüp hemân koyah-ı hıyâbân-ı Acem gibi bir mesîregâh yerdir kim Rûm ve Arab u Acem seyâhâti içre İnebahtı'nın Subaşı ârâmgâhı meşhûr-ı âfâkdır. Bu mahalde cümle üç yüz adım karîb su değirmenleri var kim bu dahi bir teferrücgâh-ı ferahfezâ yerdir. Cümle şehrin âb-ı hayât suları bu mahalde kayalardan çıkup niçe yüz değirmenlere taksîm olup cümle şehrin imâretlerine gider, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… zârlar içre dıraht-ı müntehâ çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve asma ağaçları
dikilüp
sâyeleri gûyâ koyağ-ı hıyâbân-ı Acem olup vakt-i seherde ve vakt-i asrda cemî‘i …
Evvelâ iç kal‘ada Arslan Paşa câmi‘inin kayası burnundan cenûb tarafına tâ Yûsuf Ağa câmi‘i kurbunda Bayır mahallesi ucuna varınca bu şehrin enniliği iki bin iki yüz adımdır. Bunun dahi yolları cümle kumsaldır. Ve mezkûr şâhrâhların câ-be-câ yerleri vâsi‘ olup çârsû-yı bâzârlar içre dıraht-ı müntehâ çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve asma ağaçları dikilüp sâyeleri gûyâ koyağ-ı hıyâbân-ı Acem olup vakt-i seherde ve vakt-i asrda cemî‘i uşşâkân el ele verüp reftâr ederek bu dırahtistânların zıll-ı himâyelerinde reftâr ederek gidüp murâd [u] merâmları olan yerlerin bir çemenzâr ve sâyedâr yerlerinde oturup a‘yân [u] eşrâf ulemâ ve sulehâ-yı müfessirîn ü muhaddisînler ve bizzât şeyh- 349a -ülislâmı bile bu mesîregâhlarda ba‘de'l-asr cem‘ olup mübâhase-i ilm-i şer‘îden fıkıh ferâ’iz ve sâ’ir ulûm vücûhâtlar görüp cilvelenirler, zîrâ bu şehrin erbâb-ı ma‘ârifânı çokdur. Ekseriyyâ halkı Fârisî-hânlardır. Anıniçün şu‘arâları vefret üzredir. El-hâsıl ma‘mûr u âbâdân şehirdir kim ahâlîleri garîb-dostlardır, ammâ Hazret-i Mu‘âviye'yi sevmezler derler ammâ görmedim ve anlardan Mu‘âviye isimli bir kimesne işitmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b–349a ·
metinde göster ·
… asmaları ile bu çârsû-yı hüsn sâyedâr olmuşdur kim cümle dırahtlar tertîb üzre
dikilüp
sûk-ı sultânîyi tezyîn etmişdir.
Ve cümle iki aded hâncuğazlardır. Ve cümle iki yüz aded Kal‘aönü meydânında dükkânlardır. Ekseriyyâ mutâfları ve pâypûşçuları çokdur. Ve Çârsû-yı hüsn içre gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâ sâyedâr eşcârından mâ‘adâ âbdâr ve lezîz tut dırahtları ve üzüm asmaları ile bu çârsû-yı hüsn sâyedâr olmuşdur kim cümle dırahtlar tertîb üzre dikilüp sûk-ı sultânîyi tezyîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
… hâlar ve bîd-i ser-nigûnlar ve niçe bin gûne üzüm ağaçları tertîb üzre yollarda
dikilüp
şehir içi dıraht-ı sâyedârlar ile müzeyyen olup cümle bâzâr halkı ol dırahtları …
Husûsan Çukacılar çârsûsunda ve Okçular ve Yaycılar ve Bıçakçılar ve Kılıççılar çârsûları içre yollar üzre sıra sıra dikilmiş tut ağaçları ve serâmed çınâr-ı müntehâlar ve bîd-i ser-nigûnlar ve niçe bin gûne üzüm ağaçları tertîb üzre yollarda dikilüp şehir içi dıraht-ı sâyedârlar ile müzeyyen olup cümle bâzâr halkı ol dırahtların zıll-ı himâyelerinde oturup metâ‘-ı nâdirelerin fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366a ·
metinde göster ·
… â anbâr-ı Yûsuf'un bâbların küşâde kılup du‘â ve senâ ile dörd anbâra bayraklar
dikilüp
anbâr emîni paşaya bir azîm ziyâfet edüp bir sîm eğerli ve mücevher gaddâre ve …
Ba‘dehu Melik Reyyân bu anbârları binâ ederken ömür vefâ etmeyüp merhûm oldu. Mürûr-ı eyyâm ile Hazret-i Yûsuf'a hilâfet ve nübüvvet gelüp anbârları Hazret-i Yûsuf binâ etdüği mastûrdur. Hâlâ mezkûr anbârın dördü dahi hubûbât ile her sene mâl-â-mâl olduğunda cümle ahâlî-i vilâyet ve cümle ocak ihtiyârları ve yedi bölük ağaları ve paşa ve mollâ anbâr-ı Yûsuf'un bâbların küşâde kılup du‘â ve senâ ile dörd anbâra bayraklar dikilüp anbâr emîni paşaya bir azîm ziyâfet edüp bir sîm eğerli ve mücevher gaddâre ve topuzlu bir küheylân at çeker ve bir yelkendez at çeker, üç Mısrî kîse ve üç tavâşî ve bin erdeb gılâl hedâyâ verüp hil‘at-ı fâhire ihsân olunup "İstikâmet eyle" deyü tenbîh olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216b ·
metinde göster ·
… râ’at olunup kal‘anın yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar
dikilüp
taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup …
Selîm Hân dahi Mısır'ı muhâsarada iken bu Elvâhlı bevvâblar Y 448a pes-i perdeden kal‘anın matbah kapusun ve sarâyın sâkıye kapusun açup Selîm Şâh'ı sarâya korlar ve kal‘ayı zabt ederler. Asker-i İslâm ise taşrada ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmede. Derhâl Kalavân minâresinde kuşluk vaktinde feth ezânları kırâ’at olunup kal‘anın yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar dikilüp taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup kal‘aya mâl-â-mâl olup sene (---) târîhinde kal‘a-i Mısır feth oldu, bâ-sebeb-i bevvâbân-ı kavm-i Elvâhât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b–Y448a ·
metinde göster ·